NUR BATUR'DAN KALICI BARIŞ FORMÜLÜ
Bursa'da düzenlenen Balkan Ülkeleri Medya Forumu'nda konuşan Sabah Gazetesi yazarı Nur Batur, "Almanya-Fransa yıllarca savaşıp daha sonra ortak çıkarlarda buluşabildiyse, Türkiye ve Yunanistan da aynısını yapabilir" dedi.
2011.05.02 17:30 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Bugün gelinen noktada, demokratik barış teorisinin Avrupa'da başarıya ulaştığını ifade eden Batur, "56 yıldır Avrupa öyle bir noktaya geldi ki, artık kimse savaşı düşünmüyor. Demokrasi, insan hakları ve ekonomik ortak çıkarlar doğrultusunda Avrupa'da barış oluşturulabildi" diye konuştu.
Türk-Yunan yakınlaşması başladığı zaman, hep Fransa-Almanya modeli üstünde durulduğunu belirten Batur, şunları söyledi:
"Almanya-Fransa yıllarca savaşıp daha sonra ortak çıkarlarda buluşarak barış ve iş birliği yolunu açabildiyse, Türkiye ve Yunanistan'da aynısını yapabilir. Avrupa Birliği, soğuk savaştan sonra eski doğu bloku ülkelerini içine alarak bugün 27 ülkeye ulaştı. Gerçekten demokratik barış teorisinin başarıya ulaştığı bir platform, dünya coğrafyası haline geldi. Balkanlar'a baktığımız zaman, ne yazık ki aynı tabloyu göremedik. Soğuk savaşın ardından demokratik barış teorisinin uygulandığı ilk alanlardan birisi belki Balkanlar idi. Orta Asya coğrafyasında Sovyetler'in dağılmasının ardından birçok bağımsız ülke oluştu, fakat demokrasiden tam anlamıyla söz etmek mümkün değil. Balkanlar'da ise giderek daha güçlenen demokratik geleneğin yerleşmeye başladığını görüyoruz. Çok yakın tarihte Bosna çok kanlı bir sınav geçirdi. Bugün gelinen noktada çok ciddi köprüler oluşmaya başladı. Bunun en büyük örneği Türkiye-Yunanistan ilişkileri. Kardak krizinde iki ülke savaşın eşiğinden döndü. Her an bir silah patlayabilirdi, bir savaş gerçekten bütün bölgeyi sarabilirdi. Sonrasında yaşanan ikinci büyük krizde, Türkiye Yunanistan ilişkilerinin dibe vurduğunu görüyoruz. O noktada demokrasilerin ve halkların devreye girdiğini hissettim. Demokratik ülkelerde halklar savaş istemiyor. Onun için siyasiler ister istemez belirli bir inisiyatif almak ve diyalog başlatmak mecburiyetinde kalıyor. 1999 ve 96 krizinde halkların savaş istemediği çok net bir şekilde ortaya çıktı".
"SİYASİLER ÇOK CESUR ADIMLAR ATTI"
Siyasilerin gerçekten çok cesur adımlar attığını ve inisiyatif aldığını anlatan Batur, şu görüşleri dile getirdi:
"Diyalog köprüsü kurdular. O gün aslında uygulanan stratejinin temeli, siyasi meseleleri dondurmak, daha sonra bunları çözecek bir siyasi ve ekonomik atmosfer oluşturmaktı. Siyasi ve askeri diyalog kuruldu. Daha sonra ekonomik ve sosyal alanda müthiş bir yakınlaşma başladı. İşte o noktada medyanın rolü çok büyüktü. İki ülkede de milliyetçi medyadan söz etmek mümkün. Eğer medya milliyetçi akıma kapılsaydı buralara gelemezdik. O milliyetçi akımın içerisinde ortak çıkarların barıştan geçtiğini düşünen medya mensupları bir araya geldik ve o yolu açabildik. Bugün Türk-Yunan ilişkilerinde meseleler çözülmese de, gelinen noktayı ben hala başarılı olarak görüyorum. Bugün artık Türkiye ile Yunanistan arasında savaş olabileceğini düşünmek çok zayıf bir ihtimal. Kimse savaşı istemiyor, ama sorunlarda çözülmüş değil. Ekonomik ve ticari ilişkilere baktığımız zaman 1999 yılında 400 milyon dolar olan ilişkiler bugün 3 milyar dolara ulaşmış durumda".
"BALKAN ÜLKELERİ ARASINDA 20 YIL ÖNCEKİ ATMOSFER YOK"
Balkanlar'da da aynı atmosfere ihtiyaç olduğunu söyleyen Batur, "Bugün Balkan ülkeleri arasında 20 yıl önceki atmosfer yok. Burada medyanın çok büyük rolü var. Ortak çıkarların olduğunu vurgulayacak bir strateji uygulamak ve o üslubu geliştirmek gerekiyor. Bunun temelleri sadece barış değil ortak çıkarlar. AB'nin kurulduğu dönemde nasıl Fransa ve Almanya ortak çıkarlarda buluşup, medya bunu desteklediyse, aynı şekilde Balkanlar'da da medyanın bu rolü oynayabileceğini düşünüyorum. Balkanlar'da kalıcı barışın tesis edilmesinin, AB çatısı altında olabileceğini, Avrupa'nın kurulduğu temeller üstünde kurulabileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.