Dünyanın en şanssız adamı olarak biliniyordu: Piyangodan servet kazandı!
Yıllarca 'dünyanın en şanssız adamı' olarak anılan Frane Selak'ın hayat hikayesi, sosyal medyada yeniden gündeme geldi. Tren kazasından uçak olayına, otobüs kazasından otomobil yangınlarına kadar ölümle burun buruna geldiği anlatılan Hırvat müzik öğretmeninin, ilerleyen yaşlarında piyangodan büyük ikramiye kazandığı da öne sürülmüştü. Peki hikayesi gerçek mi?
2026.10.01 13:18 - Son Güncellenme: 2026.10.01 13:28 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
Hırvatistanlı müzik öğretmeni Frane Selak'ın hayatına ilişkin anlatılanlar yıllar içinde çok sayıda haber, internet sitesi ve sosyal medya paylaşımında tekrarlandı. Fakat olayların tamamını bağımsız resmi kayıtlarla doğrulamak mümkün değil.

HİKAYENİN İLK HALKASI TREN KAZASI
Selak'ın ölümden ilk kez 1962 yılında kurtulduğu uzun yıllardır anlatılıyor. En yaygın hikayeye göre Selak, Saraybosna'dan Dubrovnik'e giden bir trende bulunuyordu. Tren raydan çıkarak nehre sürüklendi. Selak'ın vagonun içinden çıkıp kıyıya yüzerek kurtulduğu, kazada ise 17 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü.
Ancak farklı kaynaklarda olayın tarihi 1958 olarak veriliyor. Bazı anlatımlarda ise Selak'ın ilk kazasının trenle değil otobüsle yaşandığı belirtiliyor. Sosyal medyada yer alan bazı paylaşımlarda ise aynı olay için 1965 tarihi kullanılıyor.
Dahası, dönemin kayıtlarında Jablanica yakınlarında Neretva Nehri'ne düşen bir tren kazasının bulunduğu, ancak bu kazada iki kişinin hayatını kaybettiği ve 15 kişinin kurtulduğu aktarılıyor. Bu rakamlar, Selak'ın hikayesinde anlatılan 17 ölü bilgisiyle uyuşmuyor.

UÇAKTAN DÜŞTÜĞÜ İDDİASI DA KAYITLARLA ÖRTÜŞMÜYOR
Selak'ın hikayesindeki en çarpıcı olaylardan biri de uçak kazası.
Yaygın anlatıma göre 1963 yılında uçakta yolculuk yapan Selak, uçağın arka kapılarından birinin açılması üzerine kabin görevlisiyle birlikte uçaktan dışarı savruldu. Selak'ın yere düşmesine rağmen hayatta kaldığı, uçaktaki diğer yolcuların ise yaşamını yitirdiği öne sürüldü.
Ancak bu olayın da bağımsız kaynaklarla doğrulanması konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. Dönemin Yugoslavya'sındaki havacılık kazalarına ilişkin kayıtlarda, anlatılan şekliyle Selak'ın dahil olduğu bir kazaya rastlanmaması hikayenin bu bölümünü tartışmalı hale getiriyor.

OTOBÜS KAZASINDA DA TARİHLER DEĞİŞİYOR
Selak'ın bir başka ölümden dönüşünün ise 1966 yılında yaşandığı aktarılıyor. Bu kez iddiaya göre Split yakınlarında seyreden bir otobüs yoldan çıkarak nehre düştü. Kazada dört kişinin hayatını kaybettiği, Selak'ın ise yine kurtulduğu anlatılıyor.
Fakat kazanın nerede gerçekleştiği konusunda bile farklı bilgiler bulunuyor. Bazı kaynaklarda nehirden söz edilirken, başka anlatımlarda buzlanma nedeniyle kontrolden çıkan otobüsün bariyerleri aşarak bir vadiye yuvarlandığı belirtiliyor.
1966 yılına ait bazı gazete arşivlerinde ise Titograd yakınlarında bir otobüsün vadiye düşmesi sonucu altı kişinin hayatını kaybettiği bir kazadan bahsediliyor. Ancak bu olayın Selak'ın yaşadığını söylediği kazayla aynı olduğuna ilişkin kesin bir kanıt bulunmuyor.

OTOMOBİL KAZALARI DA HİKAYENİN BİR PARÇASI
Selak'ın daha sonraki yıllarda da ölümden kurtulduğu anlatıldı. Bunlardan ikisi otomobilleriyle ilgiliydi.
Yıllar içinde yayımlanan haberlerde Selak'ın kullandığı iki farklı otomobilin yangın çıkardıktan sonra patladığı öne sürüldü. Ancak bazı anlatımlarda ilk aracın yalnızca alev aldığı, ikinci aracın ise yangının ardından patladığı ifade edildi.
Bu olayların ayrıntılarına ilişkin bağımsız kayıtların sınırlı olması nedeniyle anlatılanların tamamını doğrulamak mümkün görünmüyor.

UNPROFOR DETAYI TARİH ÇELİŞKİSİNİ ORTAYA ÇIKARIYOR
Selak'ın hikayesindeki bir başka olay ise 1990'lı yıllarda yaşandığı iddia edilen otomobil kazası.
Anlatıya göre Selak, Karlobag yönünde otomobiliyle ilerlerken bir UNPROFOR aracının kendisini yoldan çıkmaya zorlaması üzerine uçuruma savruldu. Bazı kaynaklarda otomobilin yaklaşık 150 metre, bazı kaynaklarda ise 300 metre derinliğindeki uçuruma düştüğü aktarılıyor.
Ancak burada da dikkat çeken bir tarih farklılığı bulunuyor. Bazı yayınlarda kazanın 1996 yılında, bazı kaynaklarda ise 1995'te meydana geldiği belirtiliyor.
Bu ayrıntı önem taşıyor. Çünkü UNPROFOR'un eski Yugoslavya'daki görevi Mart 1995'te sona ermişti. Bu nedenle olayın 1996'da gerçekleştiğini belirten anlatımlarda UNPROFOR bağlantısının nasıl kurulduğu konusunda soru işareti ortaya çıkıyor.

ÖLÜMDEN KURTULDU, ARDINDAN PİYANGODAN SERVET KAZANDI
Frane Selak'ın hikayesini dünya çapında ünlendiren son bölüm ise piyango oldu.
Yıllarca ölümcül kazalardan kurtulduğu anlatılan Selak'ın 2002 yılında yaklaşık 1 milyon dolar değerinde büyük ikramiye kazandığı öne sürüldü.
Ancak piyango hikayesinde de farklı anlatımlar bulunuyor. Bazı kaynaklar ikramiyeyi nisan ayında kazandığını belirtirken, başka anlatımlarda Selak'ın 73. doğum gününden iki gün sonra piyango bileti aldığı ve büyük ikramiyeyi kazandığı aktarılıyor.
Piyango oynamaya ne zaman başladığı konusunda da kaynaklar aynı bilgiyi vermiyor. Bazı anlatımlarda yıllarca aynı sayılarla oynadığı belirtilirken, başka kaynaklarda ilk biletini 72 yaşında aldığı ileri sürülüyor.
FRANE SELAK'IN HİKAYESİ GERÇEKTEN NE KADAR DOĞRU?
Frane Selak'ın hayatına ilişkin anlatılanların tamamını bugün kesin biçimde doğrulamak oldukça güç.
Hikayenin en dikkat çekici tarafı yalnızca çok sayıda kazadan kurtulduğu iddiası değil; aynı olayların farklı yıllarda, farklı yerlerde ve farklı sonuçlarla anlatılması.
Bazı dönem arşivlerinde Selak'ın hikayesine benzeyen tren ve otobüs kazalarının bulunması, bu olayların doğrudan Selak'ın yaşadığı kazalar olduğunu kanıtlamıyor. Özellikle çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği öne sürülen bazı olayların bağımsız kayıtlarla doğrulanamaması, anlatının güvenilirliği konusunda soru işaretlerini artırıyor.
Bu nedenle Frane Selak'ın gerçekten anlatıldığı kadar çok kez ölümden dönüp dönmediğini kesin olarak söylemek mümkün değil. "Dünyanın en şanssız adamı" olarak ünlenen Selak'ın hikayesi, yıllar içinde farklı kaynaklarda tekrarlandıkça ayrıntıları değişen sıra dışı bir anlatı olarak günümüze kadar geldi.
Hikayenin piyango kısmı da dahil olmak üzere bazı bölümleri çeşitli kaynaklarda yer alsa da, olayların tamamının tarihsel belgelerle doğrulanmış bir bütün olarak değerlendirilmesi mümkün görünmüyor.