Cumhur Köşk'e çıktı, Gül'e merak ettiklerini sordu
'Cumhurbaşkanı'na Sorun' uygulamasının ilk programı dün gerçekleştirildi.
2012.01.29 10:17 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
13 bin 750 soru arasından en çok beğenilen 10 sorunun sahibi, Çankaya Köşkü'nde yaklaşık 5 saat boyunca ağırlandı. Vatandaşlar, sorularını bizzat karşısına oturdukları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sorma fırsatı buldu. Gül'e yöneltilen en dikkat çekici sorulardan biri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'yle (BM) ilgiliydi. BM Genel Sekreterliği seçiminin çok hassas uluslararası dengeleri içerdiğini anlatan Gül, "Görev sürem dolduktan sonra bu göreve gelmeyi hiç düşünmedim." dedi. Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler öğrencisi Çağdaş Yıldız'ın, oy toplamak için bütün arkadaşlarını harekete geçirdiğini ve internet kafeleri gezdiğini anlatması ise Cumhur-başkanı'nı güldürdü.
Gül'e yöneltilen bazı sorular ve Cumhurbaşkanı'nın cevapları şöyle:
Çağdaş Yıldız (Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler öğrencisi): BM Genel Sekreterliği gibi bir göreve gelseniz BM'ye nasıl bir işlevsellik ve vizyon katarsınız?
Ben şahsi olarak hiç düşünmedim doğrusu. Türkiye'nin de böyle bir niyeti, beyanı olmadı. Zaman zaman görüyorum, duyuyorum; böyle düşünenler oluyor.
Mehmet Emre Onatça (Polis memuru): Sendikamız yok, hakkımızı arayamıyoruz. Polise yasak olan 'sendika kurma hakkı' polise ne zaman verilecek?
Her meslekten olan çalışanlar haklarını örgütlerini olarak savunabilmeli. Fakat bu mesleğin içine ayrımcılık, tarafgirlik girerse bu, ülkeyi çok sarsar. 1970'li yıllarda Pol-Bir, Pol-Der gibi dernekler vardı. Polis, ideolojik olarak üniversitelerdeki gibi bölündü. Böyle bir deneyim olduğu için çok çekiniyoruz.
Bekir Orhan (Edebiyat öğretmeni): Yabancı sözcüklerden oluşan tabelalar giderek artmakta. Bunun önüne geçmek için yetkililerin çalışması var mı?
Zaman zaman benim de çok dikkatimi çekiyor tabelalar, sitelere verilen isimler de. Bazıları yakışabiliyor, bazılarını da çok abartılı görüyorum. Devletin kültür politikası çerçevesinde Türk kültürünü öne çıkartmak ayrı bir mesele ama bu konularda yasak getirmek, hukuki düzenleme yapmak başka bir şey. Kendi kültürümüzü destekleyerek, bunu dolaylı olarak sağlamak bir görev diye düşünürüm.
Melek Karacaoğlu (AÜ Eczacılık öğrencisi): Televizyonda yayınlanan programlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce de daha kaliteli programlar için RTÜK'ün daha etkin çalışması gerekmiyor mu?
RTÜK bunları inceliyordur ve eminim ki çalışmaları vardır. Buralarda da yasakçı zihniyetle yaklaşırsak sonuç alamayız ama özendirici bir şekilde herkesin kendi içinde otokritik yapması, toplantılar yaparak, ortak şikâyetlere önem vermesi sağlanırsa mesafe alınabileceğini düşünüyorum.
Merve Kırca (Gazi Üniversitesi öğrencisi): Dünyanın en önemli madeni borun % 80'i Türkiye'de bulunuyor. Türkiye, bor minerallerini işleyebilecek tesisatı kurup tekel konuma geçebilecek durumdayken, neden kaynaklarımızı başka ülkelere işleyip satmak yerine hammadde olarak ucuza satıyoruz?
Uluslararası bor piyasasının yüzde 50'sini Türkiye elinde tutuyor. Bor, hammadde olarak ihraç edilmiyor. Tesislerde bor madenleri işleniyor. Bor ihracatının yüzde 92'si işlenmiş ürünlerden oluşuyor. Maksimum seviyede katmadeğer sağlanıyor. 900 milyon dolar ihracat sağlanıyor. Bor doğrudan değil, ara ürün olarak kullanılan bir madde. Kullanım yerleri çok fazla değil. Çoğaltmak için mühendislerimiz araştırmalar yapıyor.
Yunus Koç (Mühendis): 65 yaşına gelip saçları beyazlayan insanları çalışırken görüyor ve çok üzülüyorum. Öbür taraftan yaşı 20-35 arası 3 milyonu bulan bir işsiz kesim var. Gelir adaletsizliğini nasıl çözersiniz?
Erken emeklilik, sosyal güvenlik sistemini çökertti. Öyle bir yük oldu ki 2 kişi çalışıyor, 3 kişiyi besliyordu. Bu da ekonomiyi çıkmaza sürüklüyordu. Bunun sağlıklı olmadığı görüldü. Bu yüzden çalışacak durumda olanların çalışmaya devam etmesine karar verildi. İşsizliğin çözümü ise yeni istihdam alanlarının meydana getirilmesiyle olur.