Bursalılar Gürsu'da taş ocağı istemiyor

Bursalılar Gürsu'da taş ocağı istemiyor

DOĞADER başta olmak üzere birçok oluşum ve ilçe halkı Bursa'nın Gürsu ilçesinde yapılması planlanan taş ocağına karşı çıkıyor.

2024.06.05 12:40 - Son Güncellenme: 2024.06.05 17:18 - Bursa Bölge - CEREN SÜMBÜL
A
Bursalılar Gürsu'da taş ocağı istemiyor

CEREN SÜMBÜL / BURSADA BUGÜN

5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde DOĞADER; Bursa Ziraat Mühendisleri Odası, Gürsu Ziraat Odası, Gürsu Esnaf Odası, Adaköy, Ağaköy, Hasanköy, Canbazlar, Karahıdır, Kazıklı, Dışkaya, Ericek, Kumlukalan ve İğdir mahallelerinin muhtarları ile birlikte Gürsu Dışkaya Yolu'nda basın açıklaması gerçekleştiriyor.

DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir basın açıklamasının açılışını gerçekleştirdi. Demir, "Karşıda Uludağ, önümüzde Bursa'nın son ovası olan Gürsu Ovası. Bursa ovasında plansız yapılanmayla Bursa'yı, bizleri zehirliyorlar. Yıllardır nilüfer çayı zehir akmaktadır. Bursa Ovası yanlış planlamayla yok edilmektedir. Bizler 10 gün önce burada alan gezileri yaptık ve ne yapılabileceğini konuştuk ve üzerimizde hırka, ceket vardı. Şimdi ise havalar 38 derecelere çıktı. İklim değişiyor. Adında orman, su, çevre, iklim geçen bakanlıklara soruyoruz; kuralıkla mücadeleyi ormanları yok ederek, madencilik ruhsatı vererek mi yapacaksınız? Bizler DOĞADER olarak bu vahşi doğacılık örneği taş ocağı kapatılana kadar mücadelemize devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"EKONOMİYE 7-8 MİLYAR TL KATKI SAĞLAMAKTADIR"

Gürsu Ziraat Odası Başkanı Kamil Dönmez konuşma gerçekleştirdi. Dönmez, "Gürsu ilçemizde 40 bin dönüm tarım arazisinde üretim yapılmaktadır. Bu alanın 28-29 bin dekarında armut yetiştiriciliği yapılırken diğer kalan dekarlarda ise şeftali, nektarin; dağların eteklerinde zeytin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Türkiye armut üretimi 530 bin ton iken Bursa armut üretimi 250 bin ton, Gürsu'da ise armut üretimi 120 bin tondur. Bunun ekonomik boyutuna bakarsak ekonomiye 7-8 milyar TL katkı sağlamaktadır. Bu üretimi yapmak için ovada tarımsal üretimi işgal eden nüfus 12-13 bin civarında olup meyve hasat döneminde bölgeye dışarıdan yatılı ve günü birlik olarak 10-12 bin kişi çalışmak için gelmektedir. Meyve budama-seyretme-hasat için yıl bazında düşünüldügünde yaklaşık 570-600 bin kişiye tarımda istihdam sağlanmaktadır. Ürettiğimiz meyvelerin %30'luk kısmı yurtdışına ihraç edilmektedir" dedi.

"BAŞKA BİR ÜLKEDE OLSA ÇİVİ ÇAKILMASINA BİLE İZİN VERMEZ"

Dönmez, "Bizler üretim yaparak 85 milyon halkımızı ve 30 milyon turisti doyuruyoruz. Tarım nüfusu giderek yaşlanırken bölgemizde tarımı bırakıp başka iş arayan ve köylerden şehirlere göç eden kişi sayısı bir elin parmakların geçmez. Ürettiğimiz ürün bölgeye özel olup Gürsu Ziraat Odası olarak hem Santa Maria hem de Deveci armut çeşitlerimizin Coğrafi İşareti alınmıştır. Bırakın ülkemizi dünyada dahi toplu alanda armut üretimi yapılan başka bir ova örneği yoktur. Ülkemizde özellikle armut üretiminde dekar verimi bakımndan orta amamız 2-3 kat fazla olup bodur bahçelerde dekardan 10-12 ton ürün alnabilen bir alana sahibiz. Böyle bir ova başka bir ülkede olsa tarım dışında bir çivi çakalmasına müsaade etmezler.

Ova bu durumdayken insan sağlığı, tarımsal üretim ve çevre zararına yol açan taş ocağının belediye tarafından yapılmasını kamuoyunun takdirine sunuyoruz. 3573 Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. Maddesinde; 'Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine nani olacak kimyevi atik bırakan, toz ve duman çıkarantesis yapılamaz ve işletilemez' ifadesi geçerken bu ocak nasıl izin almış merak ediyoruz.

Bu yetmezmiş gibi kuş uçumu 800-1000 metre olan İğdir köyünün tepesinde bu ocağı çalıştırmak akla sığmayan bir hadisedir. Bulunduğumuz bölgede bir belediyenin yapmış olduğu mesire alanı, diğer bir belediyenin ise taş ocağı vardır. Bu alan ile taş ocağı arasında 150-200 metre mesafededir. Taş ocağı ile mesire alanın girişinin aynı olması üzerinde durulması gereken ayrı bir konudur. Bizler Gürsu çiftçileri olarak tüm bu olumsuzluklara rağmen inadına üreteceğiz ve üretmeye devam edeceğiz. Bir gün herkes şahit olacak ki gıda ve temiz çevre olmadan yaşam sürdürülemez" diye belirtti.

"SİZE DESTEK VERMEMİZ GEREKİYOR"

Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun hukuksal sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı. Öztosun, "Bursa ovası zaten talan edilmiş durumda. Tarım alanları yok edilmek üzere. 20 yıldan beri plansız ve kötü sanayileşme bunun gibi ocaklarla beraber Bursa şehrinin havasını ve suyunu zehirlemiş durumda. Bursa şehrinin ısısı 2 derece artmış durumda ve geri dönülemez noktaya varmamız an meselesi. Hatta 5-10 yıl içerisinde Bursa artık yaşanmaz bir şehir haline gelecek. Bunu biz söylemiyoruz bunu bilim insanları söylüyor.  Sizin ovanıza, ağaçlarınıza sahip çıkmanız gerekiyor. Bizim de size destek vermemiz gerekiyor" diye ifade etti. 

"MÜCADELENİN YANINDAYIZ"

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çakmak, "Gürsu ovası gibi bir ovayı yok etme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Toz bir canlı olan bitkinin en büyük düşmanlarından biridir. O  bitkiye sürekli olarak toz verirseniz o bitki yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu yapıya karşı mücadele etmek zorundayız. Bizler bütün paydaşlarla beraber bu mücadelenin yanındayız" dedi.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2024.06.05 12:40 - Son Güncellenme: 2024.06.05 17:18 - CEREN SÜMBÜL
A