Epstein dosyası derinleşiyor! Hastalık mı, kötülük mü?

Epstein dosyası derinleşiyor! Hastalık mı, kötülük mü?

Son zamanlarda dünya ve Türkiye gündemine bomba gibi düşen Jeffrey Epstein dosyası, uzun yıllardır tartışma konusu olan kapsamlı bir cinsel istismar ve insan kaçakçılığı soruşturmasını kapsıyor. Pedofilik ilgi ile anılan Jeffery Epstein, bu dosya ile birlikte reşit olmayan kız çocuklarını istismar etmek ve bu amaçla bir ağ kurmakla suçlanmıştı.

2026.02.04 09:35 - Son Güncellenme: 2026.02.04 09:39 - Güncel - ZEKİCAN GÜRKAN
A
Epstein dosyası derinleşiyor! Hastalık mı, kötülük mü?

ZEKİCAN GÜRKAN / BURSADA BUGÜN

Geçtiğimiz günlerde Jeffrey Epstein davasında kamuoyuna açılan 3 milyon sayfalık yeni arşiv, korkunç manzaraları gün yüzüne çıkarmıştı. 

Konu ile ilgili olarak Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, Bursada Bugün mikrofonlarına 'Esptein ve Pedofili' üzerine değerlendirmelerde bulundu.

HASTALIK MI, KÖTÜLÜK MÜ?

Jeffrey Epstein dosyası'nın karanlık bir tabloya benzediğini söyleyen Deniz şu ifadeleri kullandı, "Jeffrey Epstein dosyası Türkiye'den bakınca bile sadece bir suç hikâyesi gibi görünmüyor; güç, cinsellik, istismar ve cezasızlık duygusunun birbirine karıştığı, insanın içini kaldıran karanlık bir tablo gibi duruyor. Böyle vakalar ortaya saçıldıkça da ister istemez aynı soru gündeme geliyor: "Biri nasıl olur da çocuklardan cinsel olarak etkilenir? Bu bir hastalık mı, yoksa düpedüz kötülük mü?"

Bu soruyu sağlıklı cevaplayabilmek için, hem psikiyatrinin ne dediğini hem de etik hukuki zemini aynı anda masanın üzerinde tutmak gerekiyor. Çünkü sadece "hastalık" diyerek her şeyi tıbbi çerçeveye sıkıştırmak, istismarı görünmez kılma riskini taşırken; sadece "kötülük" diyerek kişiyi şeytanileştirmek de, nasıl önleyeceğimizi anlamamızı zorlaştırıyor".

"TARTIŞMASIZ İSTİSMAR"

Sözlerine devam eden Deniz, "Psikiyatride "pedofili" kavramı, tanı sistemlerinde pedofilik bozukluk başlığı altında geçiyor. Teknik tanım kabaca şu: Ergenlik öncesi çocuklara yönelik, en az altı ay süren, yineleyici ve yoğun cinsel dürtüler, fantaziler ya da davranışlar; kişi en az 16 yaşında ve söz konusu çocuktan en az beş yaş büyük; bu durum kişide ciddi sıkıntıya yol açıyor ya da o kişi bu dürtülere göre hareket edip çocuklara zarar veriyor. Yani aslında düşünülen şey, "bir defa uygunsuz davranışta bulunmak"tan çok, kalıcı bir cinsel ilgi örüntüsü.

Burada ilk önemli ayrım şu: Pedofilik ilgi dediğimiz şey, kişinin iç dünyasında duyduğu yönelimi anlatıyor; çocuk cinsel istismarı ise her durumda hukuken suç, etik olarak ağır bir ihlal. Biri içsel bir örüntü, diğeri davranış düzeyinde işlenen bir eylem. Ve çocukla cinsel eylem, failin beyninde hangi tanı yazıyor olursa olsun, tartışmasız biçimde istismar" şeklinde konuştu.

BU PEDOFİLİK İLGİ NEREDEN GELİR?

Pedofilik ilginin kaynağı hakkında açıklamalarda bulunan Deniz sözlerine şöyle devam etti, "Bilim burada hâlâ tek bir sebebe işaret edemiyor. Araştırmalar, pedofilik eğilimi olan bireylerin bir kısmında nörogelişimsel farklılıklar, beyin yapısında bazı sapmalar, çocuklukta kafa travması ya da gelişimsel sorun öyküsünün daha sık görülebildiğine işaret ediyor; ama bu bulgular tek başına "neden"i açıklamıyor. Yani elimizde şöyle bir tablo var: Bu ilgi çoğu zaman ergenlik döneminin başlarından itibaren beliriyor ve kişiye sorduğunuzda, "Ben bunu sonradan seçmedim, hep böyleydim" diyebiliyor. Çocuklukta istismar yaşamak, bazı faillere eşlik etse de, ne gerekli ne de yeterli bir koşul; yani "istismar edilen mutlaka istismar eder" klişesi bilimsel olarak da, etik olarak da yanlış. Pedofilik ilgi, kişinin "canı sıkıldı da" seçtiği bir fantezi değil; büyük olasılıkla biyolojik, nörogelişimsel ve psikososyal etkenlerin uzun vadeli etkileşimiyle ortaya çıkan bir yönelim örüntüsü.

Ama tam da burada ikinci kritik ayrım devreye giriyor: Bir insanın çocuklara yönelik cinsel ilgi geliştirmeyi seçmemesi, onun ne yaptığı konusunda sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Çünkü klinik gerçek şu: Pedofilik ilgiye sahip herkes çocuk istismarcısı değil; fakat çocuk istismarcılarının bir kısmında pedofilik ilgi, bir kısmında da fırsatçılık, güç, antisosyal özellikler, sınır tanımama gibi başka dinamikler baskın. Bazı kişiler bu ilginin farkına varıp, hiç eyleme dökmemek için yardım aramaya çalışabiliyor; hatta bu konuda utanç ve sıkıntı yaşadıkları için terapiye başvuranlar var. Burada pedofilik ilgi, kişinin taşıdığı bir risk faktörü; ama onu nasıl yönettiği, yardım arayıp aramadığı, çocuklardan uzak durmak için ne yaptığının sorumluluğu tamamen o kişide.

Jeffrey Epstein gibi isimlere baktığımızda ise, tek başına bir "cinsel yönelim" tablosu görmüyoruz. Yıllara yayılan, parayla ve statüyle beslenen, sisteme nüfuz etmiş, ağlar üzerinden yürütülen organize bir sömürü düzeni görüyoruz: reşit olmayan kızların para karşılığı temin edildiği, onların başka çocukları "getirmeye" teşvik edildiği, gücün ve bağlantıların adeta bir zırh gibi kullanıldığı, yüzlerce gence ve çocuğa dokunan bir yapı. Bu, sadece "pedofilik bozukluk"la açıklanabilecek bir şey değil; yoğun bir güç ve kontrol arzusu, belirgin vicdansızlık, empati eksikliği, cezasızlık inancı ve antisosyal örüntüyle el ele yürüyen bir yapı".

"RUHSAL BOZUKLUK"

Deniz, "Burada "hastalık mı, kötülük mü?" ikilemi biraz tuzaklı. Pedofilik ilgi, psikiyatrik sınıflamada bir ruhsal bozukluk olarak geçiyor; evet, bu ilgi çoğu zaman kişinin bilinçli tercihiyle ortaya çıkmıyor. Ama çocuğa dokunduğu, plan yaptığı, para harcadığı, sistem kurduğu, mağdurları susturduğu her an, fail bilinçli seçimler yapıyor. Tanının varlığı, bu seçimleri ahlaki ya da hukuki açıdan aklamıyor.

Dolayısıyla daha nüanslı bir cümle kurmak gerekiyor: Evet, çocuklara yönelik kalıcı cinsel ilgi, biyolojik ve psikolojik kökleri olan bir ruhsal bozukluk kategorisi içinde değerlendiriliyor. Ama hayır, bu bozukluk, çocuğa zarar verme davranışını "kaçınılmaz" ya da "mazur görülebilir" kılmıyor. Ve evet, tam da bu yüzden, henüz hiçbir suç işlememiş ama böyle bir ilgi taşıdığını fark eden bir yetişkinin, kendisi için değil çocuklar için, yardım aramak gibi ağır bir sorumluluğu var.

Epstein dosyasının psikolojik açıdan bize gösterdiği şeylerden biri, pedofilik ilginin belli bir oranda "ne yazık ki var olan bir risk faktörü" olması, ama bunun tek başına bir felakete dönüşmesinde güç ilişkileri, siyasi ve ekonomik dokunulmazlıklar, kurumsal körlükler ve toplumsal sessizlik kadar etkili olması. Yani bir yanda kişisel düzeyde bozuk bir cinsel yönelim ve karakter örgütlenmesi; diğer yanda bunu yıllarca sürdürebilmesine izin veren, hatta zaman zaman besleyen bir sistem.

Bu açıdan bakınca, "pedofili hastalıktır" demek tek başına yetersiz; "sadece kötüler böyle şeyler yapar" demek de. Birinci cümle mağdurun yaşadığı felaketi tıbbi bir notaya indirger, ikincisi ise failin nasıl o noktaya geldiğini anlamayı zorlaştırır. Oysa hem klinik hem etik açıdan daha dürüst olan cümle şu: Çocuklara yönelik cinsel ilgi, kişinin seçmediği bir bozukluk olabilir; ama o ilgiye göre davranmak, güç ve imkânlarını kullanarak çocukları sömürmek, istismar ağları kurmak yüzde yüz kişinin seçimi ve tam anlamıyla suçtur.

Epstein dosyasının yarattığı dehşet, bir insanın ne kadar "hasta" olabileceğini değil, sınırsız güç, cezasızlık duygusu ve çarpık cinsel yönelimin bir araya geldiğinde ne kadar organize bir kötülüğe dönüşebileceğini gösteriyor. Psikoloji bu tabloda "neden böyle dosyalar var?" sorusuna tek başına cevap veremez; ama şunu net söyleyebilir: Bu tür eğilimler masaya erken konup tedavi edilir; toplum, "nasıl olsa yakalanmaz" diye düşünenlere karşı daha şeffaf ve hesap soran bir yapı kurar; mağdurlar susturulmak yerine korunur ve dinlenirse, böyle kişilerin yıllarca, yüzlerce çocuğun üzerinde cezasızca dolaşması çok daha zor hale gelir".

AHLAKİ ÇÜRÜME

Psikolog Deniz, pedofilik ilginin klinik bir kategori olduğunu belirtirken aynı zamanda, "Epstein türü dosyalar bize, bunun sadece "hastalık" değil, aynı zamanda ağır bir ahlaki çürüme ve sistemsel ihmal meselesi olduğunu da hatırlatıyor. Ve çocukları korumak için, bu üç düzeyi, bireysel bozukluk, kişisel seçimler ve toplumsal yapı, aynı anda görmek zorundayız" ifadelerini kullandı.

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2026.02.04 09:35 - Son Güncellenme: 2026.02.04 09:39 - ZEKİCAN GÜRKAN
A