İslam tarihine ışık tutan müze
İlk Osmanlı medreselerinden biri olan Bursa İslam Eserleri Müzesi, Yeşil külliyesi içinde I. Mehmed'in (Çelebi) emri ile mimar Hacı İvaz tarafından 1414-1424 yılları arasında yaptırıldı. Bursa turizmine önemli katkıları olan müze yerli ve yabancı turistleri büyülüyor...
2011.08.08 09:05 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Yaşam - HABER MERKEZİ
Çelebi Sultan Mehmed tarafından 1414-1424 yılları arasında Mimar Hacı İvaz Paşa'ya yaptırılmış ilk Osmanlı medreseleri arasındadır. "Sultaniye Medresesi" adıyla da tanınıyor. 1972 yılında, buradaki arkeolojik eserler Kültür park'taki Arkeoloji Müzesi'ne taşındıktan sonra, medrese yeniden restore edilerek, 1975 yılında Türk İslam Eserleri Müzesi olarak hizmete açıldı.
SELÇUKLU MİMARİSİ
Anadolu Selçuklu mimarisinde açık avlulu medreselerin en iyi örneklerindendir. Yapı malzemesi olarak moloz ve kesme taş ile tuğla kullanılmıştır. Yıldız tonoz ile örtülü giriş eyvanından sivri kapılı bir kapı ile avluya girilir. Avluyu üç taraftan çeviren revaklar sivri kemerli olup, bölümlerin sonları karşılıklı birer tanesi beşik tonoz, eyvanların önündekiler çapraz tonoz, diğerleri ise kubbeli tonoz ile örtülüdür Revakların arkasında on üç medrese odası, iki yan eyvan, merdiven boşlukları vardır. Aynalı tonoz ile örtülü medrese odalarında birer ocak da bulunmaktadır. Girişin karşısında bulunan ve kare bir mekan gösteren dershaneye iki taraflı merdivenlerle çıkılır.
Medresedeki çini süslemeleri cami ve türbeye göre daha azdır. Çini süslemelerde mozaik çini ve renkli sır teknikleri kullanılmıştır. Giriş eyvanındaki ahşap kapı üzerinde bulunan yarım beşik tonoz ve batı eyvanının tavanı çini ile kaplanmıştır.
MEDRESENİN KİTABESİ YOK
İlk Osmanlı medreselerinden olan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi diye de adlandırılır. Yeşil Külliyesi birimlerinden bir tanesi olan medresenin kitabesi yoktur. Külliyenin yapım tarihleri olan 1414-1424 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir ve mimarı Hacı İvaz Paşa'dır.
Plan itibariyle Anadolu Selçukluları'nın açık avlulu (eyvanlı) medreselerinin bir devamıdır. Yapı malzemesi olarak moloz ve kesme taş ile tuğla kullanılmıştır. Yıldız tonoz ile örtülü giriş eyvanından, sivri kemerli bir kapı ile avluya girilir. Avluyu üç taraftan çeviren revaklar sivri kemerli olup, bölümlerin sondaki karşılıklı birer tanesi beşik tonoz, eyvanların önündekiler çapraz tonoz, diğerleri ise kubbeli tonoz ile örtülüdür. Revaklardaki sütun ve sütun başlıklarının bir kısmı Bizans devrine aittir. Revakların arkasında on üç medrese odası, iki yan eyvan, merdiven boşlukları vardır. Aynalı tonoz ile örtülü medrese odalarında birer ocak da bulunmaktadır. Girişin karşısında bulunan ve kare bir mekan gösteren dershaneye iki taraflı merdivenle çıkılır.
SERAMİK ESERLER
Külliyenin diğer yapılarına göre medresedeki çini süsleme çok azdır. Çini süslemelerde mozaik,çini ve renkli sır teknikleri kullanılmıştır.Giriş eyvanındaki ahşap kapı üzerinde bulunan yarım beşik tonoz ve batı yan eyvanının tavanı çini kaplıdır.
Müzede 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan Selçuklu, Beylik ve Osmanlı dönemlerine ait (İznik, Kütahya) çini ve seramik eserler, ahşap, oyma ve kakma eserler, Türk maden sanatından örnekler, tombak ve diğer metal eserler ile Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri, geleneksel Türk elişleri ve giysileri teşhir edilmektedir.
I. ODA: Karagöz sanatının çağımız üstatları Hayali Küçük Ali ve Hayali Osman Sözen'in yapıtları olan karagöz figürleri bu odada sergilenmektedir. Karagöz sanatında Türk halkının mizah gücü sahneye konmuş, konular daima yaşanmış cemiyet olaylarından alınmıştır.
Aynı odada tığ, şiş ve iğne ile yapılmış, içine konacak cisme göre "para, mühür, saat, tütün" kesesi olarak adlandırılan keseler teşhir edilmektedir. Ayrıca sim, inci, tırtıl ve boncuklarla işli atlas ve kadife gibi kumaşlardan yapılmış keseler de bulunmaktadır.
Keselerin bulunduğu vitrinlerin bir tanesinde ağızlık, nargile, tütün kutusu gibi keyif eşyaları, diğer vitrinde ise gümüş köstekler ve saat örnekleri teşhir edilmektedir.
II. ODA: Ahşap üzerine motifler oyularak içlerine fildişi, sedef, bağa parçaları gömme sanatı Ortaçağlardan itibaren uygulanmış, özellikle Osmanlılarda büyük bir gelişme göstermiş, 18.yüzyıldan sonra önemini kaybetmiştir. Bu odada bu sanata ait çeşitli kutular ve sehpalar teşhir edilmektedir.
Aynı odada teşhir edilen kapı tokmakları ahşap kapılarda kullanılırdı. Demir ve pirinçten yapılan kapı tokmakları kullanıldıkları yere göre şekil alırlar. Halka, sarkık, kulp, yılan, kuş gibi. Halka şeklindeki tokmaklar genellikle evlerde, yılan şeklindekiler kalelerde, "Yâ Hafız, Yâ Fettâh" yazılı olanlar da camilerde kullanılmıştır.
Ayrı bir vitrinde teşhir edilen alemler, bakır, tombak ve pirinçten yapılmıştır. Genellikle stilize edilmiş palmet, damla ve daire şeklinde olup bazılarının üzerinde ay motifi vardır. Üzerleri çeşitli yazılar ve nebati motiflerle süslüdür. Ayrıca, bu odada bir vitrinde çeşitli anahtar ve kilitler de teşhir edilmektedir.
DERSHANE: Binanın tek büyük salonu olan dershanede çeşitli eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında yazmacılık sanatından örnekler (yemeniler, kenarları sırma işli Bursa işi yağlıklar, bohçalar) ve yazma kalıpları bulunmaktadır. Kumaşın üzerine elle resmedilerek veya tahta kalıplarla basılarak desenlendirilmesine "yazma" denir. Yazmacılık ülkemizde bir halk sanatı olarak doğup gelişmiş ve en güzel örneklerini 16-17-18. yüzyıllarda İstanbul yazmaları ile vermiştir.
Müzenin zengin işleme koleksiyonunda bazı parçaların sergilendiği vitrinlerde bulunan yatak takımları, bohçalar, uçkur, kuşak, yağlık ve peşkirler Türk işleme sanatının bütün tekniklerini içermektedir.
Orta Asya'da doğan işlemecilik Türkler ile batıya geçmiştir. Türk işleme sanatının en güzel örnekleri 16.yüzyılda görülmüş, 18. yüzyıl sonuna kadar süren işlemelerin yerini 19. yüzyılda sırma ile işlenen ve "dival işi" diye adlandırılan işlemeler almıştır.
Maden sanatının bir kolu olan süs eşyaları arasında altın ve gümüş kemerler, kemer tokaları, bilezik, yüzük, küpe ve tepelikler ile gümüş ve ahşap arkalıklı aynalar yer almaktadır.
Aynı salonda bir vitrinde gümüş kakmalarla süslenmiş insan figürleri ve burçları tasvir eden 12-13.yüzyıl tunç Selçuk şamdanları ile kitabeli bir Memlük şamdanı, şerbet kazanı ve avize sergilenmektedir.
III. ODA: Bu odada gümüşten yapılmış ve çoğunluğu telkârî işlemeli olan çeşitli fincan zarfları, porselen ve lüle fincanlar, kahve güğüm ve değirmenleri ile ahşap kahve soğutucuları bulunmaktadır.
Aynı odada Türk maden sanatının çeşitli örneklerinden olan salep ve şerbet güğümleri ile bir vitrin içinde çeşitli bronz havanlar ve sedef kakmalı bir dibek teşhir edilmektedir.
IV. ODA: Türk maden sanatının ve Türk mutfağının zenginliklerinin birleşmesinden doğan madeni Türk mutfak eşyaları çeşit ve süsleme bakımından çok zengindirler. Mutfak eşyalarının bulunduğu bu odada Osmanlı Devrine ait çeşitli yemek kapları, siniler, ibrikler ile ağaç, kemik, sedef ve bağadan yapılmış kaşıklar ve Timurlu Devrine ait üzeri yivli ve ejder kulplu bir kap bulunmaktadır.
DOĞU YAN EYVAN: Bu eyvanda 18-19. yüzyıl Kütahya seramiklerinin yanı sıra çeşitli cam eşyalar ve kumaşlar teşhir edilmektedir.
Cam eşyalar arasında gülabdan, laleden, şekerlik, daldırma, bardak, tabak ve ibriklerin yanında üzeri kitabeli Suriye işi bir sürahi bulunmaktadır. Diğer vitrinde teşhir edilen 19.yüzyıl Beykoz işi opal iyi şamdan ve bir ibrik ile üç adet çeşm-i bülbül baston müzenin gözde eserleri arasındadır.
Aynı yerde Bursa işi kadife kumaşlar ve Yeşil türbenin kapı perdesi teşhir edilmektedir. Türk kumaşları içinde ayrı bir yeri olan Bursa kadifeleri en güzel örneklerini 16.yüzyılda vermiş, 17. yüzyılda bir duraklama devri geçirip 18.yüzyıl sonunda diğer sanat kolları gibi gerileyip bozulmuştur.
V. ODA: Bu odada dergâh eşyaları sergilenmektedir. Dergâhlar camilerden ayrı yerlerde inşa edilir, içinde çeşitli bölümler bulunurdu. Dergâh ve tekkeler tarikat evleridir. Tasavvufa dayanan bu tarikatların kendilerine mahsus merasimleri, ibadetleri, itikatları, felsefeleri, eşya ve rütbeleri vardır.
Tarikat eşyalarından bazı örneklerin sergilendiği bu odada dergâh şamdanları, tesbih, müzik aletleri, müttekâlar, şifa tasları ile çeşitli tarikatlara ait kavuklar bulunmaktadır.
VI. ODA: İslâmiyette figürlü resim yerine yazı üzerinde sanatı bu yüzden çok gelişme göstermiştir. Yirmiden fazla yazı üslubu olduğu kaynaklarda belirtilir. En çok kullanılan yazı şekilleri olarak kufi ve sülüs çeşidi ile birlikte nesihi sayabiliriz.
Türk-İslâm sanatında yazıdan başka kitapları süsleme sanatı da çok gelişmiştir. Kitap sayfalarını altın yaldız ve renkli motiflerle süsleme sanatına tezhip denilir.
Müze el yazma kitap ve levhalar bakımından oldukça zengindir. Bu odada teşhir edilen Memlük Sultanı tarafından I. Beyazıd'a (Yıldırım) hediye edilen Kuran-ı Kerim müzenin en nadide eserlerindendir. 356 sayfadan ibaret olup, sülüs yazı ile yazılmıştır ve çok zengin tezhiplidir.
Kitapların içi kadar dış süslemesi de önemlidir. Kitapları ciltleme (ciltçilik) sanatı Osmanlılarda da çok gelişmiş ve en güzel örneklerini 16. yüzyılda vermiştir. Cilt örneklerinin bulunduğu vitrinde bunların yanı sıra rahle ve gümüş cüz kapları da sergilenmektedir.
Bu odada ayrıca bir vitrin içinde yazı takımları, kalemtıraş ve makaslar ile ayrı bir vitrin çeşitli pirinç şamdan ve fenerler bulunmaktadır.
VII. ODA: Türklerin yaşamında hamamın yeri büyüktür. Çeşitli hamam adet ve eğlenceleri vardır. Kaplıcalar şehri olan Bursa'da ise hamam ve hamam eşyalarının ayrı bir yeri olduğu gibi, havlu dokumacılığı da bu şehrin eskiden beri önemli sanatlarından biri olmuştur.
Bu odada eski bir havlu tezgâhının yanı sıra sim ve ipek işli çeşitli havlu ve havlu takımları, gümüş ve sedef işli takunyalar, hamam tasları, malzeme kutusu ve fildişi taraklar teşhir edilmektedir.
ŞARK ODASI: Müzede bir şark odası düzenlenmiştir. Belirli bir devir özelliği göstermeyen bu odada, eski bir Türk odasının nasıl olabileceği ve ne gibi eşyaların bulunacağı gösterilmiştir.
Ayrıca tavan ahşap kaplanmış, çıtalarla bölünmüş ve ortasına müzenin eserleri arasında bulunan eski bir tavan göbeği konmuştur.
Müzenin avlusunda iki pencere vitrini içinde 19-20. yüzyıla ait Çanakkale seramikleri ile iki büyük şamdan, ayrıca daha öncede müzemize birçok eser kazandıran Fransız koleksiyoncu Joseph Soustiel tarafından hediye edilen üzerinde III. Selim'in portresi bulunan renkli kalem işi süslemeli bir sandık ve II. Mahmud'un tuğrası bulunan Edirnekâri, kabartmaları yaldızla boyalı ahşap bir beşik teşhir edilmektedir.