'Cem Uzan, Erkan Mumcu ve Demirtaş projesi...'

'Cem Uzan, Erkan Mumcu ve Demirtaş projesi...'

Başbakan Davutoğlu, "2002'de Cem Uzan, 2007'de Erkan Mumcu, 2011'de Kılıçdaroğlu ve şimdi de Demirtaş senaryosu uygulanıyor" dedi.

2015.03.28 14:40 - Son Güncellenme: 2015.03.28 14:41 - Siyaset - HABER MERKEZİ
A
'Cem Uzan, Erkan Mumcu ve Demirtaş projesi...'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Habertürk Televizyonu'nda yayınlanan 'Gündem Siyaset' programında Habertürk Ankara Temsilcisi Veyis Ateş'in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.


CEM UZAN'DAN SONRA DEMİRTAŞ SENARYOSU UYGULANIYOR

"Eğer bugün çözüm süreci ile ilgili bazı engellerle karşı karşıya kalınıyorsa bunun birinci mesulü HDP'dir veya onların yanlış yaklaşımı, bizatihi söylüyorum Demirtaş'ın kendisidir" diyen Davutoğlu, "Eğer Kobani olayları sırasında bir istismarla ortalık tarumar edilecek şiddete yönelmiş olsaydı, biz kurduğumuz çözüm kuruluyla, o süreci biz yılbaşına kadar tamamlama niyetindeydik. Biz, çözüm sürecinde mesafe almış silahsızlanmaya giden yolu açmış olacaktık ama öyle bir 6-7 Ekim yaşattıklar ki bize, o süreci tekrar rayına oturtmak birkaç ayı aldı. İzleme heyeti tartışmaları o zaman da vardı. yeni şeyler değil unlar ama bizim görmek istediğimiz silahsızlanma iradesiydi. Öyle zamana yaydılar ki biz de 6-7 ekim olaylarından sona iç güvenlik paketini hazırlamak durumunda kaldık, bu geçikti. 6-7 ekim olayları dolayısıyla. Arkasında Aralık ayı gibi süreci rayına oturttuk. Geçen hafta Dolmabahçe'de açıklanan şeylerle silahsızlanma yönünde yeni bir adım atılacağı konuşulurken, Demirtaş süreci sabote etti. Demirtaş, seçim öncesindeki tutumlarıyla, esas niyetinin diğer diğer HDP'lilerle görüşlerine aykırı bir şekilde esas niyetin başka bir proje olduğunu ortaya koydu. 2002 yılında biz iktidara giderken, Genç Parti şeyi yaşandı. Türkiye'de tabanı olmayan parti oluşturulup AK Parti engellenmeye çalışıldı. Genç Parti'nin çıkışı AK Parti'nin yükselişini aşağıya çekmekti. Mesele AK partinin önünü kesmekti. 2011'e giderken kasetlerle vesaire Kılıçdaroğlu getirildi, Gandhi, hikayesini bilir mi bilmem, nerede yaşar bilir mi bilmem, bir PR şeyiyle ortada bir alternatif çıkartılmaya çalışıldı. Şimdi de bir Demirtaş, HDP projesi var. CHP'den ümidi kestiler. MHP'nin zaten birşeyleri engelleyici bir rolü var. Geriye ne kaldı, HDP diye bir proje geliştirmek ve Demirtaş'ın da bunu dillendirmesi.Düşünülüyor ki, HDP barajı aşarsa ak parti 300 civarına kadar inecek. Matematik o kadar hassas olacaktı ki AK Parti kendini güvende hissetmeyecek, yeni bir senaryo oynayabiliriz senaryoyu onlar oynamaya çalışıyorlar ama senaryoyu millet yazıyor onlar bilmiyorlar" ifadelerine yer verdi.

"KİMİN BAŞKAN OLACAĞINA DEMİRTAŞ KARAR VERECEK DEĞİL"


Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "HDP'ye ve Demirtaş'a şunu ifade etmek isterim. Kimin başkan olacağına Demirtaş karar verecek değil. 6-7 ekim olalarını kışkırtan twiteyle, kim adına sabote etmiştir. Demirtaş'ın son dönemde görüştüğü kişiler, yaptığı çalışmalarla ilişkilendirebilirsiniz. Niye herkes çözüme odaklanmışken, ortada çözüm süreci konuşulurken 2-3 dakikalık grup toplantısı yapacaksınız. Bunun sebebi ne olabilir? Çünkü birileri statüko adına çözüm sürecini durdurmak, Cumhurbaşkanımızın meşruiyetini tartışmaya açmak, AK Parti tarafında kendince manipülasyonlara yönelmek, bir taşta birkaç kuş kendilerince. İzleme heyeti bizatihi kendisinin önemli olmasından daha çok sürecin kendisi önemli. Bu tutumuyla, 7 Haziran'dan sonra HDP meclise giremezse şikayet etmeyecekler, köşelerine çekilecekler."

HDP denilen yapının tek parçalı bir yapı olmadığını belirten Davutoğlu, kendi taraflarındaki iradenin belli olduğunu ve milletin çözüm sürecine sahip çıktığını ifade ettti. Kamuoyu anketlerinin bunu yansıttığına dikkati çeken Davutoğlu, bu desteğin yüzde 70'ler civarında olduğunu söyledi.

Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izleme heyetine yönelik açıklamalarına ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanımızla bizim aramızda bu anlamda iletişim problemi yok. Biz yolumuza devam ediyoruz, bu konudaki kararlılığımızı devam ettiriyoruz. Bu anlamda iletişim sıkıntısı yok. Varsa eğer bu giderilir" dedi.

İzleme heyeti için Bakanlar Kurulu kararına gerek olmadığına belirten Davutoğlu, Bakanlar Kurulu'nun bütün taraflarla diyalog kurabildiğini söyledi. Davutoğlu, silahsızlanma adına her türlü adımın atılabileceğini belirtti.

Yemen'de yaşananlara değinen Davutoğlu, bütün ilgili ülkelerin bu konuda doğru tavır alması gerektiğini ve İran başta olmak üzeren herkesin soğukkanlılıkla bu bölgenin ateş hattında olduğunu düşünmesi gerektiğini söyledi.

Davutoğlu, 2009 KPSS'sinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin, "Bunda açıkça görülüyor ki Ankara'da birilerinin birtakım siyasi gerekçelerle ortaya attığı bir şey değil. En büyük ahlaksızlık insanın geleceğini çalmaktır. Ben bir öğretmen, hoca olarak imtihanları okurken bir taraftan öğrenci perspektifiye bkarken asistanlarıma hiç okutmadım. Bir grup örgütleniyor, soruları çalıyor kendi taraftarlarına bunu veriyor. Bu bir bardak, bir bina çalmak değil ki onlar da büyük bir suçtur. İnsanların geleceğini çalıyorsunuz. Bütün bu süreç devam ediyor. Bu çetenin dışarıdaki unsurları kim olursa olsun bir gün bunun hesabını verecekler. Hukuk ne gerektiriyorsa o yapılacak. Bu ispat edilirse buna mahkeme karar verecek. Sonuç ne olursa olsun o uygulanır. Bu bir zulümdür çünkü bir insanın hakkını gasp ediyorsunuz. Gereken neyse yapılacak" dedi.

KILIÇDAROĞLU'NUN EMEKLİ İKRAMİYESİ VAADİ TARTIŞMALARI

Kılıçdaroğlu'nun emekli ikramiyesi ve borç vaadi tartışılmalarını değerlendiren Davutoğlu, "Önümüzdeki dönemde çalıştığımız üretim ve istihdam paketi var. Kılıçdaroğlu'nun sorumsuzluğu bekara hanım boşamak kolay diye bir söz vardır. Hiçbir zaman iktidar olamayacak birisi için şimdiden böyle taahhütlerde bulunmak kolay. Biz, taahhütte bulunduğumuz şeyi 8 Haziran sabahı yapmamız gerektiğini biliyoruz. Bulutların üzerinde dolaşabilir, hiç yere inmedi ya Kılıçdaroğlu. İnince de soruyor biz ne zaman düşman olduk diyor Suriye ile ilgili ölen yüzbinlerce insanı hatırlamadan. Dün hayretle izledim, emeklilerle ilgili söylediği husus, emeklilerimizin bu şekilde kandırılacağını zannediyor. Rasyonel bir ekonomik kalkınma için bizim sağladığımız iyileştirmeleri yine yapacağız. Kılıçdaroğlu'nun gözleri ışıl ışıl parlıyor, zenginleşen bir ülkeyiz, gelecekte bunu talan edecek. Var olanı talan etti bitirdi, borçsuz şekilde aldığı SKK'yı talan etti. Herkes verdiği sözün gereği konusunda düşünmeli. Halkımız da bunu hesap etmeli. 1991 seçimlerine giderken her eve iki anahtar diye sözler verildi. Ne oldu? Kılıçdaroğlu gelirse, emekli vatandaşlarımıza söylüyorum yılda ek iki maaş diyor ya Allah muhafaza var olan maaşlarınız da kalmaz bir de bunun gittiği notere para ödemişse onların kazanacağına diyeceğimiz yok ama Kılıçdaroğlu yanlış adrese gidiyor. Demokrasilerde noter millettir. Notere gitmesi bile özgüven eksikliği. bizim sözümüz söz ayrıca notere ihtiyaç yok. Kimsenin kendisine güvenmediğini biliyor" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, 7 Haziran genel seçimlerine işaret ederek, "Önümüzde ciddi bir maraton var. Halkımızın ayağına gidip destek isteyeceğiz. Geçen seçimlerin üstüne çıkmak temel hedefimiz" dedi.

"KILIÇDAROĞLU'NUN KENDİ KADROLARINA GÜVENİ YOK"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekilliğine sıcak bakmayan Kemal Derviş'e 'dışarıdan bakanlık' teklifinde bulunmasına ilişkin, "Kemal Derviş'i davet etmiş. Ben olsam ekonomi ekibinde 'Biz bu işi bilmiyor muyuz' bir Kılıçdaroğlu'na sorardım. Kemal Derviş de bunu kabul etmiş. Demek ki Kılıçdaroğlu'nun kendi kadrolarına güveni yok. İçeride tartışmaların başlaması lazım. Herhalde bir sormaları lazım Kılıçdaroğlu'na, bizi niye çağırdın' demeleri lazım. ilginç bir şekilde dışarıdan bakan atama biz de olur ama ilk defa muhalefette dışarıda bir makama atanıyor. Bu sanal kabine. Bu kabine ne kadar sanalsa Kılıçdaroğlu'nun iki emeklilik maaşı da o kadar sanaldır" diye konuştu. 

Diğer Siyaset Haberleri için tıklayın


2015.03.28 14:40 - Son Güncellenme: 2015.03.28 14:41 - HABER MERKEZİ
A