"Hakimler ve savcılar korkutulmaya çalışılıyor"

"Hakimler ve savcılar korkutulmaya çalışılıyor"

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Ahmet Hamsici, "Yargı mensupları dahil, herkesin yargının itibarına zarar vermemek için özel gayret göstermesi gerekmektedir. Zira yargıya olan güven sarsıldığı takdirde telafisi yılları alacak zararların ortaya çıkması kaçınılmazdır" değerlendirmesinde bulundu.

2014.08.04 20:50 - Son Güncellenme: 2014.08.04 20:51 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
"Hakimler ve savcılar korkutulmaya çalışılıyor"

Hamsici, gündeme ilişkin kişisel değerlendirmelerinin yer aldığı  yazılı bir açıklama yaptı.


Açıklamasında, "Son zamanlarda yargının siyasi saik ve gayelerle  yönlendirilmelere açık bir görüntü vermesi, yargıyı kontrol altına alma  arayışları ile istediği kararları çıkarma adına ideolojik bir araç olarak  kullanma niyet ve gayretleri toplumda yargıya olan güvenin iyice azalmasına neden  olmuştur" ifadesine yer veren Hamsici, yargı kararlarının yargıç ve savcıların  kişilik ve kimlikleri üzerinden sorgulanır hale geldiğini kaydetti.

HSYK'nın da bu eleştirilerden nasibini aldığını belirten Hamsici,  hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile  hakim-savcı teminatı gibi ilkelerin demokrasi ve hukuk devletinin vazgeçilemez  unsurları olduğunu anımsattı.

Hukuk devletinin temel direğinin yargı olduğuna işaret eden Hamsici,  hukuk devleti ilkesinin özünde yönetimin hukukla bağlılığı, yöneticilerin şahsi  ve keyfi iradesinin değil, hukukun hakim olmasını ifade ettiğini aktardı.

Demokratik toplum düzeninin en önemli unsuru olan hukuk devleti  anlayışının gerçekleşebilmesi için kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve özellikle de  yargı bağımsızlığının var olması gerektiğini bildiren Hamsici, kuvvetler ayrılığı  ilkesinin devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediğini  ifade etti.

Hamsici, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Bu nedenle demokratik sistemi ortadan kaldıran ve bütün yetkileri tek  elde toplayan veya diğer organları bir organın kontrolü altına alan bir sistem  kuvvetler ayrılığı ilkesi ile bağdaşmaz. Öte yandan, devlet sadece siyasi  iradeden ibaret değildir. Siyasi irade kendisi dışındaki devlet erklerini de  kendisine tabi olmaya zorlamaktadır. Bu kabul edilemez bir durumdur."

 
"Yasal mekanizmaların kurulması yargıyı baskıdan korumaya yeterli  değil"


Açıklamasında, yargı bağımsızlığı ilkesine de değinen Hamsici, "Yargı  bağımsızlığı, hiçbir devlet organının, makamın, kişinin ya da kurumun yargı  yetkisinin kullanılması nedeni ile mahkemelere ve hakimlere etki edememesi ve  müdahalede bulunamamasıdır" ifadesini kullandı.

Hamsici, açıklamasına şöyle devam etti:

"Yargının yasama ve yürütmeden bağımsızlığının sağlandığı bir sistemde  özgürlük adına korkmaya gerek yoktur. Buna karşın yargının yasama ve yürütmenin  kontrolü ve etkisinde olduğu, bu organların yargıyı yönlendirdiği bir sistemde  özgürlük adına her şeyden ama her şeyden korkmak gerekir.

Yargı mensubunu baskı ve müdahalelere karşı koruyacak anayasal ve  yasal mekanizmaların kurulmuş olması, bu yolla hukuki bağımsızlığının sağlanmış  olması yeterli değildir. Aynı zamanda mahkemelerin ve hakimlerin ve özellikle  soruşturmalarda savcıların uygulamada yargı bağımsızlığını zedeleyecek uygunsuz  etki ve müdahalelere maruz bırakılmaması, pratikte de bu bağımsızlık ve  tarafsızlık algısının sağlanması gerekir.

Bağımsızlık ve tarafsızlığın, medya, uyuşmazlığın tarafları, hakimin  kendi dünya görüşü, hakimin ailesi, yakın çevresi ve içinde yaşadığı toplum  karşısında uygulanması hayati önem taşımakta ise de bir o kadar da yasama ve  yürütme organları ile siyasi partilerin de yargı karşısında bağımsızlık ve  tarafsızlığa gölge düşürmemesi, zedelememesi önemlidir. Kuşkusuz bu durum  anayasal güvence altına alınan tabii hakim ilkesine göre hareket etmeyi de  zorunlu kılar."

"Yargı karşısında herkes eşittir"

Yargının belli kişi ve grupların hedeflerini gerçekleştirecekleri bir  araç olmadığını, savcıların soruşturmalarda bağımsız ve tarafsız olduğunu  kaydeden Hamsici, soruşturmaların evrensel prensipler çerçevesinde ve kanun  dairesinde yapılması gereğini hatırlattı.

Hamsici, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yargı, karşıtlarını sindirmek veya ortadan kaldırmak için silah  olarak kullanılamayacağı gibi, hukuka aykırı eylem ve işlemlerin aklanması için  de kalkan olarak kullanılamaz. Bu bağlamda, yargı karşısında herkes eşittir. Bu  noktada, Türkiye'nin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması, hukuk devletinin tüm  kurallarının eksiksiz yerine getirilmesi, çağdaş bir demokrasinin tüm kural ve  kurumlarıyla tesis edilmesi ve işlerlik kazanması açısından sözü edilen temel  ilkelerin hayata geçirilmesinin yanında temel hak ve özgürlüklerin korunması da  önemli bir yer tutmaktadır.

Demokratik devletlerde ne parlamento ne de HSYK dahil idari organlar  cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen soruşturmanın nasıl yapılacağı veya  soruşturma sonucunda verilecek kararı etkilemeye çalışmamalıdır. (Avrupa  Hakimleri Danışma Konseyi ve Avrupa Savcıları Danışma Konseyince ortaklaşa  hazırlanan 8 Aralık 2009 tarihli ve 4 Nolu Bordeaux adıyla bilinen bildiri)

Yargı suç işleyene tolerans gösteremez ama siyasi irade tarafından da  bir silah olarak kullanılamaz. Suç ve suçlu ile mücadele evrensel hukuk kuralları  çerçevesinde cezaların şahsiliği ilkesine ve kanuna uygun olarak yerine  getirilmek zorundadır.

Hukuk devletinde soruşturma ve kovuşturma süreçleri medya üzerinden  yürütülemez. Görülmektedir ki çeşitli operasyonlar önce yazılı ve görsel medyada  ve sosyal medyada haber yapılmakta, adete yargı unsurları psikolojik harekat  uygulamalarına maruz bırakılmaktadır."

"Medya üzerinden yapılan açıklamalar soruşturmalara gölge düşürüyor"

Yargı süreci sonuçlanmadan hiç kimsenin peşinen suçlu ve tehlikeli  ilan edilemeyeceğini anımsatan Hamsici, "Ne yazık ki medya üzerinden propagandaya  dönüşen yayınlar ve açıklamalar, bu ilkeleri ihlal etmekte, soruşturmalara gölge  düşürmektedir" ifadesini kullandı.

Hakim ve savcıların kişisel ve görevinden kaynaklanan suçlarının nasıl  soruşturulacağı ve kovuşturulacağının açık ve net bir şekilde düzenlendiğini  ifade eden Hamsici, bir hakim ve savcı hakkında disiplin ve ceza soruşturması  başlatılabilmesi için HSYK ilgili dairesinden izin alınması gerektiğini belirtti.

"Yargı mensupları dahil, herkesin yargının itibarına zarar vermemek  için özel gayret göstermesi gerekmektedir. Zira yargıya olan güven sarsıldığı  takdirde telafisi yılları alacak zararların ortaya çıkması kaçınılmazdır"  ifadesini kullanan Hamsici, aksi takdirde hiç kimsenin kendisini hukuki güvencede  hissetmeyeceğini kaydetti.

Hamsici açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

"Sonuç olarak, adalet, her türlü gelişimin ve toplumsal barışın temel  ilkesidir. Bu açıdan, bağımsız bir yargı düzeninin varlığı zorunlu ve gerekli  kılınmıştır. Savcı ve hakimler de, demokratik ve sosyal bir hukuk devletinde,  bireysel hak ve özgürlüklerin ve toplumun temel değerlerinin koruyucusu ve  güvencesidir.

Bu ilke ve düşünceleri tatbik eden hakim ve savcılarımızın, nereden ve  kimden gelirse gelsin hiçbir baskıya boyun eğmeden Anayasa ve yasalara uygun  olarak görevlerini yerine getireceklerinden hiç kimsenin kuşkusunun olmaması  gerekir."
 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2014.08.04 20:50 - Son Güncellenme: 2014.08.04 20:51 - HABER MERKEZİ
A