Kaşıntı deyip geçmeyin

Kaşıntı deyip geçmeyin

Kaşıntı aslında binlerce deri hastalığının ve alerjik durumların önemli bir belirtisidir.

2013.04.02 16:15 - Son Güncellenme: 2013.04.02 16:16 - Sağlık - HABER MERKEZİ
A
Kaşıntı deyip geçmeyin

Kaşıntı denilince akla ister istemez deri ve deri hastalıkları geliyor elbette. Peki kaşıntı neden olur? Aynen ağrıda olduğu gibi uyarıcı ve bilgi verici yanı var mıdır? Çoklu seçenekli sorular ve yanıtlar geliyor akla. ''Yaşamı boyunca hiç kaşınmamış bir insana rastlamak mümkün olamaz'' demek hemen hemen %100 doğru bir önermedir.


Peki bu kadar önemi olan kaşıntı nedir?
Kaşıntının ne olduğunu bu yazıyı okuyanlar elbette buradan öğrenmeyecekler; çünkü bunu hepimiz biliriz. Önce bedenimizin bir bölgesi tatlı tatlı kaşınmaya başlar, biraz kaşırsak ilk başta işe de yarar; çünkü kendimizi rahatlamış hissederiz. Ancak aynı yer zamanla tekrar kaşınmaya başlar, bu kez daha fazla kaşırız ve de kaşıntının bedenimizin farklı bölgelerine yayıldığını hissederiz, bu şekilde kaşıntı bedenimize yerleşir adeta kuşatır; kronik yani süregen bir süreç işte tam da böylece başlamış olur.

Kaşıntı aslında binlerce deri hastalığının ve alerjik durumların önemli bir belirtisidir. Özellikle deri hastalıklarının en  eziyet verici semptomudur. Yine unutulmamalıdır ki sağlıklı görünen deri de  kaşınabilmektedir.

Örneğin diyabet , böbrek enfeksiyonu, anemi gibi iç hastalıklarında tanı sadece deri bulguları ve kaşıntı ile konulabilir.

Bilim, kaşıntının oluşum mekanizmasını tamamıyla aydınlatabilmiş değildir. Bir duyu organı olan derimiz ağrıyı, soğuğu, sıcağı veya basıncı hissetmektedir. Ağrı ve kaşıntının aynı reseptörler tarafından algılandığı da bilinmektedir. Kaşıntıdan fazla rahatsız olunduğunda refleks olarak cilde sıcak veya soğuk şoku uygulayarak kaşıntı giderilmeye çalışılır.

Anlaşıldığı kadarıyla bu şekilde kaşıntı reseptörü ağrı reseptörüne dönüştürülmekte hatta derin ve şiddetli kaşımalarla hasar verilmektedir. Kişi için ağrıya katlanmak daha kolay gibi gelir hatta bir müddet sonra da yok olur. Kaşıntı ve ağrı arasındaki ilişkinin kökleri aslında Latince "Pruritus"a uzanmakta. Prurire'nin eski Latincedeki karşılığı yanmadır.

Kronik yani süregen kaşıntı ise deri ve sistemik hastalıkların sık rastanılan bir bulgusudur. Sadece uyku bozukluğuna neden olmakla kalmaz, anksiyete, depresyon, strese yol açarak milyonlarca insanın  yaşam kalitesini bozacak şekilde sürer. Yeni bulunan sensoryal, emosyonal ve kognitiv ögeler kronik ağrıya benzer yollarla anlaşılmaya çalışılmış son 10 yılda bu sık rastlanılan bulgunun nörobiyolojisini aydınlatmada işe yaramıştır.

Birincil derecede kaşıntıya neden olan cilt reaksiyonlarında olasılıkla başka sinir lifleri de etkindir. Ancak esas özellikle kaşıntıya merkezi mekanizmalar neden olmaktadır. Tıpkı ağrıda olduğu gibi kaşıntıda bir tür "bellek" söz konusudur. Bazı insanlar kaşıntıyı en düşük uyarımda bile hissedebiliyorken,  kaşıntının adeta bulaşıcı olmasından ayna nöronlar sorumlu tutulmaktadır. "Hayali enfeksiyon" taklit yoluyla ortaya çıkmaktadır. Yine araştırmalara göre histamine reaksiyon göstermeyen kaşıntı liflerinin de olması söz konusudur. Dolayısıyla olay o denli karmaşıktır ki anlaşılabilmesinin yolu tüm sinir sisteminin araştırılmasından geçmektedir.
Genel olarak baktığımızda kaşıntıyı harekete geçirenler unsurların yüzlerce binlerce olabileceğini fark edebiliriz.

İlaçlar veya gıda ürünleri, çiçek veya polen gibi alerjenler
bağışıklık veya alerjenler (Antikorlar lenfositler)
böceklerden veya parazitlerden bulaşan maddeler boya, parfüm gibi maddeler deri kuruluğu ve güneş yanığı, iç hastalıklarına  bağlı metabolizma ürünleri, laboratuar ve tanı için kullanılan kimyasal moleküller, tedavi ajanları, hatta kaşıntı için verilen tedavi edici antihistaminikler

Bu nedenle  şiddetli kaşıntıda kan tahlili, akciğer röntgeni, batın ultrasonu gibi incelemeler gerekmektedir.

Kaşıntı canlılar varolduğundan beri var ve var olmaya devam edecektir.Ama önemli olan kaşıntının dindirilip yerini iç huzuruna bırakmasını sağlamaktır.


 

Diğer Sağlık ve Beslenme Haberleri için tıklayın


2013.04.02 16:15 - Son Güncellenme: 2013.04.02 16:16 - HABER MERKEZİ
A