HDP'den süreçle ilgili açıklamalar
Sırrı Süreyya Önder açıkladı
2014.11.12 12:06 - Son Güncellenme: 2014.11.12 14:17 - Siyaset - HABER MERKEZİ
HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, 'Çözüm sürecinin' devam ettiğini belirterek, "Bir süredir kesintiye uğramış olan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin çözüm kurulunda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığını da belirtmek isteriz" dedi.
HDP Grup Başkan Vekilleri Buldan ile İdris Baluken ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder düzenledikleri basın toplantısında 'Çözüm süreci'nde gelinen noktaya ilişkin görüşlerini anlattı. Buldan, 'Çözüm Süreci' kapsamında HDP heyetinin İmralı'ya gitmesinin engellenmesinin sürecin sonlandıracağını ve olumsuz sonuç doğuracağını söyledi. Pervin Buldan, şöyle dedi:
"Heyetimizin ortaya koyduğu barış ısrarına karşı Hükümetin verdiği cevap, tehdit, müdahale ve çözümsüzlük dili olmuştur. Yapılması gereken kesintiye uğramış diyalog kanallarını bir an önce açmak olmalıdır. En çok da hükümet ve devlet yetkilileri bilmektedir ki partimiz ve heyetimiz barışa katkı sunmak konusunda son derece yapıcı bir tutum içinde olmuştur. Bu kararlılığımız bundan sonra da devam edecektir. Kamu düzeninin sağlanmasının biricik yolu ülkede barış temelli tam demokratik düzenin tesisidir. Yapılması gereken; görüşmelere ambargo koymak değil tersine görüşmelerin sıklığını arttırmaktır. Asıl olan bu görüşmelerin başlamasıyla sayın Öcalan'ın tarihi rolünü rahatça icra etmesinin koşullarının sağlanmasıdır. Bir süredir kesintiye uğramış olan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin çözüm kurulunda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığını da belirtmek isteriz. Tarafların çatışma yerine sürece katkı sunacak çözüm dilini geliştirmesi, İmralı görüşmeleri üzerinden yapay gündemlerin oluşturulmamasıdır. Hükümetin her tıkanıklıkta heyeti ve İmralı görüşmelerini tartışma konusu yapmaması gerçekliğiyle biz de yıllardır barış iradesinin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz. Bu çağrı ve beyanımızın başta sayın Başbakan olmak üzere tüm devlet ve hükümet yetkilileri tarafından barışa ve demokrasiye dönük en büyük teminatımız olarak kavranması buna uygun bir dil ve tutum çerçevesinde değerlendirilmesi en büyük dileğimizdir."
"SİLAHLI BİRLİKLERİMİZ YOK"
HDP'li Sırrı Süreyya Önder, hükümetten gelen silahların bırakılması çağrısına ilişkin görüşleri sorulunca "Bizim silahlı birliklerimiz yok. Bir algı ortaya çıktı. HDP olarak biz bu süreçte taraflar arasında diyalog ve koordinasyon gerçekleştirmekle kendimizi konumlandırmış durumdayız. Bize dönük 'silah bıraksınlar' çağrılarının manası yok. Gerçek değil" dedi. Önder, HDP'nin sivil bir siyaset kurumu, PKK'nın silahlı bir örgüt olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Baktığımız zaman farklılıklar olması normal. Ama bugüne kadar süreç ağırdan alındı, gereken ciddiyet kavranılamadı. Bu da bir gerçek. Süreci başlatan kuşkusuz sayın Öcalan'dır. Onun iradesi olmadan kamusal güç ne yapabilir? Bu şeref sayın Cumhurbaşkanına ait olsun. Bir an önce gereğini yapsın."
"HEYETİ ÖCALAN BELİRLEDİ"
Abdullah Öcalan'ın dışında hiçbir mekanizmanın bu heyete müdahale edemeyeceğini öne süren Önder, şöyle devam etti:
"Bu heyeti sayın Öcalan belirledi. Sayın Öcalan'ın dışında hiçbir mekanizma bu heyete müdahale edemez. Böyle bir müdahaleyi ne biz ne sayın Öcalan ne de partimiz kabul etmeyecektir. Bu mecbur bırakma anlayışı barış süreçlerinin dili olamaz. Heyette bir değişiklik yok. Belli noktalarda benzer, müşterek, belli noktalarda hala ayrı düşünüyoruz. Barış süreçleri tam da budur. Elbette tartışmalı başlıklar vardır. Süreç de tam da bunun için gereklidir. İrade beyanı ve kararlılık izlenimi aldık. Bu izlenimi karşılıksız bırakmamak adına biz de anlaşılmayan belki de ısrarla yanlış bir zeminde tartışılan düşüncülerimize tekrar bir netlik ve vurgu yapmak için bunu yaptık."
ÇÖZÜM KURULU
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, hükümetin yetkilendirmiş olduğu 'Çözüm kurulu' olarak göüşme yaptıklarını, bu görüşmede 'Çözüm süreci'nde askıya alınanan tüm konuları masaya yatırdıklarını anlattı. Baluken, toplantıda Kobani politikası ve müzakere mekanizmalarının kurulmaması ile ilgili genel durumları değerlendirdiklerini bildirirken, şöyle devam etti:
"Burada kamuoyu üzerinde yapılmış olan polemiklerin getirmiş olduğu bazı sıkıntılar vardı. Bu sıkıntıların aşılması içinde bazı birtakım görüş alışverişleri oldu. Sürecin hızlandırılması noktasında karşılıklı bir irade beyanının şekillendiği somut bir sonucu sizlerle paylaşabiliriz. Yol haritası ile ilgili yeni paylaştığımız bir durum söz konusu değil. Bugüne kadar detaylı bir yol haritası henüz heyetimizle paylaşılmış değil. Bizimle yol haritası taslağı paylaşılmış durumda. Biz bu taslağın detayının bir anca önce paylaşılması gerektiğini savunuyoruz. Dün yapmış olduğumuz görüşmenin çerçevesi sorun alanlarını giderme üzerinde şekillendi. Belki ileriki görüşmelerde yol haritası ile ilgili bir takım şeyleri paylaşma imkanımız da olur hükümetle. Müzakere mekanizmalarının kurulması nokrasında karşılıklı irade beyanının olduğunu söyleyebiliriz. Hükümetin yetkilendirmiş olduğu çözüm kurulu bütün hazırlıkları yürütüyor. Biz de dün bu çözüm kurulu ile görüşme yaptık."
HDP'li Sırrı Süreyya Önder, hükümetin süreçle ilgili 2015 seçimlerini bekleme gibi bir talebi olup- olmadığı sorusu üzerine, "Arınç o talihsiz demeci vermeden önce oluşmuş bir mutabakattı. Bu mutabakatın devam ettiği bilgisi var bizde. Bu üzerinde spekülatif tartışmalar yürütülecek bir şey de değil. Bir müzakere yürütüyorsanız onun çalışma koşullarını sağlamak durumundasınız. Bu çok akılcı, insani ve zorunlu bir yaklaşım. Bu mutabakatımız daha önce vardı. Sanırım sayın Arınç bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadan o demeci verdi" dedi.
Önder, barışın bir partiye oy kaybettirmeyeceğini vurgularken bunun milliyetçi oylar ve seçim meselesi oluşturulmuş bir yanlış algı olduğunu söyledi. Önder, şöyle devam etti:
"Eğer faşist değilse; hiçbir siyasal düşüncenin barışı sağlayan siyasal yapılara desteğini azaltacağını düşünmüyorum. Barışı getirseniz oyunuz düşer. Bu nerede görülmüş? Barışı getirmek niye bir iktidara ya da partiye oy kaybettirsin. Seçimden önce mi sonra mı tartışması abesle iştigaldir. Barış hemen şimdi. Bizim yaklaşımımız bu. Bu en akılcı ve hakça bir seçenek."
Önder, genel bir af veya Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir soruya ilişkin şu yanıtı verdi:
"Önümüzde şu anda çok daha acil halledilesi gereken bir gündem var. Bu tartışmalar meseleyi spekülatif bir noktaya taşır. Bu ülkede tarihi barışımız için ne gerekiyorsa bir an önce ve hep birlikte hayata geçirmek zorundayız. Af da demokratikleşmenin önündeki tüm engeller de buna dahil. Zaten öngörülen bu demokratikleşme süreci işlediğinde bütün bunların tartışma alanı olmaktan çıktığını da göreceğiz hep birlikte."