DHKP-C içindeki dehşet dolu infazı anlattı
Osman Evcan'ın ismi ilk olarak 'vegan mahkûm' olarak verdiği mücadele ile ortaya çıkmıştı. Örgütlü geçmişinde barındırdığı dram ise yazar Aytekin Yılmaz'a gönderdiği mektuptaki ifadeleriyle gün yüzüne çıktı.
2016.03.11 07:48 - Son Güncellenme: 2016.03.11 07:52 - Güncel - HABER MERKEZİ
Habertürk Gazetesi'nden Kürşad Oğuz'un haberine göre, devletin 3 bin TL tazminat ödeyeceği vegan mahkûm, Osman Evcan.... Eski Dev-Sol üyeliği sırasındaki faaliyetlerinden yaklaşık 25 yıldır hapiste. Fakat içeride verdiği veganlık mücadelesinin ötesinde bir hikâyesi var. Bu da Aytekin Yılmaz'ın yeni yayımlanan "Sığınamayanlar" kitabıyla ortaya çıktı. Evcan'ın Yılmaz'a bizzat gönderdiği bir acı itiraf ve "vicdan azabı" mektubuyla...
Uzun süredir "sol örgütler içi infazlar"ı yazan Aytekin Yılmaz'ın romanında Osman Evcan, "Sadık Durmuş" olarak yer alıyor. Evcan, 2011 yılında "Dağbozumu" romanını okuduktan sonra Yılmaz'a bir mektup yazmış. "Roman kahramanı Yusuf Can benim hikâyeme çok benziyor" demiş, kendi hikâyesini göndermiş. "Kitapta gerçek adımı kullanabilirsin" diye de vurgulamış ama Yılmaz, "Roman çıktığında sen açıklarsın" cevabını vermiş.
"Sığınamayanlar"da yer alan Sadık Durmuş'un hikâyesi bizzat Osman Evcan'ın elinden çıkma. Yılmaz, "Bana 'Bu ülkede gerçek anlamda geçmişteki hatalarıyla yüzleşen bir insan gösterin' derseniz, 'Bu kişi Sadık'tır' derim. Vicdani retçi, anarşist ve vegan oldu. 'Romanda anlatılan katil benim' deme cesaretini gösterdi" diyor.
Evet, çeyrek asırdır hapiste olan Osman Evcan, el yazısıyla katil olduğunu kendisi söylüyor. Ama bu herhangi bir cinayet değil. Bundan 25 yıl önce, Dev- Sol saflarındayken, Tokat kırsalında Osman Evcan'a çok trajik bir biçimde "yoldaş"ını öldürtüyorlar! Evcan cinayeti, "Gece sırt sırta yattığım yoldaşım Civan'ı bana öldürttüler" diye anlatıyor. Cinayet, başından itibaren şöyle gelişiyor:
ÖLÜM FERMANINI GETİRDİ
1959 Samsun doğumlu Osman Evcan, esnaf ailenin çocuğu. 4 kardeş. Samsun 19 Mayıs Lisesi'nde okurken Dev- Genç üyesi olur. Sonra Dev-Sol'a geçer. 1978'de okuldan atılır. 1979'da tutuklanır. Samsun E-Tipi Kapalı Cezaevi'nde 5 ay yatıp tahliye olur. 1980'de tekrar tutuklanıp Ordu E-Tipi Kapalı Cezaevi'ne konulur. 12 Eylül darbesini burada yaşar. Şiddet görür. 1984'te Samsun'a sevk edilir. 26 yıl hapis cezası alır. 1985'te Bartın Özel Tip Cezaevi'ne sevk edilir. Tek tip elbise direnişinde yer aldığı için genelde hücrede kalır. 1987 Eylül'ünde Özal affıyla, 10 yıl süren tutsaklıktan sonra tahliye olur. Ancak 1990 Ocak'ında tekrar tutuklanır. AnkaraUlucanlar Cezaevi'ne sevk edilir. DGM'de, örgüt üyeliğinden (Devrimci Sol) 7 yıl ceza alır. Haymana ilçe cezaevine sevk edilir. 25 Kasım 1990'da firar eder. Edirne sınırından Yunanistan-Atina'ya geçer. Buradan da Suriye ve Lübnan'a. Beka bölgesindeki kamplarda, Filistinli FHKC örgütünden 1 yıl askeri eğitim alır. Tekrar Türkiye'ye döner ve Sivas kırsalında dağ faaliyetine girer.
YAKLAŞIK 3 YIL DAHA...
1959 Samsun doğumlu Osman Evcan, esnaf ailenin çocuğu. 4 kardeş. Samsun 19 Mayıs Lisesi'nde okurken Dev- Genç üyesi olur. Sonra Dev-Sol'a geçer. 1978'de okuldan atılır. 1979'da tutuklanır. Samsun E-Tipi Kapalı Cezaevi'nde 5 ay yatıp tahliye olur. 1980'de tekrar tutuklanıp Ordu E-Tipi Kapalı Cezaevi'ne konulur. 12 Eylül darbesini burada yaşar. Şiddet görür. 1984'te Samsun'a sevk edilir. 26 yıl hapis cezası alır. 1985'te Bartın Özel Tip Cezaevi'ne sevk edilir. Tek tip elbise direnişinde yer aldığı için genelde hücrede kalır. 1987 Eylül'ünde Özal affıyla, 10 yıl süren tutsaklıktan sonra tahliye olur. Ancak 1990 Ocak'ında tekrar tutuklanır. AnkaraUlucanlar Cezaevi'ne sevk edilir. DGM'de, örgüt üyeliğinden (Devrimci Sol) 7 yıl ceza alır. Haymana ilçe cezaevine sevk edilir. 25 Kasım 1990'da firar eder. Edirne sınırından Yunanistan-Atina'ya geçer. Buradan da Suriye ve Lübnan'a. Beka bölgesindeki kamplarda, Filistinli FHKC örgütünden 1 yıl askeri eğitim alır. Tekrar Türkiye'ye döner ve Sivas kırsalında dağ faaliyetine girer.
15'TEN FAZLA HAPİSHANE DOLAŞTI
1959 Samsun doğumlu Osman Evcan, esnaf ailenin çocuğu. 4 kardeş. Samsun 19 Mayıs Lisesi'nde okurken Dev- Genç üyesi olur. Sonra Dev-Sol'a geçer. 1978'de okuldan atılır. 1979'da tutuklanır. Samsun E-Tipi Kapalı Cezaevi'nde 5 ay yatıp tahliye olur. 1980'de tekrar tutuklanıp Ordu E-Tipi Kapalı Cezaevi'ne konulur. 12 Eylül darbesini burada yaşar. Şiddet görür. 1984'te Samsun'a sevk edilir. 26 yıl hapis cezası alır. 1985'te Bartın Özel Tip Cezaevi'ne sevk edilir. Tek tip elbise direnişinde yer aldığı için genelde hücrede kalır. 1987 Eylül'ünde Özal affıyla, 10 yıl süren tutsaklıktan sonra tahliye olur. Ancak 1990 Ocak'ında tekrar tutuklanır. AnkaraUlucanlar Cezaevi'ne sevk edilir. DGM'de, örgüt üyeliğinden (Devrimci Sol) 7 yıl ceza alır. Haymana ilçe cezaevine sevk edilir. 25 Kasım 1990'da firar eder. Edirne sınırından Yunanistan-Atina'ya geçer. Buradan da Suriye ve Lübnan'a. Beka bölgesindeki kamplarda, Filistinli FHKC örgütünden 1 yıl askeri eğitim alır. Tekrar Türkiye'ye döner ve Sivas kırsalında dağ faaliyetine girer.
YAZARI, 'SIĞINAMAYANLAR'I ANLATTI
- Kim bu "Sığınamayanlar"?
Uzun yıllar illegal örgütlerde kalmış, dağda çatışmalara katılmış ve sonrasında bir biçimde savaşın dışına düşmüş insanlar. Ne devlete ne de örgüte sığınabilenler...
- Önce "Yoldaşını Öldürmek" şimdi ise "Sığınamayanlar". Bu kitapları yazdıran ne?
Yaşanmışlık ve tanıklık. Hapishanede yanı başında koğuş arkadaşın yoldaşları tarafından öldürülürken sessiz kalamıyorsun. 90'lı yıllarda sadece hapishanelerde 40 insan sol örgütler tarafından ajanişbirlikçi oldukları gerekçesiyle öldürüldü. Çoğu poliste çözüldüğü gerekçesiyle öldürüldü. Sonra öğrendik ki meğer polis sorgusunda en çok çözülenler örgüt sorumluları. Devletin idam cezasına karşı çıkanlar, koğuşlarda kendi yoldaşlarını infaz etti. Devlet mahallesinde mağdur olanlar, kendi mahallesine döner dönmez zalim oldular.
- Civan'ın infaz olayı, kurgucuları hayretlere düşürecek türden bir cinayet. Buna benzer daha çok var mı?
Evet. Dağda örgüt içi infazlarda yaşamını yitirenlerin mezarı yok. Gizli gömülmüşler ve başlarına ne iki taş ne de işaret konulmuş. Bir gün dağın içi açılırsa acılara hazır olunmalı.
- Civan'ın infazı 25 yıl önceye dayanıyor. Bu infaz olduğunda ne ailesi ne de başkaları konuşmuş anlaşılan...
Geçmişte birçok infazda olduğu gibi bu da konuşulmamış ve ailesi sahip çıkmamış. Sol mahallede yapılan örgüt içi infazlara sessiz kalınıyor. Bunu çocuğu, kardeşi infaz edilmiş ailelerle konuştum. Kimse sol ve Kürt mahallesinde "hain" yakını olmak istemiyor. Örgüt içi infazlarda çocuklarını kaybeden ailelerden çoğu başka şehirlere göçtü.
- Roman, dağda kadın olmanın sıkıntılarına da değiniyor.
Romanda anlatılan Meryem'in hikâyesi aşk yasağıyla ilgili. Meryem tecavüz mağduru. Hamile olduğu anlaşıldığında tutuklanıp ölüme mahkûm edilir. Karnındaki 5 aylık çocuğuyla dağın birine gömülür.
- Romanın kahramanı Besna, "Savaşan kadın dağda erkekleşti" diyor...
Son yıllarda gerilla kadın romantizmi yapılıyor. Bu romantizmi yapanlar sanıyorlar ki, silah kadının elinde olunca kurşun değil de namlusundan çıkan çiçek. Uzun süren savaş birçoklarını şiddet bağımlısı yaptı. Ortadoğu'da şu an en itibarlı şey silah. Dağda savaşan kadının ne durumda olduğunu merak eden varsa Besna ve Sara'nın hikâyesini okusun.
- Kitabınızda Besna dağdan inmek istiyor ama ailesi istemiyor...
Uzun süren savaş Kürtler için de devlet için de yeni sektörler yarattı. 30 yıl çok uzun zaman. Kürtler şehirdeki yaşamlarını dağ ilişkisi üzerinden kurmaya başladı. Dağda ailenden biri varsa Kürt mahallesinde sözün daha dinlenir oluyor. Cezaevindeyken dağdan gelenlerimizin havası başka olurdu. bugün yakını dağda olanların ağırlığı altında ezilen bir şehirli kitlesi var. Son yıllarda bu daha bir ayrıcalık oldu. Besna 15 yılın ardından dağdan inmek istediğinde ailesi "İnip ne yapacaksın, eşe dosta ne deriz?" diyorlar. Besna'nın durumunda olanlar az değil.