CHP'li Sena Kaleli'den "Medya Etiği" Çıkışı
CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclis Üyesi Sena Kaleli, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan ve çağdaş demokrasilerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra 4. Kuvvet olarak tarif edilen medya içerisinde, ülkemizde son dönemlerde yaşanan olaylar sonrası hükümete ve belirli gruplara hizmet eden bir yapının oluşmasına tepki gösterdi.
2014.02.13 14:46 - Son Güncellenme: 2014.02.13 14:46 - Siyaset - HABER MERKEZİ
Kaleli, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yanıtlaması istemiyle Meclis'e sunduğu soru önergesinde, "Kamuoyunun haber alma hakkına hizmet eden ve demokrasi adına çok önemli sorumluluklar taşıyan gazetecilerin ekonomik, sosyal ve hukuksal sorunlarına çözüm oluşturacak yasal anlamda bir düzenleme yapılması düşünülüyor mu?" diye sordu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili ve Parti Meclis Üyesi Sena Kaleli, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de demokrasinin vazgeçilmez temel unsurlarının başında gelen basında gazetecilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme getirirken, medya içerisinde belirli gruplara hizmet eden ve halkın siyasilere bakış açısını etkileyen bir yapının oluşturulması çalışmalarına da sessiz kalmadı.
Kaleli, ülkemizde özellikle son dönemlerde yaşanan olaylar sonrasında kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerle bir edildiğini belirterek, dördüncü kuvvet olan basın ya da genel anlamda medyanın bir kısmının da demokrasi adına üstlenmiş olduğu sorumluluğun dışına çekilerek yargı, yürütme ve yasama arasındaki çatışmanın bir tarafı haline getirildiğini söyledi.
Yaşan süreçte var olan bir kısım medya tarafından kamuoyu ve halkın bilinçli olarak yanıltılmakta olduğunu aktaran Kaleli, halkın haber alma hakkına hizmet eden gazetecilerin mesleki koşullarıyla ilgili yasal düzenlemeler olup olmadığını da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a sordu.
Kaleli'nin TBMM gündemine getirdiği soru önergesinde şu ifadeler yer alıyor:
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda yazılı sorularımın Anayasa'nın 98 ve TBMM İçtüzüğü' nün 96. Maddesi gereğince Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent ARINÇ tarafından yazılı olarak yanıtlanması konusunda gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Sena KALELİ
Bursa Milletvekili
Basın, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de demokrasinin vazgeçilmez temel unsurlarının başında gelmektedir. Bu nedenle basın, çağdaş demokrasilerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra 4. Kuvvet olarak tariflendirilir.
Anayasamıza göre de basın özgürdür, sansür edilemez; Devlet, basın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri almakla yükümlüdür.
Bu bağlamda gazetecilik mesleği ve gazeteciler, demokrasi ve toplum adına çok önemli sorumluluklar taşımaktadırlar.
Ancak ülkemizde özellikle son dönemlerde yaşanan olaylar da göstermiştir ki, kuvvetler ayrılığı ilkesi yerle bir edildiği gibi dördüncü kuvvet olan basın ya da genel anlamda medyanın bir kısmı, demokrasi adına üstlenmiş olduğu sorumluluğun dışına çekilmiş, yargı, yürütme ve yasama arasındaki çatışmanın bir tarafı haline getirilmiştir. Daha da ötesi medya, kendi varlığını borçlu olduğu demokrasinin üç önemli ayağı olan yasama, yürütme ve yargıyı şekillendirme rolüne soyundurulmuştur.
Bu doğrultuda özellikle hükümete ve belirli gruplara hizmet eden bir yapının oluşmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalara ortak olunması, teşvik ve desteklerle cesaretlendirilmesi bugün karşı karşıya olduğumuz sorunları doğurmuştur. Bu süreçte var olan bir kısım medya tarafından kamuoyu ve halk bilinçli olarak yanıltılmakta, yönlendirme, tezvirat, dezenformasyon, yasadışı yollardan temin edilen belge ve kayıtlarla bilgi kirliliğine yol açılmakta, hedef gösterme, tehdit, şantaj, hakaret gibi yöntemlerle temel hak ve özgürlükler hiçe sayılmakta, siyaset yeniden dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Yapılan yayınlar, servis edilen kayıtlar siyasi dezenformasyona yol açtığı gibi halkın siyasilere bakışını da etkilemektedir.
Hiç kuşkusuz bu durum demokrasimiz ve toplum açısından son derece üzüntü vericidir.
Oysa gazetecilik, halkın haber alma hakkının dışında hiçbir çıkara hizmet edilmediği, temel hak ve özgürlüklere saygı duyulduğu, manipülasyona ve tektipleştirmeye hizmet etmediği, haber ile yorumun birbirine yedirilmediği, kişisel fikir ve siyasi inançların haber sürecine dahil edilmediği, tarafsız ve adil olunduğu, kullanılan yazılı, işitsel, görsel ve dijital kayıtların orijinalliğinden emin olunduğu, dezenformasyon ve yönlendirme amacı taşıyan bilgi ve belgeye kuşkuyla yaklaşıldığı, herhangi siyasi bir yapının ve özel çıkar grubunun sözcülüğüne soyunulmadığı, gerçek veya algı düzeyinde çatışma yaratacak haberlerde dikkatli olunduğu zaman prestijini, saygınlığını ve kalitesini korur.
Ülke olarak bu tespitlerin tamamen yaşandığı bir süreçten geçtiğimiz açıktır. Hiç kuşkusuz bu durumu doğuran nedenler arasında gazetecilerin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve hukuksal koşulların büyük rolü bulunmaktadır. Ancak yönetenlerin de bu kaosun oluşmasında önemli sorumluluklarının olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda;
1. Ülkemizde yaşanan son olaylar bağlamında medyaya biçilmiş olan taraf olma zorlaması ve baskısının bir kısım medyada misyona dönüşmesinin demokrasiye, parlamenter sisteme ve toplumsal gelişime olan etkileri konusunda hükümetinizin sorumluluğu var mıdır?
2. Basının çağdaş demokrasilerde olduğu gibi mesleki anlamda kendi sınırlarına çekilmesi, etik kodlara ve mesleki yol gösterici ilkelere bağlı kılınması yönünde bir çalışmanız olacak mıdır?
3. Sadece kamuoyunun bilgi edinme hakkına hizmet edecek ilkeli, tarafsız, adil bir gazetecilik için gazetecilerin ekonomik, sosyal ve hukuksal sorunlarına çözüm oluşturacak yasal anlamda bir düzenleme yapılması düşünülmekte midir?
4. Saygın, kaliteli ve prestijli bir meslek olan gazeteciliğin ve basın özgürlüğünün yasak ve yaptırımlarla değil, insani, ahlaki ve mesleki değerler anlamında desteklenme ve teşvik edilmesi yönünde bir adım atılacak mıdır?
5. Gazetecilik mesleği adı altında yanlı ve gerçek dışı haberlerle kamuoyunu yönlendirerek kişi, kurum, kuruluş ve STK'ları hedef haline getiren, temel hak ve özgürlükleri hiçe sayan anlayışa karşı, etkin bir yapının oluşturulması konusunda bir çalışma yapılmakta mıdır?
6. Halen satış sürecinde olan ya da 2012 yılı başından bu güne satılan, yönetimi değiştirilen yazılı veya görsel medya organları hangileridir?