CHP Mudanya BB Adayı Dalgıç: Belediyecilik sadece yol, kaldırım yapmak değil
Aysın Komitgan'ın sunduğu 'Bursada Bugün Özel' programının bugünkü konuğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç oldu. Dalgıç, "En önemli projemiz sahillerimizi kullanılabilir bir hale getirmek. Deniz turizmi olmadan Mudanya olmaz. Denizi kullanamadığımız takdirde turizmin diğer kollarını kullanamazsınız. Hem kültür turizmi hem sanat turizmi hem de deniz turizmi bir arada olması lazım" açıklamalarında bulundu.
2024.02.26 16:08 - Son Güncellenme: 2024.02.26 16:32 - Bursa Bölge - CEREN SÜMBÜL
CEREN SÜMBÜL / BURSADA BUGÜN
Bursada Bugün Özel programının bugünkü konuğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç oldu.
CHP Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç, "Öncelikli en önemli hedefimiz Mudanya'yı dönüştürmek. Her yönünden dönüştürmek istiyoruz Mudanya'yı. Mudanya'nın ekonomisi bizim için öncelikli. O ekonomik durumu maalesef bütün Türkiye'de olduğu gibi Mudanya'mızda da ekonomi günden güne kötüye gidiyor. İnsanımızın gelir seviyesi oldukça düştü, alım gücü iyice düştü. Biz öncelikli olarak bunu yapmak istiyoruz ama bundan evvel bu işi yaparken belli prensiplerimiz var. Biz burada bir sorumluluk, hesap verebilirlik, samimiyet, sosyal adalet bunları da bir kenara atmadan böyle bir belediyelik anlayışıyla çalışacağız. Elbette ki dürüstlük çok önemli bizim için. Her konuda açık, dürüst, insanlara bilgi paylaşan, onları da bir karar mekanizmaların içine katan bir yönetim anlayışı oluşturacağız" sözleriyle nasıl bir belediyecilik anlayışı benimseyeceklerinden bahsetti.
"TEK SORUNUMUZ DEPREM DEĞİL"
Dalgıç, aday adaylığı sürecinde ve öncesinde Mudanya'yı mahalle mahalle taradıklarını söyleyerek sorunlarını tespit ettiklerini belirtti. Dalgıç, "Buralarla ilgili projelerimizi geliştirdik. İki tane önceliğimiz var aslında bakarsınız. Birinci önceliğimiz Mudanya'nın ekonomisini geliştirmek. İkinci önceliğimizde depreme dirençli, afet riskini azaltacak tedbirler almak. Dolayısıyla bunlarla ilgili projelerimizi devreye sokacağız. Bizim ilk olarak afet riskli yapılar envanteri çıkarmamız lazım. Biz ilk anda hep titrediğimiz için yer sallantılarında hep aklımıza deprem geliyor ama aslında tek sorunumuz deprem değil. Biliyorsunuz son iki senede iki tane sel yaşadık. Bunlarla ilgili de sorunlarımız var. Yangınla ilgili tedbirlerimizi almamız lazım. Her gittiğimiz yerde yaptığımız incelemelerde, vatandaşımızla yaptığımız konuşmalarda bizden depremin haricinde şu isyanda bulunuyorlar, "Bizim evlerimizde bir yangın çıksa itfaiyenin ulaşması mümkün değil" Mudanya'nın belli bölgelerinde öyle dik yokuşlar, öyle dar sokaklar var ki, bir afet veya yangın anında müdahale etmek bile mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla bunların hepsini biz birlikte ele alacağız. İlk işimiz bu envanteri çıkarmak. Şu anda mevcut olarak böyle bir envanter yok" dedi.
"MERKEZİ YÖNETİMİN ÜZERİNE BÜYÜK BİR YÜK DÜŞÜYOR"
İnsanları korkutmak da istemediğini söyleyen Dalgıç, "Bir envanter çıkardık, riskli yapıları tespit ettik ondan sonra insanlarımızı hemen, bu binalar risklidir hadi bakalım arkadaş diyemeyiz. Bu konuda aslında merkezi yönetimin üzerine büyük bir yük düşüyor. Bu bir beka meselesidir diyorlar ama hiçbir şeyde yapmadılar. 1999 depreminden beri hiç kimse bir çivi çakmadı bu hususta. Bizim bunun çarelerini önceden üretip ondan sonrada dönüştürmemiz lazım. Biz Mudanya'yı hem bir vizyon olarak dönüştürmek istiyoruz hem de yapısal olarak dönüştürmemiz lazım. Kent merkezindeki riskli binaları mutlaka deplase etmenin yolunu bulmamız lazım. Yerinde dönüştürmek demek, daha evvel örneklerini gördüğümüz gibi yüksek katlı binalar. Halbuki biz sahil kasabasında biz öyle yüksek katlı binalar istemiyoruz. Biz akademik odalarla, üniversitenin ilgili bölümleriyle planlarımızın arasında Mudanya'ya bir yapı karakteri oluşturmak var. Çok yakında yamaçlarımızda insanlarımızı çok uzağa götürmeksizin deplase edip oradan boşalan yerleri de aslında bizim turizmle ilgili yapacağımız projeler için alt yapı alanları olacak oralar" diye açıkladı.
"KENT KONSEYİ OLUŞTURMAK İSTİYORUZ"
Dalgıç, "Biz turizmle ilgili bir Mudanya Turizm Platformu kurmak istiyoruz. Mevcut bit yapılmış turizm master planı var. Onu da kullanıp, üzerine ekleyerek böyle bir konsey oluşturacağız. Bu barış içinde, insanımızla birlikte karar vererek olması lazım. Deprem toplanma alanlarımızı oluşturmamız lazım. Belediyeye ait bazı boş yerler var. Bizim bunları onarla planlayarak üzerimize düşeni yapmalıyız. Arama kurtarma ekiplerimizi geliştirip eğitimler vermeliyiz. Özel olarak düşündüğüm şey, kent konseyi. Kent konseyimizi bu hususlarda da bilinçlendirip inisiyatif oluşturmak istiyoruz" diye ifade etti.
"BALIKÇILARIMIZI DA DESTEKLEMEK İSTİYORUZ"
Ulaşımın çok pahalı olduğunun altını çizen Dalgıç, "Bizim buna bir çare bulmamız lazım. En önemli hayalimiz yol işini çözmemiz. Bu alanları boşaltıp yeşilliği aşağı taşırken yolları ve otoparkları da rahatlatmalıyız. Mustafa Başkanımız dün Mudanya'ya metro getireceğini söyledi. Balıkçılarımızı da desteklemek istiyoruz. Geçenlerde balıkçılarla konuştuk; barınma, depolama, elektrik problemleri olduğunu söylediler. Balıkları depolayamıyorlar ve tutamıyorlar. Sanayi elektriği ödediklerini belirttiler. Balıkçılığı geliştirmek boynumuzun borcudur. Deniz ulaşımını artırmak kolay değil. Fakat bu yatırımı yapana kadar çözmek mümkün. Belli bir eğitim vererek ve standarda getirerek ulaşıma sokmaya planlıyoruz. Kumla, Fıstıklı, Kurşunlu gibi yerlere ulaştırmalıyız. İskele problemleri kıyı bölgelerimizde görülüyor. Merkezi yönetimin ne yaptığını anlayamadığımız bazı sahil dolguları var. İnsanımız olabildiğince denizden uzaklaşsın diye herhalde. O iskele işlerini çözüp, sahillerimizi güzelleştireceğiz" dedi.
"DENİZ TURİZMİ OLMADAN MUDANYA OLMAZ"
Dalgıç, "En önemli projemiz sahillerimizi kullanılabilir bir hale getirmek. Deniz turizmi olmadan Mudanya olmaz. Denizi kullanamadığımız takdirde turizmin diğer kollarını kullanamazsınız. Hem kültür turizmi hem sanat turizmi hem de deniz turizmi bir arada olması lazım. Mudanya ilçesi sadece kentin merkezinden ibaret değil" diye ifade etti.
"GÖRDÜĞÜMÜZ BİR UYUŞTURUCU PROBLEMİ VAR"
Köylerde çok ciddi şu sıkıntıların olduğunu açıklayan Dalgıç, her köyde bir tuvalet problemi olduğunu söyledi. Dalgıç, "2024 yılında, cumhuriyetin yüzüncü yılında tuvalet sıkıntısı durumu oluyor. Çünkü sahipsiz kalmış, temizleyecek kimse yok. Personel koyamamışız oralara. Gerçekten insanımızın çok büyük istekleri yok. İnsanca bir takım şeyler istiyorlar. Maalesef Mudanya'da denetlememiz sonucunda gördüğümüz bir uyuşturucu problemi var gençler arasında çok ciddi. Biz onları buradan alabilmek için bütün bu projeler içinde gençlerinde sosyal alanlarda zaman geçireceği projeler yaratmamız lazım. Spor aktiviteleri, sanatsal, kültürel aktiviteler yeterli değil. Yabancı dil kursları bile yok. Geçenlerde dördüncü sınıf öğrencilerle karşılaştım. Dediler ki, Almanca ve Fransızca kursu için buradan biz Yıldırım'a gidiyoruz. Bu gerçekten reva mı? Belediyecilik sadece yol, kaldırım yapmak değil. Ekonomin zor olduğu insanların hak hukuk peşinde koştuğu bu devirde sadece fiziki olarak konuşamayız" dedi.
"TARIM KONSEYİNİ ÖNEMSİYORUZ"
Dalgıç, bir Tarım Konseyi kurmak istediklerini açıkladı. Dalgıç, "Nilüfer Belediyesi yakın zamanda lanse ettiler, toprak analizleri yaptılar bütün Nilüfer ilçesinin. Hangi ürün daha verimli olabilir, hangi ilaçlar kullanılabilir bunu anlatıyorlar. Hemen bunu yapacağız bizde akademik odalarla. Çiftçilikte eskiden kullanmadığımız kimya sektörü geliştikçe yeni ilaçlar üretiliyor. Geleneksel yollarla ziraat yapıyoruz. Aşırı ilaç ve gübre kullanımı toprağımızın özelliğini bozuyor. İnsanlara eğitim verip bilinçlendirip, üretim maliyetlerini de azaltabiliriz. Bu yüzden Tarım Konseyi'ni çok önemsiyoruz" diye belirtti.
"KÖYLER KENTLERE DOĞRU GÖÇ VERİYOR"
Dalgıç, "Köylerimizde bir sorun var. Biz hep suları sulama suyu olarak düşünürüz. İlaçlama suyuna da ihtiyaç var. Bu konularda da çözümlerimiz var. Bu şuna da sebep oluyor; çiftçilik yeterli geçimi sağlayamadığı için kentlere doğru göç veriyor. Ziraatten istedikleri geliri elde edemiyorlar. İkinci sebep ise barınma ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Köy içlerindeki imar problemleri çözülmediği için ya kaçak yapıyorsunuz ya da göç ediyorsunuz. Çiftçilik böylelikle kayboluyor ve köyler küçülüyor. İnsan sayısı azaldıkça götürülen hizmetler de azalıyor. Merkezi yönetim buraları görmüyor. Biz görmezden gelemeyiz" diyerek sözlerini noktaladı.