CHP Bursa İl Başkanlığı'nda 'Salı Söyleşileri' devam ediyor
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı 'Salı Söyleşileri' kapsamında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala ve TMMOB Kimya Mühendisleri Odası bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uluşahin'i ağırladı. İl Başkanlığı binasında gerçekleşen söyleşide Bursa'da doğa ve çevre mücadelesi ile kent suçları konuları işlendi.
2016.08.11 16:03 - Son Güncellenme: 2016.08.11 16:03 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı 'Salı Söyleşileri' kapsamında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala ve TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uluşahin'i ağırladı. İl Başkanlığı binasında gerçekleşen, Bursa'da doğa ve çevre mücadelesi ile kent suçları konularının işlendiği söyleşide konuşan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, kent merkezinde kömürlü santral neden olmamalı? sorusunun nedenlerini anlattı. Toplumun sağlık durumunu etkileyen etmenlere değinen Kayıhan Pala; "Türkiye'de hava kirliliğindeki en büyük etmen endüstri... Birinci nedeni, kömürlü termik santrallerdir. Kömürlü termik santraller hava kirliliğine sebep oluyor. Yeni teknoloji santrallerde böyle bir kirlilik olmadığı söyleniyor ancak bu kesinlikle doğru değil. DOSAB'la ilgili de 'Evet havayı kirleteceğiz, ama izin verilen sınır değerlerde' dediler. Bu iki açıdan çok tehlikelidir. Çünkü kurulacak bölgedeki kirlilik zaten Dünya Sağlık Örgütü'nün verdiği sınır değerlerin 5 katı. Ayrıca iklim değişikliğine yol açıyor. Pek çok Avrupa ülkesi termik santralleri kapatma kararı aldı. Onların hava kirliliği ile ilgili bir problemi yok ama iklim değişikliği sebebiyle kapatıyorlar. 10-15 yıl öncesine kadar Bursa'da bu kadar ciddi bir iklim değişikliği etkisi yaşamamıştık. Bursa'nın üzerinde yaz kış fark etmeksizin duran büyük bir hava kirliliği tabakası var. Bununla akılcı ve bilimsel yöntemlerle mücadele etmek gerekiyor" dedi.

DEVLET TEŞVİK EDİYOR
Kömürlü termik santrallerin genellikle su kaynaklarına yakın yerlere kurulduğunu ifade eden Pala; "Ya deniz veya ırmakların yanına kurulurlar ya da yeraltından su çekerler. DOSAB'la ilgili yeraltı suyu kullanmayacaklarını açıkladılar ama bu doğru çıkmadı. Bu, su kirliliği sorunu yaşayacağımızı gösteriyor. Ağır metallerle suyun kirleneceği ve insanları zehirleyeceği ortada... Toprak kirliliği ve gıda kirliliğine de yol açıyor. Orhaneli'de 2 yıl boyunca 11 ayrı köyde araştırma yaptık. Santrale yakın köylerde büyük sağlık sorunlarının olduğu ortaya çıktı. Orhaneli'deki santralin kül havuzundaki ağır metal atıkları civar köylerdeki sulara karışmış. Bu sularla köylüler sebze ve meyvelerini sulamış" diye konuştu. "Ulaşımla ilgili de sorunlar var" diyen Pala; "Kömürü nereden getirecekleri, atık küllerin aktarılması, günde yüzlerce kamyonun yaratacağı hava kirliliği gibi nedenler büyük bir problemdir. Nereden taşıyacakları belli değil, akılcı değil. Bu konuda diretilmesinin altında hükümetin son yıllardaki teşviği yatıyor. Kömür çıkartılmasıyla ilgili teşvik yasalarından yararlanmak..." şeklinde konuştu. Kömürlü termik santrallerin erken ölüme yol açtığına dikkat çeken Pala sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle kanser, astım, kalp hastalıkları, sağlık harcamalarında ve sağlık kurumlarına başvurularda artışa ve iklim değişikliğine yol açar. En çok santralde çalışanlar ile santralin çevresinde çalışanlar ki 15 km yarıçap etki alanında olanlar etkilenir. Yapılan son araştırmalar etki alanının 200 km'ye varabileceğini kanıtladı. Bu etki alanında bulunan gebeler, çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar öncelikle etkilenecek olanlardır. Yine yapılan bir araştırma eğer Bursa'da böyle bir santral yapılırsa 10 yıl sonra asit yağmurlarının olacağını ve tarihi yapıların bile etkileneceği açıkladı."

NEFES ALAMAYACAĞIZ
2010 yılından bu yana yaklaşık 8000 kişinin kömürlü yakıtlı enerji santrallerinin etkileri yüzünden erken öldüğüne dikkat çeken Pala; "Cilt kanserlerinde ve erken doğumlarda artışa sebep olan bu santrallerin ayrıca sosyal ve ekonomik etkileri de var. Biz bilimsel bilgi üzerinden konuşuyoruz. Sadece biz demiyoruz. Çevre Bakanlığı'nın 'Termik santrallerin çevresi hava kirliliği nedeniyle akciğer kanseri riski taşıyor' diyor. İki yıl öncesine kadar 15 termik santralimiz vardı, bugün sayısı 30'a çıktı. Bir ay öncesi itibariyle yeni kurulması planlanan termik santral sayısı 56... Bunun 90'a kadar çıkabileceği düşünülüyor. Eğer bu gerçekleşirse nefes alamayacağız, her ailede kronik hastalıklar ve sağlık sorunları yaşanacak. Bunun bir örneği de Bursa'da. DOSAB'la ilgili mücadele devam etmeli. Hepimizin dayanışma içinde olması ve 'ne olursa olsun bu santrali yapamazsınız' demesi lazım. Mahkemeler ne kadar bizim istediğimiz sonuca ulaşmamızı sağlar emin olamıyorum. Ama şundan eminim; eğer toplum itiraz ederse, toplum sokaklara çıkarsa kimse topluma rağmen bunu yapamaz" açıklamasında bulundu.

AĞIR METALLER VÜCUTTAN ATILAMIYOR
Prof. Dr. Kayıhan Pala'nın ardından söz alan TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uluşahin konuşmasına küresel ısınmayla ilgili video sunumu yaparak başladı. Uluşahin, santrallerden çıkan sera gazlarının etkisiyle dünyada pek çok felaketin olumsuz değişikliğin meydana geldiğini anlatarak; "Ülkemizde birkaç yıl öncesine kadar bu kadar sık hortum, yumurta büyüklüğünde dolu ve son günlerdeki aşırı sıcaklıklar küresel ısınmanın sonucudur. Bacalardan çıkan emisyonlar ilk 15 km'de önce partikül madde bırakmaya başlıyor. Bunların içerisinde ağır metaller dahil, her türlü kimyasal madde var. Ağır metaller canlı organizma bünyesine girdikleri zaman artık o organizmanın içerisinden hiçbir şekilde atılamazlar. Bu durum yıllarca sürdüğünde atılamayıp biriken ağır metaller vücudumuzda birikmeye devam ediyor. Bunun sonucunda kanser gibi hastalıklar ortaya çıkıyor. 25-30 yıl önce bir köyde biri kanser olduğu zaman uzun süre konuşulurdu. Günümüzde neredeyse her ailede bu hastalık ortaya çıkıyor. Bunun nedeni öncelikle hava kirliliğidir. Emisyonlarla ortaya çıkan partiküller nitrik asit ve sülfrik asitte ortaya çıkartıyor ve bu asit yağmurlarına sebep olacak" dedi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hava kalitesi ile ilgili değerlerine yer veren Uluşahin; "bu verilerde Bursa'nın hava kalitesi genellikle kritik seviyede ve sağlıksız olarak geçiyor. Hatta 2014 yılında 'kötü' olarak nitelendirildi ve önlem alınmasını gerektirecek seviyede çıktı" diye konuştu.
MARMARA BÖLGESİ RİSK ALTINDA
Su kalitesinin de etkilendiğini ifade eden Uluşahin; "Fabrikaların atıkları Nilüfer Çayı'na dökülüyor. Kaynağından içme suyu kalitesinde olan Nilüfer Çayı, Bursa'yı kat ettikten sonra ne yazık ki çok kötü duruma geliyor. Kokudan yanına yaklaşılmıyor. O, koku değil aslında, hidrojen sülfür gazı. Merkezi sinir sistemi hastalıkları başta olmak üzere insan sağlığına son derece zararlı bir gazdır. Yine suların kirliliğine başka bir örnek Karacabey... Karacebey'deki balıkçılar önceden haftada bir balığa çıkarak kefal avladıklarını ve bir haftalık kazançlarını sağlayabildiklerini anlatıyorlar. Günümüzde her gün balığa çıksalar bile yine de yeterince balık olmadığını ve midye avlamaya başladıklarını anlatıyorlar" şeklinde konuştu. Uludağ'ın da büyük tehlike altında olduğuna dikkat çeken Uluşahin sözlerini şöyle sürdürdü; "Kocayayla'da binlerce ağaç sulama göleti yapmak için kesildi. Bu katliam ne yazık ki devam ediyor. Uludağ'ın tek sorunu ağaç kesimi de değil. Uludağ'da dağın su kaynaklarını zapteden 26 su işletmesi olmuş. Öyle firmalar var ki 10-15'ini tek bir firma almış. Bu damacana suya teknik olarak kimsenin ihtiyacı yok. Çeşmeden akan su herkesin içebileceği hale getirilebilir. Yeter ki yetkililer yapmak istesinler, bu o kadar pahalı bir işlem değil. Ayrıca o doğal kaynaklardan beslenen, orada yaşayan canlılar, ağaçlar ne olacak? Bu kaynaklar tükenecek." Osmangazi köprüsü hattından da bahseden Uluşahin; "İstanbul'da bir plan değişikliği yapıldı. İstanbul, 'sanayi Bölgesi istemiyoruz' dedi. Kocaeli'de yeterince olduğu için istemedi. Çanakkale, Bursa, Yalova yeni sanayi bölgeleri olacak. Biz bu hatta altın halka diyoruz. Bu bölge doğası ve tarımıyla çok önemli bir bölge. Yok edilme pahasına bu yapılıyor. Çanakkale-Biga hattına 17 kömürlü termik santral yapılması planlanıyor. Tüm Marmara bölgesi risk altında" dedi.
MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
HES'lerin doğa için büyük bir tehlike yarattığını belirten Uluşahin; "Doğanın ihtiyacı olan suyu hapsedip, potansiyeli yüksek olmayan santraller kuruluyor. Boşu boşuna doğa susuz bırakılıyor. Bu uygulamalar birilerini zengin etmek için yapılıyor. Doğaya zarar vermeden enerji üretmenin bir yolu yok. Ancak sadece ihtiyaç kadar üretim yapıldığında doğanın kendini yenilemesine fırsat verilebilir" diye konuştu. "Altın madenleri de büyük bir tehdit oluşturuyor" diyen Uluşahin; "En iyi olasılıkla 1 ton toprağı alıp içerisindeki 1.2 gr altın için toprağı siyanürle zehirliyorsunuz. Mermer ocakları da dağı patlatıp bırakıyorlar. Her baktığınız dağ da kötü ve çorak bir manzarayla karşılaşıyoruz. O parçalanan alanlardaki bitki örtüsü, canlı doku mahvediliyor. TEKNOSAB projesi de var. Bursa'daki mevcut sanayi bölgelerinin yarattığı kirliliği temizleyemezken, yenileri ekleniyor. Hiçbirinin kazanacağı para bu halkın sağlığından daha değerli değil. Kayapa'ya çöp yakma tesisi kurmak istiyorlar. Çöplerden yakarak kurtulamazsınız. Aksine toplanan çöpü bacadan daha büyük alana dağıtmış olursunuz. Yakmadan nasıl önleneceğini anlatabiliriz. Bunun alt yapısı mevcut. Günde 1300 ton kömürle bu çöpler yakılacak. İkinci bir termik santral gibi çalışacak" dedi. Uluşahin DOSAB ile ilgili büyük bir mücadele verildiğini ifade ederek; "İnsanları 'Gelişmemize, iş alanı yaratmamıza, arsalarınızın değerlenmesine karşılar' diyerek bize karşı yönlendirmeye çalışıyorlar. Havayı temizleyeceklerini, en iyi teknolojiyi kullanacaklarını söylüyorlar ancak 1946 yılının teknolojisini kullanıyorlar. DOSAB'la ilgili mücadelemiz devam edecek, vazgeçmeyeceğiz" açıklamasında bulundu.