Egemen Bağış'tan Fransa'ya

Egemen Bağış'tan Fransa'ya

Meclis'te düzenlenen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun 71. toplantısında konuşan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Türkiye 14 Şubat 2013 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği standartlarına tarihinde en yakın olduğu dönemdedir" dedi.

2013.02.14 15:50 - Son Güncellenme: 2013.02.14 15:50 - Siyaset - HABER MERKEZİ
A
Egemen Bağış'tan Fransa'ya

"Başbakanımızın süreçteki tıkanıklıklar nedeniyle uzun zamandır ara verdiği AB Büyükelçileriyle yemekli toplantıyı Pazartesi günü düzenlemesi Türkiye'nin bir kararlılık mesajıydı" diyen Bağış, "Kararlılığımızın yanı sıra İrlanda Dönem Başkanlığı sırasında müzakerelerde ilerleme olacağı yönündeki beklentimizin mesajını da vermiş olduk... Biz artık AB'den somut adımlar, somut kararlar bekliyoruz... Fasıl açılırsa AB büyükelçilerimiz yemeği yemeye devam eder. Şüphe olmayan bir şey daha var ki, Türkiye'nin ne müzakere sürecindeki siyasi engellerin daha fazla sürmesine, ne de 5 dönem başkanlığından sonra bir 6'ıncısının da fasıl açılmadan kapanmasına tahammülü yoktur" diye konuştu.



İLAÇ GİBİ GELDİ
Bağış, Fransa'nın 22. faslın açılmasına ilişkin yaptığı açıklamayla uzun bir aranın ardından AB kanadından olumlu ve somut bir haber aldıklarını
ifade ederek, "Hollande yönetiminin Sarkozy yönetiminin gölgesinde kalmayı tercih etmeyeceğini düşünüyorduk, Salı günü bu yönde ilk mesajı aldık.

Başbakanımızın uyarıları etkisini gösterdi. Nihayet uzun bir aradan sonra AB kanadından aklıselim yönünde bir hareket eğilimi baş gösterdi" dedi. Bağış, şunları kaydetti:
"Fransa'nın 22'inci faslı açma yönündeki iradesini elbette memnuniyetle karşılıyoruz. Artık AB'den olumlu bir haber duymayı unuttuğumuz bir dönemde, Fransa'dan gelen işaret adeta ilaç gibi geldi. İlerleme kelimesiyle yan yana gelmeyi unutan müzakere sürecine bu haber can suyu verdi. Ama şu da bilinmeli ki böyle bir işaret geldi diye zil takıp oynamıyoruz... Ölümü gösterip sıtmaya razı eden yaklaşımlar Türkiye'nin kapısından olduğu gibi geri dönecektir. Türkiye'nin bu mesajdan duyduğu memnuniyet ülkemize karşı yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi bir rehavete sebep olmasın. Eğer tek bir fasıl üzerinden böyle bir rehavet havası oluşursa bunun sonu hem rezalet, hem felaket olur. Bizim için bu sadece yeni bir başlangıçtır, bu başlangıcın devamı gelmelidir. Her 2-3 yılda bir fasıl açarak, sürecin amacına hizmet edemeyeceğimiz açıktır. Her işin tamamlanması gereken makul bir süresi vardır. Müzakereler de aynı şekilde, makul süresi, kuralları ve ilkeleri olan bir süreçtir.

Türkiye, İrlanda'nın dönem başkanlığında birçok faslı hemen açabilecek durumdadır. Esasen, siyasi blokajların kalkması halinde Türkiye, 12 ayda 10 faslı, 18 ayda ise 15 faslı açabilecek durumdadır. Özellikle, Enerji Faslının bir üyenin tek taraflı vetosu nedeniyle açılamıyor olması, AB'nin kendi ayağına kurşun sıkması, bindiği dalı kesmesi gibi bir şeydir. Siyasi blokajlara artık bir son verilmelidir. AB şunu bilmelidir ki AB'nin Türkiye'nin önüne koyduğu siyasi blokaj, kendi geleceğini bloke etmesi demektir. Türkiye'yi sabır ve tahammül testine maruz bırakan Avrupa Birliği, şunu bilmelidir ki kendisi de Türkiye'nin üyeliği konusunda bir samimiyet testiyle karşı karşıyadır. Avrupa Birliği Türkiye'ye verdiği sözleri, altına imza attığı belgeleri unutmaktan ve unutturmaya çalışmaktan artık vazgeçmelidir. Birlik, kendi geleceğini burnunun ucunu dahi göremeyen çarpık zihniyetlere teslim etmemelidir... Türkiye'nin dinamizminden ve genç nüfusundan faydalanmak niyetinde ise 'bedava öğle yemeği' hayalinden biran önce vazgeçmelidir. Türkiye her daim oyalanacak, kapıda bekletilecek kadar önemsiz ve kabiliyetsiz bir ülke değildir. Türkiye-AB ilişkileri de sürekli ertelenecek, engellenecek, ötelenecek kadar değersiz değildir."

PAPA ÖRNEĞİ: BİZ DE BİR ODAYA KAPANIP ÇIKMAYALIM

Bağış, toplantıda, komisyon üyelerinin sorularını da cevaplandırdı. Bağış, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde yer alan enerji faslı ile ilgili bir soruya, "Bu faslın açılması Türkiye'den çok AB'nin çıkarlarına hizmet edecektir" dedi. AB'nin ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının önemli kısmının Türkiye'nin etrafında bulunduğuna dikkati çeken Bağış, "Bu faslın açılması, AB ülkelerinin vatandaşlarından oluşan 500 milyonluk bir insanlık topluluğu için çok elzemdir" diye konuştu. Bağış, şöyle devam etti:

"Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bu faslın açılmasını engellemesi bize bir zarar vermiyor ama AB ülkelerinin 500 milyon üyesine zarar veriyor. Onların enerji ihtiyaçlarını ipotek altına alıyor. Eğer Güney Kıbrıs Rum yönetiminin vatandaşlarının 4'te 3'ü Annan Planı'na hayır dememiş olsaydı, bugün Güney Kıbrıs ne iflasın eşiğinde olurdu, ne AB'nin böyle bir enerji krizi gündemde olurdu, ne de bölgede şu anda tartıştığımız konular olurdu."

Türkiye'nin adanın birleşmesini desteklediğini hatırlatan Bağış, "Ümit ediyoruz ki Kıbrıs'ta yeni yapılacak seçimlerden sonra makul, aklıselimden bir zihniyet ortaya çıkar ve yeniden çözüm için kolları sıvayabiliriz. Ama olmaması durumunda da kimse Türkiye'nin AB'nin bir takım oldu bittilerine gelmesini de beklemesin" dedi.

"Samimiyetsizliği ortadan kaldıralım" diyen Bağış, "Bakın yakında yeni bir Papa seçimi gerçekleşecek. Papa seçiminde nasıl kardinaller odaya kapanıp çözümü bulmadan doğru kişiyi seçmeden çıkmıyorlarsa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Yunanistan birlikte kapanalım ve Kıbrıs sorununu çözmeden çıkmayalım. Biz varız. Eğer Yunanistan ve GKRY varsa, hadi gelin bu işi çözelim. Ama bugüne kadarki bütün çözüm önerilerini reddeden tarafın şimdi gelip bize çözümsüzlüğün hesabını sorması gerçekten trajikomik" ifadelerini kullandı.

Diğer Siyaset Haberleri için tıklayın


2013.02.14 15:50 - Son Güncellenme: 2013.02.14 15:50 - HABER MERKEZİ
A