Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gezi olayları da içeride planlanmış bir olay değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gezi olayları da içeride planlanmış bir olay değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu, bu şekilde devam ediyor. Terör örgütünün yandaşlarını devre dışı bırakmak için vatandaşlıktan çıkartma dahil gereken tüm önlemleri almakta kararlı olmalıyız. Bunlar bizim vatandaşımız dahi olamazlar" dedi.

2016.04.05 16:43 - Son Güncellenme: 2016.04.05 17:14 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gezi olayları da içeride planlanmış bir olay değildir
04:02 "Gezi Parkı" yine kapatıldı

İLGİLİ VİDEO

"Gezi Parkı" yine kapatıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle: 

"Hukuk alanında da milli ve yerli insanlara ihtiyacımız var. 

Meslek kuruluşlarının hem itibarlarının artacağı, hem de temsil güçlerinin yükseleceği açıktır. Hem Hükümetin, hem de Meclis'in üzerine düşen görevleri yerine getirerek, çözüme kavuşturulması mümkündür. 

Avukat arkadaşlarımızın hem hukukçu kimlikleri, hem de mücadeleci kimlikleriyle bu mücadeleyi sonuçlandıracaklarından şüphe duymuyorum. 

Hukuk sisteminin en önemli unsurlarından biri olan avukatlık müessesi ne kadar ilkeli olursa, adaletin tecellisine katkıda bulunacaktır. Kimse size itibar, güç vermez; bunu eğitiminizle, dayanışmanızla, duruşunuzla sağlayacak olan sizsiniz. 

Her meslek grubunda olduğu gibi avukatlar arasında bu mesleği istismar edenler olduğu gibi, olacaktır. Adliye'de bir savcımızı şehit edenler için eylem yapan güya avukatlara şahit olduk. Sözde avukatlar olduğunu biliyoruz. 

Aynı durum gazeteci, akademisyen, doktor, öğretmen kimliği taşıyanlar için de geçerlidir. Son zamanlarda akamisyen olduğuna göre tutuksuz yargılansın. Ne demek! Suçluysa tutuklu yargılanacak. Bunların kararlılığı yargıda adaletin tecellisini de gerektirir. Bizim ülkemizde avukatlar kanaat önderi, milletin sözcüsü vazifesini gören insanlar konumundadır. 

Şu anda ciddi sayıda oran itibariyle en yüksek oranda avukatlardır, hukukçulardır. Devletin yönetimi hukuk, adalet üzerine bina edilir de onun için. Bu yönüyle tüm avukatlarımızı toplumsal alanın her yerinde görmek istediğimi özellikle belirtmek istiyorum.

Merhamet ve adalet o kadar önemli ki, bizler merhamet ve adalet peygamberinin izinden giden bir milletiz.

Avukatlarımızın çözüm bekleyen sorunları elbette vardır. Bunların çözümü konusunda sizlerin yanında olacağımı tekrar ifade etmek istiyorum. Benim de danışmanların ağırlıklı kısmını hukukçular teşkil ediyor. Çünkü buradaki çalışmaların temelini de onun oluşturduğuna inanıyorum.

Bugün Türkiye'nin başına musallat olan sorunların başında, özüyle, geçmişiyle uyuşmazlığını görürsünüz. Milletimizin inancını hedef aldılar, milletimizi geçmişine düşman etmek istediler, toplum mühendisliğiyle toplumu belirli kalıplara hapsetmek istediler, mezhep farklılıkları üzerine kurgulara giriştiler hepsi de sonuçsuz kalınca 2013 yılında itibaren yeni olayları ortaya koydular.

Önce Gezi olaylarıyla sosyal bir kaos çıkarmayı hedeflediler. Bu işe sempatiyle bakanlar bile "Mesele Gezi değil, sen hala anlamadın mı" şifresini duyunca geri çekildiler. Ben milyarlarca fidan ve ağaç dikmiş bir başbakan, belediye başkanıydım. Bu tutmadı.

İçinde milletin olmadığı her hareket gibi Gezi Parkı eylemleri de söndü gitti. Kaleyi içten fethemeye yönelik paralel ihanet şebekesi harekete geçirilerek, tüm büyük projeleri, tüm büyük yatırımları hedef alan saldırılar başladı. Millet bu işin içinde yoktu. Böylelikle bu saldırıyı da boşa çıkardık.

Yine durmadılar, önce tüm güçleriyle bölücü terör örgütü güdümündeki siyasi partiye destek verdiler. 7 Haziran seçimlerini bu partinin zaferi olarak gördüler. Aslında bu hezimetti. Keskin bir sonuç hedefleniyordu. Olmayınca aşağılık yönetimi devreye soktular, kan ve can pazarı kurdular.

Gezi olayları da içeride planlanmış bir olay değildir. Orada yurtdışı ziyaretinden gelirken, 'Bu olay bir üst aklın planlamasıdır' dediğimde, gazeteci arkadaşlar üst aklı sordular. 'Sizin mesleğiniz bunu bulmaktır' dedim. Şimdi bu üst akıl ortaya çıktı, bunu dillendirmeye başladılar. 

Son ABD ziyaretinde bu daha ortaya çıktı. Bu geçmişteki olaylar birbirinden bağımsız görünüyor ama hepsi birbirinin hareketidir. Şehit olan güvenlik güçlerimiz, sivil vatandaşlarımız olmasa, terör örgütünün eylemleri Gezi'den daha büyük tehdit değil. 

Son seyahat. Brookings Enstitüsü'nde konuşmam var, malum yapılar gelmiş. 100-150 kişiler. Hayatta biraraya gelemeyecekler orada; PKK, PYD, ASALA, paralel devlet yapılanması ve Atatürkçü Düşünce Kuruluşu da orada. Kimisi YPG'nin paçavrasını sallıyor, paralel yapı temsilcisi orada; onlar birbirine girdi, öbür tarafta bizi destekleyen bir grup. Bağırdıkları kim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. 

Tablo açık ve net ortada. Kimler, kime, karşı nerede bir araya geliyor? Güvenlik güçlerinin müdahalesi söz konusu değil. Orası özgürlükler ülkesi. 

Obama'ya Twitter'dan ölüm tehdidi gönderen birisi 3 yıla mahkum oluyor. Özgürlükler ülkesi ya. Bana onca ölüm tehditleri oluyor, alsak alsak tazminat alıyoruz. Onu da avukat arkadaşlara 'Bildiğiniz gibi yapın' diyorum.

Devlet olarak terör örgütüyle mücadeleyi hukuk, ahlak, adalet içinde yürütmezsek bizim için 3 günlük iştir. Şeytan'ın bile aklına gelmeyecek şekilde döşedikleri patlayıcılarla insanlıktan nasibini almadıklarını göstermişlerdir. Biz aslan gibi, mertçe davranmaya devam edeceğiz. Biz düşmanını arkasından vuran değil, göğüs göğüse vuran bir millet olduk. Bu milletin tarihinde alçaklık, soykırım yoktur. 

"Gezi olayları da Paralel Yapı'nın darbe girişimi de 7 Haziran öncesi yaratılan ortam da birbirinden farklı gibi görünüyor. Ama aynı dosyanın birbirini takip eden duruşmalarından bahsediyoruz.

Bölücü terör örgütü temmuz ayında eylemlere başladığında örgütün zekasını aşan bir planlamasının olduğunu gördüm. Şehit olan güvenlik güçlerimiz olmasa terör örgütünün eylemleri bizim için Gezi olaylarından daha büyük bir tehdit değil.

BROOKINGS ENSTİTÜSÜNDE YAŞANANLAR

Orası özgürlükler ülkesi. Ama kısa süre önce aynı yerde Obama'ya ölüm tehdidi gönderen birisi 3 yıla mahkum oluyor. Özgürlükler ülkesi ya şu anda içeride. Bizde tweetten filan mahkum olanı görmedim. Sadece olsa olsa tazminat alıyoruz. Onu daben almıyorum zaten avukat arkadaşlara 'bildiğiniz gibi yapın' diyorum.

Son seyahat. Brookings Enstitüsü'nde konuşmam var, malum yapılar gelmiş. 100-150 kişiler. Hayatta biraraya gelemeyecekler orada; PKK, PYD, ASALA, paralel devlet yapılanması ve Atatürkçü Düşünce Kuruluşu da orada. Kimisi YPG'nin paçavrasını sallıyor, paralel yapı temsilcisi orada. Önce hepsi bana saldırıyordu. Biraz sonra Atatürkçü Düşünce Kuruluşu'ndan birileri onlara saldırdı. Onlar birbirine girdi.

Öbür tarafta bizi destekleyen bir grup. Bağırdıkları kim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. Tablo açık ve net ortada. Kimler, kime, karşı nerede bir araya geliyor? Güvenlik güçlerinin müdahalesi söz konusu değil. Orası özgürlükler ülkesi. Obama'yaTwitter'dan ölüm tehdidi gönderen birisi 3 yıla mahkum oluyor. Özgürlükler ülkesi ya. Bana onca ölüm tehditleri oluyor, alsak alsak tazminat alıyoruz.

Kuzu postuna bürünmüş sırtlanlar terör örgütüne hizmet ediyorlar. Devletine milletine ihanet eden kimseyi sırtımızda taşımak zorunda değiliz. Şehitlerimiz oluyor. Ciğerimiz dağlanıyor. Gün geliyor bizler de anneler gibi mahzun hale düşüyoruz. Ama şunu biliyoruz bu araziler tapu kadastrosundaki yerler değildir. Bu topraklar şüheda kanıyla ıslanınca vatan olur.

'VATANDAŞIMIZ DAHİ OLAMAZLAR'

Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu, bu şekilde devam ediyor. Terör örgütünün yandaşlarını devre dışı bırakmak için vatandaşlıktan çıkartma dahil gereken tüm önlemleri almakta kararlı olmalıyız. Bunlar bizim vatandaşımız dahi olamazlar." 

"SON ADIMI OLABİLİR"

Her kim ki bu topraklara göz dikmişse önce bin yıldır ödediğimiz bedellere baksın adımını ona göre atsın. Çünkü o adım son adımı olabilir.

"MEYDAN OKUYORUM"

Türkiye cumhuriyeti devletine kem gözle bakan herkese milletim adına cumhurbaşkanı sıfatıyla meydan okuyorum.

Burada yargılama mercii siyaset mi. Değil. Yargı topu parlamentoya attı. Parlamentoya düşen yargılamanın önünü açmaktır. Bize düşen de hayırlı olsun demektir. Bu adımın atılması lazım. Akis takdirde her yerde esiyorlar gürlüyorlar.

Hiçbir zaman şu anlayışın içinde olamayız: oturalım konuşalım. Artık bu devletin bu teröristlerle hiçbir konuşacak meselesi yok. O iş bitmiştir.

Çok enteresan. Batı dünyası bir alem. Yaptıkları işler operasyon bölgesinde çektikleri bazı filmlerde sanki 4 ilde olan tüm Türkiye'de oluyormuş gibi bir gayret içindeler.

Türkiye sadece oradaki 3-4 vilayet değil. İnşallah oralarda, hani İnebahtı bozgununda oldu ya... Oradaki komutan sıkıntıya düştü. O zaman Sokullu, komutana talimatını verdi, "Bu devlet kadırgalarının tüm direklerini gümüşten yelkenlerini de atlastan yapar. Mücadeleye aynı kararlılıkla devam edeceksin der..." 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2016.04.05 16:43 - Son Güncellenme: 2016.04.05 17:14 - HABER MERKEZİ
A