Enflasyona rağmen ekonomik büyüme hedefi ne kadar doğru?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçtiğimiz hafta düzenlediği Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 12'ye çekti. Küresel enflasyon ve resesyon risklerinin vurgulandığı kararı değerlendiren Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, enflasyonla mücadele yerine ekonomik büyüme hedefine yönelik politikaların öncelendiğini ve bu stratejinin doğru olmadığını ifade etti.
2022.09.29 10:59 - Son Güncellenme: 2022.09.29 11:00 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
FADİME NİSA SAYAR / BURSADA BUGÜN
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Ağustos toplantısının ardından Eylül toplantısında da politika faizini indirme kararı almasını değerlendiren Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, dünya genelinde artan enflasyon oranları ve resesyon riski bağlamında söz konusu kararın ekonomi çevrelerince beklendiğini aktardı.
Eryılmaz, yaklaşan seçim öncesinde hükümetin 'tek haneli rakamlara inme' hedefiyle faiz indirimlerine devam edeceğini de söyledi. Ancak bu aşamada Dolar/TL hareketine bağlı olarak bir kırılma olabileceğini belirten Eryılmaz, kurdaki yükselişin hızlanması durumunda faizin sabit bırakılmasını beklediğini söyledi.

Doç. Dr. Eryılmaz'ın faiz kararına ilişkin genel değerlendirmeleri şöyle;
"BEKLENEN BİR KARARDI"
"Bu çok sürpriz olmadı, çünkü Merkez Bankası'nın şartlar mümkün olduğunda faizi indirme yönünde tavır kullanacağını biliyorduk zaten. Ekonomi yönetimi için ekonomik büyüme şu an birinci sırada, enflasyon ikinci sırada ve özellikle seçim öncesi dönem olması da önemli bir faktör. Ben zaten bu ay 100 baz puan daha düşeceğini bekliyordum. Çünkü geçen ay Merkez Bankası'nın PPK metninde de yer alıyordu bu konu. Sanayi üretimi, istihdam, işsizlik gibi verilerin yılın ikinci yarısında istenilen düzeyde olmayacağı ve dünyadaki resesyon dalgasının bizi de etkileyeceği yönündeydi."

"RESESYON DALGASI VE DIŞ TALEBİN AZALACAK OLMASI ÖNEMLİ BİR ETKEN"
"Örneğin Avrupa resesyona girince bizim de ihracatımız azalacak ve dış talebin azalmasıyla da biz ekonomik olarak büyüyemeyeceğiz. Ayrıca iç talep kaynaklı büyüme de düşecek, çünkü enflasyon yüksek ve değer satın alma gücü, maaş zamlarının etkisi giderek azalıyor. Bu nedenle hem içerideki hem dışarıdaki gelişmeler ekonomik büyümeyi azaltacak. Merkez Bankası'nın öngörüsü buydu. Dolayısıyla bu noktada ekonomik büyümeyi çok yukarı çekemese bile düşüşü engellemek için, sanayi üretimini, kapasite kullanım oranını ve istihdamı desteklemek için faiz indirimine gidecekti Merkez Bankası ve gitti de..."
"SEÇİME KADAR 200-300 BAZ PUAN DAHA DÜŞÜRÜLECEK"
"Bunun devamı da gelecek. Önümüzdeki aylarda faiz indirimi devam edecek. Piyasanın genel beklentisi faizlerin tek haneli rakamlara indirileceği yönünde. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da böyle bir hedefi vardı. Seçime gidene kadar 200-300 baz puan daha indirilecek ve tek haneye gidilecek. Çünkü faize karşıyım diye açık açık söylüyor Cumhurbaşkanı Erdoğan. Benim de beklentim şu an o yönde."

"DOLARDAKİ YÜKSELİŞ HIZLANIRSA DURUM DEĞİŞİR"
"Yalnız şöyle bir sıkıntı var, buraya bir şerh koyabilirim. Dolar/TL 18,36'nın üzerine çıktı, yani tarihi zirvenin üstünde. Dolar/TL artışında hızlı yükseliş olursa belki faizi sabit bırakmaya yönelirler. Piyasa bunu da bekliyor zaten."

FAİZİ İNDİRMEYE DEVAM ETMEK DOĞRU BİR POLİTİKA MI?
Güncel politikalar itibarıyla ekonomi yönetiminin enflasyona rağmen ekonomik büyüme hedefini öncelediğini vurgulayan Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eryılmaz, Türkiye ekonomisi için söz konusu tercihin yanlış olduğunu ifade etti.
Ekonomik büyüme için politika üretilirken enflasyonla mücadelenin ötelendiğini belirten Eryılmaz, ilerleyen süreçte enflasyon beklentilerinin artacağını ve enflasyonun kalıcılaşacağını söyledi.
Filiz Eryılmaz, enflasyon oranlarının çok düşük seviyede olduğu Çin ve Japonya'nın ekonomi politikası üretiminde Türkiye için doğru referanslar olmadığını ifade ederek; enflasyonun yüksek olduğu Avrupa ülkelerinde ve ABD'de uygulanan para politikalarına dikkat çekti.
Merkez Bankası'nın stratejisini yanlış bulduğunu ifade eden Eryılmaz'ın açıklamalarından satır başları şöyle;
"ILIMLI ENFLASYON VARSA EKONOMİK BÜYÜME ÖNCELENİR"
"Merkez Bankası parasal genişleme politikasına Çin ve Japonya'yı örnek gösteriyor. Avrupa ve ABD'nin sürekli örnek gösterilmesine karşı bu referansı veriyor. Fakat burada şöyle bir nüans farkı var. O ülkelerde enflasyon çok yüksek değil, Japonya'da yüzde 3, Çin de aynı şekilde düşük. Dolayısıyla ılımlı bir enflasyon varsa bu durumda ekonomik büyümeyi önceleyebilirsiniz. Bu iktisaden çok yanlış bir tercih olmaz. Fakat enflasyon yüzde 80 ise ve daha da yükselecekse, üretici ve tüketici fiyatları arasındaki fark yüzde 60'ların üzerindeyse 'enflasyona rağmen ekonomik büyümeyi tercih ediyorum' demek, iktisadi olarak doğru bir tercih değildir."

"ENFLASYON KALICILAŞIRSA ARTIK İSTESELER DE DÜŞÜREMEZLER"
"Çünkü enflasyon kemikleşir ve kalıcı hale gelirse artık düşürmek istediğinizde bile düşüremezsiniz. Hem sıkı para politikası uygulayıp enflasyonu düşüremez hem de ekonomik büyümeyi çok baskılarsınız. Mesela FED artık tercihini biraz daha ekonomik büyümeden yana kullanıp faizleri düşürürse ABD'de ekonomik büyüme artar. Fakat enflasyonla mücadeleyi 1-2 yıl sonraya ötelemesi durumunda enflasyonun kemikleşeceğini ve artık indiremeyeceğini biliyor. Ayrıca bu aşamada uyguladığı para politikası da gereksiz yere ekonomik büyümeyi baskılar, bunun da farkında."

"İNSANLARIN TÜKETİM TALEBİ ENFLASYONU BESLİYOR"
"Tabii piyasanın ikna olması da var, mesela ABD örneğinde, piyasa FED'in faiz kararına Mart'tan Haziran'a kadar ikna olmadı. Fakat sonra bir kırılma oldu ve artık enflasyon beklentileri çok düştü. Dolayısıyla enflasyonun kaynağı talep olmasa bile faiz arttırmak mutlaka enflasyonda başarı sağlar. Enflasyon beklentisinin düşmesi enflasyonun kendisini de aşağı çeker. Çünkü enflasyon beklentisi düşük olan kişi daha yüksek ücret talep etmez, daha yüksek kira talep etmez, enflasyonla mücadeleye inandığı için öne çekilmiş talep yapmaz. Mesela bir telefon veya bir mobilya ihtiyacınız yoktur ama ileride fiyatı daha da yükselecek diye şimdiden almak istersiniz, buna öne çelik iş talep diyoruz. Türkiye'de mesela bu yıl birinci ve ikinci çeyrekte büyümenin ana nedeni özel tüketim. İnsanlar şu an ihtiyacı olmayan ama gelecekte fiyatı yükselir diye ürünler alıyor. Dolayısıyla öne çekilmiş talep enflasyonu beslemeye devam ediyor."
"EN AZINDAN GENELE YAYILMASI ÖNLENEBİLİR"
Elbette enflasyonun tek kaynağı da talep değil. Maliyet kaynakları mesela... Rusya yarın savaşın ikinci safhasını başlatırsa, 80 dolara inen petrol 140'a çıkarsa buna karşı yapılacak bir şey yoktur, maliyet kaynaklı enflasyondur. Ama yine de enflasyon maliyet kaynaklı bile olsa faiz arttırarak orada bir başarı sağlanır. Enflasyon beklentilerini aşağı çekerek maliyet kaynaklı enflasyonun genele yayılması önlenir.