KIŞANAK: MECLİS ONURUNA SAHİP ÇIKMALI
BDP'li Kışanak yetki tasarısına 'Bu demokrasinin gaspıdır, otoriter rejim özlemidir, kınıyoruz' diyerek tepki gösterdi.
2011.03.29 17:37 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Siyaset - HABER MERKEZİ
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Hükümetin Meclis'e sunduğu yetki tasarısına tepki göstererek, "Hükümet zaten yürütme yetkisini cılkını çıkaracak kadar kullanıyor üstüne yasama yetkisini de almak istiyor. Bu demokrasinin gaspıdır, otoriter rejim özlemidir, kınıyoruz" şeklinde değerlendirdi.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak partisinin Meclis grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Hafta sonu yapılan YGS'de 1 milyon 700 bin gencin ter döktüğünü hepsine başarılar dilediğini ifade eden Kışanak Türkiye'nin en önemli problemlerinden birisinin eğitim sisteminin yarışa ve sınava dayalı olması olduğunu kaydetti. 1 milyon 700 bin gencin üniversite kapılarında gelecek aramasının, üniversiteden mezun olana kadar gençlerin yarış atı gibi sınav maratonu yaşamasının eğitim sisteminin çarpıklığını ortaya koyduğuna işaret eden Kışanak, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 40 bin yabancı dil öğretmeni ithal edileceğine ilişkin açıklamalarını da eleştirdi. 350 bine yakın öğretmenin atama beklediğini ancak hükümetin yurtdışından öğretmen ithal etmeye hazırlandığını belirten Kışanak, "Çocuklara yabancı dil öğretemediğimiz acı bir gerçek ancak Türkiye kendi yurttaşının anadiliyle bile kavgalı. Kendi anadilini yeterince bilmeyenler başka bir dili öğrenmekte güçlük çekiyorlar. Hükümet yabancı dil eğitimine önem veriyorsa önce yapısal sorunları çözmeli. İthal öğretmenle çözülecek bir sorun değil" dedi.
-"BDP'NİN DÖRT TALEBİ VAR"-
Konuşmasında geçen hafta yapılan Nevruz kutlamalarına değinen Kışanak 2011 Nevruz kutlamalarının demokratik çözüm ve özgürlük Nevruz'u olduğunu söyledi. Nevruz'da dile getirilen taleplerin demokratik cumhuriyet, anadil talebi olduğunu, bu taleplere kulak tıkayan hükümetlerin geleceğinin olamayacağını belirten Kışanak, BDP olarak Türkiye'nin dört bir yanında dört taleple demokrasi çadırları kurduklarını söyledi. BDP'nin dört talebini "anadilde eğitim hakkı, askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesi, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve yüzde 10'luk seçim barajının kaldırılması" olarak sıralayan Kışanak bu taleplere yanıt bulmanın kolay ve mümkün olduğunu söyledi. Siyasi irade olması halinde en kısa zamanda Türkiye'de barışa ve huzura giden bir yola girilebileceğini ifade eden Kışanak, bu taleplerin siyasi ve demokratik talepler olduğunu terörize edilmemesi gerektiğini kaydetti.
-"DAHA SAĞDUYULU SÖYLEM VE ÜSLUBA SAHİP OLMALI"-
Hükümete "karşımıza panzerleri çıkarmayın, bu taleplerin muhatabı siyasettir, polis, jop, gaz bombaları değil" diye seslenen Kışanak, BDP'nin demokrasi çadırlarının karşısına AKP'nin polisi çıkardığını ifade etti. Tüm demokratik çevrelere ortak mücadele çağrısı da yapan Kışanak, AKP'nin yaklaşımının çözüm yaklaşımı olmadığının ortaya çıktığını söyledi. Kışanak, "Hükümet 12 Eylül faşist rejiminin getirdiği barajı polis kuvvetiyle korumaya çalışıyor. Ancak özgürlüğün önünde hiçbir zor aracının yaptırım gücü yoktur. Ancak erteleyebilirsiniz kendinizi de tarihin çöp sepetine atarsınız" dedi. Siyasi parti liderlerine "kışkırtıcı söylemlerden uzak durmaları" çağrısında da bulunan Gültan Kışanak "Halkın demokratik taleplerini benimsemiyor olabilirsiniz ama sokağı fitilleme yaklaşımı içinde olmak, kışkırtıcılık hiç kimseye fayda getirmez. Sokakları tetikleyen söylemlerden herkes uzak durmalı. Sayın Bahçeli daha sağduyulu söylem ve üsluba sahip olmalı. Başbakan'da, başbakanlığa yakışır sağduyulu bir üslup ve yaklaşım görmüyoruz" diye konuştu. Geçen hafta Diyarbakır'da meydanlarda, sokaklarda olduklarını, oturma eylemi yapmak istediklerini ancak hükümetin kenti açık cezaevine çevirdiğini kaydeden Kışanak Başbakan'ın kendilerine yönelik "sivil değiller" sözüne de tepki gösterdi. Kışanak "Biz mi sen mi sivil değilsin.Biz sonuna kadar siviliz, meydanlarda demokratik mücadelemizi en güçlü şekilde yürüteceğiz. Post modern darbe yapanların altına zırhlı araç veren, halkın üzerine polisi süren bir başbakan olarak sizin bize söz söylemeye hakkınız yok" dedi.
-"DÖRT TALEBİMİZİ KABUL EDİN HİÇBİRİMİZ ADAY OLMAYACAĞIZ"-
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Siirt'te yaptığı açıklamada koltuk heveslerinin olmadığına yönelik sözlerini hatırlatan Kışanak, "Dört talebimizi kabul edin, barışın önünü açın, hiçbirimiz aday olmayacağız" diye konuştu. Kasaplar Deresi'ne yapılan yürüyüşü hatırlatan Kışanak, bunun demokratik bir yürüyüş olduğunu, Kasaplar Deresi'nde, 20-25 yıl önce toplu mezarlar gerçeğinin açığa çıktığını kaydetti. Kışanak bugüne kadar toplu mezarlar konusunda halkın vicdanını temizleyen bir yaklaşım içinde bulunulmadığını ifade ederken hakikatleri araştırma komisyonu kurulması taleplerini bir kez daha dile getirdi. Faili meçhuller, katliamların ortaya çıkarılması halinde 72 milyonun "Kürt sorununu demokratik yöntemlerle çözelim" diye ayağa kalkacağını ifade eden Kışanak özel timci Ayhan Çarkın'ın sözlerini hatırlattı. Kışanak "Başbakan elini yüzüne kapatmış kendini karanlıkta sanıyor. Yanılıyorsun Türkiye'nin büyük bir bölümü aydınlıkta. Ya sen de gözünü açacaksın aydınlığı göreceksin ya da karanlığa mahkum olacaksın" dedi.
-"KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ERBİL'E GİDİYORSA BOŞA YORULUYOR"-
Başbakan Erdoğan'ın Bağdat ve Erbil ziyaretini de hatırlatan Kışanak Türkiye'nin Irak'la Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle ilişki kurmasını önemsediklerini söyledi. Kışanak "Erbil ziyareti önemlidir. Ancak Başbakan Türkiye'deki Kürt sorununu çözmek için Erbil'e gidiyorsa boşa yoruluyor. Kürt sorununu Ankara'da, Diyarbakır'da, Van'da, Hakkari'de çözebilir. Çözüm adresi ne Bağdat ne Erbil'dir. Onlar kendi çözüm sürecini yaşıyor Türkiye'de kendi çözüm sürecini yaşamalıdır. Erbil'e gitmek önemli ama Amed Meydanı'nda toplanan 1 milyon Amedlinin sesini dinlemek de en az onun kadar önemli. Şırnak'ta, Diyarbakır'da Hakkari'de bulamadığı desteği Erbil'de arıyor ama Erbil'deki Kürtler Diyarbakır'da oy kullanamıyor. Kürtlerden oy istiyorsa taleplerini dikkate almak zorunda. Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin de aynı tavsiyelerde bulunduğunu umuyorum. Oy istiyorsanız gidin Diyarbakır'daki Kürtlerin taleplerini dinleyin, bizden oy istemeyin diyeceğini tahmin ediyorum" diye konuştu.
12 Haziran seçimlerinin demokratik ve eşitlikçi bir anlayışla yapılmadığını, AKP, CHP ve MHP Hazine'den trilyonlarca yardım alırken bağımsız adaylardan 7 bin 734 TL alındığını söyleyen Kışanak "Kendileri para alacak biz üstüne para vereceğiz. Hükümetin, buna ortak olan partilerin adalet anlayışı bu. Ancak yanlış hesap Bağdat'tan, seçim sandığından, Erbin'den döner, herkes bunu bilsin" diye konuştu.
-"DEMOKRASİNİN GASPIDIR"-
Grup toplantısında, dün Meclis'e sunulan Yetki Tasarısı'nı da eleştiren Kışanak bu tür yetkilerin demokrasilerde yeri olmadığını, geçmişte yapılan uygulamaların faturasını ise Türkiye'nin ağır ödediğini söyledi. Bu tasarının demokrasi adına korkunç bir ayıp olduğunu da kaydeden Kışanak "Zaten iktidar yürütme yetkisini cılkını çıkaracak kadar kullanıyor, üstüne yasama yetkisini de almak istiyor. Bu demokrasinin gaspıdır, otoriter rejim özlemidir, kınıyoruz" dedi. AKP'nin seçim sürecinde, yetki tasarısıyla bürokraside de tayin terfi, görevden alma gibi konularda yetki istediğini hatırlatan Kışanak "Hükümet, seçimde, AKP'yi desteklerseniz yerinizde kalırsınız diyor. Bu bürokrasiyi teslim alma yaklaşımıdır. Bürokraside istifalar oldu, AKP'den aday oldular. AKP hükümeti partizanca bir yaklaşımla tüm kamu kurumlarında üst düzey yönetimi ele geçirmiş. Ancak yeterince sonuç alınamamış ki AKP'ye hizmet etmeyen bürokratlar esir alınmak isteniyor. Meclis böyle bir yetkiyi vermemeli, onuruna sahip çıkmalı" diye konuştu.
-"AKP AMPULÜNÜN ALTINA 'DİKKAT TEHLİKELİ' İŞARETİ KOYMAK GEREKİYOR"-
Konuşmasının sonunda Nükleer Santrallerle ilgili tartışmaları ve Başbakan'ın sözlerini de değerlendiren Kışanak "Başbakan adeta şaka yaparcasına tüp de patlayabilir, trafik kazası da olabilir diyor. Şaka mısın, anlamaya çalışıyoruz. Tüpgazın riskiyle Nükleer Santrallerin riskini aynı kefeye koyacak kadar mantıktan yoksun musun. Başbakan bu riskin farkın değilse o zaman ülkede hiç kimsenin yaşam güvencesi yoktur. Bu zihniyet en az Nükleer Santral kadar tehlikeli. AKP'nin ampulünün altına 'dikkat tehlikeli' işareti koymak gerekiyor. AKP'nin anlayışı 'dikkat ölüm tehlikesi' anlamına geliyor" diye konuştu.
BURHAN KUZU'YU KINIYORUM
Kışanak partisinin Meclis grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kışanak, Ahmet Türk'ün "Taleplerimiz gerçekleşmezse, Mısır ve Libya'dan daha sert tepkiler gösteririz" şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine şöyle konuştu: "Ben bu konuda medya mensuplarına çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen fotoğrafın tamamını görün, lütfen Türkiye'nin gerçeklerini bütün boyutlarıyla tartışalım. Mısır'da, Libya'da bu toplumsal muhalefet gelişmeden önce, Türkiye'de yaklaşık 20 yıldır bütün baskıcı yaklaşımlara rağmen insanlar sokaklardalar. İnsanlar taleplerini zaten dile getiriyorlar. Hep beraber bu süreçleri yaşadık, başka bir ülkede yaşamadık. Türkiye'de çok güçlü bir toplumsal muhalefet yok mu? İtiraz yok mu? Bu rejimi, bu sistemi, otoriter, baskıcı yöntemi istemeyen halk yok mu? Bunu görmüyor muyuz? Bunu Sayın Türk söyledi diye mi gündeme taşıyoruz. Yani Sayın Türk bunu söyledi diye olmayacak. Sayın Türk var olan bir gerçeği ifade etmiştir. 1992 Nevruz'unu, 2011 Nevruz'unu hatırlayın. Diyarbakır'da meydana toplanan 1 milyon insanı hatırlayın. Bunu gerçeği ifade etmenin bir cümlesi olarak algılamanızı özellikle rica ediyorum."
-"İDAM CEZASI DEVLET ELİYLE İŞLENMİŞ BİR CİNAYETTİR"-
Kışanak çocuk cinayetlerinin ardından başlayan idam tartışmalarının hatırlatılması üzerine ise, "İdam cezası devlet eliyle işlenmiş bir cinayettir. Evrensel hukuk kuralları içerisinde yeri yoktur. Telafisi mümkün olmayan bir ceza verilemez, asıl mantığı da buna dayanır" dedi.
-"MENDERES'İN İTİBARI İADE EDİLDİ AMA ONU GERİ GETİREMİYOR"-
Türkiye'nin halen Adnan Menderes'in idamını tartıştığını, itibarını iade ettiğini hatırlatan Kışanak şöyle devam etti:
"Ama onu geri getiremiyor. İdam cezası böyle bir şeydir. Telafisi mümkün olmayan bir şeydir. Bu nedenle demokrasilerde yeri olmayan bir uygulamadır. Bunun tartışılması demokrasi adına Türkiye'e birilerinin var olan durumu daha da kötüye götürme özlemi olarak algılanmalıdır. Demokratik tutum içinde olan hiçbir insan böyle bir yaklaşımın taraftarı ve savunucusu olamaz. Hangi gerekçeyle olursa olsun cezalar ıslah etmek amacıyla verilir. Cezalar suç işlenmesini önlemek amacıyla verilir. Cezalar yaşam hakkını ortadan kaldırmak, bir kez daha telafisi olmayacak bir durum yaratmak adına verilmez. İdam ettiğiniz bir insanı ıslah edemezsiniz. İdam ettiğiniz bir insanı suç işlemekten men edemezsiniz. Bir daha yaşamayacak bir insana vereceğiniz bir cezayla neyi düzeltebilirsiniz? Olsa olsa idam cezası tehdidiyle bu ülkede baskıcı, otoriter rejimi kamufle etmeye çalışabilirsiniz. Bunu bir siyasal mesaj olarak birilerine vermek isteyebilirsiniz. Bunlar da doğru şeyler değildir."
-BURHAN KUZU'YA TEPKİ-
Kışanak, Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun idam cezasına karşı olmadığı yönündeki sözlerini de esefle kınadığını belirterek, "Bu kadar çok özgürlükten, demokrasiden, haktan hukuktan bahseden biri olarak kalkıp bugün evrensel hukuk kuralları içerisinde mahkum edilmiş bir cezayı yeniden Türkiye'nin gündemine taşıması gerçekten de kabul edilebilir bir durum değil" diye konuştu. Kışanak, "Son günlerdeki konulara uyarlarsak, o iki çocuğun yaşama hakkı ne olacak" şeklindeki bir soruya ise, "Demokrasilerde halkın can ve mal güvenliğinden yönetim sorumludur. Bunu korumak için gerekli önlemleri almakla mükelleftir. Hepimizin bildiği gibi Türkiye çocuk istismarı, çocuk pornosu konusunda sabıkası oldukça kabarık bir ülkedir. Bu konuda önlem, tedbir almayan, gerekli uygulamaları hayata geçirmeyen iktidarın, bunun üstünü idam cezası tehdidi ile örtmeye kalkışması tam bir aymazlıktır" karşılığını verdi.
EN SON HABER.COM