Naci Görür'den özel açıklama: Bursa depreme dirençli hale nasıl gelir?

Naci Görür'den özel açıklama: Bursa depreme dirençli hale nasıl gelir?

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 25 yıl geçti. Peki, bu süreçte Türkiye ve Bursa depreme dirençli hale geldi mi? Türkiye'nin ve Bursa'nın en riskli bölgeleri neresi? Bilim Akademisi Kurucu Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür Bursada Bugün'e özel yaptığı açıklamalarında merak edilenleri cevapladı.

2024.08.17 18:20 - Son Güncellenme: 2024.08.17 18:51 - Bursa Bölge - SİBEL ÖZTOPÇU
A
Naci Görür'den özel açıklama: Bursa depreme dirençli hale nasıl gelir?

SİBEL ÖZTOPÇU / BURSADA BUGÜN 

17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02'de, 45 saniye süren Kocaeli merkezli depremin üstünden 25 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 16 milyon insanı etkileyen depremin 25. yıl dönümünde depreme dayalı yapılan çalışmaların ciddi anlamda yetersiz olduğunu söyleyen Bilim Akademisi Kurucu Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, "Yapılması gerekenlerin yanında yapılan şeyler bir küsürat mertebesinde" dedi. 

"YAPILAN İŞLER ÇOK AZ"

Bilim Akademisi Kurucu Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür Bursada Bugün'e özel yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: 

Türkiye muhakkak bir yol aldı ama deprem dirençli kentler oluşturmayı, depremde büyük yaralar almamayı, halkını depremden büyük ölçüde korumayı henüz beceremedi. Doğrusu bu yolda henüz başardığı bir şey yok. Kocaeli depreminden sonra aşağı yukarı 25 sene geçti. Biz 25 sene önce Marmara'nın depreme hazırlanması gerektiğini söyledik. İstanbul, Bursa depreme nasıl hazırlanır, bir kent depreme nasıl hazırlanır onları anlattık. Ama bu becerilemedi. Kurumsal olarak, valilikler, belediyeler, hükümet kendi ölçüsünde bir şeyler yaptı ama bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman yapılanlar çok az. İstanbul'u Bursa'yı Marmara Depremi'ne hazırlamak için yapılanlar faydalı evet çünkü yapılan hiçbir şey zararlı olmaz ama yeterli değil. Yapılması gerekenlerin yanında yapılan şeyler bir küsürat mertebesinde.

"HİÇBİR YER DEPREME HAZIR DEĞİL; ALLAH'A EMANET GİDİYORUZ"

Bir de illeri depreme hazırlıyoruz diye yanlış işler yapıyorlar. Daha çok vitrine oynanıyor. Siyaset adı altında daha fazla kendini gösterme, oy toplama, taraftar kazanma şeklinde yatırımlar oluyor. Onlar da kardan çok zarar getiriyor. İnsanlar arasında, ev sahibi ile kiracı arasında, belediye ile vatandaşlar arasında problemlere neden oluyor. Yapı stokunu depreme hazırlamak için inceleme yapan yerel yönetimler vatandaşla karşı karşıya geliyor. Çünkü vatandaş evinin çürük çıkmasını ve evinin yıkılmasını istemiyor. Eğer evim yıkılırsa benim yeni bir ev için param yok diyor veya beni buradan gönderecekler diyor. Yani halkta işi tam anlamış değil, belediye de doğru dürüst ne yapacağını bilmiyor, hükümette bazen kararsız. Bazen hükümet ile belediye çatışıyor. Yani kaotik bir ortam söz konusu. Dolayısıyla hiçbir yer depreme hazır bir halde değil. Allaha emanet gidiyoruz.

"KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ RANTSAL DÖNÜŞÜME ÇEVİRDİLER" 

Vatandaşta deprem bilinci hiç yok. Halkta müteahhit gibi nemalanmak istiyor yani belli bir arsası varsa onu daha fazla elinden çıkarmak istiyor veya hükümet bir yer yapacaksa deprem güvenli olanı kabul etmeyip daha fazla getirisi olsun diye yanlış yerler seçiyor. Müteahhitlerle anlaşmaya çalışılıyor, işin içine rant giriyor. Durum öyle bir hal aldı ki müteahhitlik projesine dönüştü. Kentsel dönüşümde niyet iyi ama uygulama kötü ve rantsal dönüşüme döndü. Ancak bu işin amacı insanlarımızın ölmemesi, herhangi bir depremi minimum bir hasarla atlatmak. Dünyada deprem dirençli kentlerde durum öyle. Bizde ki gibi büyüklükte depremler olsa bile oralarda 5-10 kişi tesadüfen ölüyor. Biz ise 10 binler, 20 binler, 50 binleri bir gecede toprağa veriyoruz. Bu da bize yakışmıyor. Dünya devletleri bizi küçümsüyor, çıkarcı bir toplum olduğumuzu zannediyorlar. Bu intibayı vermemiz lazım. Hükümetiyle, yerel yönetimiyle, halkıyla deprem dirençli alanları yapmak için iş birliği yapmamız lazım. 

"DEPREM SİYASET ÜSTÜ BİR KONUDUR"

Depremi bile siyasete sokarsanız bu işten hiçbir fayda alamayız. Depremin kendisi siyaset veya siyasi görüşün farkında değil. Çünkü göçüklerin altında CHP'li de ölüyor, AK Parti'li de ölüyor, MHP'li de ölüyor. Devletin en önemli görevini yerine getirmesi gerekiyor. Halk ta burada gözetim ve denetim görevini üstlenmeli. Hiçbir siyasi düşünceye bağlı olmadan sırf insan olduğumuz için bunu yapmalıyız. Kendi insanımız depremden zarar görmesin diye bunu yapmalıyız. Bilim dünyası duyguyla idare edilmez. O görüşü, bu görüşü, ağlama duygusunu görmez. Bilim somut gerçeklerle ilgilenir.

"TEK ÇÖZÜM KENTSEL DÖNÜŞÜM DEĞİL"

Yerel yönetimlerin çoğu kentleri depreme hazırlamalıyız deyince sadece kentsel dönüşümle işin içerisine giriyorlar. 300 ev yapacağım 500 ev yapacağım, kırmızı ev yapacağım, yeşil ev yapacağım diyorlar. Sanki kentsel dönüşüm depremin çözümüymüş gibi, deprem zararlarının çözümüymüş gibi davranıyorlar. Halka doğruyu söylemiyorlar. Kentsel dönüşüm bir kenti depreme tümüyle hazırlamaz. Örneğin güneydoğuda ki illerde havaalanı yok, yol yok, kanalizasyon yok, doğalgaz yok, iletişim yok, her yeri kanserojen malzemeler sarmış, çevre kirliliği var, ekosistem çökmüş, çalışamıyorlar, ekmek yok para yok. Dolayısıyla insanlar oralarda yaşamayı seçmiyor. Ancak bir kentte yaşayabilmek için o kenti bütün fonksiyonları ile hazırlamak lazım. Bir kenti depreme hazırlamak için; yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem, çevre ve ekonomiyi depreme hazırlamak lazım. Bunlar sadece yapı stokuyla gösteriş yapıyor. Bu durumda bu ülkeyi deprem dirençli hale nasıl getiririz onu kestiremiyorum doğrusu. 

"BURSA FAYLARLA İŞLENMİŞ DURUMDA"

Zemin konusunda Asya yakası Avrupa yakasına göre daha iyidir. Deniz kıyısına yakın, denize 10 km bir alan içerisindeki yerler daha risklidir. Ama Marmara Denizi'nden uzaklaşınca Karadeniz'e doğru yaklaştıkça göreceli olarak durum daha iyidir. Yani Avrupa yakasında depremin ivmesi daha fazladır, Asya yakasında daha azdır. Böyle genel bir açıklama yapmak istiyorum. Bursa'nın kendi içerisinde kuzeyine yakın ve biraz daha ilerisinde Marmara kıyıları, güney kıyılarından geçen büyük fay sistemleri var. Kuzey Anadolu fayı Bingöl Karlıova'dan başlayıp Adapazarı'na kadar geliyor. Tek bir hat olarak geliyor. Ana hat Bolu'ya kadar geliyor. Burada iki ana kola ayrılıyor. Biri kuzey kolu, Körfez'den Marmara'dan çıkar Ege Denizi'ne kadar gider. Bu Kuzey Anadolu fayının kuzey koludur. Bizim şimdi İstanbul'da deprem beklediğimiz kol da onun üzerindedir. İkinci kol ise Bolu tarafından güneye doğru döner ve direkt Bursa tarafına gelir. Gemlik'ten, Manyas'tan geçer Marmara'nın güneyine kadar gider. Uludağ tarafından geçen kolu ise Balıkesir'e kadar ilerler. Dolayısıyla Bursa faylarla işlenmiş durumda. Bu faylardan hangisi çalışırsa Bursa'yı tehdit eder. 

"BURSA'DAN GEÇEN FAYLAR 7 ÜZERİNDE DEPREM ÜRETEBİLİR"

Bursa'nın her yerinden geçen çeşitli faylar bulunmakta. Bu fayların isimleri önemli değil. Ancak hangisi çalışırsa çalışsın 7 üzeri deprem oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu fayların hepsinin tek tek analiz edilmesi gerekiyor. Hangisi çalışırsa Bursa'ya nasıl etkileri olur araştırılması lazım. Bunu yapmak kolay ve mümkündür. Her bir faya göre ayrı senaryo yazılmalıdır. Deprem olursa nasıl etkisi olur, kaç kişi ölür, ne kadar ev yıkılır, altyapı nasıl tahrip olur, ekonomi nereye gider gibi sorulara cevap bulmak gerekir. Bunlar yapılmak zorunda. Yerel yönetimler bu konuda çok bilinçsiz. Sadece ev yapmak için vitrine oynanıyor. Ancak bu çalışmalar Meta TÜBİTAK, Uludağ Üniversitesi gibi kurumlarla oturup konuşularak, problemi söyleyerek yapılmalı ve yaptırılmalı. 

BURSA DEPREM DİRENÇLİ HALE NASIL GELİR? 

Bir kenti kent yapan 6 bileşen vardır. Eğer bu altı bileşeni depreme yönelik araştırıp deprem olması halinde göz önünde bulundurarak çalışmalar yaparsak deprem zararı en aza inmiş olur. Depreme dirençli hale gelmek için dikkat edilmesi gereken 6 bileşen ise şöyle; Birincisi yönetim nasıl zarar görür. Halk nasıl zarar görür, altyapı nasıl zarar görür, yapı stoku ne kadar zarar görür, ekosistem ve çevre nasıl zarar görür, ekonomi nasıl zarar görür. 

Bu nasıl zarar görür soruları üzerine araştırmalar yapılırsa, problemleri tespit edip o zararları deprem gelmeden önce azaltmaya yok etme yönünde çalışılırsa Bursa deprem dirençli hale gelir. Deprem olduğu zaman Bursa, minimum hasarla çıkar. Ne öyle 10 binler ölür, ne de 50 binler. Ne de o kadar binalar yıkılır. Yani 5-10 kişi tesadüfen ya ölür yaz ölmez. 4-5 tane ev ya çatlar ya çatlamaz. 

Dünyanın çoğu ülkesinde bizdekinden daha büyük depremler oluyor, Tayvan'da, Çin'de, Hindistan'da, Brezilya'da ve İtalya'da. Ama oralarda insanlar tesadüfen ölüyor. Deprem dirençli olmak işte budur. Belediye başkanları bunu yapmalı. Panel yapmakla bu işler olmuyor. Böyle depreme hazırlık olmaz.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2024.08.17 18:20 - Son Güncellenme: 2024.08.17 18:51 - SİBEL ÖZTOPÇU
A