Filiz Eryılmaz: Asgari ücrette zam oranına değil, alım gücüne bakmak gerekiyor (ÖZEL HABER)

Filiz Eryılmaz: Asgari ücrette zam oranına değil, alım gücüne bakmak gerekiyor (ÖZEL HABER)

Asgari ücret Temmuz 2022 itibariyle yüzde 29 oranında arttırılarak 5 bin 500 liraya yükseltildi. Fakat bu zam oranı 6 aylık enflasyon ve gıda enflasyonunun altında kaldı. Mevcut asgari ücret miktarı ile Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasındaki ve dünyadaki konumunu ve önümüzdeki süreçte ekonomik anlamda vatandaşı bekleyen gelişmeleri Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, Bursada Bugün'e değerlendirdi.

2022.07.06 09:11 - Son Güncellenme: 2022.07.06 09:21 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
A
Filiz Eryılmaz: Asgari ücrette zam oranına değil, alım gücüne bakmak gerekiyor (ÖZEL HABER)

FADİME NİSA SAYAR / BURSADA BUGÜN

Temmuz ayı itibarıyla yapılan yüzde 29 oranındaki zam ile 5 bin 500 liraya yükselen asgari ücret tutarı, Avrupa ülkelerinde geçerli olan asgari ücrete göre geride kaldı. Euronews'in haberine göre; Türkiye'deki asgari ücret, döviz cinsinden sadece Bulgaristan'ı geçti. Merkez Bankası'nın (TCMB) 1 Temmuz kuruna göre Türkiye'de aylık brüt asgari ücret 370 euroya yükseldi.

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon mayıs ayında yüzde 74'e dayandı. Hızla artan enflasyon karşısında asgari ücretlilerin de alım gücü düştü.

Konuya ilişkin Bursada Bugün'e değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, yüzde 29 oranındaki zammı tek başına yorumlamanın doğru olmayacağını ve asgari ücretin diğer ülkelerdeki seviyeyle kıyaslanabilmesi için, yarattığı alım gücünü incelemek gerektiğini söyledi.

Türkiye'deki asgari ücretin yeterliliğini ve diğer ülkeler karşısındaki durumunu anlayabilmek için iç enflasyon oranına ve alım gücüne bakmak gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Eryılmaz, "Alım gücü itibariyle baktığımızda, örneğin OECD verileriyle baktığımızda dünyada oldukça gerilerdeyiz. Asgari ücretin düzeyinin ne olduğundan ziyade asgari ücretin alım gücü önemli. Temelde bakmamız gereken şey bu. Bu alım gücünü öğrenmek için de enflasyona bakmak gerekiyor. Farklı ülkelerde sadece asgari ücretin düzeyine bakarak karar veremezsiniz, bu ülkelerdeki asgari ücretin alım gücüne bakmanız gerekiyor. Ülkelerdeki fiyat farkını elimine etmeniz lazım. Dolayısıyla asgari ücret dolar bazında diyelim ki Amerika'dan daha yüksek görünüyor. Ama Amerika'da ürün fiyatları daha ucuzsa, orada aynı maldan daha fazla veya eşit alınıyorsa demek ki oradaki durum çok daha iyi. Bizde hata bu. Bazıları çıkıp diyorlar ki, bizdeki asgari ücret şu ülkeden daha fazla. Hayır, o asgari ücret ne kadar alım gücü yaratıyor, buna bakmak lazım" diye konuştu.

Bağlamından uzak bir biçimde yorumlanan yüzde 29'luk zammın iyi bir oran olarak görüleceğini belirten Eryılmaz, gerçekte durumun oldukça farklı olduğunu söylerken, "Bir ülkede asgari ücrete yüzde 30 oranında zam yapıldığında o ülkedeki iç enflasyon oranını vermediğinizde oldukça iyi bir orandır bu. Fakat siz o ülkede 6 aylık enflasyon artışının yüzde 42,3 olduğunu söylediğinizde, bu yüzde 30'luk aslında iyi bir artış değil demektir. Çünkü enflasyon oranının altında kalan bir artış vardır. Dolayısıyla asgari ücretin yarattığı alım gücünden baktığımızda, bizde enflasyon çok çok yüksek olduğu için çok gerilerdeyiz. Alım gücü yok gibi bir şey. Hatta gıda fiyatları bazında baktığımızda, asgari ücrete yılın başında yapılan yüzde 50 ve şu an yapılan yüzde 30 artış çok gerilerde kalıyor" ifadelerini kullandı.

ASGARİ ÜCRET ZAMMI ENFLASYONUN ALTINDA KALIYOR

Enflasyon ile mücadeleye yönelik uygulamalar geliştirilmediği sürece toplumun iki farklı sınıf tabakasında bir tarafın ezileceğini bir tarafın ise kazanacağını vurgulayan Filiz Eryılmaz, "Enflasyonu kurutmaya yönelik politikalar olmadığı sürece asgari ücrete zam yapmak bir çözüm değil. Yapılması gerekir ki bu konuda 2 farklı tartışma var. Kimileri diyor ki asgari ücrete niye zam yapıyorsunuz, zam yaptıkça enflasyon daha çok artıyor, asgari ücret zammı altta kalıyor. Enflasyonla mücadeleyi sen sadece sabit gelir üzerinden yapamazsın. Hem devlet hem para politikası kanadı, maliye politikası kanadı, özel sektör, işverenler hepsi bir taviz verirse işte o zaman tamam, asgari ücrete zam yapmadan yola devam etmen gerekir. Ama ortada enflasyonla mücadele diye bir şey yok. Yani enflasyonla mücadele edilmediği sürece bir taraf ezilecek, kaybedecek; bir taraf kazanacak" dedi.

ENFLASYONUN KENDİSİYLE DEĞİL, SONUÇLARIYLA MÜCADELE EDİLİYOR

Mevcut ekonomi politikalarının enflasyon sorununu çözmek amacıyla değil, enflasyonun yarattığı tahribatı azaltmak için üretildiğini aktaran Eryılmaz, söz konusu politikalar doğrultusunda bir süre sonra devletin de vergi kaybedeceğini belirtti. Doç. Dr. Eryılmaz, "Enflasyonun sonuçlarıyla mücadele edilmeye çalışılıyor, yan etkileri giderilmeye çalışılıyor. Çok yanlış. Enflasyonun kendisiyle mücadele edilmediği sürece yapılan zam asgari ücretlilere de bir fayda sağlamayacak, küçük işletmelerin maliyetini arttırıp üretimi azaltacak. Dolayısıyla belirli bir süre sonra bu, devletin vergi gelirlerini de azaltacak. Hatta devletin şöyle bir politikası var. 'Enflasyona rağmen büyüme' diyor. Açık açık söylüyor bunu hazine bakanı. Yılın ikinci yarısında öyle bir noktaya gideceğiz ki, enflasyondaki artışlar, asgari ücretteki zamlar nedeniyle üretim azalmaya başlayacak. Vergi gelirleri de bu sefer azalacak ve istedikleri politikayı da yapamayacaklar çünkü dünyada da sıkılaşma başladı. FED sıkılaşıyor, ECB sıkılaşıyor. Dünyada da faiz oranları artıyor ve para bulmak zorlaşıyor. Kredinin maliyetleri çok artıyor. Yani burada hiç kazanan yok. Ne asgari ücretli ne işveren ne de devlet kazanıyor. Devletin sıkı para politikası uygulaması, faizleri arttırması lazım. Bu olmadan mümkün değil. Enflasyonun üç ana kaynağı var. Maliyet dediğimiz; petrol, enerji kaynağı. Talep kaynağı. Bu asgari ücret zamları yapıldığı için enflasyonu besliyor. İşte beslememesi için yapmayalım diyenler var. Hayır, yapmak zorundasın, enflasyonun tek kaynağı ücretler değil ki. Diğer yerlerde mücadele yokken niye ücretliler enflasyon altında ezilsin ki. Zaten sabit gelirlinin durum ortada. Bir diğer kaynağı da enflasyon beklentilerinin artıyor olması. Bizde enflasyonla mücadele yok, kuru aşağı baskılama çabası var. Bu da tabii ki enflasyonu baskılayıcı etki yaratıyor. Ama ekonomi yönetimi böyle sergilense de bu değildir" dedi.

SEÇİM ARİFESİNDE EKONOMİK GÖSTERGELER ÇOK ÖNEMLİ

Önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek olan 2023 seçimlerinin de hükümetin ekonomi politikalarının belirleyici olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, "Şurası kesin ki bir seçim arifesindeyiz. Ve seçim arifesinde hiçbir hükümet ekonomiyi baskılayıcı politikalar uygulamaz. Ama ben her halükarda ekonomi yönetimi işinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü büyüme tarafında da işte Avrupa resesyona girecek, Amerika girdi girecek... Dolayısıyla bizim ihracat yaptığımız bölgeler azalacak. Enflasyon yükseliyor, geçici talep daralmaya başlayacak. Büyüme istedikleri gibi gitmeyecek. Şimdi tam da seçim öncesi büyümeyle aslında retorik yaratacaklardı. Enflasyon ve kur yükseliyor, ne kadar tutulabileceği de çok belli değil. Bir de üstüne büyüme azalınca bence onlara olumsuz olarak yansıyacak. Çünkü seçmen için ekonomik göstergeler çok önemli" diye konuştu.

Ekonomik büyüme ve ihracat rakamlarına verilen önemin enflasyonun düşürülmesine yönelik politikalara verilmediğini söyleyen Eryılmaz, "Ak Parti'nin genlerinde zaten büyümeyi sevme tarzları var. Dolayısıyla ekonomi, büyüme üzerinden gidiyor ve retoriğini onun üzerinden kurguluyor. Cumhurbaşkanı seviyor ekonomik büyümeyi, ihracat artışını seviyor. Birincisi bununla alakalı. İkincisi, seçim dönemindeyiz. Bence şunu yapabilirlerdi. Enflasyonla belirli düzeyde mücadele edip, yani enflasyonu alın yüzde 5'e getirin aniden demiyoruz. Birazcık mücadele edilseydi, en azından faiz oranları biraz yükseltilseydi yine ekonomik büyümeyi sağlardı bu. Orada bence dengeyi tutturabilirlerdi. Böyle tamamen ekonomik büyümeye yönelince çok doğru olmadı" dedi.

ZENGİNİ DAHA ÇOK ZENGİN EDİP DÜŞÜK GELİRLİYİ KAYBEDİYORLAR

Merkez Bankası'nın politika faizini indirme adımlarının yanlış olduğunu ifade eden Eryılmaz, hükümetin de söz konusu yanlışın farkında olduğunu ancak önümüzdeki yılın ilk aylarında gerçekleşecek olan baz etkisini beklediğini aktardı.

Dolar karşısında 18 seviyelerini gören ve sonrasında 13 seviyelerine inen dolar kurunun coşkuyla karşılandığını hatırlatan Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, benzer bir durumun enflasyonda da yaşanacağını şu ifadelerle aktardı;

"Bence onlar da şu an her şeyin farkında. Dikkat ederseniz faiz indirilmiyor. Faiz indirildiği an biliyorlar ki kur fırlayacak. Şimdilik sabit tutalım boyutundalar. Yani nasıl olsa enflasyon yükseldi, kuru baskılayalım, ekonomik büyüme olsun düşüncesindeler. Ama bunun sabit gelirlide karşılığı yok. Bakın ihracatçıyı zenginleştirdik diyorlar. Yani sınıfsal olarak bir sınıf tercih ediliyor burada. Yani yüksek gelirliyi daha zengin edip sabit ve daha düşük gelirliyi kaybediyor. Zaten şunu biliyoruz, Ak Parti'nin oy oranları çok yüksek gelirli ve çok düşük gelirliden geliyor. Orta gelirlinin büyük bir kısmı daha çok muhalefete oy veriyor. Ama çok ciddi oranda da kaybediyor. Bence erken seçime gitmemelerinin ardında da bu var. Zaten Cumhurbaşkanı da söyledi, enflasyonda düşüşü Ocak-Şubat-Mart aylarında baz etkisi ile göreceğiz. Sonra da diyecekler ki bakın geçen sene biz yüzde 90'ları gördük, şimdi yüzde 60-70'lere düşürdük."

Diğer Ekonomi Haberleri için tıklayın


2022.07.06 09:11 - Son Güncellenme: 2022.07.06 09:21 - HABER MERKEZİ
A