Eğitimin sorunları dağ olmuş

Eğitimin sorunları dağ olmuş

2013-2014 eğitim öğretim yılının 1.yarısı bugün itibariyle sona ermiştir. Bursa'da 520 bin öğrenci ve 26 bin öğretmen 15 günlük yarıyıl tatiline girecektir.

2014.01.24 14:55 - Son Güncellenme: 2014.01.24 16:03 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Eğitimin sorunları dağ olmuş

KARNE ÇOCUĞUN DEĞİL VELİNİN ÇOCUKLA NE KADAR İLGİLENDİRĞİNİN BELGESİDİR.
Bu karne döneminde ailelerin dikkat etmesi gereken önemli bir hususta olumsuz karne getiren çocuklara karşı onu rencide edici ve dışlayıcı tavırlar takınılmamasıdır. Karne aslında çocuğun durumundan ziyade aileleri çocukla ne kadar ilgilendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Tatili fırsat bilip çocuklarımızla daha çok ilgilenilmeli ve mutlaka en az bir kitap okumasını sağlamalıdır.

BURSA EĞİTİM ÖĞRETİMDE BİR KAYIP DÖNEM DAHA GEÇİRMİŞTİR.
Türk milli eğitiminin genel problemlerinin yanı sıra özelde Bursa'da kötü eğitim yönetiminden kaynaklanan olumsuzluklar hat safhadadır. Şöyle ki;
4+4+4 ile birlikte dönüşümlerin Bursa gerçekleri ile örtüşmemesi öğrenci, veli ve eğitimcileri çileden çıkarmıştır. Özellikle Anadolu Lisesi dönüşümlerinde genel liselerin büyük çoğunluğunun meslek lisesine dönüşmesi ile binlerce öğrenci isteği dışında meslek lisesine gitmek zorunda kalmıştır.
İlkokul ve ortaokul ayrımı ile artık veliler çocuklarını ya ilkokula ya da ortaokula gönderirken servis kullanmak zorunda bırakılmıştır. Halbuki, yıllarca MEB "en iyi okul eve en yakın okuldur" demiş, fakat eve yakın okul bırakmamıştır.
Yine Bursa'da eğitim-öğretim yılı 5300 öğretmen açığı ve 7000 derslik ihtiyacı ile başlamış plansız idareci atamaları nedeniyle bir dönem boyunca yer değişiklileri yüzünden öğrencilerimiz sürekli öğretmen değiştirmek zorunda kalmıştır.

HÜLLE YOLU İLE ŞUBE MÜDÜRÜ ATAMALARINI YARGIYA TAŞIYACAĞIZ!
Bursa'da hülle yolu ile şube müdürü atama geleneği devam etmektedir. Şube müdürlüğü sınavı yapılmış ve mülakat beklenirken kadroları alelacele eş dost yandaş ile doldurma çalışmaları kabul edilemez . Bursa Teknik Üniversitesinden kurumlar arası geçiş yoluyla Bursa İl Milli Eğitime ve İnegöl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne şube müdürü atamak hülledir ve bunu yargıya taşıyacağız.

2014 YILINDA 100 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMALIDIR.
Yaptığımız araştırmada ücretli öğretmen sayısının norm kadro sayısının altında olduğu da görülmüştür. Bu da okullarda kadrolu branş öğretmenlerinin, branşları dışında ek ders karşılığı derslere girdiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu ülkede öğretmen açığı var mıdır, vardır. Öğretmen açığı ücretli öğretmen eliyle giderilmeye çalışılmakta mıdır, çalışılmaktadır. Atama bekleyen yüzbinlerce öğretmenimiz var mıdır, vardır. 34 öğretmenimiz ataması yapılmadığı için bunalıma girerek intihar etmiş midir, etmiştir. Hal böyleyken, MEB'in Şubat ayında yapacağı 10 bin atama çok yetersiz olacaktır. Bu noktada Başbakan'ın Şubat ayında 10 bin atama ısrarını anlamak da mümkün değildir. Sendikamızın talebi Şubat ayında 40 bin atama yapılmasıdır. Şayet 40 bin atama yapılmıyorsa, en azından talebimizin yarısı kadar, yani 20 bin öğretmen ataması yapılmalıydı. Başbakan bu gençlere bir jest yaparak atama sayısını artırsaydı ne kaybedecekti?
Bakanlık Şubat ayında 10 bin, Ağustos ayında da 40 bin atama ile birlikte 2014 yılında 50 bin atama yapmayı planlamaktadır. 2014 yılında yapılması planlanan 50 bin atama, ücretli öğretmen sayısını bile karşılamamaktadır. Dolayısıyla öğretmen ihtiyacının giderilmesi için 2014 yılında en az 100 bin atama zorunludur.
 
EĞİTİMİN SORUNLARI DAĞ OLMUŞ
Yeni eğitim sisteminde seçmeli dersler getirilmiştir ancak bu derslere öğretmen bile bulunamamaktadır.
Okullar fiziki imkânsızlıklar içindedir. Laboratuvarı, bilgisayar odası, kütüphanesi, spor salonu olmayan okullar vardır. Okullara ayrılan ödenek yetersiz olduğu için bazı okullarımız ısınma sorunu yaşamaktadır. Küçücük çocuklarımız kışın ortasında üşüyerek ders işlemek zorunda kalmaktadır.  Elektrik ve su borcunu ödeyemeyen okullarımız bulunmaktadır. Tuvaleti hijyenik olmayan, camı, sandalyesi, masası kırık okul sayısı maalesef çok fazladır. İlkokul ve ortaokullara 1 TL bile verilmemektedir. Bu durumda okullar ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaktır?
Bölgeler arası ve okullar arasındaki alt yapı, donanım eksikliği ile müfredat yönünden oluşan farklılıklar öğrenci başarısını düşürmektedir. Bu noktada her öğrenciye eşit koşullarda öğrenme fırsatı verilmelidir. 
Eğitime ayrılan bütçe çok yetersizdir. Ülkeyi yönetenler, "Aslan payı eğitime ayrılıyor" diye övünse de, bütçenin büyük bölümü personel giderlerine ayrılmaktadır. Dolayısıyla yatırımlara ayrılan pay çok düşük kalmaktadır.      
Öte yandan ülkemizde birleştirilmiş sınıf uygulamaları devam etmektedir.
Öğretmenlik mesleğine bakış açısı ise son derece olumsuzdur.
Bu noktada ülkeyi ve eğitimi idare edenlerin, suni ve politik gündemler yaratma gayretlerini bırakıp, eğitimde başarı sağlamamız için öncelikli olarak yapılması gerekenleri ele alması gerekmektedir. Dolayısıyla;
Derslik başına düşen öğrenci sayıları ideal ölçülerde olmalıdır. Birleştirilmiş sınıf uygulamalarına son verilmelidir. 2014 yılında 50 bin değil, en az 100 bin öğretmen ataması yapılmalıdır. Ücretli öğretmen istihdamına son verilmeli, tüm öğretmenler kadrolu olarak atanmalıdır. Okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine ulaştırılmalıdır. . Okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmelidir. Bölgeler arası, okullar arası fırsat eşitsizlikleri giderilmelidir. Okulların fiziki ve alt yapı eksiklikleri giderilmelidir. Eğitime ayrılan pay artırılmalıdır. Sınıf geçmede öğretmen etkinliği artırılmalıdır. Öğretmenin sosyal statü kaybı telafi edilmelidir.  Öğretmenlerin periyodik olarak hizmet içi kursundan geçirilmeleri sağlanmalıdır.

ÖĞRENCİ ANDI KALDIRILDI,
TÜRK MİLLETİ EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİNİ YİTİRDİ...

Bu eğitim-öğretim yılına damgasını vuran konulardan birisi de 1933 yılından beri okutulan Öğrenci Andı'nın kaldırılması olmuştur. Adına demokratikleşme paketi dedikleri ancak demokratikleşme ile ilgisi olmayan, PKK terör örgütünü meşrulaştırma anlamına gelen paket ile birlikte Öğrenci Andı kaldırılmış; q, w, x harflerinin kullanımının önündeki engeller kaldırılmış; özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önü açılmıştır. Yıllardır bölücü çevrelerin dilinde pelesenk olan konuları hayata geçiren Hükümet, ne yazık ki ırkçı ve ayrılıkçı anlayışın ekmeğine yağ sürmüştür. İdeolojik saplantılarla hareket edenlere hizmet edilmesi kabul edilemeyecek bir durumdur. Bu uygulamalarla birlikte bunca yıl barış ve kardeşçe yaşamış insanlar bugün birbirinden koparılmaktadır. Bu ise en hafif ifadeyle kalleşliktir. Ayrıca Öğrenci Andı'nın kaldırılması ile birlikte Türk milleti ne yazık ki en önemli değerlerinden biri yitirmiştir.

EĞİTİM ÇALIŞANLARI AY SONUNU GETİRMEK İÇİN
HESAP YAPMAKTAN YORULMUŞTUR.

2014 yılında 123 TL, 2015 yılında da yüzde 3+3 zam çalışanlar için büyük bir yıkım olmuştur. Üstelik 2014 yılında memurlar enflasyon farkı alamayacak, öğretmenlerin ek derslerine zam yapılmayacak, tazminatlar artırılmayacak, aile ve çocuk yardımı yerinde sayacaktır. Yolsuzlukların ayyuka çıktığı, olağan dışı gelişmelerin yaşandığı, Türk lirasının dolar karşısında değer kaybettiği bugünlerde ekonomik kriz etkisini giderek hissettirmektedir. 2014 yılının sonunda enflasyonun hedeflenenin çok üzerinde çıkması muhtemeldir. Öğretmen, hizmetli, memur, teknisyen, şef, daktilograf v.b. tüm eğitim çalışanları ay sonunu getirmek için hesap kitap yapmaktan bıkmış usanmıştır. Kimileri ayakkabı kutularına milyon dolarlar yığarken; eğitim çalışanları 10 yıl önceki ayakkabılarını, ayakkabı kutularında muhafaza etmeye çalışmaktadır.
Öte yandan 2014 yılı için öğretmenlerimize 75 + 75 TL'lik bir iyileştirme kararı çıkmıştır. Ancak bu miktarın öğretmenlerimizin ekonomik sorunlarını çözmekten uzak olduğu açıktır. 666 KHK ile 1500 TL'ye varan ek ödemeler söz konusu iken ve iki yıla yakındır öğretmenlerimizin uğradığı kayıplar göz önüne alındığında 75+75 TL'nin delik ceplere faydası olmadığı görülecektir.
2013-2014 eğitim-öğretim yılının ilk yarı yılı sorunlarla geçmiştir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın yarı yıl karnesi kırık notlarla doludur. Mevzu bahis eğitim çalışanlarını fişlemek, yandaş kayırmak, torpil, eğitim çalışanlarının haklarını budamak, hak ve hukuk yemek olunca son derece başarılı olanlar; eğitimin ve eğitimcilerin sorunlarını çözmede en ufak bir başarı gösterememektedir. Şayet Bakan ikinci dönem de aynı performansı sergilerse, sınıfta kalması kaçınılmaz olacaktır. Umuyoruz ki; ikinci yarı yıl eğitimin sorunlarının çözüldüğü, Milli Eğitim Bakanlığı'nın hatalarından ders aldığı, tüm eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin beklentilerinin karşılandığı bir dönem olur.
 

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2014.01.24 14:55 - Son Güncellenme: 2014.01.24 16:03 - HABER MERKEZİ
A