Evlilik için en ideal yaş açıklandı! Boşanma riskinin en düşük olduğu dönem
Evlilik yaşının boşanma ihtimaliyle ilişkisini inceleyen araştırmalar, evlenmek için en uygun dönemin 20'li yaşların sonu ile 30'lu yaşların başı olabileceğini ortaya koydu. 10 binden fazla kişinin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, boşanma riskinin özellikle 28-32 yaş aralığında en düşük seviyede olduğu görüldü.
2026.11.07 16:24 - Son Güncellenme: 2026.11.07 16:24 - Güncel - MYNET
Evlilik kararı alırken yaşın ne kadar önemli olduğu uzun yıllardır tartışılıyor. Çok genç yaşta evlenmenin riskleri kadar, evliliği ileri yaşlara ertelemenin de ilişki üzerindeki etkileri merak ediliyor. Utah Üniversitesi'nden sosyolog Nicholas H. Wolfinger tarafından yürütülen araştırma, evlilik yaşı ile boşanma ihtimali arasında dikkat çekici bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre boşanma riski, ergenlik döneminden 20'li yaşların sonuna kadar azalırken 30'lu yaşların ortalarından itibaren yeniden yükselişe geçebiliyor.
BOŞANMA RİSKİNİN EN DÜŞÜK OLDUĞU YAŞ ARALIĞI 28-32
Institute for Family Studies'de yayımlanan değerlendirmede, Wolfinger'ın ABD Ulusal Aile Büyümesi Araştırması'ndan elde edilen verileri incelediği iki ayrı çalışma ele alındı.
İlk analizde 2006-2010 dönemine ait veriler kullanıldı. Ardından araştırmacı, 2011-2013 yıllarını kapsayan daha güncel verilerle aynı sonuçları yeniden test etti. İkinci analizde elde edilen bulguların ilk çalışmayla büyük ölçüde örtüştüğü görüldü.
Her iki veri setinde de boşanma ihtimalinin 28-32 yaş aralığında evlenen kişilerde en düşük seviyede olduğu belirlendi. Araştırmaya göre ergenlik döneminde veya 20'li yaşların başında evlenenlerde boşanma riski daha yüksek seyrederken, yaş ilerledikçe bu risk 30'lu yaşların başına kadar azalıyor.
Ancak bu düşüşün sonsuza kadar devam etmediği görülüyor. 30'lu yaşların ortalarından itibaren evlilik yaşının ilerlemesiyle boşanma riskinde yeniden artış yaşanabiliyor.
EĞİTİM, AİLE YAPISI VE SOSYAL ÇEVRE DE İNCELENDİ
Araştırmacı, evlilik yaşı ile boşanma arasındaki ilişkinin yalnızca yaş faktörüyle açıklanamayabileceğini belirterek farklı demografik özellikleri de değerlendirdi.
Analizde katılımcıların cinsiyeti, ırkı, büyüdükleri aile yapısı, eğitim düzeyi, dini gelenekleri, dini etkinliklere katılım sıklığı, cinsel geçmişi, evlilik öncesinde çocuk sahibi olup olmadıkları ve yaşadıkları yerleşim yerinin büyüklüğü gibi değişkenler dikkate alındı.
Bu özellikler kontrol edildiğinde 30'lu yaşların başından sonra boşanma riskindeki artışın daha sınırlı hale geldiği görüldü. Buna rağmen 30'lu yaşların ortasında veya daha ileri yaşlarda evlenenlerde boşanma ihtimalinin yeniden yükseldiği sonucuna ulaşıldı.
ARAŞTIRMA 10 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN VERİLERİNE DAYANIYOR
Wolfinger, 2006-2010 ve 2011-2013 dönemlerini kapsayan iki ayrı veri setinde 10 binden fazla kişinin bilgilerini değerlendirdi. Araştırmacı, her iki analizde de benzer sonuçlara ulaşılmasını evlilik yaşı ile boşanma riski arasındaki ilişkinin tekrarlanabilir olduğuna dair önemli bir bulgu olarak yorumladı.
Bununla birlikte çalışmada kullanılan verilerin belirli sınırlılıkları bulunuyor. Araştırma, katılımcıların bilgilerinin tek bir zaman diliminde toplandığı kesitsel anketlere dayanıyor. Bu nedenle eğitim, dini katılım veya diğer değişkenlerin evliliklerin kalıcılığı üzerindeki etkisinin doğrudan neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Araştırmacıya göre evlilik yaşı ile boşanma riski arasındaki ilişkinin nedenlerini tam olarak açıklayabilmek için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç var.
HER EVLİLİK İÇİN GEÇERLİ KESİN BİR YAŞ YOK
Araştırma, evlilik yaşı ile boşanma ihtimali arasında istatistiksel bir ilişki bulunduğuna işaret etse de 28-32 yaş aralığını herkes için kesinlikle en doğru evlilik dönemi olarak tanımlamıyor. Kişilerin yaşam koşulları, ekonomik durumları, ilişki deneyimleri ve birbirleriyle uyumları da evliliğin geleceğinde önemli rol oynuyor.
Dolayısıyla araştırmanın sonuçları, evlilik kararı için tek başına belirleyici bir ölçüt olarak değil, toplumsal eğilimleri ortaya koyan bilimsel veriler olarak değerlendirilmeli.