Netanyahu'dan İran çıkışı: "Gerekirse tek başımıza harekete geçeriz"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile İran arasında diplomatik temaslar sürerken Tahran'ın nükleer programına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Netanyahu, İsrail'in güvenliği söz konusu olduğunda tek başına hareket etmekten çekinmeyeceklerini söyledi.
2026.08.06 09:44 - Son Güncellenme: 2026.08.06 09:44 - Dünya - AA
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te düzenlenen bir törende yaptığı konuşmada İran'ın nükleer faaliyetlerini hedef alan dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl'in büyükanne ve büyükbabasının naaşlarının yeniden defnedildiği törende konuşan Netanyahu, İran'ın nükleer silah geliştirmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.
Netanyahu, İran Devrim Muhafızları Komutanı'nın nükleer programın sürdürüleceğine yönelik açıklamalarını hatırlatarak, İsrail hükümetinin bu konuda taviz vermeyeceğini ifade etti. Başbakan, ülkesinin güvenliği için gerekli görülen tüm adımların atılacağını belirtti.
"İsrail'in güvenliği pazarlık konusu olamaz"
Konuşmasında ABD ile İsrail arasındaki yakın ilişkilere de değinen Netanyahu, Washington yönetimi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'in en önemli müttefikleri olduğunu söyledi. Buna karşın İsrail'in ulusal güvenliğinin hiçbir uluslararası müzakerenin parçası olamayacağını dile getiren Netanyahu, ülkesinin geleceğini korumak adına gerektiğinde tek taraflı adımlar atabilecekleri mesajını verdi.
Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında nükleer dosya başta olmak üzere çeşitli başlıklarda diplomatik görüşmelerin devam ettiği bir dönemde geldi.
Trump: "Görüşmeler olumlu ilerliyor"
ABD Başkanı Donald Trump ise daha önce yaptığı değerlendirmede, Amerikan ve İranlı yetkililer arasındaki temasların olumlu bir seyir izlediğini açıklamıştı. Tarafların bir anlaşmaya varma konusunda istekli göründüğünü belirten Trump, sürecin sonucunun atılacak somut adımlarla belli olacağını ifade etmişti.
Netanyahu'nun açıklamaları, diplomatik müzakerelerin sürdüğü süreçte İsrail'in İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik sert tutumunu bir kez daha ortaya koyarken, Orta Doğu'da güvenlik ve bölgesel gerilim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.