CHP Bursa İl Başkanı Özdemir: "Biz sizin gibi kirli değiliz"

CHP Bursa İl Başkanı Özdemir: "Biz sizin gibi kirli değiliz"

CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında ülke ve kent gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. AKP iktidarının ülkeyi ve belediyeleri yönetemediğini söyleyen Özdemir, iktidarın gündem değiştirmek için Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler ile uğraştığına dikkat çekerek; "Biz sizin gibi kirli değiliz ki. Sizin belediyeleriniz bir yatırımı 3 Liraya mal ederken biz 1 Liraya mal ediyoruz. Biz halk adına, kamu adına siyaset yapan, halkının çıkarlarını düşünen bir partiyiz" dedi.

2017.12.14 18:20 - Son Güncellenme: 2017.12.14 18:30 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
CHP Bursa İl Başkanı Özdemir: "Biz sizin gibi kirli değiliz"

CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili basın toplantısı düzenledi. Sözlerine İslam İşbirliği Teşkilatı'nın toplantısı ile başlayan Özdemir, Doğu Kudüs'ü Filistin'in başkenti olarak tanınması ile ilgili yorumda bulundu. Özdemir; "Türkiye bu toplantıya öncülük etti. Türkiye Devleti'nin bu konuda almış olduğu rolü desteklediğimizi söylemek istiyorum. Fakat bu kararları almış olmak bir şey ifade etmiyor. Bu kararların, her ülkenin kendi meclislerinden de onaylanıp geçmesi gerekiyor. O süreci yakından takip edeceğiz. İslam ülkelerinin yapısı ve bugüne kadarki davranışlarına baktığımızda, birlikte hareket etmeyi başarabilmiş değiller" ifadelerini kullandı.

BİRLİKTELİK SORUNU VAR

"57 İslam ülkesinin 16'sı başkanlık düzeyinde temsil edilmiş, özellikle Suudi Arabistan Bakan Yardımcısı düzeyinde temsil edilmiş, 8 ülke de bu toplantıya katılmamış" ifadelerini kullanan Şadi Özdemir; "Burada bir birliktelik sorunu yaşandığı görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye'nin problemlerine yönelik bu İslam ülkelerinin hiçbirinin dayanışma yapmadığını biliyor ve görüyoruz. Ancak Filistin, Türk solunun da zamanında sahip çıktığı, Filistin halkının mazlum millet olarak vermiş olduğu mücadeleyi Türkiye'nin sosyalistleri, sosyal demokratları da başından itibaren sahiplendiğini ve desteklediğini dolayısıyla bu İslam işbirliği teşkilatının toplanıp destek kararı vermesi ve Doğu Kudüs'ü Filistin'in başkenti ilan etmesini doğru buluyoruz" açıklamasında bulundu.

TÜKETİME DAYALI ÜLKELER

Bazı gerçekleri ortaya koymakta yarar olduğunu açıklayan Özdemir; "Bu ülkelerin tamamı diktatörlükle yönetiliyor. İçlerinde yalnızca Türkiye'nin bir miktar demokrasi deneyimi vardı onu da şimdi tek adam rejimiyle ortadan kaldırdılar. Dünya nüfusunun yüzde 24'ü İslam İşbirliği Teşkilatı'nın üyesi. Ama dünyanın ürettiğinin yüzde 8'ini ancak üretebiliyor. Yani eşit olabilmek için en azından yüzde 24 üretmesi gerekirken sadece yüzde 8.8'ini üretebiliyor. Yine baktığımızda bu 57 ülkenin petrol hariç ürettiği ihracat rakamı 1 trilyon 350 milyar dolar. Almanya'nın tek başına yapmış olduğu ihracat 1 trilyon 340 milyar dolar. 57 ülkenin ürettiğinin toplamı bir Almanya etmiyor. Dışarıdan mal alımını Almanya'dan yüzde 40 daha fazla yapıyor. Demek ki bu tüketime dayalı, halkını kalkındırmayan, bilime, sanata, toplum üretimine değer ve önem vermeyen bir anlayışla yönetilmenin sonucudur" dedi.

"İLİM ÇİN'DE DE OLSA GİDİN ALIN"

CHP İl Başkanı Şadi Özdemir sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin aklını başına alması lazım. Eğer siz Fen Liseleri'ne ayırdığınız payın 17 katını İmam Hatip Liseleri'ne ayırırsanız sizin de geleceğiniz ve sonunuz budur. Bütün bu ülkelerin insani gelişmişlik sıralamasına baktığınızda dünya ortalaması 64 iken bu 57 ülkenin sıralamadaki yeri 124. Bu da o bölgelerde demokrasinin ne kadar işlevsiz hale geldiğini gösteriyor. Kişi başına düşen ortalama gelir açısından bakıldığında, dünya ortalamasının üçte 1'i kadar. İslam ülkeleri bir şey üretmedikleri için kendi halkının refahını sağlayamıyorlar. Bunun arkasındaki sorunları da bu teşkilat araştırmalı, incelemeli ve sorgulamalıdır. Peygamberimiz, ilim Çin'de de olsa gidin alın demiş. Bu anlayışın yeniden Türkiye'de yerleşmesi lazım."

KKTC'YE DE AYNI HASSASİYET

İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinde büyük bir beyin göçü yaşandığını rakamlarla ortaya koyan Özdemir; "15 yıl boyunda bu 57 ülkeden 500 bin bilim insanı yurtdışına gitmiş. Bunun 250 bini doktor. Düşünün ki kendi ülkesinde beyinleri iyi olan insanlar, kendi ülkelerinde olanak bulamadıkları için başka ülkelere gidiyor ve orada çalışıyorlar. Demek ki bizim insan ile ilgili sorunumuz yok, sistemlerle ilgili sıkıntımız var. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bunları da ana konu yapıp tartışması gerektiğine inanıyoruz. Yine de Türkiye'de toplanmış olmaları ve Filistin ile dayanışma içinde olmaları bizim için önemli ve değerli. Arzu ediyoruz ki bizim Filistin'e gösterdiğimiz duyarlılığı, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne de gösterilsin" açıklamasını yaptı.

'HİÇBİR ŞEY YAPMA' DEMİŞTİK

Konuşmasına Bursa'da yaşanan sorunlarla devam eden Şadi Özdemir, görevinden istifa eden Recep Altepe'nin Bursa'ya büyük zarar verdiğini yineledi. Özdemir; "Büyükşehir Belediyesi'nin iş yapma kültürünün, maliyetlerinin, işi sağlıklı yapma biçiminin, akılla, bilimle yapma biçiminin olmadığını her seferinde söyledik. Sayın Recep Altepe'ye 'Bursa'yı seviyorsanız hiçbir şey yapmayın çünkü yaptığınız her şey Bursa'nın geleceğini yok ediyor' demiştik. İki buçuk ay önce Mustafakemalpaşa Unçukuru arasına 40 km'lik bir yol yapıldı, asfalt döşendi. 15 gün sonra bu yol çöktü. Yeniden mıcır döküldü, araçlar zarar görüyor. Yapımından 15 gün sonra bu yol neden çöktü? Çünkü bu insanlar bu işleri bilmiyor. Yol yapmak yere asfalt serme işi değildir. Yolun zemini, zemin etüdü, mühendislik çalışması gerektirir. Ama burada harcadıkları kaynaklar bizim kaynaklarımız. Bizim paralarımızı bu şekilde çar çur ediyorlar" dedi.

MİLLİ PARK'TAKİ BÜYÜK SORUN

Uludağ Milli Parkı ile ilgili çeşitli şikayetler bulunduğunu ifade eden Şadi Özdemir, "Hiçbir işi tam yapamadıkları, batırdıkları için vatandaşı nereden yolarım diye araştırıp buluyorlar. Bu konuda cin fikirliler. Gayet başarılılar. Uludağ Milli Parkı'na girerken hepimiz bir para ödüyoruz. Oteller bölgesine gidip arabamızı bırakacağız yine para ödüyoruz. Park girişinde aldığın para ne, yukarıda aldığın para ne? Eğer uygun bir yere park etmediysen 100 TL daha ödüyorsun. Bir araçla gidiyorsunuz üç kere para ödettiriyorlar. Girişte para, bıraktığınız yere para, yanlış bıraktınız 100 Lira. Büyükşehir Belediyesi'nin atamayla gelen yeni başkanına sesleniyorum, bu konuyu da el alsın ve bu insanları yolunacak kaz muamelesi yapmasınlar" diyerek, yeni Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a seslendi.  

HEP AYNI SÖYLEMLER

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın söylemlerini dinleyince Recep Altepe'nin ilk belediye başkanı olduğu dönemin akıllara geldiğini belirten Özdemir; "Billboardlara büyük puntolarla yazdırmıştı; 'Onlar 650 milyona mal ediyordu, biz 350 milyona mal ediyoruz'  Yani benden önceki AKP'li Belediye Başkanı benim iki katıma yaptırıyordu, soymuş soğana çevirmiş diyordu. AKP'nin olduğu yerde soygun olur zaten biz bunu biliyoruz. Bunları kendilerinin itiraf etmesi güzel bir şey. Yeni Belediye Başkanımız diyor ki 5 katrilyon borca sokmuş ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni batırmış. Atanan Belediye Başkanı, görevden alınan belediye başkanını suçluyor. Buradan bakarsak bir stat yapıldı. Stadın etrafında hastane var, bir tane daha yapılıyor. Pek çok 5 yıldızlı otel var. İş merkezleri var. O bölgeye bir de stadyum yapıldı" ifadesini kullandı.

BU PARALAR KİMİN CEBİNDE?

Yeni stadın uluslararası onay almadığını sözlerine ekleyen Özdemir; "Antalya Stadı almış. Antalya Stadının maliyeti 135 milyon TL ve 1 buçuk yılda yapılmış. Bizim stadımız 5 yıldır yapılmaya çalışılıyor ve 70-80 milyon daha harcanması gerekiyormuş. Antalya'nın uluslararası müsabakalar için de onay almış stadından 4 tane yapmış olsaydık 570 milyon TL yapıyordu. Bizim stat 570-580 milyona mal oluyor. 4 stat parasıyla bir stat yapmışız. 3 stadyum parası birilerinin cebine gitmiş. Buradan soruyorum bu para kimin cebinde? İhaleleri, yapılan işleri bu mantıkla yapıyorlarsa 5 katrilyon borcu olduğuna göre 4'te 1'i kadar yani 1 katrilyon 250 milyarlık iş yapmış ama 5 katrilyon borçlanmış. O zaman eski parayla 3 katrilyon 750 milyar kimin cebinde?" diye konuştu.

HESABI NİYE SORULMUYOR?

Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyükşehir Belediye Başkanı yine diyor ki; bu borcun yüzde 60'ı 2018,2019 ve 2020'de ödenecek. Bu yıl ödenecek 1 katrilyonu var diyor. 2032 yılına kadar borçlandırmışlar, hiçbir banka kredi vermiyor. Bunun hesabını sormakla ilgili atama Büyükşehir Belediye Başkanımız personelin istifasını istemek dışında başka ne yapıyor. Önceki kadroların istifasını alıp yeni kadrolar getirecekmiş. O kadroları biz mi getirdik? Liyakati kaldırırsanız, cemaatlere teslim olursanız sonunuz budur." Bursa'nın zehir soluduğuna da dikkat çeken CHP İl Başkanı Şadi Özdemir; "Normal PM10 değeri 70'in altında olmalıyken 800'ün üzerinde değerlerden bahsediliyor. İnsanların oyunu almak için değersiz kömürleri toparlayıp, orada işçi emeğini sömürüp, vatandaşa dağıttılar. İnsanların doğalgaz kullanacak parası ve olanağı yok, dolayısıyla bir mahkumiyet düzeni yarattığınız için, bu düzenin ortaya çıkardığı kirlilik bu. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor" dedi.

HÜKÜMETTEN DESTEK YOK

"AKP kültürü akşam başka sabah başka söylemeye alışmış bir kültür" diyerek sözlerine devam eden Şadi Özdemir; "Büyükşehir Belediye Başkanı iki hafta önce T2 hattıyla ilgili kaldırılması gerektiğini söyledi. Baktı ki kaldırılacak gibi değil. 700 metresi yer altında olan 8100 metrelik bir hat yapılıyor. 110 milyon TL harcanmış. Büyükşehir Belediyesi'nin bunu ödeyecek gücü yok. Ankara'da Melih Gökçek metro yatırımlarının hiçbirine para vermedi. 20 yıllık doğalgaz parasının da üstüne yattı, bakanlıklar ödedi. Biz Bursa olarak stadyum yapıyoruz kendi kaynaklarımızdan, metro yapıyoruz kendi kaynaklarımızdan, tramvay hattı yapıyoruz kendi kaynaklarımızdan. Bursalılar AKP'ye 11-12 milletvekili gibi çok güçlü destekler verdi. Biz merkezi hükümetten payımızı almıyorsak bunun hesabını da AKP'nin Bursa Örgütü'nün vermesi lazım. Bursalılar olarak üvey evlat muamelesi görüyoruz. Maliyetler konusunda bir örnek daha vermek gerekirse İstanbul metrosu İzmir metrosunun üç katı maliyetle yapılıyor. İstanbul ile İzmir arasında ne fark var; biri halkçı belediye biri rantçı belediye" ifadelerini kullandı.

SORUŞTURMA AÇILMALI

Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: Su kuşu 18 trilyon zarar ediyormuş. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'nın görev tanımları arasında uçak, helikopter çalıştırmak gibi şeyler yok. BUDO'yu açıp kendin işletiyorsun. Restoran işletmek, kafeterya işletmek, lokantacıyla rekabet etmek, pastacıyla rekabet etmek, su satmak vs. gibi işler Büyükşehir Belediyesi'nin işleri değildir. Türkiye'nin en pahalı suyunu içiyoruz. Bursa'nın sularının yüzde 65'i yabancılara peşkeş çekildi. Sular Bursa'dan alınıp başka yerlere gidiyor. Doğal su dengesini bozuyorlar. Kestel'de Alaçam'da kurdukları tesislerle su ticareti yapacakmışız. BURFAŞ'ın zararı da çok büyük. Ortaya çıkan zararın ardından Altepe taraftarları bir açıklama yaptılar; 'Tamam zarar ettik ama bunun içinde çok fazla siyasi yemek vardı' dediler. AKP'nin yemeklerini orada bedava verdiklerini söylediler. Büyükşehir Belediye Başkanı bunun soruşturmasını açmazsa tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsun demektir."

 KENTSEL DEĞİL RANTSAL DÖNÜŞÜM

Bursa'da yapılan yanlışlıkları saymaya devam eden Özdemir; "Mustafakemalpaşa'daki Kule Restoran projesini durduracağını açıklamıştı. Sonra gidip gördü vazgeçti. Bir siyasetçi 'ya durduracağım' der ya da 'devam edeceğim' der. İznik Gölü'nde de Akşemseddin Gemisi var. Ona da eski parayla 5 trilyon para harcandı. Hiçbir yolcu taşıyamadı daha. Kentsel Dönüşüm ile ilgili de itirazlar var. Kentsel dönüşüm değil, yenileme yapıyorlar. Yol aynı, yeşil alan aynı, kültür sanat etkinlikleri aynı nüfus veya bina sayısı 2 buçuk kat artıyor. Bu birilerine değer yaratma, rant yaratmanın dışında bir şey değil. Nerede yapıyorlar; Nilüfer'in para yapan yerlerinde yapılıyor. Nerede yapılması gerekiyor; yüzde 90 Yıldırım'da, Osmangazi'nin yüzde 60'ında hatta yüzde 80'inde. Esas buralarda bir dönüşüme ihtiyaç var. Dönüşüm yaparken hak sahiplerini, yüklenicinin, müteahhidin kucağına oturtmayacaksınız. Siz kamu olarak, belediye olarak ortada olacaksınız. Başından itibaren bu dönüşüm şeklinin yanlış olduğunu ifade ettik. Başkan da bunu fark etmiş yeni bir şeyler yapılacağını ifade etti ama bu vizyon onu kurtaracak şekilde değil" dedi.

SUÇ UNSURU BULUNMAMIŞTI

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevden alınmasının altında çok farklı nedenler yattığını söyleyen Özdemir; "Ataşehir Belediye Başkanımız kendisi hakkında soruşturma açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve İçişleri Bakanlığı'ndan, Büyükşehir Belediyesi'nden, Sayıştay'dan müfettişler gelmiş inceleme yapmış ve herhangi bir suç unsuru bulamamış. Rapora böyle yazmış ve gitmişler. Ataşehir Belediye Başkanı'nı görevden alma gerekçeniz nedir?  Nedeni gayet açık, iki tarafı var. Reza Zarrab meselesi ve Man Adası belgeleri bunları çok sarstı. Özellikle Man Adası meselesinin ardından ve Reza Zarrab'ın itiraflarının ardından ki o itirafları hepimiz yıllardır biliyoruz, hemen Cumhuriyet Halk Partisi'ne saldırıya başladılar. Önce Geçmiş Dönem Bursa Milletvekilimiz Aykan Erdemir'in belgeleri ABD'ye götürdüğünü ve davanın şahidi olduğunu söylediler. Aykan Erdemir gerekli açıklamaları belgeleriyle yaptı, ne şahit ne de belge vermiş. Bir kirletme operasyonuna başladılar. Reza Zarrab konusu da Man Adası belgeleri de külliyen yalan dediler. Bunlar yalansa 4 bakanı niye uzaklaştırdınız?" diye konuştu.

NİYE SORUŞTURMA AÇILMADI?

Özdemir sözlerine şöyle devam etti: "Ataşehir Belediye Başkanımız kendisi hakkında soruşturma yapılmasını istedi. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da kendisi ve ailesiyle ilgili bir soruşturma önergesi verdirtti. Kendisi ve akrabalarıyla ilgili bir mal varlığı edinme durumu varsa ortaya çıkarılmasını istedi. Peki Başbakan Binali Yıldırım, oğullarının yurtdışında şirketleri olduğu iddia edilince, 'Öyle bir şey yok, soruşturma açılsın incelensin' dedi mi? Soruşturma önergesi verdiğimiz zaman AKP Milletvekillerinin oylarıyla reddettiler. Bunlar ikiyüzlü siyasetçiler. Man Adası belgeleri için de yalan dediler. Sonra ticari meseleye döndü, arkasından Cumhurbaşkanı 'hiçbirinin orada şirketi yoktur, ticareti yoktur' dedi. Ardından bir açıklama daha yaptı, 'Bunlar gelen para, giden para değil. Orada bir ticari faaliyet var' dedi. O zaman bu paralar ne karşılığında geliyor, ne sattınız da geliyor? Faturasını gösterin diyoruz, gösteremiyorlar. Cumhurbaşkanı'na, seçildiği günden bu yana diplomasını soruyoruz, 'diplomam budur' diyemiyor. Gündem değiştirmek için ve görevden aldığı AKP'li belediye başkanlarının FETÖ bağlantılarını, rüşvet, yolsuzluk, soygun düzenini tartışmaların dışında bırakmak için bizim belediye başkanlarımızı görevden alıyorlar."

KENDİ İÇİNDE KOALİSYON

Türkiye'nin hızlı bir değişime ihtiyacı olduğunu sözlerine ekleyen Özdemir; "Biz senin gibi kirli değiliz ki. Sizin belediyeleriniz bir yatırımı 3 Liraya mal ederken biz 1 Liraya mal ediyoruz. Biz halk adına, kamu adına siyaset yapan, halkının çıkarlarını düşünen bir partiyiz. Siz 15 yıl önce kuruldunuz biz Cumhuriyet'i kuran partiyiz. Biz Kurtuluş Savaşı'nda şehit olanların partisiyiz. Çanakkale'de, İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da şehit olanların partisiyiz. Biz Menemen'de şehit edilen Kubilay'ın partisiyiz. Biz ulusal çıkarları, halkın çıkarlarını korumasını bilen bir partiyiz. Türkiye'nin hızlı bir değişime ihtiyacı var. Bu gidişat da bunu gösteriyor" açıklamasında bulundu. "AKP koalisyon hükümetleri konusunda da çok fazla şey söylüyordu" diyen Özdemir; "En büyük koalisyon AKP'dir. Yüzlerce cemaatle ortaktır. Süleyman Soylu örneği gibi birçok partiyle de ortaktır. Şimdi MHP de ortak oldu. AKP, Türkiye'yi yanlış yönetiyor. Belediyeleri yönetemiyor. Bursa Belediyesi'ni de bu bataklıktan çıkaracak olan sosyal demokrat bir anlayıştır. Bütün Bursa nasıl Nilüfer'e Mudanya'ya özeniyorsa, bütün Bursa'yı Nilüfer gibi, Mudanya gibi yapmak istiyorsak bu değişimi hızlıca yapmalıyız" ifadelerini kullandı.

DEMOKRATİK BİR ŞEKİLDE SEÇİM

Son olarak CHP içerisinde yaşanan kongrelere değinen Özdemir; 'Kongre sürecimiz devam ediyor. Gayet demokratik bir şekilde delege seçimlerimizi yaptık. Birkaç yer dışında ciddi bir problemimiz olmadı. Bize 1054 mahallenin yalnızca 12'sinden itiraz geldi. Onları da inceleyerek gerekli kararları aldık. Demokratik bir delege seçimi yapmaya çalıştık. Tam arzu ettiğimiz gibi değil ama geçmişte yapılanlara göre çok daha ileride demokrasi sistemi uygulamaya çalıştık. Sonrasında ilçe kongreleri başladı. Ben İl Başkanı olarak delege seçimleriyle, ilçe kongreleriyle doğrudan ilgilenmedim. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı'nın mahalledeki delege seçimine müdahale etmesini uygun bulmam. O yüzden kendi mahallem de dahil olmak üzere hiçbir mahalle seçiminde bir inisiyatif almadım. İlçelerimiz delege seçimlerini yaptı. İlçe kongrelerimiz başladığında spekülasyonlar da başladı" dedi

İLÇE SEÇİMLERİNE MÜDAHİL DEĞİLİZ

Sözlerine devam eden Şadi Özdemir; "Elbette siyaseten bütün arkadaşlarımızın görüşleri var. Hepsi bu süreçte rol alabiliyor. Daha rahat rol alsınlar ve İl Başkanı adına davranılmasın diye delege seçimlerinden önce İl Başkan Yardımcılığı görevlerini kaldırdım. Herkesin tavrı kurumsal değil,  bireysel olsun dedim. O nedenle kurumsal bir tavrımız yoktur. Bazı köşe yazarlarının 'iki kişiden duydum böyleymiş' diye bunları yazdıklarını görüyorum. Biz herhangi bir ilçe kongresine müdahil değiliz, herhangi bir ilçede aday çıkarmadık. Bazen kaybetmiş ya da kazanmış diye de yazıyorlar. Sonuç olarak hiçbir ilçede aday çıkarılması konusu kesinlikle olmadı. Elbette partiye daha yararlı olacağını düşündüğüm adaylar oluyor ama fikrimizi soran olursa söylüyoruz. Sormazlarsa fikrimizi de beyan etmiyoruz. Delegelerin peşinde koşup ona oy verin buna oy verin demeyi şahsen kendime uygun bulmuyorum" ifadelerini kullandı.

ÖNEMLİ OLAN ANLAYIŞIN DEVAMI

Net bir şekilde ilçe kongrelerinde taraf olmadıklarını belirten Özdemir; "12 ilçemizin kongresi tamamlandı. 16-17 Aralık'ta kalan 5 ilçemizin kongrelerini de yapıyoruz. 7 Ocak'ta da İl Kongremiz var. İl Kongremizi de demokratik bir şekilde yapmak istiyoruz. Genel Başkanımız da kongremize katılmayı istiyor. Herkes seçme ve seçilme hakkını kullansın. Bu mevkilerin kişisel olarak kavga edilecek mevkiler olmadığının bilincindeyim. Buralar hizmet yerleridir. Burada ancak verirsiniz. Bir şey vermek için kavga edenleri de anlamak mümkün değil. Örgütünüz size görev verir, ihtiyaç vardır. Partiyi büyütme, barışık, çalışkan, iktidarı hedefleyen parti modelini kimseyi dışlamayan, herkese partilim diye bakan modeli, anlayışı, projeler üreten ve Bursa'yı büyütmeye devam edecek bir anlayışın gelmesini arzu ederiz. Şadi'nin Ahmet'in Mehmet'in bir önemi yoktur. Esas olan anlayışların devam etmesidir. İl Başkanlığı da bu partinin en zor görevidir. Umuyorum burada, bu anlayışı sürdürecek bir anlayış devam eder. Biz görev alırız ya da almayız, arkadaşlarımızla beraber önümüzdeki hafta bunun kararını vermiş oluruz" açıklamasını yaptı.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2017.12.14 18:20 - Son Güncellenme: 2017.12.14 18:30 - HABER MERKEZİ
A