Necati Kartal'dan Türkiye'deki basının analizi
Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen ve Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde Eskişehir'de düzenlenen Türk Dünyası Basın Şurası'na katılan Bursada Bugün Genel Koordinatörü Necati Kartal Türkiye'deki basının tarihi ve basına duyulan güven endeksiyle ilgili sunum yaptı.
2014.04.04 17:16 - Son Güncellenme: 2014.04.04 17:29 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen ve Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde Eskişehir'de düzenlenen Türk Dünyası Basın Şurası'na katılan Bursada Bugün Genel Koordinatörü Necati Kartal Türkiye'deki basının tarihi ve basına duyulan güven endeksiyle ilgili sunum yaptı. 30 ülkeden 350 gazetecinin katılımıyla yapılan toplantıda Osmanlıdan günümüze basın tarihini anlatan Kartal, 1970'lerde gazetecilik alanında önemli teknik gelişmelerin görüldüğünü ifade etti.
İşte Necati Kartal'ın yaptığı sunum:
Ülke çapında yayınlanan birçok gazete renkli ofset basıma geçti. Renkli, resimli magazin ekleri veren gazeteler yaygınlaştı. Özellikle 1980 sonrasında bulvar gazetelerinin tirajında büyük artışlar görüldü. Gene bu yıllarda Türk basınında tekelleşmeye doğru bir gidiş başlandı. Bugün günlük basının yüzde 85'i büyük sermaye gruplarının elinde bulunmaktadır. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, Türkiye'de 55 yaygın, 23 bölgesel, 2 bin 381 yerel olmak üzere toplam 2 bin 459 gazete; 2.522 dergi ve 1.043 bülten bulunuyor. 27 ulusal, 16 bölgesel, 215 yerel olmak üzere toplam 258 televizyon mevcut olup, bunların 65'i kablo ve 92'si uydu üzerinden yayın yapıyor. 36 ulusal, 100 bölgesel, 951 yerel olmak üzere toplam bin 87 adet de radyo kanalı buluyor. Türkiye'de basın kartı sahibi olan gazeteci sayısı ise 8.128'i göreve bağlı, 4.921'i sürekli, 192'si Basın Şeref Kartı, 88'i ise Serbest Basın Kartı olmak üzere 13.329 sarı basın kartlı gazeteci bulunmaktadır. Bu da sektörde çalışan gazeteci sayısının anca yüzde 5'ini oluşturmaktadır. Ülke genelinde hizmet veren 24 haber ajansı var. Üniversiteler bünyesinde bu alanda eğitim veren 78 iletişim fakültesi ve bu fakültelerde yaklaşık her yıl 15 bin civarında öğrenci eğitim görüyor.
BASININ GERÇEK DURUMU
Değerli konuklar; Türki Cumhuriyetlerden ve Topluluklarının sunumlarında dikkatimi çeken şeylerden biri, Türkiye'de ki basının çok geliştiği, finansmanını reklamlardan ve okuyucudan sağladığı ve özgürlüğü üzerine yapılan vurgular oldu.
Teknolojik özelliklerini kabul ediyorum, ama oradaki basına göre göreli bir özerkliği ve reklam fazlalığı olmasına karşın, Türkiye'deki basın dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını söyleyebilirim.
Bugün; hem gazeteciler, hem de sektör açısından durumun hiçte iç açıcı değildir.
TÜİK 2013 raporundan başlarsak; bugün üniversite mezunları arasında mesleğinde işsiz kalma oranında en yüksek olan kesim maalesef gazetecilerdir. Ülke genelinde yüzde 9 olan işsizlik oranı, gazetecilerde minimum yüzde 20 dolayındadır.
Yine Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) son rapora göre, ülkemizde geçen yıl hapse giren gazeteci sayısı 40. Türkiye'nin bu konuda yer aldığı bölümdeki ülkeler; İran, Çin, Eritre, Vietnam, Suriye, Azerbaycan, Etiyopya, Mısır, Özbekistan. Bu da ekonomide 17.ci sırada olan ülkemizin, basın hakları ve demokrasi alanında kaçıncı sırada olduğumuzun bir kanıtıdır.
Yine gazetecilik en stresli meslekler olan, askerlik, itfaiyecilik, polislik, pilotluk gibi mesleklerin arasında yedinci, foto muhabirliği ise listede altıncı sırada.
Tarım ve merdiven altı işletmeler dışında sendikasızlığın ve güvencesizliğin en egemen olduğu yer, yine basın sektörü...
SANSÜR ARTIYOR
Son yıllarda teknolojinin gelişimiyle de hız kazanış olan ve konvansiyonel medyayı çok daha aşmış okuyucu kitlesine sahip, içinde çok sayıda basın mensubunu barındıran İnternet medyası çalışanları hala yasal olarak gazeteci sayılmamakta, hiçbir hakkını kullanamamaktadır. Yine son on yılda gazeteciler üzerinde baskı çok yoğun düzeye çıkmış, İşsiz gazeteci sayısı artmış, temel hak ve görev sayılan eleştiri hakkı neredeyse suç sayılmaya başlamıştır. Sansürde ise, Abdülhamit ve darbeler dönemini geride bırakan uygulamaları yaşamaya başlamış, buna bağlı olarak, iş ve yaşam korkusundan dolayı oto sansür gazetecilerin refleksi halini almıştır. Basın yayın alanındaki ahlaki ilkeler terk edilmiş, ilkesizlik ve her türlü manipülasyon ana yayın politikası haline getirilmiştir. Medya patronlarının ucuz insan malzemesiyle çalışma talebi, niteliksiz yayınların artmasını sağlamış, sektörün bilgi birikimi ve hafızası silinmeye başlamıştır. Reklam veren sermaye ve çoğu kamu alanından gelen reklamlar, gazete ve tv'lerin yayın politikalarını teslim almış, halkın haber alma hakkı rafa kalkmış, tamamen onların inisiyatifine terk edilmiştir. Yine özel kanuna tabi -polis, asker, itfaiye, maden, ağır sanayi vb.- sektörlerde çalışanların tümü, o sektörün yasasıyla çalışırken, bir tek medya sektöründe çalışanların yüzde 80'i basın kanunun dışındaki yasalarla çalışmaktadır.
BASINA GÜVEN ENDEKSİ
Son olarak sizlere AC Nielsen grubunun "basında güven endeksi" konusunda yaptığı bir araştırmayı aktarmak istiyorum.
1- Resmi makamlar medyalara sansür uygulamakta mıdır? Evet: yüzde 70.2, Hayır: yüzde 16.9
2- Gazete sahipleri, haber ve yorumlara müdahale etmekte midir? Evet: yüzde 78.4, Hayır yüzde 10
3- Medyalar bazı haberleri çarpıtarak, işine geldiği gibi yayınlamakta mıdır? Evet: yüzde 90, Hayır: yüzde 4.4
4- Medyalar bazı haberleri, yansıtmayarak kamuoyundan gizlemekte midir? Evet: yüzde 84.2, Hayır: Yüzde 8.6
5- Sizce medyalar siyasette taraf tutan bir yaklaşım içinde midir? Evet: yüzde 79.2, Hayır: yüzde 9.9
6- Medya patronları, sahip oldukları medya organlarını, kendi çıkarlarını ilerletmek için kullanmakta mıdır? Evet: yüzde 86.1, Hayır: yüzde 3.8
7- Türkiye'de bugünkü medyaların tutumundan ne ölçüde memnunsunuz? Hiç Memnun Değilim: Yüzde 32.5, Memnun Değilim: Yüzde 25.7, Çok Memnunum: Yüzde 0.5, Memnunum: Yüzde 11.7
8- Medyalarda yer alan haberlere ne ölçüde inanıyorsunuz? Kesinlikle İnanmıyorum: Yüzde 15.0, İnanmıyorum: Yüzde 24.3, Kesinlikle İnanıyorum: yüzde 1.2, İnanıyorum: yüzde 12.1
Anket ve yukarıdaki açıklamalarımdan görüldüğü gibi; Türkiye'deki basının önünde hem yapısal, hem de psikolojik-ben buna imaj diyeyim- çok önemli problemleri var.
Özlük hakları ve çalışma güvencesi, idari baskı, sansür ve oto sansür başta olmak üzere, BYEGM, BİK, Federasyonlar bir araya gelerek Türk Basınını yeniden yapılandırmaya gitmesi gerekmektedir.
İLGİLİ GALERİ