Kılıçdaroğlu: Emniyet müdürünün olmadığı başkent mi olur?
Ankara saldırısıyla ilgili açıklama yapan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete yönelik eleştirilerde bulundu. Siyasi sorumluluk alınması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Emniyet müdürünün olmadığı başkent olur mu?" diye sordu.
2016.03.14 13:57 - Son Güncellenme: 2016.03.14 14:59 - Siyaset - HABER MERKEZİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili açıklama yaptı.
Ölenlere Allah'tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu, yaralılara da acil şifa diledi.
Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Terör bir insanlık suçudur, kimden, nereden gelirse gelsin teröre karşı ortak, dik ve onurlu duruşumuzu sergilemek zorundayız. Bunu yaptığımız zaman bu ülkede birlikte huzur içinde yaşayabiliriz. Bu konuda üzerimize düşen ne varsa, CHP olarak üzerimize düşen ne varsa yerine getirmeye hazırız. Kandan beslenen bir anlayış, bu ayrımı yapmaz. Terörü hep beraber kınamalıyız, terör konusunda net tavır takınmayız.
HÜKÜMETE AÇIK ÇEK
Hükümete çağrı yaptık... Terörü bitirmek için bizden ne istiyorsanız, her türlü desteği vermeyi hazırız. Açık çek veriyoruz, yeter ki bu ülkede terörü bitirelim.
"TERÖR BİTMEDİ, YURDA YAYILDI"
7 Haziran'dan sonra bir tablo ortaya çıktı, terör azmaya başladı. 'Bizi tek başına iktidara getirin terörü bitireceğiz' denildi. Terör bitti mi? Bir bölgede olmayı bırakın, terör yurda yayıldı. Ne oldu da terör ülkeye yayıldı? 14 yıldır ülkeyi yönetenler ne yapıyor?
'EMNİYET MÜDÜRÜNÜN OLMADIĞI BAŞKENT Mİ OLUR?'
Her saldırıdan sonra 'önlem alıyoruz' deniliyor. Ülkeyi ben yönetmiyorum, yönetenler belli. Hesabını vermeleri lazım. Neden oluyor, hangi gerekçeyle oluyor? Aylardır Ankara'ya emniyet müdürü atamayan bir iktidar ülkeyi yönetebilir mi? Davutoğlu'na çağrı yapıyorum, Ankara Emniyet Müdürü'nü atayamıyorsan bana söyle, kimi istiyorsan atalayalım. Emniyet müdürünün olmadığı başkent olur mu? 'Emniyet Müdürü atayacaktım şu engel oldu' deyin. Gizli servis ajanları ülkede at koşturuyor. Bütün gizli servislerin çalışabildiği bir alan mıdır Türkiye?
"SORUMLUSU SİYASİ İKTİDAR"
Anayasa'nın 112 maddesi var. Siyasi sorumluktan bahseder. Yüzlerce insan öldü, kim bunun sorumlusu? Bizim mahalledeki bakkal değil, alışverişe giden vatandaş değil, Şanlıurfa'daki taksici değil. Bunun sorumlusu tüm dünyada siyasi iktidardır. Davutoğlu'na açık çağrı yapıyorum, siz töhmet altında kalıyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük krizini yaşıyor, yöneltilmiyor. Savruluyoruz. Biz bunu hak etmiyoruz.
"TÜRKİYE KURUCU AYARLARINA DÖNMELİ"
Türkiye kurucu ayarlarına dönmek zorundadır. Yurtta barış, dünyada barış. Dış politikanın 180 derece değişmesi gerekiyor. Değişmezse terör ithal eden bir ülke olacaktır.
MECLİS BAŞKANI'NA ÇAĞRI
Terör tek başına bir siyasal partinin sorunu olmanın ötesine geçmiştir, terör artık bizim bir ulusal sorunumuz haline gelmiştir. Terör konusunda bütün siyasal partilerin ortak mücadele etmesi lazım. Bu bağlamda en büyük görev TBMM Başkanı'na düşüyor bu aşamada. Parlamentoyu çalıştırmalı, terör konusunda, sorunun çözümü konusunda TBMM'yi çalıştırmalı.
Devlette ciddi bir çürüme var. Eğer bir hükümet, bir emniyet müdürünü atayamıyorsa orada bir çürüme vardır. Devlette çürüme olduğu için liyakat sistemi bitmiştir.
'Terörle yaşamaya alışmalıyız'ı anlatıyorlar. Bir becerisizliği halka mal etmenin anlamı ne? Aydın diye de geçiniyorsunuz. 'Bu hükümet terörü sürdürecek, ey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları siz de terörle yaşamaya alışın.' Neden? Türkiye kuruluş aşamasına dönsün terör sorunu en kısa sürede çözülür.
"İçişleri Bakanı Ala'yı görevden al" çağrısı
Anayasamızın 112. maddesi var, siyasi sorumluluktan söz eder. Ülkeyi yönetenlerin siyasi sorumluluğundan söz eder. Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti terör dolasıyıla. Kim bunun sorumlusu, kim? Bizim mahalledeki bakkal değil, alışverişe giden vatandaş değil, Şanlıurfa'daki taksici değil. Dünyanın bütün demokrasilerinde bunun sorumlusu siyasi iktidardır. Davutoğlu'na çağrı yapıyorum, siz tömbeh altında kalıyorsunuz. Yönetemiyorsunuz imajı sizin yakanıza yakışıyor. Ankara'ya bir emniyet müdürü bile tayin edemeyen kişiye sorumluluk verirseniz, aynı sorumluluğu paylaşmış olursunuz. Görevini yerine getiremiyorsa alacaksınız görevden. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşıyor. Yönetim krizidir bu. Yönetilmiyor, tek kelimeyle söyleyeyim savruluyor. Biz bunu hak etmiyoruz.
Hepimizin gözlerinin önünde savrulan bir Türkiye'yi görmek istemiyoruz. En acı feryat annelerin feryadıdır. Evlat acısıdır en büyük acı. Bu acıyı bu ülkeye yaşatanlara biz ne söyleyeceğiz? Bu acıya katlanmak bizim hakkımız mıdır, işimiz midir? Kim bize bu acıyı tattırıyor? O annelerin acıları emin olun dünyayı kapladı. Ama hala birileri duymazlıktan geliyor. Söylüyoruz, çözeceksiniz size her türlü desteği verelim. Buyrun çözün, iktidarsınız, vatandaş size oy verdi. Bize yeni dertler yaratın diye oy vermedi, dertlerimizi çözün diye verdi.
Devletin imkanlarını kendiniz için kullanırsanız bu tür ortamlara zemin hazırlarsınız. Türkiye'nin geldiği nokta budur. Acilen ne yapmalıyız? Önce Türkiye kurucu ayarlarına dönmek zorundadır. Türkiye hangi ayarlarla kurulduysa dönmek zorundadır. Bütün komşularıyla barış içinde, dostluk içinde bir çerçeveyi oluşturmak zorundadır. Kurucu ayarlarına dönmeyen bir Türkiye felakete hazır bir Türkiye'dir. İsrail, Suriye, Irak, İran, Rusya, Libya ile ilişkilerimizi düzeltmek zorundayız. Yaptıkları kavganın faturası gariban annelere çıkıyor. Bu dış politikanın 180 derece değişmesi gerekiyor. Değişmedikçe Türkiye terör ithal eden ülke olarak devam edecektir. Terör tek başına bir siyasal partinin sorunu olmasının ilerisine geçmiştir. Bizim ulusal sorunumuz haline gelmiştir. Terör konusunda bütün siyasal partilerin ortak mücadele etmesi lazım. En büyük görev TBMM Başkanı'na düşüyor. Parlamentoyu çalıştırmalı, sorunun çözümü konusunda TBMM'yi çalıştırmalı. Sayın Meclis Başkanı'ndan istirhamım, madem ki TBMM'ye gazi Meclis diyoruz, şimdi o işleme dönmeli. Terör konusunda TBMM harekete geçmeli. Nasıl çözüleceği konusunda net açık iradesini ortaya koymalı. Biz hazırız. 9 kez araştırma önergesi var, şu terör konusunu çözelim. Hükümet gelsin bilgi versin, arzu ediyorlarsa kapalı toplantı yapılsın; 9'unda da red çıktı. Aynı düşüncemizi Meclis Başkanı'na yapıyoruz.
Anayasaya sadakat yemini ettik, bu anayasaya uyacağız diye. Eğer bir bakan görevini yapamıyorsa annelerinin feryatları bile onun kulaklarına henüz ulaşmamışsa o kişi orada durmamalı. Bu görev Davutoğlu'na düşüyor. Siyasi sorumlu kimse sorumluluğunun gereğini yerine getirsin. Devlette ciddi bir çürüme var, eğer bir hükümet, bir ilin emniyet müdürünü atamaktan acizse orada bir çürüme var demektir. Konunun uzmanını teslim edeceksiniz ki sağlıklı çözeceksiniz.
Abdülkadir Selvi'ye tepki
Neredeyse her televizyon kanalının içinde bir hükümet komiseri bir arkadaş vardır. "Terörle yaşamaya alışmalıyız" diye alıştırıyorlar. Niye alışmalıyız? Bir beceriksizliği halka fatura etmenin anlamı nedir? Bunun anlamı nedir acaba? Terörle yaşamaya alışmayı hangi gerekçeyle diyorsunuz? Aydın diye de geçiniyorsunuz ayrıca. Televizyon ekranlarına sizi sorunu nasıl çözebiliriz diye çıkarmaları gerekir. Bu hükümet terörü sürdürecek, sizler terörle yaşamaya alışın. Neden? Hangi gerekçeyle bunu bize söylüyorlar? Türkiye Cumhuriyeti bu kadar beceriksiz mi? Olayları görme, sezme ve çözme yeteneği vardır. Açık ve net düşüncelerimizi söylüyoruz.
Her bomba patlamadan sonra göz yaşları döküyoruz. İyi de bizim aklımız yok mu? Bunun alt yapısını neden oluşturmuyoruz? Zaafı olan kurumların yöneticilerini alırsınız, almazsanız siz ortak olursunuz. Yine CHP karşı diyecekler, evet CHP teröre karşı kardeşim. CHP anaların ağlamasını istemiyor. Bunu da demokrasi ve özgürlükler çerçevesinde istiyor.