MERKEZ BANKASI'NDAN CARİ AÇIK AÇIKLAMASI
''Eğer önemli miktarda bir gelir artışı olursa, biz bu gelirlerin kamu borç stokunun düşürülmesinde kullanılmasının; orta ve uzun vadeli ülke çıkarları için daha faydalı olacağını düşünüyoruz''
2011.03.10 09:43 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, hükümetin borç yapılandırması kapsamında bir takım gelirlerinin olacağına dikkat çekerek, ''Eğer önemli miktarda bir gelir artışı olursa, biz bu gelirlerin kamu borç stokunun düşürülmesinde kullanılmasının; orta ve uzun vadeli ülke çıkarları için daha faydalı olacağını düşünüyoruz'' dedi
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) düzenlediği 'Ekonomik Gelişmelere İlişkin 2011 Döviz ve Para Politikaları' konulu toplantıda konuşan Durmuş Yılmaz, Türkiye'nin risk priminin 2009 yılından bu yana benzer kredi notuna sahip olan ülkelerin altında seyrettiğini söyledi. Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde kredi artış hızında bir miktar yavaşlama yaşanacağını tahmin etmekteyiz. Şu anda bunlar bizim aldığımız tedbirlerin ne derecede etkili olduğunun işaretleri. Henüz sonuç
alınmamıştır. Dolayısıyla bir miktar daha veri biriktirmemiz, veri toplamamız gerekiyor" diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin açık ve net bir şekilde görüldüğünü belirterek "Bu önemli bir kazanım. Bu önemli kazanımın kaybedilmemesi, bunun konsolide, daha da ileriye götürülmesi gerekiyor" dedi. Yaklaşan seçimlere dikkat çeken Yılmaz, "Bu seçimle ilgili olarak 'acaba mali disiplin bozulur mu' sorusunu herkes soruyor. Belki sizler de soruyorsunuz. Biz bozulmaması gerektiğini söylüyoruz. Borçların yeniden yapılandırılması ilgili bir yasa, yakınlarda parlamentodan geçti. Buradan
hükümetin bir takım gelirleri olacak. Bu gelirler bütçenin içerisinde yok. Ne kadar gelir olacağını bilmiyoruz. Eğer önemli miktarda bir gelir artışı olursa, biz bu gelirlerin kamu borç stokunun düşürülmesinde kullanılmasının orta ve uzun vadeli ülke çıkarları için daha faydalı olacağını düşünüyoruz. Ama onun dışında yine ve orta ve uzun vadeli ekonominin üretken kapasitesini artıracak olan altyapı yatırımlarına harcanması konusunda da herhangi bir endişemiz olamaz, herhangi bir çekincemiz olamaz. Harcanan her kuruş bu ülkeye helal olsun diyoruz" diye konuştu.
Yıl sonu enflasyon tahminlerinin 5.9 olduğunu ifade eden Yılmaz, "Bunun arkasındaki varsayımlar; petrol fiyatını varil başına 90 dolardan 95 dolara revize ettik. Gıda fiyatları ortalamasını yüzde 7'den 7.5'e revize ettik. İthalat fiyatlarını 8.5 seviyelerinden 10.9'a revize ettik. Risk priminde herhangi bir değişiklik öngörmedik. Dolayısıyla bu bize 5.9 veriyor" dedi.
Durmuş Yılmaz, bazı ülkelerde yaşanan olayların çevre ülkelerde ortaya çıkan durum ve emtia fiyatlarındaki artışın, Türkiye'yi ve bütün dünyayı olumsuz etkileyeceğini dile getirdi. Yılmaz, "Burada belirleyici olan bu olaylar sonucunda ortaya çıkan emtia fiyatlarında özellikle petrol fiyatlarındaki artışın ne kadar kalıcı olacağı. Eğer fiyatlar tekrar eski seviyelerine değil ama bugünkü seviyelerden geriye giderse, Türkiye'de enflasyonla ilgili olarak bizim ihtiyatlı olmamızı gerektirecek bir durum söz konusu olabilir" diye konuştu.
Yılmaz, "Merkez Bankası'nın Kasım ayından bu yana aldığı tedbirler, özellikle ithalat talebindeki yavaşlama kanalıyla toplam talebin bileşeninin dengeleyerek, makro finansal riskleri azaltmaya yöneliktir. Bunun yanı sıra alınan parasal sıkılaştırma kararları, enflasyon üzerindeki iç talep kaynaklı baskıları sınırlayacaktır. İçinde bulunduğumuz konjonktürde sadece politika faiziyle hem fiyat istikrarı hem de finansal istikrarı birlikte sağlamak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle faiz dışı araçların ilgili tüm otoriteleriyle birlikte eşgüdüm içerisinde kullanılması yerinde olacaktır" dedi.
Finansal açıdan borçlanma oranlarının dikkatli izlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu nedenle özkaynak kullanımının teşvik edilmesini istediklerini söyledi. Finansal istikrar hedefiyle ilgili olarak önem verdikleri ikinci konunun, 'yurtiçi ve yurtdışı borçlanma vadelerinin uzatılması ve mevduat yapısının daha uzun vadeye yayılması', üçüncü konunun 'gerek kamu gerek özel sektörün döviz pozisyonunun güçlendirilmesi', dördüncü konunun 'kur riski bilincinin ve farkındalığının artırılması ve kur riskinin daha iyi yönetilmesinin gerektiği' olduğunu anlattı. Yılmaz, "Önümüzdeki Para Politikası Kurulunda bu veriler değerlendirilecek, önümüze koyduğumuz hedefe ulaşmak için alınması gereken ilave tedbirler varsa alınacak. Bir önceki Para Politikası Kurulu toplantısından sonra kamuoyuyla paylaştık; 'elimizdeki veriler yeni karar alınması için yeterli değil, bekleyeceğiz ve yeni verileri gelmesini sağlayacağız ve ona göre bir değerlendirme yapacağız' diye. Bugün bulunduğumuz nokta budur" dedi.
SORULARI YANITLADI
Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Yılmaz, Türkiye'deki emtia fiyat artışlarının oluşturacağı maliyetin enflasyona etkisinin sorulması üzerine, toptan eşya fiyatı rakamlarına baktıklarında, orada bir artış söz konusu olduğunu gördüklerini, dolar fiyatı artarsa onu içerideki fiyatlara yansıtacak olan kurda da bir artış olursa, içerideki fiyatlara bir olumsuz etkisi olacağını söyledi. Yılmaz, "Dolayısıyla bizim burada son derece dikkatli olmamız lazım. Biz bu noktaya ülke olarak bir bedel ödeyerek geldik. Ülkemiz henüz fiyat istikrarını sağlamamıştır. Düşen enflasyon ortamındayız ve Merkez Bankası finansal istikrarı da dikkate alarak kesinlikle ve kesinlikle fiyat istikrarından taviz vermemelidir ve bütün politikasında da buna odaklanmalıdır" diye konuştu.
Türkiye'nin üretim ve yatırım maliyetlerinde gözlenen artışların ithalatı cazip hale getirdiği yönündeki eleştirileri değerlendiren Yılmaz, "Kur değerleniyorsa, kurun sonucunda sizin ihracatınız dış piyasalarda pahalanıyor ve ithalatınız ucuzluyor. Ama 'kur niçin değerleniyor' sorusunu da sormak lazım. Ülkemiz şu anda tamamen dalgalı kur rejimini uyguluyor. Bizim aldığımız tedbirler kesinlikle kurla ilgili değil ama bunun kur üzerine mutlaka bir etkisi olacak ve oldu. Bizim orada öne çıkardığımız husus, finansal istikrarı tehdit eden cari açığa mümkün olduğu kadar, gücümüzün yettiği kadar, Merkez Bankası olarak bunu tek başımıza yapamayız, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının da yapacakları var, cari açığı finansal istikrarın tehdit unsuru olmaktan çıkarmaya yönelik bir takım tedbirler" dedi.
Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası'nın aldığı politika tedbirleriyle faiz oranlarını 1.025 baz puan düşürdüğünü, kriz döneminde yüzde 24-25 seviyelerinde olar ticari kredilerin bugün yüzde 8-9'lu seviyelere geldiğini, yine bunun daha da üzerinde olan tüketici kredilerinin yüzde 11-12 seviyelerine indiğini, bu unsurların Türkiye'de kredi arzını ve kredi talebini kamçıladığını, yıllık bazda son gelinen noktada kredi genişlemesinin yüzde 35'lere yakın olduğunu, tüketici kredilerinde yüzde 40'a yaklaştığını belirtti. Yılmaz, "Bu kredilerin tamamı yurt içinde üretilen mal ve hizmetlere gitmiyor. Bunun bir kısmı ithal ürünlere gidiyor. Bu bizim cari açığımızı artıyor. Dolayısıyla bizim aldığımız tedbirler, sürdürülebilir, dur kalk yapmayan, bir ekonomik büyümeyi sağlayacak olan cari açığı ortaya koymak. Biz herhangi bir hedef vermiyoruz fakat elimizdeki veriler, orta vadeli programda öngörülen yüzde 5.4'lük, yüzde 5.5'lik bir cari açığın yüzde 25'lik kredi büyümesi ile sağlanabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla biz krediyi bulunduğu noktadan aşağıya gitsin azalsın demiyoruz, hızı yavaşlasın diyoruz ve yıllık bazda da yüzde 25, 26, 27 olsun. Dolayısıyla burada illa yüzde 25 olsun da demiyoruz, böyle bir hedef de yok" diye konuştu.
Yılmaz, 10 milyar dolarlık sıcak para çıkışı ve girişine ilişkin bir soru üzerine, "Bu önemli bir konu. Bu konuyla ilgili olarak arkadaşlarımız çalışma yapıyor. Bu tür yazılar haklı olarak sorulan sorular. Dolayısıyla otoritenin bunlara cevap vermesi gerekiyor. Fakat burada Türkiye'nin ödemeler dengesi rakamlarıyla ilgili olarak bir şüphe, endişe yaratmayalım. Bizim açıkladığımız ödemeler dengesi rakamı konusunda herhangi bir şüphe vesaire olmasın. Ancak bunun detayının detayına indiğimizde her kalemi göremiyorsunuz. Ödemeler dengesi rakamları aylık bazda toplanıyor ve bunlar stok değil akım. Ayın birinden itibaren rakamları toplamaya başlıyorsunuz. Ayın sonuna geldiğinizde, ödemeler dengesi raporunu açıkladığınızda belki artılar eksiye dönmüş olabilir. Dolayısıyla bizim burada bu kararları aldığımızda gördüğümüz ilk rakamlar ülkeden döviz çıkışının olduğu şeklinde fakat takip eden dönemde de ülkede tekrar döviz girişinin olduğu yönünde. Bunun netini ödemeler dengesi rakamları açıklandığında göreceğiz. Dolayısıyla şu soru soruluyor, 'biz bunu net olarak hangi rakamlarda, hangi tablolarda görebiliriz' deniliyor. Bizim arkadaşlarımız bakıyorlar. Kesin söylemeyeyim ama belki bununla ilgili açıklamamız olabilir" cevabını verdi.