Huduti'yi kamera kayıtları yalanladı

Huduti'yi kamera kayıtları yalanladı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a makam odasında bazı silahlı subay ve generaller tarafından zorla alıkonulduğunu söyleyen dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti'nin odasına darbeci askerlerin giriş ve çıkışı sırasında herhangi bir zor kullanmanın olmadığını ve askeri nizamlara uyulduğunu o geceki kamera kayıtları ortaya koydu.

2019.04.09 11:44 - Son Güncellenme: 2019.04.09 11:45 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Huduti'yi kamera kayıtları yalanladı

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından gözaltına alınan muvazzaf askerler  arasındaki en yüksek rütbeli isim olan Adem Huduti de tanık ve aleyhindeki  beyanları kabul etmeyen sanıklar arasında yer aldı.

2. Ordu Komutanlığındaki darbe girişimi davasıyla  ilgili iddianameden ve gerekçeli karardan yaptığı derlemeye göre, darbe karşıtı  bildiriyi geç yayınladığı, darbe girişiminde aktif rol oynayanların etkisiz hale  getirilmesi için zamanında etkin karar vermeyerek karargahtaki darbe teşebbüsü  eylemindeki sürecin uzamasına neden olduğu iddia edilen Adem Huduti, Malatya 1.  Ağır Ceza Mahkemesince "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti  Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçuna  yardımdan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkemenin gerekçeli kararına göre, Adem Huduti, Yurtta Sulh Konseyi  tarafından yayınlanan "Sıkıyönetim Mesaj Emri"nde "2.Ordu Komutanlığı görevine  devam" şeklinde tekrar görevlendirildi. Dosyadaki bir kısım şüpheliler  tarafından kendisine konutunda bu mesaj formunun gösterilmesinin ardından ordu  karargahına gelen Huduti, bu süreçte birçok telefon görüşmesi yaptığı halde  darbe karşıtı mesajı zamanında yayınlamadı.

Darbeci diğer şüphelilerin gece boyunca Huduti'nin makam odasına  giriş ve çıkışı sırasında herhangi bir zor kullanma olmadı ve askeri nizamlara  uyuldu.

"BAŞIMIZA GEÇİRSENİZ MUTLU OLURUZ"  

Darbe girişimi günü saat 23.30 sıralarında karargahtaki makam odasına  geçen ve bir müddet sonra darbeye teşebbüs eylemi içinde oldukları anlaşılan  tuğgeneraller Mustafa Serdar Sevgili ve Zeki Karataş, sanığın odasına girip çıktı.

Ardından yine darbe teşebbüsü eylemi içinde aktif olarak bulunduğu  anlaşılan albay Bahadır Erdemli de Huduti'nin makam odasına girerek, "Başımıza  geçirseniz mutlu oluruz" dedi. Huduti ise "Oğlum ben ordu komutanıyım, zaten  başınızdayım, siz kimden emir alıyorsunuz?" diyerek bu teklifi reddetti. Bahadır  Erdemli ise "bu işin dönüşü olmadığını" söyledi.

Huduti, kendi beyanına göre, darbeye kalkışan diğer kişileri ikna  yöntemiyle bu işten vazgeçirmeye çalıştı ancak kendisinde mevcut bulunan mesaj  emrinde darbecilerinin isimleri bulunmasına rağmen dönemin Malatya Cumhuriyet  Başsavcısı Ergül Yılmaz'ı cep telefonundan arayarak "Başsavcım, Vali Bey  heyecanlı davranıyor. Kendisine söyleyin, ben darbeci askerleri iknaya  çalışıyorum, jandarma ve emniyet kuvvetlerini geri çeksin" ve "Başsavcım, bir  listeden bahsediliyor, bu liste sizde var mı, eğer varsa kimler var? Söylerseniz  biz de dostu, düşmanı biliriz, ona göre tedbir alırız" diyerek bu isimleri  öğrenmek istedi.

Komutanı olduğu 2. Orduya bağlı Çakırsöğüt Jandarma Tugay  Komutanlığında emre aykırı olarak darbe gecesi dışarı çıkan birliklere ilişkin  dönemin Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı İsmail Metin Temel'e önleyici bir  emri bulunmayan Huduti, darbe gecesi 2. Ordu karargahında darbeye kalkışan diğer  kişilerin eylemlerini önlemeye yönelik de herhangi bir faaliyette bulunmadı.

ODASINA UZUN NAMLULUL SİLAHLA GİRİLMEMİŞ  

Alınan ifade ve kamera kayıtlarının incelendiği aktarılan 165 sayfalık  iddianamede ise Huduti'nin makam odasına girişi ve çıkışı esnasında kendisine  karşı herhangi bir zor kullanma olmadığı belirtildi.

İddianamede, darbeci albay Bahadır Erdemli, tuğgeneral Zeki Karataş,  tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'nin Adem Huduti'nin emir subayı olan Sedat Kaya  nezaretinde içeriye defalarca girip çıktıkları, giriş çıkışlarında askeri nizama  uydukları, makam odasının iki kapısının olduğu, bu kapılardan birinde koruma  astsubayı Fatih Gürcan, diğerinde ise Hacı Eyyip Özcan'ın bulunduğu, bu nedenle  bu odaya hiçbir zaman uzun namlulu silah ile girilmediği, albay Erdemli'nin  sadece bir kere uzun namlulu silah ile içeriye girmeye çalıştığı ancak emir  subayı Kaya tarafından silahın alınarak içeriye silahsız girmesinin sağlandığı  kaydedildi.

 Mahkemedeki savunmasında, hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Huduti,  sorumluluğundaki birliklere silah ve mühimmatlara sahip çıkılması, emniyet  tedbirleri alınması yönünde emirlerinin bulunduğunu, benzer emirleri diğer ana  has birlik komutanlarına ve kurmay başkanına da verdiğini ancak lehine olan bu  durumun iddianamede yer almadığı gibi bu komutan arkadaşlarının bilgi notlarının  kendi aleyhine delil gibi algı oluşturulmaya çalışıldığını savundu.

Darbe girişimini fark ettikten sonraki amacının 17 ilden oluşan  sorumluluk bölgesinde kan dökülmesini önlemek, güvenlik kuvvetlerini, polis ve  jandarmayı sağ salim ailelerine teslim etmek olduğunu aktaran Huduti, olayın  kansız çözülmesi için gayret sarf ettiğini, ana as birlik komutanlarının  gayretleriyle ordu bölgesinde darbe girişimi olayının başarılı bir şekilde  engellendiğini ayrıca Malatya garnizon komutanı emir subayı ve 3 koruma  astsubayının gayreti ile Genelkurmay'ın emrettiği şekilde darbecilerin teslim  olmalarını sağladığını, darbecileri derdest edip güvenlik güçlerine ve Türk  adaletine teslim ettiklerini ifade etti.

Huduti, verdiği emirlerin tamamen darbeyi önlemeye yönelik olduğunu,  7. Kolordu Komutanı, Jandarma Asayiş Komutanı, 6. Tümen Komutanına verdiği  emirlerle darbeye karşı olduğunu, mesaj ve emirlere uyulmayacağını ve söz konusu  emirleri saat 00.30'dan önce verdiğini kaydetti.

"NE YAPTINIZ ÇOCUKLAR, BENİ DE YAKTINIZ"   

İddianamede, dönemin 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık'ın cezaevi  girişinde Huduti'ye "Olmadı işte komutanım, başaramadık." dediği belirtildi.

Adem Huduti'nin tutuklandıktan sonra diğer sanıklar Avni Angun ve Emin  Ayık ile Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Düzce T Tipi Kapalı Ceza  İnfaz Kurumuna sevki sırasında, mahkum kabul bölümünde karşılaştıkları kaydedilen  iddianamede, Huduti'nin Angun ve Ayık'a "Ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız."  şeklinde beyanda bulunduğu belirtilerek, "7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin  Ayık'ın da 'Olmadı işte komutanım, başaramadık.' şeklinde karşılık verdiği, Avni  Angun'un da 'Biz ve sizi' şeklinde söylemde bulunduğu, şüphelilerin sevkine  refakat eden jandarma görevlileri İ.M, S.K. ve R.P'nin beyanları ile 23 Temmuz  2016 tarihli tutanaktan anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.

 "ZORLA ALIKONULDUM" DEMİŞ

Tanık beyanı yazılı olarak dava dosyasına eklenen dönemin Genelkurmay  Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ise 16 Temmuz 2016 günü alıkonulduğunu, Mürted  Hava Üssünden sabah saatlerinde Çankaya Köşkü'ne (Başbakanlık) getirildiğini,  burada bazı bakanlarla durum değerlendirmesi yaptığını, bazı yerlerde problemin  devam ettiğini, bunlardan birinin 2. Ordu Komutanlığı olduğunu kaydetti.

Bunun üzerine bir bakanın Adem Huduti'ye ulaştığını ve telefonu  kendisine verdiğini anlatan Akar, "Ben de 'Durum nedir' diye Adem Huduti'ye  sorduğumda, 'bazı silahlı subay, generaller tarafından zorla alıkonulduğunu'  ifade etti. Ben de kendisine hatırladığım kadarıyla, 'onlara söyle derhal  savcıya, polise teslim olsunlar' dedim." ifadelerini kullandı.

 2. ORDU'DA YAŞANANLAR GÜVENLİK KAMERASINDA  

Darbe girişimi sırasında Malatya'daki 2. Ordu Komutanlığı karargahında  yaşananlar güvenlik kamerası görüntülerine de yansımıştı.

Görüntülerde, Adem Huduti ile eski 2. Ordu Kurmay Başkanı Avni  Angun'un makam odalarına giriş çıkışları, darbeci askerler ve emir subaylarıyla  görüşmeleri yer alıyor.

Huduti'nin korumalarıyla 7 ayrı araçla 2. Ordu Komutanlığı karargahına  giriş yaptığı ve makamına geçtiği görülüyor. Karargaha çıkarken sakin olduğu  gözlenen Huduti'nin makamına girmeden yanındaki emir subayına bazı talimatlar  verdiği, komuta katında garsonların da göreve geldikleri ancak herhangi bir  hareketlilik olmadığı kayıtlarda yer alıyor.

Kayıtlarda Avni Angun'un komuta katına giriş yaptığı görülürken,  Huduti'nin korumalarının gece saatlerinden itibaren uzun namlulu silahlarla makam  odası giriş kapılarının önünde güvenlik önlemi aldıkları da görülüyor.

Güvenlik kamerası kayıtlarında tuğgeneral Zeki Karataş'ın belindeki  tabancanın da Huduti'nin koruma astsubayı Fatih Gürcan tarafından alındığı yer  alıyor.

Yarbay ile binbaşıya plastik kelepçe takıldığı, bu sırada Angun'un  Huduti'nin odasına girerken bu durumu seyrettiği kayıtlarda görülüyor.

Bahadır Erdemli'nin Huduti'nin makamından çıkarken emir-komuta  konusunda saygısını ifade ettiği, Angun'un, Huduti'nin odasına sürekli girip  çıktığı, makam odasına girip çıkarak talimatlar verdiği görüntülere yansıyor.

Görüntülerde ayrıca darbeci Erdemli'nin uzun namlulu silahla orgeneral  Huduti'nin makam odasına girmek istemesine, Huduti'nin emir subayı ve  korumalarının müdahale ederek, silahı elinden aldıkları ve daha sonra makama  kabul ettikleri bulunuyor.

 "BİLDİRİ YAYINLAMADI"  

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Van Jandarma Asayiş Kolordu  Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel, darbe girişimi gecesi Huduti ile  görüntülü telefonla irtibat kurduğunu, kendisine "Bu F tipi bir kalkışma, bu emre  kesinlikle uymayacağım, hiyerarşiyi bozmayalım komutanım." dediğini anlattı.

Temel ifadesinde, "Komutanım hiyerarşi bozulmasın, siz bir açıklama  yapın dedim. Kendisi de 'tamam' dedi. Yazdığı bildiriyi telefon ile görüntülü  olarak okudu, çok iyi olmuş yayınlayın dedim ancak yayınlayamadı. Bunun üzerine  ben açıklama yaptım." ifadelerini kullandı.

15 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ  

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, dönemin 2. Ordu Komutanı Adem  Huduti'ye "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın  öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçuna yardımdan 15 yıl  hapis cezası vermişti.

Mahkeme heyeti, dönemin 7. Ana Jet Üs Komutanı tuğgeneral Emin Ayık,  2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, 2. Ordu  Harekat Destek Yarbaşkanı tuğgeneral Zeki Karataş, eski albaylar Bahadır Erdemli,  Erkan Varol, Mustafa Özkan ve Tayfun Tuna, eski yarbaylar Ahmet Üçbudak ve İsmail  Akın, eski binbaşılar Eyüp Kök, Metin Çivilibal, Tuncay Öztürk ve İbrahim Dede  ile eski yüzbaşı Kemal Keskin'e, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti  Anayasası'nın öngördüğuü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan  ağırlaştırılmış müebbet, eski albay Mehmet Ergün ve üsteğmen Hüseyin Çakıcı'ya  ise müebbet hapis cezası verilmesine hükmetmişti.

Heyet, ayrıca İbrahim Dede'ye, 15 Temmuz Gazisi Enes Gün'ü yaralamaya  yönelik eyleminden dolayı 24 yıl, eski 2. Ordu Komutanlığı Harekat Kurmay  Yarbaşkanı tuğgeneral Ersin Yıldırım ile kara pilot teğmen Mustafa Sinan Soybaş'a  da "terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6'şar ay hapis cezası verilmesini  kararlaştırmıştı.

 Davada tutuklu yargılanan eski 2. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni  Angun'un da aralarında yer aldığı 57 sanık ise beraat etmişti.

HAPİS CEZASI AZ BULUNDU  

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Malatya'daki darbe girişimi  davasında "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın  öngördüğuü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçuna yardımdan 15 yıl  hapis cezası verilen dönemin 2. Ordu Komutanı orgeneral Adem Huduti ile ilgili  hükmün bozulmasını istedi.

Malatya'daki darbe girişimine ilişkin davada 15 yıl hapis cezasına  çarptırılan Adem Huduti hakkındaki karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3.  Ceza Dairesince yapılan inceleme sonucu hukuka uygun bulundu. 

Bu karara yapılan itiraz üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcılığına geldi. Başsavcılık tarafından hazırlanan tebliğname, davanın  temyiz incelemesini yapacak Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderildi.

Sanık Adem Huduti'nin olay tarihinde Malatya 2. Ordu Komutanı olarak  görev yaptığı hatırlatılan tebliğnamede, askeri nizama ilişkin kanuni mevzuat ve  bulunduğu konum gereği sanığın birincil görevinin anayasal düzeni korumak olduğu  ve bu hususta özel bir hukuki yükümlülük altında bulunduğu vurgulandı.

 TEBLİĞNAMEDE ŞUNLAR KAYDEDİLDİ: 

"Bu yönüyle anayasal düzeni korumak hususunda garantörlük  yükümlülüğünün bulunduğu, somut olayda sanığın bu yükümlülüğünü bilerek ve  isteyerek yerine getirmemesi şeklinde gerçekleşen ihmali hareketi sonucu diğer  sanıkların suça konu vahim eylemleri gerçekleştirdikleri, bu nedenle sanığın  müşterek fail olarak Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesi gereğince 'Anayasayı  ihlal' suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm  kurulması, yasaya aykırı olduğundan ve bu nedenle müdafi ile katılan Türkiye  Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet  Savcısının temyiz talepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin Ceza Muhakemesi  Kanunu'nun 302/1. maddesi uyarınca bozulması, kamu adına talep ve mütalaa  olunur."

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2019.04.09 11:44 - Son Güncellenme: 2019.04.09 11:45 - HABER MERKEZİ
A