Dünyada 10 kişiden 1'i diyabet hastası

Dünyada 10 kişiden 1'i diyabet hastası

NEV Esentepe Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzman Dr. Mehmet Ali Ecer, dünyada 10 kişiden 1'inin diyabet hastası olduğunu, Türkiye'de bu oranın özellikle tatlıların daha fazla tüketildiği bölgelerde 5 kişiden 1 kişiye kadar yükseldiğini ifade etti. Dr. Mehmet Ali Ecer, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü sebebiyle Bursada Bugüne özel açıklamalarda bulundu. Diyabette uzun ve kaliteli yaşam için tedavi mümkün mü? Detaylar haberimizde...

2022.11.14 12:49 - Son Güncellenme: 2022.11.14 14:49 - Sağlık - HABER MERKEZİ
A
Dünyada 10 kişiden 1'i diyabet hastası
09:12 Diyabette uzun ve kaliteli yaşam için tedavi mümkün mü?

İLGİLİ VİDEO

Diyabette uzun ve kaliteli yaşam için tedavi mümkün mü?

MEMET CAN YEŞİLBAŞ - ERCAN ÇALIŞIR / BURSADA BUGÜN

Diyabetin çok kolay tanı koyulabilen, diyabet hastalığının farkında olmayan 'Gizli Diyabetik' hastaların toplum içinde olduğunu, diyabetin tanı, tedavi ve farkındalık aşamalarını Bursada Bugün'e anlatan Nev Esentepe Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzman Dr. Mehmet Ali Ecer, şunları söyledi;

14 Kasım özellikler diyabetliler için önemli bir gün. Günümüzde diyabetik hastalıklar çok sık görülmektedir. Dünyada 10 kişiden 1'i diyabet hastasıdır. Ülkemizde özellikle tatlıların daha fazla tüketildiği bölgelerde yüzde 15-20 yani 5 kişiden 1 kişiye kadar yükselmekte. Dünyada 500 milyon civarında diyabetik hasta olduğu tahmin ediliyor. Diyabetin tedavisinde, dünyadaki sağlık harcamalarının yüzde 10'u kullanılıyor. Buda kabaca 750 milyar dolara tekâmül ediyor. Diyabet hastalığı, ekonomisi ve sonuçlarıyla ciddi bir hastalık.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

Diyabetin 3 ana başlıkta sınıflandırılabildiğini ifade eden Uzman Dr. Mehmet Ali Ecer Hastalığın belirtilerini şöyle açıkladı;

"Çocukluk, erişkin ve gebelerde görülen diyabet olmak üzere sınıflandırabiliyoruz. Çok su içmek, çok idrara gitmek ve ağız kuruluğu gibi önemli 3 bulgusu vardır. Diyabet belirtisi çok yüksek olan, kas ağrıları, yorgunluk ve uykusuzluk gibi belirtileri olan bir hastalık.

Diyabetin çeşitlerine göre nedenleri farklılık arz etmektedir. Çocukluk çağı diyabetleri daha çok viral enfeksiyonlardan sonra görülmekte. Tip 2 diyabet daha çok genetik olup, beslenmeye, genetik olarak obeziteye, egzersiz yapmamaya bağlı gelişen bir diyabettir. Diyabet çok kolay tanı koyulabilen teşhisi çok kolay bir hastalıktır. Aç veya tok karnına yapılan şeker tahliliyle diyabet tanısı koyabiliriz. Diyabet tanısı koyulmayan 'Gizli Diyabetikler' maalesef toplum arasında dolaşmaktadır.  Görme bozukluğu, böbrek yetmezliği, kalp krizlerine kadar, çeşitli perspektifte görülebiliyor. Bu nedenle olabildiğince sık bir şekilde şeker takibi yapmak, rastgele şeker ölçümleri yapmak önemlidir. Hastalığın ağırlaşmadan ya da olumsuz sonuçlar ortaya çıkmadan, teşhisini koyarak hastalığı hem engelleme hem de kötüleşmesini en azından engelleme şansımız oluyor. Metabolik durumu düzeltmek açısında da sık ölçümleri öneriyoruz. Özellikle tip 2 diyabetik durumlarda ya da genetik eğilimi olan hastalarda insülin direncine bakılarak diyabetinin gelişmeden önceki evrelerini yakalama şansımız var."

"DİYABETİN OLUMSUZ SONUÇLARI TÜM HASTALIKLARLA İLİŞKİLİ OLABİLİR"

Dr. Ecer, "Diyabetin görünen yüzü, sadece buzdağının görünen kısmıdır. Buzdağının çok küçük bir kısmı görünüp de nasıl büyüklüğü daha derinlerdeyse diyabette böyle bir problemdir. Görülebilen kısmı önemli fakat görünmeyen kısmı gelecek dönemde daha önemli olmaktadır.

Diyabetin olumsuz sonuçları yani komplikasyonları bizim için çok önemlidir. Bu durum diyabeti bütün hastalıklarla ilişkili hale getiriyor. Diyabet damarları etkilediği için bütün organları ekliyor. Tuttuğu damarlara göre küçük damarlar ya da büyük damarları tutmasına göre de çeşitli komplikasyonlar gelişebiliyor. Küçük damar hastalıklarında özellikle göz bulgularında dünyada ki ölümün en sık nedenlerinden birisidir. Küçük damar hastalıklarında böbrek tutulması, diyalize giren hastaların, böbrek yetmezliği çeken hastaların en büyük sebebi diyabet hastalığıdır. Sinirleri besleyen kılcal damarların etkilenmesiyle diyabetik belirtiler, ayaklarda karıncalanma, uyuşmalar, duyu kayıp ve kusurları gibi pek çok olumsuz sonuç görülebiliyor. Ani inmeler, kalp damar hastalıkları ya da ayağımıza giden damarlarda, beslenme bozukluğuna bağlı inmeler sıklıkla görmekteyiz.

Olumsuz sonuçların engellenmesi ve ötelenmesi mümkündür. Diyabetin kan şekeri kontrollerinin çok iyi yapılması gerekir. Hastalarımız sadece hastalandığı veya kötü hissettiği zaman değil, rutin kontrollerini yaptırmalarını öneriyoruz. Yılda 1 kez göz kontrollerinin yapılması gerekiyor. Belirli aralıklarda karaciğer, kolesterol kontrollerinin yapılması gerekiyor. Kötüleşmeden hastanın yönlendirilmesi gerekiyor" diye konuştu.

"DİYET VE EGZERSİZ OLMAZSA OLMAZ"

Tedavi konusunda özellikle başta diyet ve egzersizin önemine değinen Dr. Ecer, "Mutlaka beslenme uzmanı kontrolünde 3 beyazdan kaçınmak gerekiyor. Mutlaka fizikî egzersizler öneriyoruz. Diyet ve egzersizin yetmediği durumlarda ekleyeceğimiz ilâç tedavilerimiz var. Diyabetik ilaçlarda hastalarımız böbreklerinin zarar görmesinden endişe ediyor. Tam tersine diyabet böbrekleri çok yıpratan bir hastalıktır. Diyabet ilaçları böbrekleri korumaktadır. Kan şekerini kontrol etmek amacıyla uygulanan egzersiz, diyet ve ilaçlar yeterli olmuyorsa mutlaka insülin tedavisine de geçiyoruz. Hastalarımız yine insülinin bağımlık yapacağı konusunda endişeleri var. Öyle bir şey yok insülin geçicide kalıcı olarak da kullanılabilir. Hastanın yaşam süresini ve kalitesini uzatan bir tedavidir. Hastalarımızın bunlardan çekinmesine korkmasına gerek yoktur. Biz hekimler olarak, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak amacıyla onların hizmetindeyiz. Hastalarımızın en küçük problemde en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasını önermekteyiz" diye ifade etti.

Diğer Sağlık ve Beslenme Haberleri için tıklayın


2022.11.14 12:49 - Son Güncellenme: 2022.11.14 14:49 - HABER MERKEZİ
A