Murat Bardakçı ördek tecavüzünü yazdı
Murat Bardakçı, tecavüze uğrayan eşekle ördeği karşılaştırdı.
2012.09.16 10:26 - Son Güncellenme: 2012.09.16 10:26 - Yaşam - HABER MERKEZİ
Habertürk gazetesi tarih yazarı Murat Bardakçı bugünkü yazısında bir kaç gündür ülke gündemini meşgul eden ördek tecavüzünü kaleme aldı. Salih Akdemir isimli vatandaşıjn damadı A.Ç.'nin terasta beslediği ördeğe tecavüz ettiğini söyleyerek şikayetçi olmasıyla gündeme gelen olayı tarihte yaşanmış benzer bir olayla karşılaştıran Bardakçı, o dönemde tecavüze uğrayan eşeğin yaşadıklarıyla bugün tecavüze uğrayan ördeğin yaşadıklarını anlattı.
İşte Murat Bardakçı'nın o yazısı;
Nihayet bunu da gördük; at. eşek ve damacana derken, çoluk çocuk sahibi 50 yasında herifin biri Bursa'da ördeğe tecavüz etti...
"BU ÖRDEKTEN FAYDA GELMEZ"
Haberi ve ardından yaşananları gazeteler ile TV'ler günlerden buyana veriyorlar. "Deformasyona" uğradığı ve yürüme güçlüğü çektiği için Uludağ Üniversitesi'nin Veterinerlik Fakültesi'ne kaldırılan ördek, tedavisinden sonra sahibi S.A.'ya iade edildi ama zavallının akıbeti şimdi belli değil. Son açıklamasında "Bu ördekten artık fayda gelmez. Kesip hayvanlara vermekten başka çarem yok" diyen S. Bey'in namusu kirletilen ördeğin canını aldığı düşünülüyor...
YUNUSTAKİ ÇİFTLİK
Eğer hal böyle ise, yani tecavüze uğradığı söylenen ördek "namusu kirlendi" düşüncesi ile hakikaten kesildi ise aynı belâya uğrayan bazı genç kızların "namusları elden gittiği" gerekçesi ile aile meclisi kararıyla
öldürülmeleri arasında hiçbir fark yoktur. Yani, aslında "hayvan" dediğimiz o sevimli yaratıklardan beter olan tecavüzcü elini kolunu sallayarak dolaşabilmekte ama kurban hayatından olmaktadır!
Bursa'daki hadise bana Türk basınının en renkli kalemlerinden olan ve 1890 ile 1968 arasında yasayan Ref'i Cevad Ulunay'ın "Menekşe" isimli eşeğinin kaderini hatırlattı.
MENEKŞE'NİN FELAKETİ
"Menekşe"nin uğradığı felâketi, uzun seneler Ulunay'ın yakınında bulunmuş olan rahmetli Nezih Uzel anlatmıştı...
Ulunay'ın. Pendik'in ötesindeki Yunus'ta küçük bir çiftliği vardır. Orada yaşamakta ve Cağaloğlu'ndaki gazetesine haftanın beş günü birkaç vasıta değiştirerek ulaşabilmektedir. Çiftliğinden eşeği Menekşe'nin sırtında tren istasyonuna, istasyondan banliyö treni ile Haydarpaşa'ya gitmekte, Haydarpaşa'dan vapurla Karaköy'e geçmekte, oradan da dolmuşla Cağaloğlu'na çıkmakta ve akşamları aynı yoldan çiftliğine dönmektedir.
DÜĞMESİNİ İLİKLİYOR
Kâhyası, akşamları Ref'i Cevad Bey'in gelişinden önce Menekşe'yi istasyona götürmekte ve beyefendi, istasyondan çiftliğine yine Menekşe'nin üzerinde dönmektedir.
Ulunay'ın hayvan sevgisini bilmeyen yoktur. Hattâ tavuklarından biri öldüğü zaman çiftlikteki herkesin katıldığı bir cenaze merasimi yapmış ve tavuğunu dualarla defnetmiştir!
Ref'i Cevad Bey, Sultan Abdülhamid'in meşhur Dahiliye Nazırı yani İçişleri Bakanı olan Memduh Paşa'nın kızı Muallâ Hanımefendi ile evlidir.
Hanımefendi, çiftlikte bir gün pencereden bakarken kâhyayı Menekşe'nin ahırından çıkarken görür. Adam ter içerisindedir, ürkek bir hali vardır, üstelik pantolonunun düğmelerini iliklemektedir.
'MENEKŞE O.... OLDU'
Muallâ Hanımefendi. Ref'i Cevad Bey eve gelir gelmez "Menekşe o....u oldu" diye feryâd eder. "Namusu gitti, artık burada barınamaz. Aman beyefendi, hemen götürüp satınız!'
Ref i Cevad Bey birşey söylemez, gidip kâhyayı sıkıştırır, adam inkâra kalkınca eski zamanların âdeti olan konuşturma metodlarından istifade eder nihayet "Bir iştir oldu beyim!" cevabını alınca da kâhyayı geceyarısı kapıdışarı eder.
TÖRENLE DEFNEDİLDİ
Menekse'ye gelince... "Zavallı hayvanın ne günahı var? Ondan daha hayvan olan herif zavallı kızın namusunu kirletti diye biçareyi neden gurbete gönderelim?" deyip hanımını Menekşe'nin çiftlikte kalması
konusunda ikna eder, aradan birkaç sene geçer ve emr-i hak vâki olduğunda da kader kurbanı Menekşe'yi tavuğuna yaptığı gibi yine dualarla çiftliğin bir köşesinde toprağa verir...