Milli Eğitim'in beyni itiraf etti...
Milli Eğtim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Karip: Matematik, fen, kimya derslerindeki kazanımların üçte birini verebilsek ilköğretim çağındaki çocuk YGS'deki soruların üçte birini çözer.
2013.01.12 13:34 - Son Güncellenme: 2013.01.12 13:35 - Eğitim - HABER MERKEZİ
Eğitim sisteminin politikalarını belirleyen ve "Milli Eğitim'in beyni" olarak adlandırılan Talim Terbiye Kurulu'nun Başkanı Prof. Emin Karip, üniversite çağına kadar geçen eğitim sürecinde bir derste yüzlerce kazanımın öğrencilere aktarılmasının hedeflendiğini, ancak bunun üçte birinin bile zor aktarıldığını söyleyen Karip, "Bu kazanımların 'üçte biri'nin ilköğretim çağındaki bir çocuğa verilebilmesi halinde bile o çocuğun YGS'deki soruların 'üçte biri'ni rahatlıkla yapabilir" dedi.
Başkent Öğretmenevi'nde yapılan "Ders Kitapları ve Öğretim Materyalleri İnceleme ve Değerlendirme Sürecinin Yeniden Tasarımı" konulu toplantıda, ders kitabı hazırlayan yayıncılarla bir araya gelen Karip, kitap incelemeye ilişkin yeni süreci anlattı. YGS'de çıkan konuların üçte birinin dahi öğrencilere öğretilemediği, Bakanlığın "2 numaralı" ismi tarafından itiraf edilmiş oldu. Yayıncılara seslenirken, kitaplardaki bilgi yoğunluğundan şikayet eden Karip, matematikten Türkçe'ye, kimyadan felsefeye kadar tüm derslerde öğrencilerin "temel bilgilerden" yoksun mezun edildiğini de söyledi.
Karip'in açıklamaları şöyle:
- Elde var sıfır: Çok şeyi öğretmeye çalıştığınız sürece hiçbir şeyi öğretememe gibi bir sonuçla karşılaşıyorsunuz. Daha fazla öğretme iddiası yerine, daha temel bilgi ve becerileri kazandırabilmemiz gerekiyor. Daha dört işlemi tamamlayamayan çocuklara türev, integral öğretemezsiniz. Ama bir tarafta da çok daha ileri düzeyde matematik öğrenebilecek bir çocuğa da 'yerinde say' diyemezsiniz.
Mesela fende 4 sınıftan 8'nci sınıfa kadar kaç tane kazanımımız var? Sayısını bilen var mı? 970 küsür. Bugün o kazanımların üçte birini kazandırın sokaktaki herhangi bir hanımefendiye beyefendiye, hatta o kazanımların üçte birini ilköğretimi bitirmiş çocuklara kazandırın, YGS'ye girsinler oradaki soruların üçte birini cevaplar, daha liseyi bitirmeden. O zaman şunu görüyoruz, bu kadar çok şeyi öğretme iddiasında bulunmak gerçekçi değil. Tabi ki aynı şeyleri kimya için de, fizik için de söyleyebiliriz. Karda nasıl yürüyeceğini öğretmiyorum ama fizik öğretiyorum; evde tuz ruhu ile çamaşır suyunu karıştırmayacağını öğretemiyorum ama kimyasal tepkimeleri öğretemiyorum; biraz gerçekçi olmamız lazım! Bizim gerçeğimiz ne? Hazmedeyim diye soda içmek! Biri asitik biri bazik; ne yapar? Çok basit bunları karıştırırsanız nötralize olur. Bu kadar basit ama biz ne yapıyoruz, karıştırıyoruz. Ve sonra da asitin eksini artmasını bekliyoruz nötralize ederek.
-Sadelik gerekli: Çok daha temel bir şey var; günlük hayatla ilişkilendirin diyoruz ya, ben günlük hayatla ilişkilendirmeden sizden günlük hayatla ilişkilendirmenizi nasıl bekleyelim? Nelerin önemli nelerin öncelikli olduğu konusunda sadeleştirmeye ve ayıklamaya ihtiyacımız var.