Mekke Anlaşması TBMM Genel Kurulu'ndan geçti
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edildi. Oylamada 279 milletvekilinin desteğini alan anlaşma, üç ülke arasında savunma, askeri teknoloji, istihbarat ve güvenlik alanlarında kapsamlı iş birliğinin önünü açıyor. Anlaşmada yer alan hükümler, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğer ülkeleri de ilgilendiren ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesini öngörüyor.
2026.11.06 00:12 - Son Güncellenme: 2026.11.06 00:13 - Güncel - AA
Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında hazırlanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tamamlandı. Genel Kurul'da gerçekleştirilen oylamada anlaşma 279 oyla kabul edildi. Böylece üç ülke arasındaki savunma ortaklığının Türkiye açısından iç hukuk sürecinde önemli bir aşama geride bırakılmış oldu.
Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için taraf ülkelerin kendi iç onay prosedürlerini tamamlaması gerekiyor. Gerekli işlemlerin sonuçlandırılmasının ardından onay belgelerinin anlaşma kapsamında oluşturulacak sekretaryaya teslim edilmesiyle birlikte düzenleme resmen yürürlüğe girecek.
Mekke Anlaşması, yalnızca askeri alanda karşılıklı destek mekanizması oluşturmayı değil, aynı zamanda üç ülke arasındaki siyasi ve stratejik ilişkileri daha kurumsal bir zemine taşımayı amaçlıyor. Metinde egemenlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası hukuka bağlılık temel ilkeler arasında gösteriliyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ise anlaşmanın hükümleri kapsamında Çekirdek Taraflar olarak tanımlanıyor.
BİR ÜLKEYE SALDIRI ÜÇ ÜLKEYİ DE İLGİLENDİRECEK
Anlaşmanın en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, müşterek savunma yükümlülüğünü ele alan ikinci maddede yer alıyor. Buna göre taraf ülkelerden herhangi birinin dış kaynaklı silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa maruz kalması, diğer iki ülkeyi de ilgilendiren ortak bir saldırı olarak değerlendirilecek.
Söz konusu hüküm, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hakkı esas alınarak hazırlandı. Bu çerçevede saldırıya uğrayan ülkeye, diğer taraflar tarafından karşılıklı yardım imkanları kullanılarak destek verilmesi öngörülüyor. Sağlanabilecek yardımlar arasında askeri imkan ve kabiliyetlerin kullanılması da bulunuyor.
Ancak anlaşmada yer alan ortak savunma hükmü, herhangi bir saldırı gerçekleştiğinde diğer ülkelerin otomatik biçimde askeri müdahalede bulunmasını zorunlu kılan koşulsuz bir mekanizma olarak düzenlenmedi. Destek sürecinin başlatılması için öncelikle saldırıya maruz kalan ülkenin yardım talebinde bulunması gerekiyor.
Talebin ardından üç ülkenin durumu objektif biçimde değerlendirmesi ve verilecek desteğin kapsamını belirlemesi şartı bulunuyor. Kararların alınmasında oydaşma ilkesi esas kabul ediliyor. Başka bir ifadeyle taraflar arasında ortak mutabakat sağlanmadan destek kararı verilemiyor.
Anlaşma kapsamında askeri birlik gönderilmesi gündeme geldiğinde ise Türkiye bakımından anayasal hükümler geçerliliğini koruyacak. Bu tür kararların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 92'nci maddesinde belirtilen yetki ve usullere uygun şekilde alınması gerekecek.
SAVUNMA SANAYİSİNDE ORTAK ÜRETİM VE TEKNOLOJİ İŞ BİRLİĞİ
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın kapsamı askeri yardımla sınırlı tutulmadı. Üç ülke arasında savunma sanayii, ileri teknoloji ve askeri üretim alanlarında uzun vadeli ortaklık kurulması da metnin önemli başlıkları arasında yer aldı.
Belirlenen çerçeve doğrultusunda tarafların savunma sanayii alanında ortak üretim faaliyetleri gerçekleştirmesi planlanıyor. Özellikle ileri teknoloji gerektiren alanlarda araştırma, geliştirme ve inovasyon çalışmalarının birlikte yürütülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda üç ülkenin sahip olduğu teknik imkanların ve sanayi altyapılarının ortak projelerde değerlendirilmesi öngörülüyor.
İş birliğinin bir diğer boyutunu ise uzman personel yetiştirilmesi oluşturuyor. Taraf ülkelerin kendi topraklarında yürütülecek çalışmalar aracılığıyla savunma sanayii alanında nitelikli insan kaynağı oluşturması ve askeri sanayiyi desteklemesi amaçlanıyor.
Anlaşmada lojistik destek konusu da geniş biçimde ele alınıyor. Barış dönemlerinde olduğu gibi savaş ve olağanüstü durumlarda da tarafların birbirlerine ihtiyaç duyabilecekleri askeri malzemelerin tedarikinde iş birliği yapması öngörülüyor. Bu kapsamda mühimmat, silah, yakıt ve yedek parça gibi kritik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik ortak bir lojistik mekanizmasının kurulması planlanıyor.
Böylece Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkilerinin yalnızca kriz dönemlerinde devreye giren bir destek yapısından ibaret kalmaması, üretim ve teknoloji alanlarını da kapsayan sürekli bir iş birliğine dönüşmesi hedefleniyor.
ÜÇ ÜLKE ARASINDA STRATEJİK SİYASİ VE SAVUNMA KOMİTESİ KURULACAK
Anlaşmanın uygulanmasını ve taraflar arasındaki koordinasyonu sağlamak amacıyla yeni bir kurumsal yapı oluşturulacak. Bu kapsamda dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarının katılımıyla Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulması kararlaştırıldı.
Komitenin, üç ülke arasındaki siyasi ve askeri konuların değerlendirilmesinde merkezi bir görev üstlenmesi bekleniyor. Dönüşümlü ev sahipliği sistemiyle faaliyet gösterecek komitenin yılda en az iki kez toplanması öngörülüyor. Üç ülkenin liderleri de gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.
Anlaşmanın idari işleyişini sağlayacak daimi sekretaryanın merkezi ise Suudi Arabistan olacak. Sekretaryanın yönetiminde üç yıllık dönemlerle dönüşümlü olarak görev yapacak bir genel sekreter bulunacak. İlk genel sekreterin Pakistan vatandaşı olması kararlaştırıldı.
Bu yapılanmayla birlikte tarafların ortak savunma politikalarını değerlendirebileceği, karar süreçlerini koordine edebileceği ve anlaşmanın uygulanmasını takip edebileceği sürekli bir mekanizma oluşturulacak.
MEKKE ANLAŞMASI'NDA TERÖRLE MÜCADELE VE İSTİHBARAT PAYLAŞIMI
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, güvenlik iş birliğinin önemli unsurlarından olan terörle mücadele ve istihbarat paylaşımına da yer veriyor. Metnin 9'uncu ve 13'üncü maddelerinde düzenlenen hükümler doğrultusunda taraf ülkelerin güvenlik alanındaki bilgi alışverişini geliştirmesi hedefleniyor.
Üç ülke, üzerinde mutabakata varılan güvenli iletişim kanalları aracılığıyla bilgi ve istihbarat paylaşımında bulunabilecek. Bu iş birliğinin özellikle ortak güvenlik tehditlerinin değerlendirilmesi ve terörle mücadele faaliyetlerinin koordinasyonu açısından uygulanması öngörülüyor.
Paylaşılacak bilgilerin korunması konusunda ise gizlilik esasları belirlenmiş durumda. Anlaşma kapsamında elde edilen gizlilik dereceli belgelerin yalnızca ihtiyaç duyan ve yetkili kişiler tarafından kullanılabilmesi gerekiyor. Bu belgelerin üçüncü ülkelerle veya şirketlerle paylaşılmasına izin verilmiyor.
Böylece taraflar arasındaki istihbarat paylaşımının belirli güvenlik standartları ve gizlilik kuralları çerçevesinde yürütülmesi amaçlanıyor.

YENİ ÜLKELERİN İTTİFAKA KATILMASI İÇİN OYDAŞMA ŞARTI
Anlaşma, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan dışında yeni ülkelerin de ortak savunma yapısına katılabilmesine imkan tanıyor. Ancak üyelik süreci herhangi bir ülkenin tek taraflı başvurusuyla tamamlanabilecek şekilde düzenlenmedi.
Yeni bir ülkenin ittifaka kabul edilmesi için öncelikle mevcut üç çekirdek tarafın ortak mutabakata varması gerekiyor. Oydaşma şartı, üyelik kararlarında belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Aday ülkelerin taşıması gereken kriterler de anlaşmada yer buluyor. Buna göre ittifaka katılmak isteyen devletlerin diğer ülkelerin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerekiyor. İç işlerine müdahale etmeme ve uluslararası hukukun temel ilkelerine bağlılık da üyelik açısından aranan şartlar arasında bulunuyor.
Bunun yanında yeni katılacak ülkelerin ortak savunma sorumluluğunu yerine getirebilecek kapasiteye sahip olması bekleniyor. Böylece anlaşmanın genişlemesi halinde yeni üyelerin yalnızca siyasi destek sunması değil, ortak güvenlik yükümlülüklerini de üstlenebilmesi amaçlanıyor.
ANLAŞMA SÜRESİZ OLACAK, İLK 10 YIL ÇEKİLMEYE İZİN VERİLMEYECEK
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın yürürlük ve geçerlilik süresine ilişkin hükümler de metinde açık biçimde düzenlendi. Taraf ülkelerin gerekli onay belgelerini tamamlayarak bunları sekretaryaya teslim etmesinin ardından anlaşma yürürlüğe girecek.
Düzenleme, yürürlüğe girdikten sonra herhangi bir süre sınırına bağlı olmadan geçerliliğini koruyacak. Bununla birlikte tarafların anlaşmadan ayrılmasına yönelik belirli koşullar getirildi.
Metne göre üç ülke, anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk 10 yıl boyunca çekilme hakkını kullanamayacak. Bu sürenin tamamlanmasının ardından ise anlaşmadan ayrılmak isteyen tarafın en az üç ay önceden yazılı bildirimde bulunması gerekecek.
Bu düzenleme, ortak savunma yapısının kısa vadeli siyasi gelişmelerden etkilenmeden faaliyet göstermesi ve taraflar arasındaki iş birliğinin uzun vadeli bir zeminde sürdürülmesi amacıyla hazırlandı.
TÜRKİYE'NİN BARIŞ DİPLOMASİSİNDE ÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ HEDEFİ
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerini daha kapsamlı bir yapıya taşıyan düzenlemeler içeriyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin yalnızca askeri konularda değil, diplomasi, savunma teknolojileri, istihbarat ve bölgesel güvenlik meselelerinde de ortak hareket etmesine yönelik bir çerçeve oluşturuluyor.
Türkiye'nin anlaşma kapsamında öne çıkan hedeflerinden biri, barış diplomasisi alanındaki çalışmalarını diğer taraf ülkelerle birlikte daha geniş bir zeminde yürütmek. Bu doğrultuda ortak güvenlik mekanizmalarının oluşturulması ve ülkeler arasındaki siyasi koordinasyonun güçlendirilmesi planlanıyor.
Yeni ittifak yapısının diğer ülkelere açık olması da anlaşmanın genişleme potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak üyelik için çekirdek tarafların ortak kararı ve uluslararası hukuka bağlılık gibi koşulların yerine getirilmesi gerekiyor.
TBMM Genel Kurulu'nda 279 oyla kabul edilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, iç onay süreçlerinin tamamlanmasıyla birlikte yürürlüğe girecek. Böylece Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında müşterek savunmadan savunma sanayii üretimine, istihbarat paylaşımından diplomatik koordinasyona kadar uzanan yeni bir iş birliği döneminin hukuki zemini oluşturulmuş olacak.