Normal doğum neden korkulu rüya haline geldi?

Normal doğum neden korkulu rüya haline geldi?

Sağlık Bakanlığı tarafından kadınları normal doğuma teşvik etmek amacıyla başlatılan kampanyalar ile sezaryen oranı aşağı çekilmeye çalışılıyor. Peki kadınlar arasında yaygınlaşan normal doğum korkusu nereden çıktı? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Öğr.Gör. Yusuf Olgaç'a göre bu korkunun en büyük nedeni bilinçsizlik

2018.03.30 08:53 - Son Güncellenme: 2018.03.30 08:53 - Sağlık - HABER MERKEZİ
A
Normal doğum neden korkulu rüya haline geldi?

Her insanın parmak izi gibi kendine özgü bir doğum anı olduğunu belirten Şişli Florence Nightingale Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Dr. Öğr. Gör. Yusuf Olgaçdoğumu şöyle tanımlıyor:" İnsanoğlu var olduğu günden beri milyarlarca kez yinelenen ama aslında her biri diğerlerinden çok farklı eşsiz bir mucize."

"Mucizeler kolay gerçekleşmez, bir anda oluvermezler" diyen Dr.Öğr.Gör. Yusuf OIgaç neden son zamanlarda normal doğumun kadınlar için korkulu bir rüya haline geldiği sorusuna karşılık bu mucizenin süreçlerini sıraladı ve süreç boyunca kadınların en çok tedirgin olduğu durumlara açıklık getirdi.

Sancısız ve acı çekmeden normal doğum mümkün mü? İşte cevabı:

DOĞUM SANCISI NEDİR?

"Sancı kelimesi dudaktan çıkar çıkmaz  birçok kadın için endişe ve korkuya davetiye yolluyor. Sözlüklerde hastalık durumunda iç organlarda batar veya saplanır gibi duyulan, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı olarak tanımlanıyor. Doğum ise yeni bir bebeğin dünyaya geliş olayı olarak yer alıyor aynı sayfalarda. Aslında yanıt da bu tanımlarda saklı. Doğum bir hastalık değil dolayısıyla gebe de hasta değil. Öyleyse doğumda acı çekmek kader olmamalı.

'KURTARMA AMELİYATI ZAMANLA SUİSTİMAL EDİLDİ'

Var oluştan beri olan bu süreçte bazen anneler bazen bebekler doğumlarda yaşamını kaybetti. İnsanoğlu bu kayıplara karşı çare aradı ve çözümü sezaryende buldu. Yıllar içinde ameliyatlarda çok yüksek kayıp oranları olsa da 1960'lı yıllar ve sonrasında hem cerrahi tekniğin hem de anestezi yöntemlerinin hızla gelişmesi ile birçok anne ve bebeğin hayatta kalması sağlandı. Ancak bu çok özel 'Kurtarma Ameliyatı' ne yazık ki zamanla suistimal edilmeye başlandı. Aslında çok ciddi bir karın ameliyatı olan sezaryen ağrısız bir doğum yöntemi olarak görülmeye başlandı. Tarlada çalışırken doğum yapan ve sonra işine devam eden kadın figürü aşağılanırken sezaryen ile doğum yapan modern dünya kadını yüceltildi. Bir sorun olduğunda 'Neden sezaryene almadın?' diye soruldu hekimlere ama 'Neden normal doğum yaptırmadın?' diye kimse suçlamadı. Hekim içinde güvenli limandı sezaryen. Ancak her hızlı yükselişin hızlı bir çöküşü olması da kaçınılmazdır. Tekniği ilk uygulayan Batı ülkelerinde sezaryen sonrası anne ve bebeklerde görülen ciddi sorunlar doğala dönüşü sağladı. Malesef daha az gelişmiş ülkelerde bu salgın hastalık halen devam ediyor. Anneler hekimleri, hekimler sağlık sistemini, sistem çalışanları suçlamaya başladı ve doğum konusunda bir kaos ortaya çıktı.

KORKUNUN SEBEBİ DENEYİMSİZLİK VE BİLGİ EKSİKLİĞİ

Korkunun temelinde deneyimsizlik ve bilgi eksikliği vardı. Korku bulaşıcıydı hatta anneden kızına geçiyordu. Doğuma müdahalelerin başladığı dönemde mahremiyetin olmadığı doğumhanelerde, suni sancıyla, vajinal kesilerle ve psikolojik travmalarla doğum yapan günümüz anneanneleri, kızlarının da aynı kötü anıları olmasın diye onları kendi elleri ile daha tehlikeli bir doğum şekline yönlendirildi. Kulaktan kulağa yayılan korkulu doğum hikayelerinde ya komşunun kızı günlerce sancı çekmiş ya da internette karşılaşılan bir gebenin bebeği kanalda sıkışmış, vakumla çekilmiş bebek günlerce yoğun bakımda kalmıştı. Kötü olan ilgi çekiciydi ve büyüyerek yayılıyordu.
 

NE ZAMAN SEZARYEN DOĞUM KAÇINILMAZ OLUR?

Korku insan vücuduna geldiği zaman en ilkel mekanizmamız işler ve direksiyona adrenalin hormonu geçer. 'Savaş ya da kaç' hormonudur adrenalin. Nefesler sıklaşır, terlemeye başlar, tüm kan kol ve bacaklara hücum eder çünkü düşmana karşı güç gerekir. Daha doğumun başlamadan yorulmaya başlayan gebe süre uzadıkça panik ve stres yaşar. Kanlanması azalan her organda olduğu gibi rahimde de ağrı başlar dolayısıyla her kasılma ağrıya yani sancıya dönüşür.

Stres-korku-ağrı üçgeninden kurtulamayan gebe vücutta istemli kontrol edebildiği tüm kasları kasar. Dolayısıyla rahim kasları birlikte çalışmak yerine birbirini engellemeye başlar ve doğumun ilerleyişi yavaşlar. Bu çıkmazdan kurtulmak için artık sezaryen kaçınılmaz olur.

SANCIYI AZALTMANIN FORMÜLÜ: SAKİNLİK

Tabii ki doğumlarda hiç ağrı olmuyor demek pek doğru olmaz. Ama günümüz insanı doğada pek çok güzelliğe yaptığı müdahaleyi doğumlardan da esirgemedi. Oysa kendiliğinden başlayan ve müdahalesiz ilerleyen bir doğumda anne kendi bedenine güveniyor, korkularının bedenine etki etmesine izin vermiyor, çevresinden yeterli desteği alabiliyorsa kendi mucizesine güvenle yol alıyor demektir. Gelen her kasılmayı huzurla karşılayıp gevşeyebilen ve bedenine direnmeyen aksine onunla beraber hareket eden bir anne için doğum kasılmaları çok şiddetli olmayabilir.

Derin gevşeme işte burada devreye girer. Gebe hipnoz altında gibi vücudu ile uyumlu hareket etmeye başlar. Rahatlar ve kaslarının uyumlu çalışmasına olanak sağlar. Panik olmadan alınan her nefes hem ağrıları azaltır hem bebeği besler. Böylelikle bebeğin anne teni ile buluşması ile birlikte en ufak bir ağrı zerresi bile kalmadığına; endişenin sevince; yorgunluğun canlılığa ;mağlubiyet hissinin başarma sevincine ve gurura dönüştüğüne hemen her doğumda şahitlik ediyoruz.

NORMAL DOĞUMLA BARIŞMANIN ZAMANI GELDİ

9  ay gibi uzun bir sürede anne adayları kendilerini bu anlara çok iyi hazırlayabilirler. Bu hazırlığın ilk adımı doğru bilgiler. Neyse ki artık birçok devlet hastanesinde bile gebe okulları ile bu eğitimlere ücretsiz olarak ulaşılabiliyor. Derin gevşeme tekniklerini alışkanlık haline getirebilmek ise birkaç haftalık eğitim ile sağlanabiliyor. Aktif doğum pozisyonları, hipnoz, masajlar, psikoterapi, aromaterapi, suda doğum gibi bir çok destekleyici yöntem genellikle doğum ağrılarında yeterli oluyor. Bunların dışında ağrı kesici ilaçlar ve epidural anestezi de ihtiyacı olan gebeler için alternatif olarak birçok merkezde güvenle kullanılıyor.

Sonuç olarak doğurtulmayı bekleyen korkulu bir hasta olmaktansa doğuma aktif katılan ve kendine güvenen, hekimi ile doğru iletişim kuran bir gebe olmak mutlu bir doğumun anahtarı oluyor."

Diğer Sağlık ve Beslenme Haberleri için tıklayın


2018.03.30 08:53 - Son Güncellenme: 2018.03.30 08:53 - HABER MERKEZİ
A