"Gelişen piyasalar duvara toslayabilir"
Türkiye'nin de içinde olduğu gelişen ülkeler yeniden gündemde. Kriz döneminde başarılı bir performans sergileyen başta BRIC olmak üzere gelişen ülkeler, küresel ekonomideki yavaşlama ile zor bir döneme girdi. Türkiye'nin de içinde olduğu gelişen ülkeler yeniden gündemde bölge ülkeleri için büyüme endişleri gündeme taşınırken, ekonomilerin sona yaklaşıp yaklaşmadığı sorgulanıyor.
2013.07.24 14:36 - Son Güncellenme: 2013.07.24 14:36 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
Özellikle son dönemde FED'in likiditesi azaltmaya başlayacağı yönündeki algının güçlenmesi ve faizlerdeki yükseliş ile sarsılan gelişen ülkeler için kötü günlerin geride kalıp kalmadığı sorgulanıyor.
Kriz kahini olarak bilinen Nouriel Roubini, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişen piyasalardaki hızlı büyümenin sona yaklaştığını söylerken, BRICS ile birlikte Türkiye, Arjantin, Polonya ve Macaristan gibi daha önce hızla büyüyen ülkelerin de yavaşladığını kaydeden Roubini, bu yavaşlama için altı gerekçe öne sürdü. Türkiye, Güney Afrika, Brezilya ve Hindistan ekonomilerinin cari açıkla mücadele ettiğini söyleyen Roubini, bu ülkelerin cari açığı gittikçe daha riskli yöntemlerle finanse etmeye başladıklarına dikkat çekti. Roubini, cari açığını kapatmak isteyen ülkelerin hisse satma yerine borç alma, uzun dönem yerine kısa dönem borçlanma ve yerel para birimi yerine dövizle borçlanma gibi yöntemlere başvurduğunu söyledi. Roubini pek çok gelişen ülkenin duvara toslayabileceği öngörüsünü paylaştı.
Guardian'dan yer alan analizde ise BRIC'lerde son iki yıldır yaşanan sert iniş sürecinin bitip bitmediği sorgulanıyor. BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) temele alındığı makalede bölge ülkelerinin geniş nüfusu, büyüme potansiyelleri ile dünyanın en büyük ekonomileri olma yolunda önlerinden açık olmasına karşın güzel günlerin sona ermiş olabileceği kaydedildi. Özellikle Çin'in 2020'de dünyanın en büyük ekonomisi olması beklentisi hatırlatılırken, ülkelerdeki büyüme sorunu yaşandığının altı çizilirken balayının bitip bitmediği sorgulanıyor.
Brezilya'daki büyümenin geçtiğimiz yıl yüzde 1 seviyesine kadar inmesine dikkat çekilirken bu yılda yüzde 2'nin üzerine çıkması beklenmiyor. Rus ekonomisi için zorda olsa bu yıl yüzde 2 büyüme beklentisi olduğu kaydedilirken, petrol fiyatlarındaki yükseliş ile ülkede büyüme potansiyelinin yüzde 3 olduğuna dikkat çekildi. Rusya'nın 2010'de yüzde 11.2, 2011'de ise yüzde 7.7 büyüdüğü hatırlatılırken, Çin için ise bu yıl yüzde 10'luk büyüme beklentisi dile getirildi. Yüzde 7.8'den çekilen büyüme beklentisi ile ülkede sert çakılma riskinin altı çizildi.
Güney Afrika'da ise bu yıl sadece yüzde 2.5'lik büyüme bekleniyor.
Aynı şekilde Türkiye, Arjantin, Polonya, Macaristan ve Merkez Avrupa'daki diğer gelişmekte olan ülkeler içinde aynı büyüme sorunun mevcut olduğu kaydedilen makalede gelişen piyasaların hasta olup olmadığı sorgulandı.
2010-2011 yıllarında aşırı ısınan bu ekonomilerin para politikalarında sıkılaştırmaya giderek 2012 ile büyümeyi sınırlandırıldığına dikkat çekildi. Krizde gelişmekte olan ülkelerin ayrışması gündeme otururken, euro bölgesindeki resesyon ve İngiltere ve Japonya'da bozulan ekonomiler gelişen ekonomileri de olumsuz etkiledi.
Makalede gelişen ülkeler arasında iyi yönetim ile hızlı büyüme iyi performans gösterecek olanların çıkabileceği kaydedilirken gelişen ülkelerde kalın bir duvara çarpma riski olduğunun altı çizildi.