"Medeni İslam gitti, Bedevi İslam geldi"

"Medeni İslam gitti, Bedevi İslam geldi"

Kime Göre Neye Göre'de bu hafta insanoğlunun tarih boyunca, farklı kültürler üzerine inşa ettiği kent mimarisi ve estetik anlayışı konuşuldu.

2012.07.21 12:12 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Medya - HABER MERKEZİ
A
"Medeni İslam gitti, Bedevi İslam geldi"

"Medine'den başlayan medeniyet inşası İslam mimarisinde, estetiğinde, kentleşmesinde nasıl karşılık buluyor? İslam estetiği hangi temeller üzerine kurulu? İnsana ve eşyaya farklı bir gözle bakmamızı sağlayan estetik kavramı bugün nasıl şekilleniyor?  İnsana tükettiği ölçüde değer biçen tüketim kültürü, estetik ve mimari özgünlüğü azaltıyor mu?
Kapitalizm, estetiği yok mu ediyor, gelişmesine katkı mı sağlıyor? Popüler kültür geleneksel mirası nasıl etkiliyor?  Ramazan ruhu geçmişte kentlerde, meydanlarda nasıl yaşanıyordu? Bugün hala o ruh yaşatılabiliyor mu?" sorularının tartışıldığı programda Cem Mumcu, Günseli Kato, Cemil İpekçi, Pelin Batu ve Esra Elönü'nin yanı sıra, iki de önemli isim ağırlandı: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Şaban Ali Düzgün ve İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nin de başkanlığını yapmış olan, İslam tasavvufu konusunda çok önemli çalışmaları bulunan Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç.

KILIÇ: "MEDENİ İSLAM GİTTİ, YERİNE BEDEVİ İSLAM GELDİ"
Program "Kent nedir? Kentin ruhu ne demektir? İslam şehirlerini diğer kentlerden ayıran nedir?" sorusuyla başladı,  Prof.Dr. Mahmud Erol Kılıç yanıtladı:

"Medine, Arapça'da şehir demektir. "İslam şehri" kelimesini modern manada ilk defa kullananlar ise sosyologlardır. Tanzanya'da da Darüsselam vardır; barış ve selam şehridir. Gerçekten şu an barış şehir mi tartışılır. İstanbul'un diğer adı 'asitane'dir. Asitane, tekkenin eşiği demektir. İstanbul büyük tekke olarak görülür. Peygamber Medine'ye, yani şehre hicret etmiştir. Şehir dışılık badiyedir, bedevilik de şehrin dışında kalmışlıktır. Tercih edilmez ve tenkit edilir. İslam dünyasının şu an en büyük problemlerinden biri, Osmanlı'nın çöküşünden sonra medeni İslam'ın kaybolup yerine bedevi İslam'ın gelmesidir. Bugün çağdaş müslümanın en büyük problemi, medeni İslam anlayışından uzak kalınması."

DÜZGÜN: "NORVEÇ, ALLAH'IN ÖVDÜĞÜ BİR YER OLABİLİR"
Prof.Dr. Şaban Ali Düzgün ise Kuran-ı Kerim'de 'kent' kavramının nasıl geçtiğini anlattı:
"Kuran-ı Kerim'de binaların depreme dayanıklı olması, temiz havalı, sağlıklı olması gerektiği yazılıdır. Norveç bu nedenle benim için Allah'ın övdüğü bir yer olabilir, çünkü orada çok daha temiz bir yaşam sürebilirim. Güvenli bir kenttir. Çalınmaz, çırpılmazsınız. Kuran-ı Kerim'de değerler üzerinden kent vardır, ismi bir şey ifade etmez.
Mekke, Kuran-ı Kerim'in övdüğü değerlere ev sahipliği yapmaya başladığı anda mukaddestir. Çünkü mukaddes olan değerlerdir. Filozof, "Düşünüyorum o halde varım" der, Peygamber "Eğiliyorum o halde varım" der. Bu şehirlerin tersi de kitapta "ölü şehir" olarak geçer. Kendisi ölü kentler yaşayanlara nasıl hayat verebilir düşünmek lazım. Kuran-ı Kerim'in kriterlerini koyduğu kent bir anlamda ütopiktir ama realize edilebilir."

KILIÇ: "BUGÜN KABE'DE MANEVİYATTAN UZAKLAŞILDI"
Prof.Dr. Mahmud Erol Kılıç, bugünkü Kabe'nin maneviyat tecellisinden uzaklaştığını söyledi:
"Kabe 4 duvarlıdır, insan eliyle yapılmıştır fakat Allah buralara tecelli ediyorum, sen de orada bulun der ve bir buluşma anı belirler. Araf'ta bunu ben de hissettim. Bir şeylerin omzuma dokunduğunu hissettim. Kabe'de her dönüşte manevi dolum yaşanır, maneviyat tecellisi vardır. Ama bugünkü anlayışta, çevre düzenlemesi, yerlerin granitlerle kaplanması, sürekli kimyasallarla temizlik yapılması olayı turistikleştiriyor. Manevi yanından uzaklaşıldı. Güzel hizmet yapılıyor ama işin manevi yanı düşünülmüyor. Kabe'nin etrafında tavaf eden insanların ayağı toprağa basmalıdır."

MUMCU: "GEÇMİŞİNİ SİLEN ŞEHİR BUNAKTIR"
Cem Mumcu ise şehirlerin insan vücudu gibi bir bütün olduğu ve sağlıklı olabilmesi için her fonksiyonunun çalışması gerektiğini söyledi:

"Kalbi olmayan maneviyatı eksik şehir olmaz. Sadece ibadet edile zihni çalışmayan şehir olmaz. Gittiğim şehirlerde nasıl hissettiğime bakarım. Sadece zihnimle baktığımda aldıüğm şey yetmez. Bir şehir hem biyolojiye hem kalbe hem ruha hem zihne hitap etmeli. Geçmişini silen şehir bunaktır."

ELÖNÜ: "CAMİLER 'NAMAZINI KIL, ÇIK' YERLERİNE DÖNDÜ"
Esra Elönü de bugün çok tartışılan cami mimarisi konusuna eleştiriler getirdi:

"Benim estetik anlayışım mütevazılıktır. AVM'ler kapital mabetlerdir, paranın çoğalıp insani değerin azaldığı ortamlardır. Şu anki camilerin de Peygamber efendimiz zamanındaki ibadethanelerden uzaklaştığını düşünüyorum. Camiler bugün "5 vakit namazını kıl, çık" yerlerine dönüştü.

 

Diğer Medya Haberleri için tıklayın


2012.07.21 12:12 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A