EMDR YÖNTEMİ SİHİRLİ DEĞNEK GİBİ

EMDR YÖNTEMİ SİHİRLİ DEĞNEK GİBİ

Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatr Dr. Sümer Öztanrıöver, Türkiye'nin EMDR ile 17 Ağustos depremiyle tanıştığını söyledi.

2011.02.27 14:58 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
EMDR YÖNTEMİ SİHİRLİ DEĞNEK GİBİ

Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatr Dr. Sümer Öztanrıöver, son yıllarda geliştirilen özgül psikoterapi tekniklerinden EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisinin, travmatik yaşantılarla ilgili genellikle olumsuz duygu ve düşünceleri zihinde yeniden işlemden geçirerek yok eden sihirli bir değnek olduğunu söyledi.
Öztanrıöver, yaptığı açıklamada, EMDR'nin, savaş stresi, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan üzücü olaylar gibi rahatsız edici yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal sorunların yanı sıra fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algısının bozukluğu, çocuklarda travma belirtileri, yas, kronik ağrı ve başka sorunların tedavisinde kullanılan psikolojik bir yöntem olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin EMDR ile 17 Ağustos İstanbul depremiyle tanıştığını hatırlatan Öztanrıöver, EMDR'nin beynin her iki yarımküresini ardışık olarak uyarma ile yapıldığını belirtti.
EMDR'nin kişiye nasıl etki ettiğinin hâla tam olarak bilinmediğini ifade eden Öztanrıöver, şunları söyledi: "Tedavi sonrası kişinin kendinde rahatsızlık yaratan olaylara duygusal değil mantıklı olarak bakmaya başladığını, hatta üzerinde daha rahat konuşabildiğini de görmekteyiz. EMDR ile genellikle 6-8 seansta başarılı sonuçlar alınabilmekte ve beyindeki stres kaynağı düşünceleri yok olmaktadır. Ancak, geçmişte ciddi fiziksel, cinsel, duygusal incinmeleri olan kişiler tahmin edilebileceği gibi daha fazla
seansa ihtiyaç duyabilir."
Yaşanılan bütün olayların beyinde işlemden geçtiğini, her gece rüya esnasında olan hızlı göz hareketlerinin (REM) bu işlemden sorumlu olabileceğinin düşünüldüğünü ifade eden Dr. Öztanrıöver, ancak travmatik anıların, bazen yeterince işlemden geçemeyeceği ve beynin sağ yarımküresinde kilitli kalacağını söyledi.
İşlevsel beyin görüntüleme çalışmalarında bu durumun sağ yarımkürede artmış aktivite, sol yarımkürede azalmış aktivite olarak belirlendiğini vurgulayan Dr. Öztanrıöver, şöyle konuştu: "Kabaca sağ yarımküremizin duygusal tarafımız; sol yarıküremizin ise konuşma merkezimizin de yer aldığı mantıklı analitik tarafımız olduğunu söyleyebiliriz. EMDR sonrası yapılan ölçümlerde; beynin sağ tarafındaki etkinliğin azaldığı sol taraftaki etkinliğin ise arttığı gösterilmiştir. Daha önce anıyı hatırladığında terörize
olan, aşırı duygusal tepki veren, üzerinde konuşmakta zorlanan kişiler; EMDR seansları sonrası bu anılara karşı duyarsızlaşır, nötr hale gelirler. EMDR olumsuz inançları olumluya çevirerek kişinin kendine olan saygı ve sevgisini yani özgüvenini artıran bir tekniktir. EMDR performans artırmak amacıyla sahne sanatları, sporcular, öğrenciler, yazarlar, yöneticiler, işadamları için de kullanılmaktadır. Çocuklarda, gebelerde kullanılabilmesi; ilaç kullanılmaması gereken durumlarda oldukça avantaj sağlamaktadır.
Ülkemizde psikoterapi sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılanmadığı için ilaçla tedavi ön plana çıkmaktadır. İlaç tedavisini, bahçedeki yabancı otları biçmek olarak düşünürsek, psikoterapi bu otların köklerini ortadan kaldırmaktadır." 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2011.02.27 14:58 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A