İpek: "Bu örgütler birbirini besliyor"
Adalet Bakanı Kenan İpek, "Yolları kesişen bu örgütler birbirini besliyor, birbirinin yolunu açıyor. Dini, mezhebi veya etnik açıdan belli söylemler ileri sürülüyor. Ancak biliyoruz ki olayların arka planında farklı hesaplar bulunuyor. Uluslararası sistemi ve iç siyaseti dizayn etme amacı çok açık ve net görülmektedir" dedi.
2015.10.14 10:51 - Son Güncellenme: 2015.10.14 17:06 - Siyaset - HABER MERKEZİ
Bakan İpek, Antalya'da 17 Ekim'e kadar devam edecek ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Adalet Bakanlığı, Danıştay ve Yargıtay tarafından düzenlenen 'Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri' sempozyumunun açılış oturumuna katıldı.
Bakan İpek, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin terör sorunuyla uğraşmaya ve enerjisini bu soruna harcamaya devam ettiğini belirterek, Ankara'da 97 kişinin ölümüne neden olan saldırının ardından derin bir üzüntü yaşadıklarını söyledi. İnsanların güvenliğine, yaşam hakkına yönelen bu saldırıların hesabının çok açık ve net olduğunu belirten İpek, bu saldırılarla Türkiye'nin kaybetmesi, istikrarsızlaşması ve bir kaos ortamına sürüklenmesinin hedeflendiğini dile getirdi. İpek, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bugün terör örgütleri büyük oranda uluslararası güçlerin maşası olarak faaliyet gösteriyor. Bugün belli terör örgütleri söylem olarak görüntüde maskeleme amacıyla farklı konuları öne sürüyor. Çok açık bir şekilde belli örgütlerin amaçsal anlamda bir ortaklık tesis ettiğini söylemek gerekiyor. Yolları kesişen bu örgütler birbirini besliyor, birbirinin yolunu açıyor. Dini, mezhebi veya etnik açıdan belli söylemler ileri sürülüyor. Ancak biliyoruz ki olayların arka planında farklı hesaplar bulunuyor. Uluslararası sistemi ve iç siyaseti dizayn etme amacı çok açık ve net görülmektedir."
'GEREKEN KARŞILIK VERİLECEK'
Kenan İpek, milletin huzur ve geleceğinin esas ve vazgeçilmez olduğunu, buna kastedecek her fiilin ihanet çerçevesinde değerlendirildiğini söyledi. İpek, "Bu saldırı ile daha önceki benzer olaylarda olduğu gibi ne amaçlanmışsa gereken karşılık verilecektir. Faillerin kısa sürede belirleneceğini söyleyebilirim. Asıl bu faillerin arkasındaki güç ya da güçlerdir" diye konuştu.
ETKİN VE HIZLI ADALET VURGUSU
Adalet Bakanı Kenan İpek, adaletin hızlı ve etkin şekilde tecelli etmesinin herkes için büyük önem arz ettiğini söyledi. Toplumda baş göstermesi kaçınılmaz olan uyuşmazlıklarda yargı mercilerinin bir nihai çözüm makamı olduğunun şüphesiz olduğunun altını çizen İpek, "Adaleti ölçülebilir bir sosyal değer haline getirmek için yargının etkin işleyişini sağlamak, bunun için gerekli politika ve programları hayata geçirmek temel hedefimiz" dedi.
YARGININ AĞIR İŞ YÜKÜ
Ancak en küçüğünden en büyüğüne, en basitinden en girift olanına kadar her türlü uyuşmazlığın yargı mercileri önüne taşınmasının da bir başka sorunu gündeme getirdiğini belirten İpek, şunları söyledi:
"Yargılama sürelerini uzatan, yargılama kalitesini düşüren bu sorun, dünyadaki pek çok hukuk sistemi için aynıdır. Yargı mercileri, yıldan yıla artan ve ağırlaşan bir iş yükünün baskısı altındadır. Bu noktada, yargı mercilerimizin kapasitesini zorlayan iş yükünü doğru tarif etmek gerekir. İstatistiklerin, rakamların, yüzdelik dilimlerin tarife ettiği bu iş yükü, ne tek başına inceleme bekleyen dosyalar, ne tek başına genişleyen mesai saatleri, ne tek başına uzayan duruşma listeleridir. Bu iş yükü, en temel ve en yalın ifadesiyle, toplumumuzun artan adalet beklentisidir."
YENİ YARGI STRATEJİSİ
Bu açıdan bir taraftan adalet hizmetlerinde kapasite artırıcı önlemlerin, diğer taraftan adaletin sosyal hedefini gerçekleştirecek tedbirlerin alınması gerektiğini dile getiren İpek, "Ne hizmet binalarının, personel ve yargı mensubu sayılarının artırılması, ne de mevzuat düzenlemelerinin, çağdaş hukuk uygulamalarının ülkemize taşınması tek başına çözümü sağlayabilir" dedi. Bu çerçevede Adalet Bakanlığı'nın Yargı Reformu Stratejisi'nin de bu hassasiyet temelinde şekillendiğini belirten İpek, "Yeni yargı reformu stratejimiz, iki temel düşünce üzerine inşa edilmiştir. Bunlardan ilki, yargıya intikal eden iş yükünün azaltılması, ikincisi ise yargılama sürelerinin kısaltılması ve yargının iş hızının artmasıdır" dedi.
ARABULUCULUK ZORUNLU HALE GELECEK
Geleneksel muhakeme yoluna alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi ve etkin hale getirilmesinin stratejik hedefler arasında önemli yere sahip olduğunu belirten İpek, "Önümüzdeki süreçte belli alanlarda arabuluculuğu zorunlu hale getireceğiz" dedi. Zorunlu hakem heyetlerinin uygulama alanlarının genişletilmesinin de gündemdeki bir diğer konu olduğunu belirten İpek, konuşmasına şöyle devam etti:
"Adalet hizmetlerinde devrim niteliğindeki bir değişim, yargıda zaman yönetimi için atılacak adımlarla gelecek. Belirli tür dava ve işlerde, ortalama görülme sürelerini belirleyeceğiz. Böylece, artık vatandaşlarımız açtığı davanın yaklaşık ne zaman biteceği konusunda kanaat sahibi olacak. Yargıyla ilgili yapılacak memnuniyet anketleri, mahkemelerin hazırlayacağı faaliyet raporları, yargı etik kuralların belirlemesi gibi çalışmalar, yargıda şeffaflık ve hesap verebilirlik hedeflerine hizmet edecek. Hukuk öğrencilerinin aktif rol alacağı ve barolarla ortak yürütülecek hukuk klinikleri, gönüllülüğe dayanan ve vatandaşlarımıza hizmeti esas alan pro-bono gibi projeler adalete erişimi güçlendirecek adımlar olacak."
YÜKSEK YARGININ DOSYA YÜKÜ
Yargıtay'a yılda 1 milyon dosya intikal ederken Fransa'da 45 bin, Almanya'da 9 bin, İngiltere'de ise 6 bin civarında dosyanın intikal ettiğini aktaran İpek, "Yargımıza intikal eden her konu, ilk derece mahkemelerinden sonra Yargıtay ve Danıştay'a gidiyor. İstinaf Kanun Yolu'nun hayata geçmesi ile davaların yaklaşık yüzde 90'ı istinaf mahkemelerinde sonuçlanacak. Yüzde 10 kadarı da yüksek yargıya gitmiş olacak" dedi.
ALTERNATİF ÇÖZÜM YOLLARININ FAYDALARI
Yargıda alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesiyle yargı mercilerinin etkin işleyişi tıkayan ağır iş yükünden kurtulacağını belirten İpek, buna bağlı olarak ikinci faydanın yargılama sürelerinin kısalması, özellikle yargılama kalitesinin artması olacağını aktardı. Bakan İpek, üçüncü ve en önemli faydanın ise toplumun adalet beklentisine en hızlı ve etkili biçimde yanıt vermek biçiminde tezahür etmesi olduğunu dile getirdi.
'GEREKLİ AÇIKLAMAYI ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI YAPACAK'
Antalya'da düzenlenen 'Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri' sempozyumunun açılışına katılan Adalet Bakanı Kenan İpek, toplantı sonrasında gazetecilerin Ankara'daki terör saldırısıyla gözaltına alınan 2 şüpheliyle ilgili soruları yanıtladı.
Bakan İpek, konuyla ilgili gerekli açıklamanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılacağını söyledi. Bakan İpek, gazetecilerin ısrarlı sorularına rağmen konuyla ilgili başka açıklama yapmadı.
HİSARCIKLIOĞLU'NDAN HERKESE MİLLİ FORMA
Antalya'da düzenlenen 'Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri' sempozyumuna katılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, konuşmasına Ankara'da yaşanan terör saldırısında hayatının kaybedenlere rahmet ve yaralılara şifa dilekleriyle başladı. "Terörün her türlüsünü ve buna alet olanları lanetliyorum" diyen Hisarcıklıoğlu, sorumluların da en kısa sürede bulunup adalete teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
"Hepimizin yüreklerini yakan, bu kadar acının ve kederin bir arada yaşandığı bu günlerde, dün akşam güzel bir olayı yaşadık. Milli takımımızın başarısı, iyi habere hasret kaldığımız bir döneme denk geldi. Dün akşam söz vermiştim, sözüm söz, burada da tekrarlamak istiyorum, toplantıya katılan herkese milli takımımızın formasını imzalı olarak ulaştıracağım. Sayın Bakanım da dahil olmak üzere."
ADALETİN TERAZİSİ
Hisarcıklıoğlu, Antalya'da gerçekleşen sempozyumun iş dünyası, Adalet Bakanlığı, Danıştay ve Yargıtay'ı bir araya getirmesi açısından önemli olduğunu, 'devrim' olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Gelişmiş ülkelerin bugünkü seviyelere ulaşmasında hukuk devleti kavramına sahip çıkmalarının payının büyük olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Adaletin terazisinin dengesini korumaya mecburuz. Ülkemiz için bizim temennimiz, en büyük arzumuz hukukun en iyi şekilde işlemesidir" dedi.
HUKUK İYİ BİR EKONOMİNİN ÖN KUŞULU
İyi işleyen hukuk sisteminin olmadığı yerde bireylerin birbirine ve kurumlarına karşı güveninden söz edilemeyeceği gibi böyle bir ortamda huzur olmayacağını aktaran Hisarcıklıoğlu, buna ek olarak sağlam bir ekonomiden de söz edilemeyeceğinin altını çizdi. Hisarcıklıoğlu, "Huzurumuz ve güvenimiz için güçlü bir ekonomiye sahip olmanın başında iyi işleyen bir hukuk sistemine sahip olmamız gerekir" dedi.
UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜ
İş dünyasının yaşadığı ticari ihtilafların çözümünün hızlı, pratik ve güvenilir şekilde yapılmasının önemine değinen Hisarcıklıoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Ticari uyuşmazlıkların adil bir çözüme ulaşmadığı bir ortamda iş dünyası da atacağı adımları güvensiz atmak zorunda kalır ya da bu adımları atmayarak mevcut durumunu korur. Bunun bir sonucu olarak, ticaret ve ekonomik büyüme olumsuz etkilenir. Bu yüzden iş dünyamız, ticari uyuşmazlıklarda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini çok benimsemektedir. Hayata geçtiği andan itibaren tahkim ve arabuluculuk, iş dünyasının sıklıkla tercih ettiği yöntemler olmuştur."
ARABULUCULUK MERKEZLERİ
Bu çerçevede, TOBB olarak ticaret ve sanayi odalarında arabuluculuk merkezleri oluşturmaya başladıklarını, İstanbul Tahkim Merkezi'ni kurduklarını kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Ülkemizde alternatif uyuşmazlık yöntemlerinin kullanımı arttıkça, İstanbul bu coğrafyada uyuşmazlık çözüm merkezi haline gelecek" dedi. Türk iş dünyasının komşu coğrafyalarda da tahkim ve arabuluculuk konusunda tecrübelerini paylaştığını kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Türk iş dünyasının başkanı olarak, Filistinli ve İsrailli iş adamları arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için kurulan Kudüs Tahkim Merkezi'nin başkanlığını yürütüyorum. Yine Lefkoşa Forumu çalışmalarımız kapsamında, Kıbrıs'ta Türk ve Rum iş dünyası arasında yaşanan anlaşmazlıkların çözümü için, Lefkoşa Tahkim Merkezi'nin kuruluş çalışmalarına devam ediyoruz" diye konuştu.
'DAVA AÇMAYI SEVER BİR MİLLET OLDUK'
Son yıllarda toplum olarak husumeti, dava açmayı, mahkemeleri seven bir millet haline gelindiğini belirten Hisarcıklıoğlu,"Uyuşmazlığın miktarı, konusu ne olursa olsun, uzlaşma yerine mahkemeleri tercih eder hale geldik. Mahkemelerimiz, hakimlerimiz artık bu yükü kaldıramıyor" dedi. Ticaret mahkemelerinde bir davanın ortalama 311 gün, iş mahkemelerinde 381 gün, fikri ve sinai haklarda ise 425 gün sürdüğüne dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:
"Bu süreçte de herkes zarar görüyor. Bu nedenle alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin, diğer ülke uygulamaları da incelenerek çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması, uzlaşma kültürünü yaygınlaştıracağı gibi, yargının iş yükünü hafifletecektir. Hukuk sistemi iyi olan bir Türkiye, sadece kendi vatandaşlarının huzur ve güven içersinde yaşadığı ülke olarak değil, aynı zamanda, ekonomik ve sosyal alanlarda bölge halkları için de çekim merkezi olacaktır. Politik riski düşük bir yatırım merkezi olacaktır. Zira ekmek ve su yaşam için nasıl ihtiyaç ise, refah, zenginlik, demokrasi için de hukuk öyle bir ihtiyaçtır. Biz ekonomi alanında ne yaparsak yapalım, eğer bir hukuk devleti olmamızla ilgili sıkıntı yaşanıyorsa bu başarıların hiçbiri kalıcı olmayacaktır. Eğer kurallar açık ve şeffaf değilse, davalar çok uzun sürüyorsa, bilirkişilik müessesesi ile ilgili ciddi sıkıntılar oluştuysa, kararlar tutarlı değilse, alt mahkeme ile üst mahkeme birbirinden tamamen farklı sonuçlara varabiliyorsa bu iş dünyası ve tabii ki ekonomi açısından son derece sıkıntılı bir tablo oluşturur."
BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI
Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye için evrensel hukuk normlarını baz alan bir sistem arzusunda olduklarını belirterek, kolay anlaşılır, sade bir anayasa, kısa, öz ve anlaşılır yasalarla birlikte hem bağımsız hem tarafsız yargı sisteminden yana olduklarını söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Bunlarda ne kadar başarılı olursak demokrasimiz ve ekonomimiz o kadar güçlenecek. Daha güçlü bir ülke, daha zengin bir millet olacağız" dedi.
'TERÖR HAK ETTİĞİ KARŞILIĞI ALACAKTIR'
Antalya'da düzenlenen 'Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri' sempozyumunda konuşan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Türkiye'nin son günlerde yaşadığı ve ülkenin birlik ve beraberliğini, istikrarını ve huzurunu hedef alan terör olayları nedeniyle üzüntülü olduklarını söyledi. Yargı camiası olarak devletin ve milletin güçlü geleceği için, barış ve kardeşlik ortamının korunması adına her türlü katkıya hazır olduklarını belirten Güngör, "Hain emellerini gerçekleştirme hayaliyle terörü ve şiddeti meşrulaştırmak gayretine girenleri bir kez daha huzurunuzda lanetliyorum" diye konuştu.
'YARGI TOPLUM VİCDANINI RAHATLATMAK ZORUNDADIR'
Devletleri güçlü kılan ve toplumları yaşatanın adalet olduğunu kaydeden Güngör, "Devlet gücünü kullanarak millet adına yargılama yapan yargıç verdiği kararlarla toplum vicdanını rahatlatmak zorundadır" dedi. Yargıya güvenin tesisi ve sürekliliğinin yargı mensuplarının makul sürede verdiği kararlardaki isabete bağlı olduğunu kaydeden Güngör, "Güven duyulmayan ve saygınlığı zedelenmiş yargı sisteminin bulunduğu bir ülkede hukuk güvenliğinin sağlanması, ekonomik ve sosyal istikrarın devam ettirilmesi kolay olmayacaktır. Toplumun yargıdan beklentisi adil yargılama ve davaların makul süre içinde karara bağlanmasıdır" diye konuştu.
'MAKUL YARGILAMA SÜRESİNDE HEDEFE ULAŞAMADIK'
Yargıya güvenin hukuk devleti ilkesinin en önemli unsuru olduğunu aktaran Güngör, toplumun yargıya güveninin korunabilmesi, hakkın gerçek sahibine bir an önce teslim edilmesinin son derece önemli olduğunu aktardı. Yıllar içinde dava sayısında olağanüstü artış meydana gelmesinin davaların daha iyi sonuçlanmasına ve adil yargılama ilkesinin ihmaline sebep olduğuna dikkat çeken Güngör, şunları söyledi:
"Yargının türlü sebeplerle geç karar vermesinin yeni toplumsal sorunlar oluşturmasının yanı sıra, adalete güven duygusunu da sarsacağı şüphesizdir. Yargı mensuplarının özverili çalışmalarına rağmen makul yargılama süresi konusunda hedeflenen seviyeye ulaşamadığımızı üzülerek ifade ediyorum. Bu konuda birçok şey söylenebilir, haklı gerekçeler ortaya konulabilir, ama sonuçta toplumun yargıdan beklentileri henüz karşılanamamıştır."
AĞIR İŞLEYEN YARGI ŞİİRLERE KONU OLDU
Ağır işleyen yargı sistemi nedeniyle toplumda önemli bir duyarlılık oluştuğunun farkında olduklarını belirten Danıştay Başkanı Güngör, bunun şiirlere bile konu olduğunu söyledi ve Abdurrahim Karakoç'un 'Hakim Beğ' şiirinden 'Gene tehir etme üç ay öteye, Bu dava dedemden kaldı hakim beğ, Otuz yıl da babam düştü ardına, Siz sağ olun, o da öldü hakim beğ. Kabahat sizde mi, kanunlarda mı? Şaşırdım billahi yolu yordamı, Kızma sözlerime alam kadanı, Sıkıntıdan içim doldu hakim beğ' dizelerini okudu. Güngör, bu duruma acil çare bulunmasının kaçınılmaz zorunluluk olduğunun bilincinde olduklarını belirtti.
YARGITAY BAŞKANI CİRİT: YARGI S.O.S VERİYOR
Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, her üç kişiden birinin davalı ya da davacı olduğu bir ortamda 13 bin hakim ve savcıdan çözüm beklendiğini belirterek, "Yargı S.O.S vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. 40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmak çok zor" dedi.
Antalya'da düzenlenen 'Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri' sempozyumunda konuşan Yargıtay Başkanı Cirit, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrığı gibi evrensel ilkelerin çağdaş standartlara uygun şekilde uygulanması ve başta ağır iş yükü olmak üzere yargının sorunlarının çözülmesi için herkese önemli görevler düştüğünü belirtti.
İsmail Rüştü Cirit, "Adalet sisteminin daha iyi işlemesi ve adli kalitenin artırılması için alınması gereken mesafenin farkında olmalıyız" dedi.
Yargının yaşadığı sorunları yıllardan beri her platformda dile getirmelerine rağmen çözümünde arzulanan ölçüde ilerleme sağlanamamasının nedenlerini araştırıp daha başarılı yöntemler bulunmasının artık zorunluluk olduğunu belirten Cirit, şöyle konuştu:
"Sosyal yaşam sürekli bir yenilenme ve değişim içindedir. Toplumsal değişim ve yenilenmenin doğru takip edilmemesi insanların hukuki güvenliklerini sağlamakla görevli hukuk sisteminin işlevini zayıflatır ve toplumun gerilemesine neden olur. Sorunlarımızı ancak doğru bir vizyon, iyi bir planlama ve başarılı bir uygulamayla çözebiliriz. Toplumun bilgi edinme hakkına saygı gösterilmesi ve sorunların şeffaf şekilde tartışılıp genel bir uzlaşı içinde çözümler üretilmesinin adalete güveni arttıracağı şüphesizdir. Anayasamızın 9'uncu maddesine göre yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Yargı yetkisi asli sahibi Türk milletidir. Sivil toplumunu deneyim ve gözlemlerine dayalı haklı beklentiler ve eleştirilerin adalet aktörleri tarafından dikkate alınması gerekir."
TÜM DÜNYA YARGITAYLARININ TOPLAMINDAN DAHA AĞIR İŞ YÜKÜ
Yargının yıldan yıla aktarılan değişmez sorunlarının başında yargı mercilerinin baş etmekte zorlandığı ağır iş yükü geldiğine dikkat çeken Yargıtay Başkanı, 2014 yılında Yargıtay ceza dairelerine 394 bin, hukuk dairelerine 561 bin, Cumhuriyet Başsavcılığı'na ise 425 bin dosya geldiğini söyledi. Aynı yıl verilen karar sayısının ceza dairelerinde 361 bin, hukuk dairelerinde 522 bin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ise 371 bin olduğunu aktaran Cirit, "Yargıtay üyeleri, hakimler ve cumhuriyet savcıları bu ağır iş yüküne karşı her türlü fedakarlıkla çalışmasına ve kutsal adalet görevini yerine getirme bilincinde olmamıza rağmen zaman zaman bunun üstesinden gelmekte zorlanmaktayız. Düşünün ki, tüm dünya yargıtaylarının toplamından daha ağır bir iş yükü altında çalışılmaktadır" diye konuştu.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNE HAKİM ATAMALARI HAZİRANDA
Yargıtay'ın ağır yükünü hafifletmede bölge adliye mahkemelerinin kuruluşunun önemli bir adım olacağını söyleyen Cirit, "Benim şu an aldığım bilgiye göre sayın Adalet Bakanı, gelecek yıl haziran ayında bölge adliye mahkemelerine hakim ve savcı ataması yapılacağını ve gelecek yıl ortasında bu mahkemelerin faaliyete geçirileceğini müjdelemiştir" dedi. Yargıtay ve Danıştay olarak bu mahkemelerin kuruluşunu önemsediklerini belirten Cirit, ilerlemiş demokratik ülkelerde bölge adliye mahkemesi olmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söyledi. Yargıtay Başkanı, "Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçtiğinde, Yargıtay'a iş yükünün ancak onda biri gelecektir. Yani 100 bin civarında dosya gelecektir. Biz de bunları sadece hukuk denetimi yapmak suretiyle içtihat mahkemesi haline süratle geleceğiz" diye konuştu.
YARGI S.O.S VERİYOR
Bölge adliye mahkemelerinin kurulmuş olmasının, sadece Yargıtay'ın ağır iş yükünü çözeceğini belirten Cirit, şunları söyledi:
"Bunun nedeni yargı kabul etsek de etmesek de S.O.S vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır. Yargı çok ağır işi yükü altında çalışmakta ve Türkiye'de tüm ihtilaflar yargı içinde çözülmekte, hakim ve savcı sayımız yetersiz kalmaktadır. Türkiye'de adli yargıda 13 bine yakın hakim ve savcı, idari yargıda da, Danıştay da dahil, 2 bine yakın hakim ve savcımız var. Türkiye'de her üç kişiden biri yargıyla ilgili taraftır, davalıdır. Biz etkin ve adil bir bilgilendirme sistemi kuramadığımız için bunların hepsi yargı içine gelmektedir. Yargı bunları çözmekte zorlanmaktadır."
40 YAŞINDAN SONRA SAĞLIKLI HAKİM VE SAVCI BULMAK ÇOK ZOR
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'yla oturum öncesi sohbetlerini aktaran Cirit, "Sayın başkan (Hisarcıklıoğlu) '1.5 ay tatiliniz var. Gayet iyisiniz. Biz iş dünyası tatil falan yapamıyoruz' dedi. 'Sayın başkan' dedim, '40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmak çok zordur. Ya midesi rahatsızdır, ya böbreği rahatsızdır, ya tansiyonu, ya da şekeri vardır' dedim. Adalet dağıtmak çok da kolay bir iş değil" diye konuştu.
MESLEKTEN HAKİM OLMAYANLAR YETKİLENDİRİLEBİLİR
Yargıtay Başkanı, gerçek anlamda bir yargı reformu için yargıya ilişkin tüm kurumların bütünsel bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, yargıdaki üye ve daire sayısının artırılmasıyla iş yükü sorununun halledilemeyeceğini vurguladı. Cirit, uyuşmazlıkların çözümünde meslekten olmayan hakimlere de bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi uyuşmazlıkları çözme yetkisi verilmesinin, ağır iş yükünün ortadan kaldırılması noktasında değerlendirilebileceğini aktardı.
VALİ VE BAŞSAVCIYA ZİYARET
Antalya'da düzenlenen 'Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri' sempozyumuna katılan Adalet Bakan Bakanı Kenan İpek, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör ile KKTC Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, Antalya Valisi Muammer Türker ve Antalya Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Bağcı'yı makamlarında ziyaret etti.
4 gün sürecek sempozyumda hocalar, Yargıtay ve Danıştay'da görev yapan başkanlar, üyeler, hakim ve savcıların bulunduğunu belirten Adalet Bakanı Kenan İpek, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından nisan ayında kamuoyuna açıklanan yargı reformu stratejisi kapsamında bakanlık olarak şu an çalışmaları devam eden 18 bilim komisyonu oluşturduklarını kaydetti. Bu sempozyumda yer alan hocalar ve meslektaşlarının büyük ölçüde bu komisyonda görev yaptıklarını belirten Bakan İpek, "Tartışmalar sonucu güzel çıktılar alınacak ve kanun taslaklarının hazırlanmasında katkı sağlayacak. İnşallah önümüzdeki birkaç ayda komisyonlardaki çalışmalar bitirilecek ve parlamentoya kanun tasarısı olarak sunmuş olacağız. Tabi bu yargı reformu strateji belgesi, yaklaşık 2 yıllık bir çalışmanın ürünü. Yargıyla ilgili bütün sorunlu alanları tespit ettik. Bu çalışmalarımızda Yargıtay, Danıştay'ın bize çok katkısı oldu, birlikte çalıştık" diye konuştu.
YARGIDAN MEMNUNİYETTTE PEK İYİ SONUÇ YOK
Yargının sorunlarına çözüm aramak üzere toplandıklarını belirten Danıştay Başkanı Güngör, millet adına yargılama görevini yaptıklarını ve 'Türk milletinin yargının memnuniyeti hangi seviyede' diye kendi kendilerine sorguladıklarında pek iyi bir tablonun karşılarına çıkmadığını söyledi. Güngör, "Yargılama gecikiyor, dolayısıyla adil yargılama ilkesi ihlal ediliyor. Yargılamanın kısa, makul sürede tamamlanması ve de yargının hizmetinden toplumun memnun olması bizim görevimizi yapmamız için bir ölçüttür diye düşünüyorum. Buna çare aramak amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm yolları konusunda bir sempozyum yapalım dedik. Umarım bu sempozyum sonucunda güzel algılar, kamuoyu desteği oluşur ve de yargıdan memnuniyet çıkarırız. Yargı, yargı çalışanları ve özellikle yargıdan adalet bekleyen vatandaşlarımız ve toplumumuz adına umutluyum" diye konuştu.