Nafakada yeni dönem mi başlıyor? AYM kararının bilinmeyen detayı
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesinin ardından yoksulluk nafakasının geleceğine ilişkin tartışmalar sürüyor. Kararın yoksulluk nafakasını tamamen ortadan kaldırmadığını belirten Av. Ceren İlgen Altuntaş, düzenlemenin hukuki ve toplumsal boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2026.10.02 12:50 - Son Güncellenme: 2026.10.02 12:51 - Bursa Bölge - YUSUF OSMAN İMAN
YUSUF OSMAN İMAN / BURSADA BUGÜN
Bursa'da boşanma sonrası yoksulluk nafakasına ilişkin AYM kararının kamuoyunda "yoksulluk nafakası tamamen kaldırıldı" şeklinde yorumlanmasının doğru olmadığını belirten Altuntaş, "Anayasa Mahkemesi yoksulluk nafakasını yürürlükten kaldırmamıştır. İptal edilen husus kanundaki 'süresiz olarak' ifadesidir" dedi.
KARAR 30 HAZİRAN 2027'DE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK
Altuntaş, kararın hemen yürürlüğe girmeyeceğini belirterek, "Karar derhal yürürlüğe girmeyecek olup, yasal düzenleme yapılması amacıyla 30 Haziran 2027 tarihine kadar yürürlüğü ertelenmiştir" ifadelerini kullandı.
Daha önce verilmiş ve kesinleşmiş nafaka kararlarının durumuna da değinen Altuntaş, "Bu süreçte daha önce verilmiş ve kesinleşmiş nafaka kararları bakımından kazanılmış haklar korunmakta, mevcut kararlar kendiliğinden ortadan kalkmamaktadır" dedi.
![]()
Altuntaş, AYM kararının çocukların bakımına yönelik iştirak nafakasını kapsamadığını belirterek, Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesindeki düzenlemelere de dikkat çekti.
"Yine TMK m. 176 uyarınca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkmakta; fiilen evliymiş gibi yaşama veya yoksulluğun ortadan kalkması durumlarında ise mahkeme kararıyla kaldırılabilmektedir" diyen Altuntaş, mevcut hukuki düzenlemelerdeki ayrımların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
"YOKSULLUK NAFAKASI BİR CEZA VEYA ÖDÜL DEĞİL"
Bursa'da boşanma sonrası ekonomik dengelerin de önemli bir hukuki ve toplumsal konu olduğunu belirten Altuntaş, yoksulluk nafakasının amacının evlilik birliğini zedelemek veya boşanmaları özendirmek olmadığını söyledi.
Altuntaş, "Amaç, evlilik birliği sonlandığında tarafların mağduriyet yaşamasını engellemektir" ifadelerini kullandı.
Yoksulluk nafakasının niteliğine ilişkin değerlendirmede bulunan Altuntaş, "Yoksulluk nafakası bir ceza veya ödül değil, evlilik süresince ortak hayata katkı sağlayan, ev içi bakım emekleri nedeniyle iş hayatından ve mesleki gelişimden uzak kalan tarafın --ki uygulamada sıklıkla kadınların-- boşanma sonrası ani bir ekonomik yıkımla karşılaşmasını önleyen sosyal bir dengeleme mekanizmasıdır" dedi.
Altuntaş, toplumsal adalet açısından taraflardan birinin boşanma sonrasında tamamen güvencesiz ve çaresiz kalmamasının önemine işaret etti.
"TBMM'NİN ÖNÜNDE KRİTİK BİR SORUMLULUK BULUNUYOR"
Yapılacak yeni yasal düzenlemenin önemine dikkat çeken Altuntaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) önünde önemli bir sorumluluk bulunduğunu ifade etti. "Yasal düzenleme yapılmadan veya belirsiz ifadelerle geçiştirilecek adımlar, yargıda uygulama birliğini bozarak hem erkek hem kadın tarafında ciddi mağduriyetlere yol açabilir" diyen Altuntaş, yeni düzenlemenin belirli kriterler üzerinden şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Altuntaş, "TMK'da yapılacak yeni düzenlemenin, katı ve maktu süre sınırları yerine; evlilik süresi, tarafların yaşı, çocuk sayısı, çalışma imkânları ve evlilik süresince yapılan fedakârlıkları dikkate alan esnek ve somut kriterlere dayanması şarttır" ifadelerini kullandı.
"DENGELİ ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİ"
Bursa'da da boşanma sonrası tarafların ekonomik durumlarının nasıl düzenleneceği konusunda yapılacak yeni yasal düzenlemenin önemli olduğunu belirten Altuntaş, tarafların haklarının birlikte gözetilmesi gerektiğini söyledi.
"Aileni ve bireyi koruyan adil bir hukuk düzeni; bir tarafı mağdur etmezken, diğer tarafı da ömür boyu belirsiz bir yük altında bırakmayan dengeli çözümler üretmelidir" diyen Altuntaş, yeni düzenlemenin sosyal devlet ilkesi doğrultusunda hazırlanması gerektiğini belirtti.
Altuntaş, AYM kararının yürürlüğe gireceği tarihe kadar yapılacak düzenlemenin önemine dikkat çekerek, "Kararın yürürlüğe gireceği tarihe kadar yapılacak kanuni düzenleme, hem yargıdaki yanlış uygulamaların önüne geçmeli hem de sosyal devlet ilkesi gereği kimsenin mağdur edilmeyeceği bir hukuki güvence sunmalıdır" ifadelerini kullandı.