Kurtlar Vadisi'ne şaşırdım
'Yeni Medya Düzeni Konferansı'nda konuşan WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, yalanlara inanmanın doğruyu soruşturmaktan daha kolay olduğunu söyledi. "Kurtlar Vadisi filmine şaşırdım" diyen Assange'ın, salondaki coşku karşısında gözleri doldu.
2011.10.06 10:40 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Medya - HABER MERKEZİ
Yeni Medya Düzeni Konferansı'nın ikincisi İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleşti.
Konferansın büyük heyecanla beklenen konuşmacısı Julian Assange, konferans salonunu hınca hınç dolduran izleyiciler tarafından yoğun sevgi gösterileriyle karşılandı.
Assange, özellikle veda anında patlayan ve durmak bilmeyen alkış tufanı ile 'bravo' sesleri karşısında mahcubiyetini gizleyemedi. Video konferans ekranından uzun süre ayrılamayan Assange'ın bir ara gözlerinin dolduğu görüldü.
Doğuş Yayın Grubu tarafından düzenlenen Konferans'ın son oturumu, medya sponsoru ntvmsnbc'nin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Yeşiltepe tarafından açıldı. Yeşiltepe, geçen yıl düzenlenen ilk Yeni Medya Düzeni Konferansı'nın hemen ardından dünyada çok önemli bir gelişme yaşandığını hatırlattı.
Yeşiltepe şöyle devam etti. "Taşları yerinden oynatan, siyasal rejimleri sarsan bu internet dalgasını bir internet sitesi yaratmıştı. Bu dalga kısa zamanda bir tsunamiye dönüştü. Bu dalganın mimarlarından biri bir gazeteciydi. Julian Assange, 'ben bir gazeteciyim, ama yeni bir tür gazeteciliğin emekçisiyim' diyor. Altını çizmeliyiz ki yolsuzluk ve zulme karşı halkları uyandıran belgeleri yayımlayan WikiLeaks gazeteciliğe yeni bir boyut kazandırdı ve halkın medyadan beklentilerini değiştirdi".
Yeşiltepe, daha sonra WikiLeaks kurucusu Julian Assange ile söyleşiyi yönetecek olan duayen gazeteci Oğuz Haksever'i sahneye davet etti. Haksever, izleyicileri selamladıktan sonra Assange ile görüntülü bağlantıyı başlattı. Assange perdede belirdiğinde salonda kopan alkış tufanı görülmeye değerdi.
"Şu anda ev hapsinde tutuluyor olmasaydım Türkiye'de olmak isterdim" diye konuşmasına başlayan Assange, WikiLeaks ile yola çıkarken gerçeklerle karmaşık ilişklerimizi değiştirme umudunu taşıdıklarını söyledi. Assange şöyle devam etti:
"Bugüne kadar gerçeklerle olan ilişkisi son derece karışıktı; Gerçekler finansla ilişkiler, entrikalar ve politik süreçler kullanılarak, karmaşık yollarla saklanabiliyordu. Peki saklanan gerçeklerin bilinmesi reform yaratmaya yeter mi? Yetmez; gerçekleri bilerek belki her şeyi değil ama oldukça fazla şeyi değiştirebiliriz. Bu umut artık pek çok halkta yeşerdi.
WikiLeaks'in geçen hafta 5inci yılını doldurduğunu söyleyen Assange, dünyada 50'ye yakın bağımsız basın kuruluşuyla bu güne geldiklerini söyledi. WikiLeaks belgeleri sayesinde basın organlarının niteliklerini kıyaslama imkanı bulduğumuzu söyleyen Assange "Batı medyası, ciddi bir reformdan geçmesi gereken bir güç" dedi.
KURTLAR VADİSİ'NE ŞAŞIRDIM
"İlginç bir deneyimimi anlatayım. İki ay kadar önce Kurtlar Vadisi: Filistin adlı filmi izledim ve oldukça şaşırdım. Ve bu şaşkınlıktan da tuhaf bir haz duydum. Bu tabi filmin konusunu veya tarzını doğru bulduğumdan değil. Kitleler, Hollywood tarzı saldırganlığı kullanan sinemayı sever. Ancak burada farklı bir Hollywood filmi vardı. Die Hard 2'ye karşı Kurtlar Vadisi... İlkinde Müslümanları öldüren Amerikalılar varken diğerinde İsrail karşıtı kahraman Türkler vardı. Hollywood'un gösterdiği dünyaya aletrnatif başka bir dünya resmi çiziliyordu. Kafanızda birden ışık yakan bir tezat; buna şahit olunca, gerçekleri anlamanız daha kolaylaşıyor.
Oğuz Haksever'in "Yalanlar savaşı doğurabiliyorsa, gerçekler barışı doğurmaz mı?" sorusuna "Medya kuruluşları üzerinde denetim mekanizmaları oluşturabilirsek, artırabilirsek, iktidardan zehirlenmelerini engelleyebilirsek demokrasilerde savaşı engelleyebiliriz. En azından bugüne kadar aldığımız yarayı hafifletebiliriz" diye yanıt verdi.
"Biz gazeteciler çok mu safız?" sorusu üzerine Assange, "Evet hepimiz zaman zaman naifiz. Gazetecilerin önündeki en büyük engel, her konunun uzmanı olduğu izlenimine kapılmaları. Bu gazeteciliğin ilk günahıdır. Bu tür bilgi dengesizliği temel anlamda bir çürümeye yol açıyor. Gazeteciyle okur arasında kopukluğu başlatan bir çelişki. Okur, 'kim bana bu konu hakkında doğruyu, gerçeği anlatır' diye etrafına bakınıyor. Gazeteciler de ekonomik bir işin içinde, bilgi sunuyorlar. Diyorlar ki, "Bu bilgi, okurun başka şekillerde ulaşabileceği bilgiden daha doğru, ama ekonomik açıdan konuşursak, bilginin doğruluğu önemli değil, önemli olan okurun ikna edilebilmesi." Dolayısıyla, şöhretli gazeteciler bazı hikayeleri abartabiliyorlar, olmayan gerçekleri ortaya atabiliyorlar, kaynak gizler gibi yaparak "Bana şuradan şunu söyledi" gibi bilgilerle veya uydurma fikirlerle çıkabiliyorlar. Okur da bunun sağlamasını yapacak olanaklara sahip olmadığı için kendisine satılan ürünün doğru olup olmadığını öğrenemiyor.
Julian Assange "Türkiye'yle ilgili yeni belgeler açıklanacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Yakın zamanda yayınlayacağımız belgeler var. Şu anda hangi yolla yayımlayacağımızı bilmiyorum. Çok büyük veri öbekleriyle uğraşıp bunları istifleyerek yayımlamak çok zor bir iş. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Ekonomik de olması lazım bir yandan, çünkü yoğun iş gücü, emek gerektiriyor. Ayrıca bu belgelerin doğruluğunu da sağlamamız lazım. Marjinal maliyet her ek ürün için, üreteceğimiz her ek şey için farklı olacaktır. Onun için veriler arttıkça bunların tamamı çözmek, belli başlı kriterlere göre bunları istiflemek ve halka sunmak daha çok zaman alacak. Çünkü bunların politik bağlamda etkisini bu şekilde maksimize edebiliriz."
"Özgür ifadenin de sınırları olmalı mı? Buna 'evet' demek biraz komünizmi çağrıştırıyor. Bu sınırlar öyle rasyonalize ediliyor ki sonunda her şeyin tepesinde bu kavramı yönetecek, katı bir idari mekanizması oluşturuluyor. Deneyimlerden görüyoruz ki bu tepedeki katı komite, bir süre sonra kendi kararlarını nasıl etkili kılacaklarını, ihtiyaçlara cevap vermek yerine kendi çıkarlarını ve ideolojilerini nasıl gözeteceklerini önemsiyor. Sonuçta da güç, sadece bu iktidar çevresine dahil olabilenlerin elinde tuttuğu fırsatlara dönüşüyor. Sansür kurullarının ilk yaptığı şey nedir? Sansüre fırsat veren rejimin eleştirisini susturmaktır. İnterneti filtreleyen rejimlerin ilk yaptığı şey nedir? Düşünceyi ilettiğiniz siber yolları taşıyan vekil sunuculara erişimi kapamaktır. Kendi sansür rejimlerinin detaylarını anlatan bizim gibi kurumları engelliyorlar. "Düşünce özgürlüğü kayıtsız şartsız olmalı mı?" diye sorarsanız, bizim de sorduğumuz şey "peki alternatifiniz nedir?" olur. Evet, düşünce her zaman, kayıtsız şartsız serbest olmalı. Ama eylem derseniz, o başka bir hikaye.
Assange'a son olarak, WikiLeaks'in Batı istihbarat örgütlerinin bir projesi olup olmadığı yönünde soru geldi. Assange'ın yanıtı şöyle oldu:
"Gördüğünüz gibi şu anda ev hapsindeyim. Ayrıca biz özgün, birincil kaynaktan belge yayımlıyoruz. Sizisterseniz kendiniz gidip bakabiliyorsunuz belgeye. Yapamadığınız zamanda en azından birincil veya ikincil kaynaklara bakabiliyorsunuz. Karşılaştırabiliyorsunuz. Wikileaks nedir sorusu geliyor. Benim ismimle birlikte Mossad sözcüğünü Google'da arattığınızda 1 milyon sonuç çıkıyor. Öyle bir durumdayız ki, bizim söylediklerimizin etkisini azaltmak için yapılabilecek her şeyi yapıyorlar. Mesaja saldırmak yerine mesajı veren elçiye saldırmak. Çünkü mesajın yok edilmesi çok zor, mesajı yayana aldırmak daha kolay.
Süresi 1 saat olarak planlanan Julian Assange oturumu, izleyicinin yoğun ilgisi yüzünden yaklaşık 2 saat sürdü...