İstanbul Barosu'ndan hodri meydan

İstanbul Barosu'ndan hodri meydan

İSTANBUL Barosu yönetimi, Başkan Ümit Kocasakal ve 9 yönetim kurulu üyesi hakkında açılan davanın ardından yönetimin düştüğüyle ilgili tartışmalara, olağanüstü genel kurula gitme kararı alarak yanıt verdi.

2013.02.08 13:11 - Son Güncellenme: 2013.02.08 14:12 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
İstanbul Barosu'ndan hodri meydan

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, yaşananları ileri faşizm olarak yorumlayıp, "Yargının ele geçirilmesinden sonra sıra avukatlara ve barolara gelmiştir. Şu anda hukuksuzluklara direnen ve halen ayakta kalan avukatlar ve barolar, siyasi iktidarın hedefindedir" dedi.

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve 9 yönetim kurulu üyesi, 6 Nisan 2012'deki Balyoz davası duruşmasına katıldı. Sanık avukatlarının bulunduğu bölümde oturan ve mahkeme heyetine hitaben konuşan Ümit Kocasakal, mahkemenin adil yargılama hakkının ihlali, silahların eşitliğine aykırı davranışları ve avukatlık mesleğinin onurunu zedeleyen uygulamalardan vazgeçmesini istediklerini ifade etti. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Ümit Kocasakal ve yönetim kurulundaki avukatlar hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni istedi. Bakanlık 18 Ekim 2012'de yapılan eylemin avukatlık görevi kapsamında olmadığını belirtti. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı 31 Ocak 2013'te Ümit Kocasakal ve 9 baro yöneticisine "yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs" iddiasıyla dava açtı ve 2 yıldan 4 yıla kadar hapislerini istedi.

AK PARTİLİ VEKİL: BARO YÖNETİMİ DÜŞTÜ
Avukat olan TBMM Hukuk Komisyonu Üyesi, Ak Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan 5 Şubat'ta yaptığı açıklamayla gündeme oturdu. Bülent Turan, Avukatlık Kanunu'nda, seçilme yeterliği, engelleri ve seçimin şekli ile seçim dönemi bitmeden ayrılmanın düzenlendiğini, buna göre haklarında 2 yıldan fazla hapis istemiyle dava açılanların yönetim kuruluna giremeyecekleri hükmünün yer aldığını söyledi. Bülent Turan'a göre, İstanbul Barosu'nun yönetimi düşmüştü.

OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL KARARI
İstanbul Barosu 7 Şubat'ta aldığı kararla İstanbul Barosu Genel Kurulu'nu olağanüstü toplama kararı aldı. Genel kurula Türkiye Barolar Birliği'nin tüm organlarını, tüm baro başkanlarını, ülkedeki tüm avukatları, hukuk fakültesi dekan ve öğretim üyelerini, ulusal ve uluslararası hukuk kurumlarını da davet etme kararı alındı. İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal dün İstanbul Barosu'nda yaptığı bir toplantıda genel kurur kararını açıkladı.

Ümit Kocasakal şunları söyledi:

HİÇBİR KURUMUN HUKUK GÜVENCESİ YOK
"Uzun bir süreden bu yana planlı olarak sürdürülen çalışmalar doğrultusunda toplumu dönüştürmenin bir parçası ve adımı olarak organize edilmiş bahane ve yalanlarla, yargı önce kuşatılmış, sonra da fiilen ele geçirilerek tutsak edilmiştir. Bunun sonuçları da yüksek yargıdan başlayarak somut bir biçimde görülmeye başlanmıştır. Türkiye'de artık hiçbir kişi ve kurumun hukuk güvencesi, güvenliği yoktur. Artık muhalif ve yurtseverlerin susturulması, sindirilmesi, tasfiyesi, yargı aracılığı ile yapılmaktadır.

SIRA AVUKATLAR VE BAROLARDA
Ardından sıra avukatlara ve barolara gelmiştir. Hukuksuzluklara boyun eğmeyen, susmayan, biat etmeyen, mücadele eden avukatlar ve barolar siyasi iktidarın yeni hedefidir.

HEP AYNI SENARYO
Bu doğrultuda aynı senaryo gösterime girmiş, avukatlara karşı, dinleme, gözaltı, tutuklama gibi her kapıyı açan 'örgüt' suçlamaları ile arama, gözaltı, tutuklama, dava furyası başlatılmıştır. Yapılan organize yayınlarla avukatlar baktıkları davalar ve mesleki faaliyetleri sebebiyle 'terörist' ilan edilmiş, bir takım terör örgütleri ile anılarak kriminalize edilmek suretiyle mesleğe ve meslektaşlara yönelik saldırılara, sindirme ve yıldırma girişimlerine meşruiyet kazandırılmaya çalışılmıştır. Geçtiğimiz günlerde emniyetin ve Başbakanın açıklamaları da bunun bir parçasıdır. Danıştay 8. Dairesi de, vermiş olduğu kararda, yargının kurucu unsuru olan avukatlık mesleğini 'serbest meslek' olarak tanımlayarak bu itibarsızlaştırma çabaları içinde yerini almıştır.

SANDIKTA ALAMADIKLARINI ALMAYA ÇALIŞIYORLAR
İstanbul Barosu Başkan ve yöneticilerine açılan hukuksuz dava, yürütülen diğer soruşturmalar ve siyasi iktidara mensup bir milletvekilinin beyanları ile organize ve maksatlı olarak gündeme getirilen 'düşme' tartışmaları da yukarıdaki organizasyonun bir parçasıdır. 12 Eylül döneminde olduğu gibi bir kez daha Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin şahıslarında, İstanbul Barosunun tüzel kişiliği ve avukatların Genel Kurulda ortaya çıkan iradeleri hedef alınmaktadır. Gerçekten arzulanan sonucu Genel Kurulda, seçim sandığında alamayanlar bu kez antidemokratik ve hukuksuz yollarla tasfiye girişiminde bulunmaktadırlar. Bir başka ifadeyle önemli bir oy oranı ile seçilmiş yöneticiler, hukuksuz ve zorlama davalarla tasfiye edilmek istenmektedir. Nitekim 12 Eylül darbe döneminde İstanbul Barosu Başkanına açılan davalarda cuntanın dahi işletmediği, gündeme getirmediği maddelerin işletilmesi bugün geldiğimiz 'ileri demokrasi'de tartışılabilmektedir. Amaçlanan; susan, susturulan, Hukuksuzluklara boyun eğen, avukata ve mesleğe sahip çıkamayacak barolar yaratmaktır. Barolar susturulup, sindirildiğinde, arzulandığı gibi 'uysal' ve 'uyumlu' hale geldiklerinde, avukatlarına, hukuka sahip çıkamayacak ve böylece avukatlar daha kolay bir hedef haline gelecektir. Bunun sonucunda avukatlar artık belli davaları almakta tereddüt edecek, vatandaşlar savunmasız bırakılacak, haklarını arayamayacak, hak ihlalleri daha kolay hale gelecektir. Bu, düpedüz dikta özlemidir.

TÜRKİYE İLERİ FAŞİZMİ YAŞIYOR
Toplumun bütün kesimleri susturulmakta, sindirilmektedir. Kısaca Türkiye ileri faşizmi yaşamaktadır. Mücadele yeni bir dönemece girmiştir.

İNANCIMIZ TAM
Ancak hep söylediğimiz gibi avukatlar, barolar bu hukuksuzluklara ve saldırılara boyun eğmeyecekler, sonuna kadar direnecekler, meşru müdafaa haklarını kullanacaklardır. Bu süreçte toplumun tüm kesimlerinin, hak ve hukuklarının güvencesi olan avukatlara, barolara sahip çıkacağına inancımız tamdır.

CEVABI GENEL KURUL VERECEK
Bu nedenlerle, son dönemlerde avukatlara, avukatlık mesleğine, meslek onuruna, barolara ve özellikle İstanbul Barosuna yönelik saldırıların, hukuksuzlukların, sindirme ve yıldırma girişimlerinin yoğunlaşması, tahammül edilemez ve tehditkâr boyutlara ulaşması karşısında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu 07.02.2013 tarihli toplantıda, bu gündemle sınırlı olmak ve bu konuları görüşmek, bu saldırılara karşı hareket tarzını belirlemek üzere en üst organı olan İstanbul Barosu Genel Kurulunu olağanüstü toplantıya çağırma, bu toplantıya TBB Başkan, yönetim kurulu ve tüm organlarını, tüm baro başkanlarını, ülkedeki tüm avukatları, hukuk fakültesi dekan ve öğretim üyelerini, ulusal ve uluslararası hukuk kurumlarını da davet etme kararı almıştır. Mesleğe, meslektaşa, Baroya yönelik saldırılara, tasfiye girişimi ve tezgâhlarına en iyi cevabı Genel kurulumuz verecektir."

GÖTÜRÜYORLARSA ZORLA GÖTÜRSÜNLER
Telefonla ulaştığımız İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kılıç ise şunları söyledi:

"İstanbul Barosu Genel Kurulu en üst organdır. Avukatlar bununla ilgili kararlarını, iradelerini yansıtacaklardır. Dik duruş olarak algılayabiliriz. Biz en üst organımızı topluyoruz. Kesinlikle görevimizin başındayız. Bize karşı bir mücadelenin olduğunun da farkındayız. Buna karşılık biz de genel kurulumuzu topluyoruz. Yapılan haksızlığa karşı genel kurulu topluyoruz. Baskı altına alınmasına karşı biz de dik duruyoruz. Biz buradayız, götürebiliyorlarsa zorla götürsünler diyoruz."

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2013.02.08 13:11 - Son Güncellenme: 2013.02.08 14:12 - HABER MERKEZİ
A