"Öcalan şimdi dini ön plana çıkartıyor"
DSP Genel Başkanı Masum Türker, Balıkesir İl Kongresi'ne katıldı. Kongre öncesinde gazetecilerin yönelttiği soruları yanıtlayan Masum Türker, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2013.03.23 11:14 - Son Güncellenme: 2013.03.23 11:14 - Siyaset - HABER MERKEZİ
"BAŞBAKAN'LA ÖCALAN'IN DÜŞÜNCELERİ ÖRTÜŞÜYORSA YENİ BİR TÜRKİYE DÜZENİ İLE KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ"
Masum Türker, Diyarbakır'da Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan'ın mesajının okunmasıyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine ülkenin bölünmeye doğru gittiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu son Nevruz olayında, geçmiş dönemlerin hatasının ne kadar pahalıya mal olduğunu herkes gördü, yaşadı. Hepimiz çocukluğumuzda 21 Mart geldiği zaman Nevruz olduğunu bilir ve bunu Bahar Bayramı olarak Türkiye'nin her yerinde kutlardık. Ancak özellikle 12 Eylül'den sonra iki tane hedef olmuştur. Bu iki hedefi gerçekleştirmek için Atatürkçülüğün içini boşaltmak yönünde bir duruş sergilenmiştir. Birincisi, daha muhafazakar bir Türkiye için bugünkü AKP'nin yolunu açacak bütün düzenlemeler yapılmıştır. İkincisi de Türkiye'nin bugünkü duruma, bölünme noktasına gelebilecek her türlü uygulama yapılmıştır. Bunları niçin yaptıklarını dün Abdullah Öcalan'ın mesajında gördük.
Kamuoyunda, 'Barış oldu, süreç güzel, dokunmayalım.' şeklinde açıklamalar yapılıyor. Ancak PKK önce parti olarak kurulmuştur. 1984 yılında Eruh'taki katliamdan sonra birileri onlara 'Bir kaç çapulcu' derken, onlar ise 'Partimizin silahlı gücü devreye girdi' diye terör örgütlerini devreye soktu. Öcalan dünkü mektubunda bunun bir 'isyan' olduğunu açık seçik bir şekilde söyledi. O'nu bu yana iten bu yapıyı hazırlayanların, bugün olmasa bile mahşerde hesap vereceklerini unutmamalıyız.
Maalesef Türkiye öyle bir noktaya getirildi ki, -bugün gazetenin birinde yazıyor- MİT Müsteşarı, Oslo'da görüşme yaparken 'Başbakanımız Tayyip Erdoğan'ın görüşleriyle Abdullah Öcalan'ın görüşleri yüzde 95 örtüşüyor' diyor. Ben bunu referandum sırasında söyledim. Bunu 5 -6 kez söyleyince Erdoğan reddetti. Diğer partiler de söyleyince, konuyu 'şerefsizlik' diye nitelemeye kadar götürdüler.
Silahların susması, bu saatten sonra kimsenin ölmemesi ve şehit verilmemesi sevindirici. Burada oturup hamaset yapabilir, başkalarının dediği gibi 'bebek katili' diyebiliriz. Ama bunu yapmak 12 Eylül döneminde Türkiye'yi bugüne mahkum edenlerin yaptığına benzer bir durum olur.
Mektubu defalarca okudum. Mektuptan önce sızan tutanakları ve BDP Genel Başkanı'nın Özgür Gündem gazetesindeki röportajını okudum. Bir cümle dikkatimi çekti. 'Asıl mücadele bugün başladı' diyor. Türkiye'yi kutlamıyor, Ortadoğu'yu kutluyor. Demek ki yeni bir yapı var. Eğer Tayyip Erdoğan ile Abdullah Öcalan'ın düşünceleri yüzde 95 örtüşüyorsa, bize açıklanmayan yeni bir Türkiye düzeni ile karşı karşıya kalacağız. Bunun da işaretini vermiş.
Abdullah Öcalan'ın mektubu dün saat 13.30'da okundu. Saat 19.00'da da ABD ve AB hemen açıklama yaptı. Açıklamada, her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını söylediler. Bu açıklamalar, 'Türkiye'nin ileride bölünmesine destek veririz' yaklaşımının ilanıdır. Bunun önünde durmanın tek bir yolu vardır. Bir ideolojiye sahip olmamız lazım.
AKİL ADAMLAR KOMİSYONU MECLİS'TE KURULURSA CENEVRE ANLAŞMASI DEVREYE GİRER
Akil Adamlar Komisyonu'nun Meclis'te seçilmesini isteyenler var. O partinin dünden bugüne kadar sesi çıktı mı? O parti daha tehlikeli bir işi istiyor. Eğer böyle olursa Cenevre Anlaşması devreye girer. Artık teröristin adı 'gerilla' olur. Herhangi bir ihtilaf durumunda senin ülkene BM'nin gelme hakkı doğar. Bunu kim istiyor? 'Atatürk'ün partisiyim' diye iddiada bulunan partinin yöneticileri.
Biz bu ülkede hiç bir zaman Kürtler'e, Rumlar'a ve Ermeniler'e karşı olmadık. Neden bir ideoloji geliştirmek zorundayız? Çünkü dün Başbakan ile Öcalan'ın konuştukları arasındaki tek farkın alanda Türk bayrağı bulunmaması olduğunu öğrendik. Başbakanın Milli Görüş gömleğini giydiği zamanlarda da yine Türk bayrağı yoktu. O günleri unutmadık. Gazetelerde hala resimler duruyor. Arapça bayraklar ve alınlarında Arapça yazılar vardı.
ERDOĞAN ABD'DE TERÖRE DESTEK VEREN LİDER OLARAK GÖSTERİLİYOR, KİMSE SES ÇIKARMIYOR
ABD'nin Chicago eyaletinde 20 adet belediye otobüsü her hafta bir şehri dolaşıyor. İslami teröre destek veren dört liderden bahsediliyor. Bu liderlerin fotoğraflarını taşıyorlar. Bu dört liderden bir tanesi de bizim başbakanımız. Bizim başbakanımıza bunu yapmalarına müsaade edemeyiz. Başbakan Erdoğan'ın koltuğuna talibim, ama bu başka, Türkiye'nin statüsüne sahip çıkmak başka. Bu cesareti şu anda bizim partimizden başka kimse göstermiyor. Tayyip Erdoğan bir zamanlar Siirt'te bir konuşma yapmıştı. Tamam, 'Camiler kışla, minareler süngü, müminler asker' demiş olabilir. Ama bu, ülkenin Başbakanı'nın teröristlere destek verdiği anlamına gelmez. Yarın öbür gün Amerika'ya giden, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan herkese o gözle bakarlar. Bu duruma üzülüyorum. Başbakan'a bu konuda sadece ben sahip çıkıyorum. Hiçbir gazete, dergi, bakan ve AKP'li sahip çıkmıyor, konuyu gündeme getirmiyor. Hiçbir AKP'li ABD'ye gidip tedbir almıyor. AKP'lilerin sahip çıkmadığı bir konuda Tayyip Erdoğan'a ben sahip çıkıyorum. Tayyip Erdoğan bana muhtaç kaldıysa vay haline O'nun. Demek ki O'nun etrafındaki herkes boş. Bu Türkiye'nin nasıl idare edildiğini de göstermektedir.
ÖCALAN ŞİMDİ DİNİ ÖN PLANA ÇIKARTIYOR
Son yaşananlar, Başbakan Erdoğan'ın milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söylemesinin gerçek nedenini ortaya çıkarmıştır. Dün yaşananları hem AKP taraftarları, hem PKK'lılar ikinci Cumhuriyet'in yeniden ilanı olarak görüyorlar. İkinci Cumhuriyet'in yeniden ilanında, halkların etkin olduğu bir yapı yok. Nitekim Abdullah Öcalan, 'Bin yıldır beraberiz, tek ortak yanımız aynı İslam bayrağı altında olmamızdır' diyor. Şimdi dini ön plana çıkartıyor. Bu Türkiye'nin yarısının nasıl yeniden işleneceğini gösteren bir yapıdır."