Mahkemeden Oktar'a suç duyurusu! Kadın avukatın sorularını çok beğenmiş

Mahkemeden Oktar'a suç duyurusu! Kadın avukatın sorularını çok beğenmiş

Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik soruşturma sonucunda haklarında dava açılan, örgütün elebaşı Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılandığı davada, bir müşteki avukatı, Adnan Oktar'ın avukatı aracılığıyla kendisine selam gönderdiğini beyan etmesi üzerine, mahkeme gereğinin yapılması için suç duyurusunda bulundu.

2019.10.02 07:52 - Son Güncellenme: 2019.10.02 07:54 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Mahkemeden Oktar'a suç duyurusu! Kadın avukatın sorularını çok beğenmiş

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu  Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanıklar savunmaya  yapmaya devam etti.

Duruşmada söz alan müşteki avukatı Esra Çömlekçioğlu, "Sabah  saatlerinde daha duruşma başlamamıştı. Otoparkta meslektaşım Eşref Nuri Yakışan  ile selamlaştık, geri döndü ve 'Adnan Bey'in size özellikle selamı var.' dedi.  Ben o aşamada ne diyeceğimi bilemedim, 'Sağolsun aleykümselam.' dedim. Öğlen  arasında meslektaşımla konuştuk. İyi niyetli söylediğini söyledi. Meslektaşımın  niyetinden şüphem yok ama bu konuyu size bildirmek istedim." dedi.

Beyan üzerine Mahkeme Başkanı Mehmet Galip Perk, avukat Yakışan'a  "Böyle bir şey yaşandı mı?" diye sordu.

 "Adnan Oktar avukatın sorularını çok beğenmiş"

Avukat Yakışan da "Adnan Bey, görüştüğümde avukat hanımın sorularını  çok beğendiğini, tebrik manasında bunu söyledi." yanıtını verdi. Başkan Perk de  "Siz Adnan Oktar ile nerede görüştünüz? Avukatı mısınız? Vekaletiniz var mı?"  diye sordu.

Yakışan da "Cezaevinde görüştük, vekaletim yok ama Adnan Bey'in  avukatıyım." dedi.

Başkanın "Adnan Oktar ile ne konuştunuz?" sorusuna da Yakışan,  "Konuşmalarımız, müvekkil, vekil gizliliği kapsamındadır. Ama avukat hanıma bunu  söyledim, doğrudur." yanıtını verdi.

Mahkemeden suç duyurusu

Başkan Perk de müşteki vekilinin iddiaları kapsamında Silivri  Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ve İstanbul Barosuna  bildirimde bulunulmasına karar verdi.

Konuyla ilgili söz alan tutuklu sanık Adnan Oktar da "Avukat hanımın  açıklamasına çok üzüldüm. Avukatım bana avukat hanımla dostane görüştüğünü  söyledi. Ben de çok sevindim, selam göndermedim. Hanımlara selam gönderilmez.  Hanımefendinin bu durumdan tedirgin olduğunu anladım kendisinden özür diliyorum."  dedi.

Örgüt üyeliği ve cinsel istismar suçlamalarıyla ilgili hakim karşısına  çıkan tutuklu sanık Timur Ayan, tüm bu suçlamaları kınadığını ifade ederek,  "İddianamede 'lüks şatafat içinde, toplumdan izole şekilde yaşandığı' iddiaları  var. Bu doğru değil. TMSF'ye 86 şirket devredilmiştir. Bunlar çok küçük  firmalardır. Suçları kabul etmiyorum." diye konuştu.

Hakkındaki dolandırıcılık iddialarıyla ilgili olarak da sanık Ayan,  iddianamede, şirket adına bankalardan krediler alındığı, karşılıksız çek  verildiği, bu paralarla cemaat evleri yapıldığı iddialarının da doğru olmadığını  savundu.

Cinsel saldırlarla ilgili suçlamalara ilişkin sanık Ayan, "Kimseye  cinsel saldırıda bulunmadım. Bu haram olur. Benimle ilgili 4 kişinin ifadesi var.  3 kişiye cinsel saldırı, birine sözlü saldırı deniliyor. Sistematik tecavüzden  bahsediliyor. Savcıya, polise gitmemiş, karşılaştığı olayın vahameti çok büyük  ama böyle şeyler yapmamış."dedi.

"Müştekiler, cinsel saldırılar Allah rızası diye inandırılmış"  iddiası

Mahkeme Başkanı Perk'in "İddianamede müştekilerin şikayetçi  olmamalarının nedeni bu kişiler, yapılan şeylerin Allah rızası olduğuna  inandırılmış, o yüzden bir şey yapmamışlar. Müştekilerin beyanlarında hepsinde bu  iddialar var. Bir çoğu bu şekilde iddiada bulunmuş." ifadeleri üzerine sanık  Ayan, şunları söyledi:

"Ben çok dindarım. Bu durum hayatın olağan akışına ters. Dindar olduğu  sürece iffeti artacaktır. Böyle bir şey yapamaz. Bu iftira asıl fesada uğratılan  bizlerin iradesi. Kendi arkadaşlarımızdan ölümümüze imza atmaları isteniyor. Sen  imza at kurtul deniliyor, bu çok çirkin bir davranış. Bu müştekilerin de baskı ve  tehdit altında bu ifadeleri verdiklerini düşünüyorum. Bu baskıları yapanlar, bizi  sevdiklerimizden uzaklaştırmak istiyor. Ben hakkımı helal ediyorum, gerekirse de  yatarız. Daha önce de yattık. Bana iftira atıldı."

Tutuklu sanıklardan Sibel Yılmaztürk de iddianamedeki suçlamaları  kabul etmediğini söyledi. 

Müşteki E.H.K'ya karşı cinsel istismar ve örgüt üyeliği suçlarından  yargılanan sanık Yılmaztürk, iddianamede örgüt içindeki kız kardeşler adlı  gruptan olduğu iddia edilse de aralarında hiyerarşik bir yapı olmadığını öne  sürdü.

Örgüt evi denen yerde yakalandığının iddia edildiğini söyleyen  Yılmaztürk, "Ben arkadaşlarımla kalıyorum. Kendi kiramızı kendimiz ödüyoruz. Kira  sözleşmesi Özlem Küçük arkadaşımın üzerine. Evin giderlerini hep birlikte  karşılıyoruz. A9 kanalında canlı yayınlara katılıyordum, bunu herkes biliyor. Bu  kanal, RTÜK denetiminde olan bir kanal. Müşteki M.T. gibi etkin pişmanlıktan  yararlanan bazı sanıklar, hakkımda çirkin iddialarda bulunmuşlar. Ben Sayın Adnan  Oktar'dan hiçbir zaman baskı, şiddet görmedim. Bu kadar değer veren ve sevgi  gösteren bir insanın bunları yapmasına kimse inanmaz. Sadece sevgi gördüm. Bu  kişilerin bahsettiği ahlak dışı ortamlarda kesinlikle bulunmadım. Allah'ın haram  kıldığı hiçbir eylemde bulunmadım. Bu kişilerin ifadelerindeki ciddi itibar  zedeleyici beyanları, bir bayana yönelik hakaret olarak görüyorum."dedi.

Mahkeme Başkanı Perk, sanık Yılmaztürk'e, "Sizin de Oktar'dan dayak  yediğinizi gördüğünü söyleyenler var. Bir kadınla ilişkiye girmeniz istenmiş. Bu  konuda ne diyeceksiniz?" diye sordu.

Sanık Yılmaztürk de "Hiçbir şekilde bunu kabul etmiyorum. Ben Müslüman  bir bayanım. Bunların hiçbirini kabul etmiyorum. Bu benim kişiliğime hakarettir.  15 aydır bunun açıklamasını yapamıyoruz. Tek tek bunları okumamanızı rica  ediyorum. Tarih boyunca birçok Müslümana iftira atılmıştır iffetleriyle ilgili.  Onları itibarsızlaştırmak istediler." yanıtını verdi. 

Ayet ve hadis olduğunu beyan ettiği notlar da okuyan sanık Yılmaztürk,  Adnan Oktar'ın ne kendisine ne de bir başka kadına rencide edici bir eylemde  bulunduğunu görmediğini, A9 kanalında cinsel istismar eylemleri  gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, buranın normal bir iş yeri gibi  düşünülmesi gerektiğini savundu.

"Sosyal medyadan tuzağa düşürme iddialarına cevap"

Sanık Yılmaztürk, A9 Kanalına reşit olmayan bir kızın giremediğini,  bunun ancak anne ve babasıyla gelmesi halinde mümkün olduğunu, kimseye  antidepresan ilaç vermediğini ve kendisinin de hiçbir zaman bu tür bir ilaç  kullanmadığını öne sürerek, şunları söyledi:

"Biz Allah'tan korkan insanlarız, bir türlü anlamadılar, biz  birbirimize değil Allah'a bağlı insanlarız. Hepimizin kalbi Allah aşkıyla atar.  Bize husumet duyan kişilerin kurguladıkları bir örgüt yapısı var. Hayal  güçlerinin yettiği oranda şeyler söylemişler. Benim hiç sahte sosyal hesabım yok.  Sosyal medyadan insanları tuzağa düşürdüğüm yalan. İddianamenin geneline  bakıldığında senaryo hep kadın düşmanlığı üzerine kurulu. Sözde iddiaları asla  kabul etmiyorum. Evimde tüm imkanlarım varken sosyal bir yaşantım varken ailem  tarafından kollanan bir insanken hep baskı altında olduğum söyleniyor. Türkiye'de  kadına değerin önemini en güzel şekilde anlatan Adnan Bey'dir."

"Adnan Oktar'ı ilk Youtube'da görmüş"

Bir diğer tutuklu sanık Şerifkan Süleymaniyeli, örgüt elebaşı Adnan  Oktar'ı Youtube videolarından gördüğünü, samimiyetini beğendiğini, kitaplarını  alıp okuduğunu, bu kitapların kendisini çok etkilediğini söyledi.

Geçmiş yıllarda futbol oynadığını, futbol camiasındaki arkadaşlarının  dine çok bağlı olmadıklarını kaydeden Süleymaniyeli, "Adnan Bey, gençlerin  anlayacağı şekilde dini anlatınca çok hoşuma gitti. Adnan Bey'i ve arkadaş  çevresini sosyal medya hesaplarından takibe başladım. A9 Kanalına başvuruda  bulundum. 2015 yılı kasım ayında Adnan Bey ile tanıştım. O tarihten beri  yayınlarına çıkıyorum. Arkadaşlarımın tertemiz, Allah'ı çok seven insanlar  olduğuna şahidim. Aramızdaki sevgi bağı çok ciddidir. Kimse kimseye haset etmez.  Kimsenin birbiriyle yüksek sesle konuştuğuna dahi şahit olmadım." dedi.

 "800 liraya öğrenci bile geçinemiyor"

Bazı müştekilerin, hakkında, "Kız getirir, yolda gördüğü güzel  kızlarla irtibata geçer, güzel evlere götürüp sonrasında örgüte kazandırır,  'erkek kardeşler' grubundadır" yönündeki iddiaları kabul etmediğini dile getiren  Süleymaniyeli, Dragos adlı eve gittiğini, burada nöbet tutma sistemi olmadığını,  mangal yapıp playstation oynadıklarını söyledi.

Sanık Süleymaniyeli, operasyon sabahı Üsküdar'da arkadaşlarıyla  kaldığı evde yakalandığını anlatarak, "Babam esnaf, hem lokantası hem fırını var.  Ondan aldığım harçlıklarla geçiniyorum. 800 lira yollar, bin lira yollar. Arada  isterdim, yollardı." dedi.

"Evde bulunamayan playstationu oynamışlar"

Mahkeme Başkanının, "Yurtta kalan öğrenciler bile 800 lirayla  İstanbul'da geçinemezken sen nasıl bu parayla geçiniyorsun? Bu bana pek doğal  gelmedi. İfadende 800 lira ile geçiniyorum, 500 lirayı kira için veriyorum, 300  lirayla geçiniyorum demişsin." değerlendirmesi üzerine sanık "Sadece 800 değil,  ara ara yollar babam bana. 8 gün gözaltına kalmıştım, kafam bulanıktı."diye  konuştu. ?

Bir müşteki avukatı sanığa, "Dragos ve A9 Kanalında playstation  oynamaya gidiyorduk dediniz. Buralarda kaç adet playstation vardı?" diye sordu.  Sanığın, "Birer tane vardı" yanıtı üzerine avukat, "Operasyonlarda ele geçen  envanterlere göre hiç playstation bulunmamış." dedi. Sanık ise "Bulamayanların  sorunu." ifadesini kullandı.

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2019.10.02 07:52 - Son Güncellenme: 2019.10.02 07:54 - HABER MERKEZİ
A