Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa Şubeleri adına basın açıklaması yaptı

Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa Şubeleri adına basın açıklaması yaptı

Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa Şubeleri adına 1 Nolu Şube Başkanı Sedat Gençler ile 2 Nolu Şube Başkanı Hilal Yazıcı Angın'ın ortak basın açıklaması yaptı.

2023.06.14 18:18 - Son Güncellenme: 2023.06.14 18:47 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa Şubeleri adına basın açıklaması yaptı

Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa Şubeleri adına 1 Nolu Şube Başkanı Sedat Gençler ile 2 Nolu Şube Başkanı Hilal Yazıcı Angın'ın ortak basın açıklaması.

Basın açıklaması şu şekilde:

21 yıllık hükümet TÜİK marifetiyle yıllardır memurları sefalete sürüklemekte kararlı olduğunu bir kez daha göstermiş memurları yine şaşırtmayı becerememiştir. Yaklaşık 1,5 ay önce seçim vaadi olarak gündeme gelen en düşük memur maaşlarının temmuz ayında net 22 bin lira olacağı ekranlarda ve alanlarda yüksek perdeden söylenirken memurun uzun süredir yaşadığı enflasyon canavarı karşısında, temmuzda verilecek zam oranının da yine yoksulluk sınırının oldukça altında kalacağı aşikardır. Büyükşehirlerde memurlar yüksek kira artışlarıyla mücadele ederken işine mi odaklansın yoksa kendi ekonomik kaygılarıyla mı baş etmeye çalışsın bilememektedir. Televizyonlarda ve sosyal medyada ise tamamen aksi haberlerle memurlara sürekli zam yapılıyormuşçasına haber ve paylaşımlarla halk nezdinde memurlar daha fazla istiyor algısı yaratılmaktadır.

Toplu sözleşmelerde yapılan minik oransal artışlarla memurlara" Hadi nasıl yaşıyorsanız yaşayın." deyip memurları yıllardır olduğu gibi yüz üstü bırakmaktadır. Sürekli gelecek zamana atıfta bulunurken enflasyonun düzeleceğini söyleyerek yapılan küçük küçük zamlar karşısında, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre hali hazırda en düşük memur maaşı 10.441 TL, ortalama memur maaşı ise 12.200 TL olmasına rağmen, ortalama kamu işçisi maaşının 21.711 TL olduğunu ise yine bu veriler ortaya koymaktadır. Yıllarca okuyarak, KPSS gibi zor bir sınavı başarıyla geçerek atanan öğretmenler göz göre göre enflasyona bilinçli olarak ezdirilmektedir. Hükümet bunu TÜİK eliyle yaparken yetkili sendika da bu değirmene su taşımaktadır.

Günümüzde eğitimli olmak hükümetin uygulamaları ile bir cezaya dönüşmüştür. Adeta suç haline gelmiştir. Yıllarca verilen emeğin göstergesi olan diplomalarımız sadece birer kağıt haline gelmiştir.

Türk-İş verilerine göre 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması (açlık sınırı) tutarı 10.360 TL, yoksulluk sınırının da 33.750 TL olduğu göz önüne alındığında temmuz ayında yapılacak zamla beraber en düşük memur maaşının yine açlık sınırının üstünde, yoksulluk sınırının da epeyce bir altında olacağı görülmektedir. Her memurun eşinin çalışmadığını, iki çocuktan fazla çocuğa sahip ve kirada oturan memurların ise kredi kartı ve kredi borçları ile boğuştuğu ortadadır.

 İnsan onuruna yakışır şekilde insanca yaşamak tüm vatandaşlarımızın en temel haklarından birini oluşturmaktadır. Fakat hükümet memurları devletin sırtına yüklenmiş bir yük olarak görmekte ve bunu her fırsatta dile getirmekte ayrıca alım gücünün her geçen gün erimesiyle ekonomik sorunlarla memurları baş başa bırakmaktadır.

76.MADDE ATAMALARI İPTAL EDİLMELİ

Bir diğer sorun da 76. madde atamaları. Son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığının sıklıkla kullandığı bu uygulama bile eğitim camiasında çalışma barışını bozacak şekilde bir atama şekli haline dönüşmeye başlamıştır. Bu atamaların defalarca mahkemelerde iptal edilmesine rağmen keyfi ve liyakat ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde 76. maddeye istinaden yapılıyor olması kabul edilemez. Hem sınavı kazanıp atama bekleyenlerin hem de rotasyonla boş bulunan kadrolara yer değişikliği bekleyen kadrolu şube müdürlerimizin hakları gasp edilmiştir... Kamuda çalışma barışının yeniden tesis edilmesi için bu tür adaletsiz uygulamalardan acilen vazgeçilmelidir... Biz Hürriyetçi Eğitim-Sen olarak MEB'in 76.maddeden atanan yöneticilerinin toplum açısından liyakatsiz atamalar olarak nitelendirilmesi neticesinde bu atamaların iptal edilmesi, bir üst kadroya geçirilecek memurun ise objektif ve somut kriterlerle belirlenmesini talep etmekteyiz.

UZMAN VE BAŞÖĞRETMENLİK SÜRELERİNDE SÖZÜNÜZÜ TUTUNUZ

Hürriyetçi Eğitim Sen olarak uzman ve başöğretmenliklerin sınavsız ve yıla bağlı olarak yapılması gerektiğini defalarca söyledik hatta 2 Kasım da tüm Türkiye'de iş bırakarak eylemler yaptık...Bir önceki Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in seçim sürecinde uzman ve başöğretmenlikle ilgili sürelerin azaltılacağını söylemesine rağmen geçen hafta biten başvurularda bu sürelerin geçen seneki klavuzda yer alan sürelerle aynı olduğu, sürelerde herhangi bir kısıtlamaya gidilmediği görülmüştür. Buna istinaden T.C Milli Eğitim Bakanının söylediği sürelere yeni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in uyacağını, devlet ciddiyetinin devamının sağlanması açısından elzem görmekteyiz. En kısa süre de bu sürelerin bir önceki bakanın ifade ettiği yıllara indirilmesi için yapılacak çalışmaların takipçisi olacağız. Ancak asıl talebimizden de asla vazgeçmeyeceğiz.

MÜLAKATLAR HANİ KALDIRILACAKTI?

Seçimler öncesi cumhurbaşkanının kamuda mülakatı kaldıracaklarını ifade etmesine rağmen yayınlanan eğitim kurumlarında ilk defa görevlendirme takviminde 4-8 Eylül tarihleri arasında mülakat yapılacağının açıklanması camiada büyük huzursuzluğa ve hayal kırıklığına yol açmıştır ...Basit bir yönetmelik değişikliği ile yapılabilecek bir uygulama bile yapılamamış, verilen sözler tutulmamış, bir kez daha insanlar kandırılmıştır. Devletin dini adalettir, adalet duygusunu zedeleyen, defalarca kul hakkının yenildiği bu uygulamalardan acilen vazgeçilmeli, verilen sözler tutulmalıdır...

ALAN DEĞİŞİKLİ TAKVİMİ AÇIKLANMALI

Öğretmenlerin alan değişikliği takvimi yıllardır rutin bir uygulama olarak MEB'in iş ve işlemleri içerisinde yer alması gerekirken keyfi olarak bazı yıllar yapılmakta bazı yıllar ise yapılmamaktadır. Normal şartlarda II. Dönemde başlaması gereken alan değişikliği takvimi haziranın ortasına gelmemize rağmen yayınlamamıştır. Sendikamızın kasım ayında, diğer sendikalarında yakın tarihlerde bakanlığa sorduğu alan değişikliğini ne zaman yapacaksınız sorusuna tatmin edici bir cevap gelmemiştir. Hürriyetçi Eğitim-Sen olarak alan değişikliğinin en kısa sürede yayınlanması ve bu iş ve işlemlerin bakanlık bünyesinde her yıl yapılmasının öğretmenlerin vereceği eğitimin niteliğini artırması açısından dikkate değer bulduğumuzu ifade etmek isteriz.

VAKIF ve CEMAAT LARLA YAPILAN PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİ

Son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı veya il müdürlükleri cemaat, vakıf ya da tarikat yapılanmaları ile işbirliği protokolleri imzalayarak pedagojik formasyon eğitimi bile olmayan kişiler vasıtasıyla çocuklarımızı bu yapılanmalara teslim etmektedir. Bir konuda eğitim verilecekse Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenler bu işi en iyi şekilde yapacaktır, fakat amaç farklı... Geçmişte yaşadığımız acı tecrübelerden hiç ders çıkarmadığımız aşikardır. Paralel yapılanmalara müsaade edilmemelidir. Devlet kendi işini kendisi yapabilecek kabiliyette sahiptir. Personellerine güvenerek tüm protokoller iptal edilmelidir. Yakın zamanda MEB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Müdürlüğünün ortak yürüttüğü ve süresinin belirtilmediği "Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)" 2023 yılı itibari ile okullarda başlamıştır. Okullarda değerler eğitimi çalışmaları üzerine inşa edildiği söylenen proje, toplum nezdinde bir takım soru işaretlerine yol açılmıştır. Din görevlilerin manevi danışmanlık adı altında nasıl çalışmalar yapacağı merak konusu olmaktadır. Eskişehir ve İzmir illerinde faaliyet gösteren devlet okullarına 850'ye yakın manevi danışman adıyla imam, müezzin ve vaiz görevlendirmeleri yapılmış olup çalışmalara başlamışlardır. Bu bağlamda bu projenin çocuklar üzerinde nasıl ve ne gibi bir etkisinin olacağı pilot uygulamayı şiddetle reddediyoruz. Okullardaki psikolojik danışmanlar ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenleri bu kadar yetersiz midir ki proje için Diyanet İşleri personeli görevlendirilmiştir. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmesi gerektiği, 15 Temmuz'da yaşadığımız acı tecrübeyle net bir şekilde ortadadır. Çocuklarımıza bu eğitimi vermesi gereken ailesi ve öğretmenleridir.İmam,müezzin veya vaizlerin vazifeleri de hitap ettikleri kitle de bellidir. Burdan ilan ediyoruz, hiçbir yönüyle kabul edilemeyecek bu uygulamadan vazgeçilene dek mücadelemiz sürecektir.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2023.06.14 18:18 - Son Güncellenme: 2023.06.14 18:47 - HABER MERKEZİ
A