Kalp krizi vakaları neden arttı? Bursa'da uzmanlar anlattı (ÖZEL HABER)

Kalp krizi vakaları neden arttı? Bursa'da uzmanlar anlattı (ÖZEL HABER)

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alparslan Birdane ve Özel Esentepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzm. Dr. İlknur Güler son yıllarda kalp krizi vakalarındaki artışın nedenleri hakkında açıklamalarda bulundu.

2022.06.06 08:57 - Son Güncellenme: 2022.06.06 13:28 - Sağlık - HABER MERKEZİ
A
Kalp krizi vakaları neden arttı? Bursa'da uzmanlar anlattı (ÖZEL HABER)

GÜLİN ÖZDEMİR / BURSADA BUGÜN

Kalp krizi, bir veya birden fazla kalp damarının tıkanması sonucunda meydana gelen ve hayati tehlike yaratan bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alparslan Birdane ve Özel Esentepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzm. Dr. İlknur Güler, kalp krizi belirtilerini ve son yıllarda kalp krizi vakalarının artma sebepleri hakkında bilgiler verdi.

Prof. Dr. Alparslan Birdane, "Kalp krizi, kalp kasını besleyen koroner arter adı verilen damarların tıkanması sonucu kalp kasının hasarlanmasıyla ortaya çıkan bir tablodur. Miyokart enfarktüsü olarak adlandırılır. Hem yüksek ölüm riskiyle yaşamı tehdit eden hem de kalp yetersizliğine neden olarak kronikleşen bir sağlık sorunudur. En üretken yaştaki bireyleri de etkileme potansiyeli olduğundan aynı zamanda ciddi bir toplum sağlığı problemidir. Kalp krizine neden olan süreç, koroner damar iç yapısının bozularak ateroskleroz adı verilen damar sertliklerinin oluşması ve zaman içinde damar lümeninin tam tıkanarak kalp kası kanlanmasının sağlanamamasıyla ortaya çıkmaktadır. Kalp krizinde koroner damar iç yüzündeki plaklar üzerinde oluşan çatlaklar veya yırtılmalar sonucunda ortaya çıkan pıhtı damarı tıkayarak kan geçişine engel olmaktadır. Kalp krizine neden olan değiştiremeyeceğimiz ve üzerinde çabalayarak başarı elde ederek değiştirebileceğimiz çeşitli risk faktörleri vardır. Değiştiremeyeceğimiz değişkenler olarak; kişinin orta yaşın ilerisinde olması ve erkek cinsiyetinde daha sık görülmektedir. Yine aile hikayesi olanlarda yani genetik olarak birinci derece akrabalarında erken yaşta ortaya çıkmış koroner arter hastalıkları veya erken yaşta kalp hastalığına bağlı gerçekleşmiş ölüm varlığında daha fazla görülmektedir. Koroner arter hastalıklarına özel olarak da kalp krizine neden olan değiştirebileceğimiz risk faktörleri; sigara kullanımı, yüksek kan basıncı (hipertansiyon), şeker hastalığı (diyabet), kan yağlarının yüksekliği (dislipidemi), fazla kilo veya obezite, hareketsizlik, aşırı stres, sağlıksız beslenme sayılabilir. Sağlıksız alışkanlıklar; hipertansiyon, obezite, diyabet ve kan yağlarında yükselme gibi metabolik ve fizyolojik değişikliklere yol açar. Risk faktörleri neden oldukları damar sertlikleriyle koroner arterlerde hasara yol açar. Süreç uzun yıllar içinde gelişir. Çocukluk çağında başlayıp orta yaşta kalp kriziyle ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu.

SİGARA KALP KRİZİNİ 2-3 KAT ARTIRIYOR

"Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre düzensiz küreselleşme ve plansız şehirleşme kalp ve damar hastalıkları risk faktörlerine maruz kalma olasılığını arttırmaktadır" diyen Prof. Dr. Alparslan Birdane, "Sorumsuz pazarlama teknikleri toplumda özellikle çocuklar ve gençlerde yüksek kalorili yiyecekler, yağ ve tuz tüketimini arttırmaktadır. Yine plansız şehirleşme fiziksel aktivite imkanlarını kısıtlamakta ve çevre kirliliğine maruziyeti arttırmaktadır. Türkiye nüfusunun yüzde 31,5'inin tütün ürünü içtikleri tahmin edilmektedir. Sigara kullananlarda kalp krizi riski 2-3 kat artmıştır. Türkiye'de nüfusun yüzde 43,6'sı Dünya Sağlık Örgütü'nün sağlık için fiziksel aktivite tavsiyelerini karşılamamaktadır. Türkiye'de nüfusun yüzde 81'inin etkili bir fiziksel aktiviteye katılmadığı tahmin edilmektedir ve kadınların (%92) erkeklerle (%70) karşılaştırıldığında çoğunlukla fiziksel aktiviteye katılmadığı görülmektedir. Ülkemizde fazla kilolu ve obez bireylerin prevalansı sırasıyla yüzde 34 (erkeklerde yüzde 39,9, kadınlarda yüzde 27,6) ve yüzde 31,5 (erkeklerde yüzde 24,6 kadınlarda yüzde 39,1)'tir" diye konuştu.

KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NEDİR?

Kalp krizinin belirtileri ve şikayetlerin şiddet düzeyi, kişiden kişiye ve kalp damarının tıkanma özelliklerine göre değişkenlik gösterebileceğini ifade eden Prof. Dr. Alparslan Birdane sözlerine şöyle devam etti; "En önemli belirtisi göğüste ağrı olmasıdır. Göğüs ağrısı en az 15- 20 dk'dan uzun süren yanma, sıkışma ve baskı tarzında olur. Bu ağrı göğüs kafesinin üzerinde birisinin oturduğu şeklinde ezici olarak ta tarif edilebilir. Bu ağrı kollara, çeneye, boyuna, sırta ve karına yayılabilir. Özellikle efor sırasında çok belirgin hale gelebilir. Göğüs ağrısına terleme, halsizlik, bulantı, kusma, baş dönmesi, çarpıntı şikayetleri de eşlik edebilir. Ağrı gelişimi veya karakteri her zaman bahsettiğimiz tarzda gerçekleşmeyebilir. Şeker hastalarında, aşırı ağrı kesici kullananlarda ve özellikle kadınlarda bu şekilde tipik bir tablo ortaya çıkmayabilir. Nefes darlığı, aşırı halsizlik ve yorgunluk, karın ağrısı ve bayılma şeklinde de belirtisi olabilir. Bazen şikayetler bir sindirim rahatsızlığı varmış şeklinde ortaya çıkabilir. Kalp krizinin belirtisi olarak ortaya çıkan göğüs ağrısı veya göğüs ağrısına eş değer diğer şikayetler, kendiliğinden başlayabildiği gibi ağır bir yemek, aşırı bir efor veya belirgin bir stres altında tetiklenebilir. Koroner arter hastalığına neden olan risk faktörleri bulunan kişilerde bu tür şikayetler varsa, kalp krizinin belirtisi olabileceği konusunda uyanık olmak gerekmektedir."

KALP KRİZİ VAKALARINDA ARTIŞ DEVAM EDECEK Mİ?

Kalp krizinin de içinde olduğu kalp ve damar hastalıklarının dünyada tüm ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Alparslan Birdane, "Ülkemizde kalp ve damar hastalıklarına bağlı olarak, neredeyse her sene 200 bin kişi ölmektedir. Kalp krizine neden olan sigara, hareketsiz yaşam, aşırı kilo, sağlıksız beslenme, belirgin stres, kan yağlarının yüksekliği, alkol kullanımı, şeker hastalığının ve tansiyon hastalığının yeterince tedavi edilmediği ve bu risk faktörlerinin sıklığının azalmadığı göz önüne alındığında kalp ve damar hastalıkları insan hayatını tehdit eden en önemli ölüm sebebi olmaya devam edecektir. Kalp ve damar hastalıklarından ölümler son yıllarda yüksek gelir düzeyindeki batılı ülkelerde azalma eğilimi gösterirken gelişmekte olan ülkelerde artmaktadır. Tüm nüfusu kapsayan primer önleme ve bireysel müdahalelerin birlikte etkili olduğu görülmektedir. Ancak toplumların yaşlanması ve beklenen hayat süresinde görülen artış ile gelişmiş ülkelerde kalp ve damar hastalarının sayısı artmakta ve bunlara bağlı ölüm sıklığı da artmaktadır. Ülkemizde kalp krizine neden olan risk faktörlerinde toplumun geneli değerlendirildiğinde gözle görülür bir azalma olmadığından bilakis artış olduğundan bu sürecin sonucu olan kalp krizi vakalarında da artış olmaya devam edecektir" açıklamasında bulundu.

"BİRÇOK NEDEN BİR ARAYA GELİYOR"

Bursa'da Özel Esentepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Op. Dr. İlknur Güler ise, kalp krizi vakalarındaki artışla ilgili şu bilgileri verdi; "Son yıllarda artması kalp krizi vakalarının artmasındaki en büyük etken beslenme alışkanlıklarındaki değişiklik, alkol ve sigara tüketimi. Tabii genetik yatkınlıkta kalp damar hastalıkları için önemli bir faktör ama tek sebep olarak açıklayamayız. Kalp krizinin sebebi kalbin beslenme bozukluğudur. Kalbin beslenmesinden sorumlu atardamarda oluşan tıkanıklıklar kalp krizi geçirmeye sebep olur. Birçok nedenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilir. Ailesel yatkınlık, yaşam şartları (beslenme, sigara, alkol kullanımının fazla olması) bunlar genel olarak risk oluşturan durumlardır. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon böbrek fonksiyon bozukluğu gibi bunlara sahip kişilerde de kalp krizi ihtimali yüksektir. Mesela şeker hastalığı kalp ve damar hastalıkları açısından çok büyük risk oluşturan bir hastalıktır. Halk arasında şeker hastalığı sadece kandaki şeker değerinin yüksekliği olarak algılanıyor ama aslında şeker hastalığı insanın saçının telinden ayak tırnağına kadar bütün organlarını ve dokularını olumsuz etkileyebilecek bir hastalıktır. Kişide şeker hastalığı varsa tedavisini etkin bir şekilde alması ve beslenmesine mutlaka dikkat etmesi gerekir. Yüksek tansiyon hastalığı varsa buna yönelik tansiyon düşürücü ilaçları muntazam bir şekilde kullanması ve diyetine dikkat etmesi gerek."

Diğer Sağlık ve Beslenme Haberleri için tıklayın


2022.06.06 08:57 - Son Güncellenme: 2022.06.06 13:28 - HABER MERKEZİ
A