Görmez, Diyanet İşleri'nin FETÖ raporunu açıkladı

Görmez, Diyanet İşleri'nin FETÖ raporunu açıkladı

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, 'FETÖ elebaşının yöntemi o kadar karışık değildir aslında. Hemen hemen her konuşmada mutlaka saptırıcı bir ifade adeta söz arasına ve satır aralarına gizlenmiştir. Birden fazla anlama gelen ifadeler kullanarak karmakarışık bir teolojinin ortaya çıkmasını sağlamak. Kendini kast ettiği halde üçüncü şahıslar üzerinden konuşmak. Kibrini tevazu gibi göstermek' dedi.

2017.07.26 12:04 - Son Güncellenme: 2017.07.26 14:22 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Görmez, Diyanet İşleri'nin FETÖ raporunu açıkladı
09:18 Görmez, Diyanet İşleri'nin FETÖ raporunu açıkladı

İLGİLİ VİDEO

Görmez, Diyanet İşleri'nin FETÖ raporunu açıkladı

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Diyanet'in FETÖ raporunu açıkladı. Görmez'in sözleri şöyle: 

'DİNİ İSTİSMAR EDEREK SUİKASTLER DÜZENLEDİ'

"Türkiye Cumhuriyeti'nin en zor zamanında bugün örgütlü bir şekilde FETÖ hareketini Din Kurulu'nun incelemesi önem arzediyordu. İmam Gazali, Batinilerin hezeyanlarını anlattığı kitabında, dini istismar ederek suikastler düzenlemiştir. Haşhaşiler ne İslam'a kalıcı zarar verebilmiş ne de sahtekârla bezenmiş din anlayışlarını sürdürebilmişlerdir. Aradan bin yıl geçmiş ve yine onlar gibi Haşhaşi zihniyet ortaya çıkmıştır. Dinin aydınlık bir rehber olduğunu gören, müminlere feraseti öğütleyen insanlar hep olagelmiştir. Tarihten kendimize ders çıkarmakta çok başarılı olmadığımız belki de tarihten ders çıkarmaktır.

'FETÖ ELEBAŞININ YÖNTEMLERİ'

Sızıntı dergisi sadece bir derginin değil bir hareketin ve bir metodun adıdır. Bu hareket sadece devlete değil inancalara düşüncelere değerlere sızma hareketi olduğu çok açık bir şekilde anlaşılmış olacaktır. FETÖ elebaşının yöntemi o kadar karışık değildir aslında. Hemen hemen her konuşmada mutlaka saptırıcı bir ifade adeta söz arasına ve satır aralarına gizlenmiştir. Birden fazla anlama gelen ifadeler kullanarak karmakarışık bir teolojinin ortaya çıkmasını sağlamak. Kendini kast ettiği halde üçüncü şahıslar üzerinden konuşmak. Kibrini tevazu gibi göstermek. Gösteriyi anlamın önüne geçirmek. Menfaati söz konusu olduğunda bu yöntemleri ustaca kullanmıştır.

'BİR KONUŞMASINDA PEYGAMBER'İ İZMİR'E AYAĞINA GETİRİYOR'

Bütünde Allah inancını uluhiyet akidesini sistematik olarak bozmaya çalışması. Kendi mensuplarına sürekli Allah'a ulaşma çabasının mümkün olduğunu anlatmıştır. Her konuşmasında peygamberi İzmir'e getirmesi. Camiye cemaatin arasında sokması onunla sürekli konuştuğunu söylemesi artık içten bile değildir. Ancak bunun çok sinsice yapıldığını görüyoruz. Gözyaşları içinde yapıldığına şahit oluyoruz. Önündeki genç çocukların çığlıkları arasında yapıldığını görüyoruz. Bir taraftan peygamberi ayağına getirirken meleklerle görüştüğünü söylüyor. Haktan kendisine nida geldiğini söylemekten çekinmiyor. 

O HELEZONDA HAV HAV EDEREK BİRİLERİNİN ARKASINDAN TIRMANIP DURMAKTIR

Sadece Allah ilke aldatılmıyor insanlar Kuran ile de aldatılıyor. Kuran'ın ayetlerini de kendine yontmaktan geri durmuyor. Bir ayeti bağlamından kopararak herhangi bir ilke gözetmeden kendi örgütüne yükseltmek ve yüceltmek için kullandığına şahit oluyoruz. Gaybı gördüğünü iddia etmektedir. Bu yüzden peygamberlerle beraberdir haşa. Bu yüzden haşa peygamberlerle beraberdir, kendi ifadesiyle mesihin merkebi, ashab-i kef'in kıtmiridir. O helezonda havhav ederek birilerinin arkasından tırmanıp durmaktadır.

HER RESİM ZİHİN BULANDIRIYOR

Her insanın dublesi var peygamberin de dublesi var vallahi o kişi şu an aranızda demekten çekinmiyor. Herkül'den bahsediyor. Herkül'ün resimlerini sızıntı dergisinin kapağına defalarca taşıyor. Sızıntı dergisinde 19 bin resim incelenmiştir. Bunların 8 bini başka inanç dünyalarına ait. Mesiyanik, evanjelik gibi başka inanç dünyalarına ait resimlerden oluşuyor. Ve her resim zihin bulandırıyor. İnsanların inançlarını zedeliyor. Bilinçlerini değiştirmeye çalışıyor.

KAH MESİH OLMUŞ KAH PEYGAMBERİN SEÇTİĞİ KİŞİ OLMUŞ

Zihinleri yeterince bulandırdıktan sonra işi Mesih'e bağlıyor. Bir kurtuluş hikayesine bağlıyor her şeyi. Kahramanlar olduğunu söylüyor. Onun için diyalog bir araçtır. Bu yüzden o diyalog çalışmalarını diyalog çalışmalarını başlatanların kastından daha öteye taşımakta gecikmemiştir. Konuşmalarında kendi örgüt mensuplarını ya Allah cemaati ya da peygamber cemaati olarak tasnif etmektedir. Bu karmaşa içinde kendisi de kah mesih olmuş kah peygamberin seçtiği kişi olmuştur.

CAMİYİ İSTİSMAR ETTİ; KÜRSÜYÜ KİRLETTİ

Söylemlerini yaymak için camiyi istismar etmiş kürsüyü kirletmiştir. Çocuklarını bunlara teslim eden anne ve babalara sesleniyorum: biraz sonra izleyeceğiniz konuşmalar bir defa bir yerde yapılmamıştır. Onlar yüzbinlerce defa o evlerde gece yarıları çocuklarınıza izlettirilmiş ve dinlettirilmiştir. Masum çocukların zihinlerine sızmak için gece yarıları telkin ve propagandaya maruz bırakmışlardır. O konuşmalar bir telkin ve propaganda aracı olarak o çocuklara o evlerde onların beyinlerini teslim almak üzere yapılmış sözler olduğu ortaya çıkmıştır."

"'SIZINTI' DERGİSİ SADECE 70'Lİ YILLARDAN İTİBAREN BAŞLAYAN BİR DERGİNİN ADI DEĞİL, BİR HAREKETİN VE BİR METODUN ADIDIR"

İmam Gazali'nin Batınilerin hezeyanlarını anlattığı kitabına ve Batıniler ile Haşhaşilerin bundan bin yıl önce Gazali'nin hayatına kastettiğini, dini istismar ederek suikastler düzenlediğini, devlet düzenini yıkmaya teşebbüs ettiğini kaydeden Görmez, "Haşhaşiler ne İslamiyet'e kalıcı bir zarar verebilmişlerdir ne de sahtekarlıklarla bezenmiş din anlayışlarını bir sonraki asra taşıyabilmişlerdir. Ancak İslam medeniyeti o gün büyük bir yara almıştı. Aradan bin yıl geçmiş ve yine onlar gibi Haşhaşi zihniyet ortaya çıkmıştır. Fakat aynı zamanda Gazali'nin ve onun takipçileri son bulmamış, dinin aydınlık bir rehber olduğunu gören, müminlere feraset öğütleyen insanlar hep olagelmiştir. Tarihten kendimize ders çıkarmakta çok başarılı olmadığımız, belki de tarihten çıkaracağımız en önemli derstir. Belki gelecek için günümüzden ders çıkarmayı başarabiliriz. İşte Din İşleri Yüksek Kurulumuzun yaptığı bu çalışma aslında artık geçmiş için değil geleceğimiz için çok daha büyük önem arz etmektedir. FETÖ'nün bunlardan biri olduğundan hiç şüphe yoktur. Bu sebeple konuşmalarını, kitaplarını ve dergilerdeki yazılarını inceleyen Din İşleri Yüksek Kurulu, söz konusu şahsın, hareketin, sızma hareketinin düşünce arka planını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla 'Sızıntı' dergisi sadece 70'li yıllardan itibaren başlayan bir derginin adı değil, bir hareketin ve bir metodun adıdır" şeklinde konuştu.

"YÖNTEM O KADAR KARMAŞIK DEĞİLDİR ASLINDA"

Görmez, FETÖ elebaşının üslubu ve yöntemi hakkında ise şu bilgileri aktardı:

"Yöntem o kadar karmaşık değildir aslında. Yalnızca bilinçli olmamız ve bilincine varmamız gerekiyor. Yöntemin ana unsurları kısaca şöyledir; yanlış bilgileri doğru bilgilerle harmanlayarak vermek. Hemen hemen her konuşmada mutlaka saptırıcı bir ifade, adeta söz ve satır aralarına gizlenmiştir. Birden fazla anlama gelen ifadeler kullanarak karmakarışık bir teolojinin ortaya çıkmasını sağlamak. Kelime kalabalığı oluşturarak muğlak anlamlar üretmek. Kendini kastettiği halde üçüncü şahıslar üzerinden konuşmak. Kibrini tevazu olarak pazarlamak. İnananların itibar ettiği zatları çıkarı için şahit göstermek. Bütün konuşmalarında tiyatral bir oyun sergilemek, gösteriyi anlamın önüne geçirmek. Söyleyeceği şeylere mesuliyet devşirmek için önce zemin hazırlamak. Menfaati söz konusu olduğunda bu yöntemleri ustaca kullanmıştır ve nasıl ki başka takıyye yöntemleri ile kurumlara, devletlere sızmışsa takıyye sözlerle insanların dimağlarına, zihinlerine, inançlarına ve değerlerine sızmıştır."

"KUR'AN'IN AYETLERİNİ DE SUİSTİMAL ETMEKTEN, KENDİNE YORMAKTAN GERİ DURMUYOR"

Çalışmada üzerinde durulacak önemli hususun uluhiyet ve rububiyet akidesi, insanların Allah tasavvurunu değiştirmeye kalkışması olduğunu vurgulayan Görmez, "Bunu o kadar ileri bir noktaya taşımıştır ki fırsatını bulduğunda doğrudan doğruya onun adına konuştuğunu, mensuplarının karşısında haşa kendi şahsında Allah'ın mütecelli olduğunu söylemekten kaçınmamıştır. Ve ne hazindir ki bu sözleri cami kürsüsünde söylemiştir. Bu sözler, onun sapkınlık derecesini göstermesi açısından önemli fakat daha tehlikeli olan bütünde uluhiyet akidesini, Allah inancını, Allah tasavvurunu, uluhiyet akidesini sistematik olarak bozmaya çalışması, kendi mensuplarına sürekli Allah'a ulaşmanın mümkün olduğunu anlatma çabasında olmuştur. Allah'ı ulaşılabilir kılmak isteyen bir insanın her konuşmasında Peygamberi İzmir'e getirmesi, camiye, cemaati arasına sokması, onunla görüştüğünü sürekli iddia etmesi artık işten bile değildir. Fakat bunun çok sinsice yapıldığını görüyoruz. Gözyaşları içerisinde hep söylendiğine şahit oluyoruz. Önündeki genç çocukların çığlıklarını arttıracak şekilde söylediğine şahit oluyoruz. Bir yandan Peygamber Efendimizi haşa ayağına kadar getirirken, öte yandan kendisi konuşmalarında meleklerle görüştüğünü iddia ediyor ve yine bir cami kürsüsünde melekten merhaba gördüğünü söylüyor. Kendisine Hakk'tan nida geldiğini söylemekten çekinmiyor. Nidanın 'Gel ey aşık ki sen benim mahremimsin, burası mahrem makamıdır, seni ehl-i vefa gördüm' türünde hezeyanlara vardığını görebiliyoruz. Hal böyleyken sadece Allah ile aldatılmıyor insanlar, sadece Peygamber istismar edilmiyor, Kur'an-ı Kerim'de istismar ediliyor. Kur'an'ın ayetlerini de suistimal etmekten, kendine yormaktan geri durmuyor. Kendini işaret eden ayetlerden söz ediyor. Yine tehlikeli olan bütünde Kur'an'ı Kerim'e verdiği zarardır. Bir ayeti bağlamından kopararak herhangi bir ilke gözetmeden kendi örgütünü yükseltmek ve yüceltmek için kullandığına şahit oluyoruz. Dinleyenler için Kur'an dini kıstas olması gerekirken bir araca dönüşüyor" diye konuştu.

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2017.07.26 12:04 - Son Güncellenme: 2017.07.26 14:22 - HABER MERKEZİ
A