Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çatlayın, patlayın AKM'yi yıktık

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çatlayın, patlayın AKM'yi yıktık

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul'da katılacağı açılış töreni için geldiği Ayasofya Müzesi'nde dikkat çeken açıklamalar yaptı. Erdoğan konuşmasında "AKM için de çok bağırdı Geziciler. İstediğiniz kadar bağırın çatlayın patlayın yıktık. Aynı şeyi Ankara'da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun be. Demek ki bizi beklediler." şeklinde konuştu.

2018.03.31 13:09 - Son Güncellenme: 2018.03.31 13:55 - Güncel - HABER MERKEZİ
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çatlayın, patlayın AKM'yi yıktık
11:51 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çatlayın, patlayın AKM'yi yıktık

İLGİLİ VİDEO

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çatlayın, patlayın AKM'yi yıktık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Zeytin Dalı Harekatı'na destek vermek için bölgeye giden sanatçılara yönelik eleştirilere sert yanıt vererek, "Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir" dedi. 

Cumhurbaşkanlığı himayesinde Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı öncülüğünde düzenlenen "Yeditepe Bienali" açılışı Ayasofya'da gerçekleştirildi. Açılış törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve çok sayıda davetli katıldı. 

"TEK PARTİLİ DÖNEMİNDE SUR İÇİNDE 300'Ü AŞKIN MESCİT YOK EDİLMİŞTİR" 

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan tek partili dönemin sanata bakışını eleştirerek, "Türkiye uzun yıllar sanat kültür ve tarih deyince sadece beli bir dönemi esas alan kısış bir bakış açısı esiri olmuştur. Bizans'tan çok Bizansçı, Batı'dan ziyade batıcı ama her halükarda milletin değerleri ile kavgalı bu zihniyet, ecdadın bıraktığı mirasın kıymetini de bilememiştir. Tarihi camilerin bir kısmı müzeye aynen burası gibi, bir kısmı depoya, maalesef bir kısmı da ahıra çevrilmiştir. Biz şu an Fatih ilçesindeyiz. Sadece şu sur içinde o tek parti döneminde 300'ü aşkın mescit yok edilmiştir. Biz bunları şimdi yeni yeni ihya etmenin gayreti içerisindeyiz. Çoğu zaman ihmalkarlıktan dolayı bu mescitler yıkılmış, içindeki yüzlerce nadide eser talan edilmiştir. Dönemin CHP'si asırlık kültür hazinemizi bir gerilik numunesi olarak kabul etmiştir. Ecdat mirasının kati bir tasfiyeye tabi tutulması gerektiğini kendileri ifade etmiştir" diye konuştu. 

"ÇAPULCULARLA KOL KOLA YÜRÜMEDİKLERİ İÇİN SANATÇILARIMIZIN NELERLE TEHDİT EDİLDİĞİNİ İYİ BİLİYORUZ" 

İslam sanat eserlerinin de bu anlayıştan nasibini aldığını vurgulayan Erdoğan, "Gelenekli sanat dallarımız yerine belli bir ideolojiyi yansıtan sanat dalları ikame edilmeye çalışılmıştır. Sanat ve sanatçı kavramı sığ bir biçimde değerlendirilerek sanat yalnızca çağdaş sanatlardan ibaret görülmüştür. Asırlardır bu topraklara ait birçok sanat dalına maalesef hiçbir değer vermemek suretiyle yok farz etmişlerdir. Kendi mecrasında bir şeyler yapmaya çalışan sanatçılarımız da ötelenmiş, dışlanmış adeta ademe mahkum edilmiştir. Bu tepeden inmeci, baskıcı, jakoben anlayışın bugün de bazı sözüm ona sanat çevrelerinde devam ettiğine şahit oluyoruz. Kendi ideolojilerini paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğmeyen sanatçılarımıza yönelik en şiddetli saldırılar bunlardan geliyor. Gezi olaylarına destek vermeyen sanatçılarımızın nasıl hedef gösterildiğini gayet iyi biliyoruz. Çapulcularla kol kola yürümedikleri, vandallığa, sokak terörüne prim vermedikleri için sanatçılarımızın nelerle tehdit edildiğini iyi biliyoruz. Atalar 'can çıkan huy çıkmaz' diyor. Bunlar da kötü huylarından vazgeçmiyor, milletimizden yedikleri onca şamara rağmen bir türlü akıllarını başlarına toplamıyorlar" şeklinde konuştu. 

"BUNLAR ZİHNİYET İTİBARİYLE MODERN BEDEVİLERDİR" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Zeytin Dalı Harekatı'na destek vermek için bölgeye giden sanatçılara yönelik yapılan eleştirileri de hatırlatarak, "Gezide yaptıklarına Zeytin Dalı Harekatı'na destek için bölgeye giden sanatçılarımıza yaptılar. O zaman sanatçılarımız nasıl linç ettilerse, bugün de aynı ahlaksızlığı, haydutluğu sergilediler. Sanatçılarımızın Mehmetçiklerimize moral vermesine dahi tahammül gösteremediler. Günlerce içlerinde biriktirdikleri kin, nefret ve husumeti gazete köşelerinden, sosyal medya hesaplarından ortalığa boca ettiler. Sırf milli bir duruş sergilediler diye o sanatçılarımıza edilmedik hakaret bırakmadılar. Bunların lümpen mahalle kabadayılarından hiçbir farkı yoktur. Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir. Kendi küçük kabilelerinden olmadığı sürece ne bir sanatçının, ne bir sanat eserinin bunların gözünde kıymeti vardır. Kabile üyeleri hangi suçu işlerse işlesin sonuna kadar sahip çıkarlar. Bunların gözünde vatana ihanet etsen bile menfaat grubuna ihanet etmediğin sürece makbulsün. Nitekim bölücü terör örgütüne destek veren, Türkiye düşmanı çevrelere taşeronluk yapan sözde sanatçıları hala baş tacı etmelerinin yegane sebebi de budur" ifadelerini kullandı. 

"İSTEDİĞİNİZ KADAR BAĞIRIN ÇATLAYIN PATLAYIN BAK YIKTIK"

Türkiye'de kültür ve sanat alanında tabuları yıktıklarını vurgulayan Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi: 

"En büyük fiziki mekana sahip çıkma dönemi iktidarımız döneminde olmuştur. Onlar yıktılar, biz yaptık. Hala da onlar yıkmanın gayretinde. Hiçbir şeyi görmeden yaptıkları gösterileri hatırlayın. İstanbul'da Harbiye Kongre Merkezi gibi bir merkezi yaparken orada bir Muhsin Ertuğrul'un daha büyüğünü yapacağız dediğimiz halde üzerimize geldiler, yaptıktan sonra sus pus oldular. Orada 3 bin kişilik dev bir kongre merkezimiz var. Şimdi Atatürk Kültür Merkezi'ni Türkiye'nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o geziciler. İstediğiniz kadar bağırın çatlayın patlayın bak yıktık. İnşallah kısa zamanda orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz. Proje çoktan bitti. Şu anda ihalesi bitmiş vaziyette inşallah bunu da bizler süratle halkımıza yetiştireceğiz. Türkiye'nin yurt dışında da burası çok önemli bir kültürde sanatta bir gösteri merkezi olacak. Gerektiğinde çok amaçlı olarak da kullanabileceğimiz bir merkezi olacak. On yıllar boyunca kültür ve sanat alanına hakim olan zümrenin tahakkümüne son verdik. Aynı şeyi Ankara'da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun ya. Bir tane fiziki mekan ortaya koyamadınız. Demek ki bunlar bizi beklediler. Biz geldik bu eserleri biz yapıyoruz. Daha da yapacağız. 81 vilayetimize yapacağız. Niye? 'Sanatı olmayan bir milletin, şah damarı kopmuş demektir.' Sanat ve kültür ile güçlü olursunuz. Ekonominiz ne kadar güçlü olursa olsun. Sadece belli sanat dallarının himaye edildiği, belli sanatçılarının desteklendiği eski düzeni değiştirdik. Sanat ve sanatçılarımız arasında ayrım yapmadan başarıyı destekleme çabasında olduk. Gelenekli sanat dallarımızın önünü de açtık. Diğer sanat dallarını ihmal etmedik. İmtiyazlarını kaybedenler bizi acımasızca eleştirse de bizden öncekilerin yanlışların düşmedik. Ülkemizin kültür ve sanat hayatına değer katacak her türlü eseri sahiplenmenin çabası içinde olduk. İnşallah bu şekilde yolumuza devam edeceğiz. Birileri gibi bu ülkeni değerlerini, ideolojisine, dünya görüşüne göre ayırmayacak, tüm zenginliği ile sanat dünyamızı kucaklamayı sürdüreceğiz. Bu ülkenin kültür ve sanat hayatına katkı sunan herkesin başımız üstünde yeri vardır." 

Bienalin açılışında konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya'da bulunmaktan dolayı heyecanlı olduğunu belirterek, "Heyecanlıyım, duygusalım. Bu muhteşem, muhteşem olduğu kadar mübarek çatının altında konuşmak, hele hele garip asırlardan sonra konuşmak bayağı zor. Birçok duygusallığı da beraberinde getiriyor. Bugün burada Yeditepe Bienali'nin yapılmasını çok anmalı buluyorum. Kendi alanında dünyada bir ilk olan, 600 sanatçının 3 bine yakın eserini bünyesinde barındıran Yeditepe Bienali'nin geleneksel sanatlarımızın tanıtımında önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Bienalin bu tür organizasyonlarda sıkça tekrarlanan bir yanlışı düzelttiğin görmekten memnuniyet duyuyorum. Genellikle sergiler kapalı alanlarda icra ediliyor. Sanat eserlerini dört duvarın boğuculuğuna hapseden bu anlayış, estetiği öldürmenin yanında, eserlerin geniş kitlelere ulaşmasına da mani oluyor. Oysa İstanbul gibi her köşesi ayrı bir kültürün eserleri ile dokunmuş kadim bir şehrin bizatihi kendisi sanat galerisidir. Bu şehrin özellikle tarihi yarımadanın tamamı devasa bir Açıkhava müzesidir. Yeditepe Bienalinin başta şu anda bulunduğumuz Ayasofya olmak üzere her biri bir sana şahikası olan yarımada üzerindeki 30 tarihi mekandan istifade etmesini bu bakımdan kıymetli buluyorum" dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bienalin İstanbul'un kültürel hayatına canlılık katacağını ifade ederek, "Önümüzdeki 45 gün boyunca düzenlenecek sergi, seminer, panel ve konferansların şehrimizin kültür hayatına canlılık katacağına inanıyorum. Böylesine anlamlı ve zengin muhtevaya sahip bir projenin hayata geçmesine öncülük eden herkese şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. 

"İSLAM MEDENİYETİNDE İHTİŞAM İLE SADELİK, YENİ İLE ESKİ, DÜNYA İLE AHİRET İÇ İÇEDİR" 

"Kudema güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır diyor" diyen Erdoğan, sanat tarihine önemli eserler kazandıran şahsiyetleri anarak, şunları söyledi: "Peygamber efendimiz bir hadisinde 'Allah güzeldir, güzeli sever' buyuruyor. İşte sanat Allah'ın insana bahşettiği güzellikleri arama, bu güzelliklere ulaşma yolculuğunun adıdır. Üstat öyle diyor. Sanat Allah'I aramakmış meğer diyor. Sanat insanın dünya hayatını yine Allah'ın kuluna bahşettiği yetenek ve kabiliyetlerle güzelleştirme çabasının ürünüdür. Biz bu çabanın ürünlerinini mimariden, ahşaba kadar hayatımızın hemen her alanında görüyoruz. Asırlardır sanatkarların elinde taş, ağaç, iplik ve kağıt büyük bir şahesere dönüşüyor. Yüzyıllardır ehli hüner her biri el emeği eserleri ile hayatımıza ilahi güzelliği nakşediyor. Mimar Sinan'ın elinde taş bugün bile görenleri kendine meftun eden Selimiye'ye, Süleymaniye'ye dönüşüyor. Hacıabdulaziz oğlu Mehmet sert bir ceviz ağacından Bursa Ulucami'nin o muhteşem mimberini yapıyor. Şeyh Hamdullah'ın, Hafız Osman'ın kaleminin mürekkebinden her biri zerafet örneği olan hille-i şerifler hüsnü hatlar ortaya çıkıyor. Güzeli ihya gayreti sadece bina yapmıyor. Aynı zamanda Buhara, Kudüs gibi Şam, İstanbul gibi ruhu olan şehirler inşa ediyor. Merhum Ahmet Hamdi Tampınar 'cedlerimiz inşa etmiyor ibadet ediyorlardı' derken aslında sanatkarlarımızın madde, çevre ve eşya ile kurduğu bu özel ilişkiyi de anlatmaktadır. Adeta bu yapılanların birer ibadet olduğunu ifade ediyorlar. Her medeniyet arka planında işte böyle bir anlayışı, madde ve hayata dair bakış açısını barındırır. İslam medeniyetinde ihtişam ile sadelik, yeni ile eski, dünya ile ahiret iç içedir. Bizim geleneğimizde sanatkar tabiatta Allah'ın güzelliğini gören ve bu güzelliği taşa kağıda, ahşaba, demire işleyendir. Medeniyetimizdeki her bir sanat eserinin güzelliği zarafeti yanında bize kulluğumuzu, bu dünyadaki var oluş gayesini hatırlatmasının sırrı işte budur." 

"MİLLET OLARAK, ELİMİZDEKİ HAZİNENİN KIYMETİNİ BİLMİYORUZ"

Kültürel hayata ve eserlere gereken önemin verilmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizler tarih boyunca medeniyetlerin kavşağında yer almış bir ülkede yaşıyoruz. Ne mutlu bizlere. Tabii biz burada aslında vere vere eriye eriye buraya geldik. İşte gidelim asırlar gerisine. 18 milyon kilometrekareden buralara geldik. 780 bin kilometrekareye geldik. 19'uncu asrın başlarında 5 milyon kilometrekare bir alana sahiptik. Bu kadar kısa zamanda 780 bin kilometrekareye düştük. Kimse bunun hesabını sormuyor. Bundan sonrası bizim için çok hassas. Çok dikkatli olmaya mecburuz. İstanbul'un yanında Hatay'dan Kayseri'ye, ülkemizin dört bir tarafından medeniyetlere beşiklik yapmış yerlerimiz var. Topkapı'daki eserlerin bir benzerini kapasite ve çeşitlilik itibariyle dünyada hiçbir müzede bulamazsınız. Ancak millet olarak pekçok konuda olduğu gibi burada da elimizdeki hazinenin kıymetini bilmiyoruz. Ne kendimize, ne de yurt dışına bu güzellikleri layıkıyla tanıtıyoruz. Adeta müflis tüccar gibiyiz" diye konuştu. 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


2018.03.31 13:09 - Son Güncellenme: 2018.03.31 13:55 - HABER MERKEZİ
A