Bursalı sivil toplum örgütlerinden Meclis'te ÇEDES açıklaması
Bursa'da bulunan sivil toplum örgütleri, ÇEDES (Çocuklara Eğitimde Destek) projesine karşı tepkilerini dile getirmek amacıyla bir açıklama etkinliği düzenledi. Etkinliğe katılan platform, ÇEDES projesinin eğitim sistemine getireceği değişikliklere ve endişelere dikkat çekti.
2023.10.25 15:29 - Son Güncellenme: 2023.10.25 17:15 - Bursa Bölge - SADİYE GÜRSOY
CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Bugün çok riskli ve karşı olduğumuz ÇEDES projesi ile ilgili açıklamalar için buradayız. Bursa dan gelen değerli sivil toplum örgütlerimiz ile birlikte karşınızdayız. Aramızda kısa adı BULKEP olan Bursa Laik ve Kamusal Eğitim platformu ve onun içerisinde olan Veli-Der Başkanı, Eğitim -İş Sendikası Başkanı, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Övder, 29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı, Bursa Barosu, Birleşik Kamu-İş Sendikası, sivil toplum örgütlerimiz ile birlikteyiz.
Etki alalını çok geniş, ucu açık; ancak bilgi paylaşımının olmadığı sessiz sedasız eğitim sistemimizde uygulamaya geçilen, ancak anayasamızın bir çok maddesine aykırı ÇEDES ile ilgili kaygılarımızı sizlerle paylaşacağız; ÇEDES ve etkilerinin tüm yönleri ile araştırılması ve durdurulması ile ilgili araştırma önergesi verdiğimi belirtmek isterim.

Birkaç şehirde fiilen uygulamaya geçmiş, bir çok ilde uygulama hazırlıklarına başlanmış ve gerek içerik gerek yöntem açısından riskli Çedes isimli bir uygulamayla karşı karşıyayız. Bu uygulama kapsamında çeşitli kurum ve kuruluşlar, protokollerle Milli eğitim yapımızın omurgasına dahil olacaklar ve eğitimcilerin gerçekleştireceği görevleri herhangi bir yetkinliği denetlenmeden, pedagojik formasyon olmaksızın üstleneceklerdir.
Milli Eğitime dahil olacaklar. Okul hayatına yeni başlayan, Anayasal güvence altına alınan eşit eğitim hakkı ile Milli Eğitime teslim edilen çocuklarımız; daha alfabeyi öğrenmeden, yaşamı öğrenmeden, bilim ile tanışmadan, ruhsal gelişimlerini tamamlamadan çocuklarımıza diyanet görevlisi imam, vaizler aracılığı ile ne anlatılacaktır? Kimden gelmektedir bu talep?
"Anayasa 42. Maddesi gereğince Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Eğitim ve öğretim, Devletin başta gelen ödevlerindendir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır dedi. ÇEDES amacını kapsayan kanunla düzenlenmiş, Milli Eğitim kurumunun görev sorumluluklarının bu uygulama ile üçüncü kurumlara devri ile ilgili endişelerimiz çok yüksektir. "

Bu faaliyetler sırasında müfredat dışı meseleleri çocuklarımızın önüne getirecekler. Zira Çedesi sınırlayan bir müfredat yok. Tamamen uygulayıcıların takdirine bırakılmış bir uygulama olduğunu görüyoruz! Etkileşim içerisine girecekleri çocuklarımız için yaş sınırı ön görülmeyen bu uygulamada, evlatlarımız çeşitli tarikat ve cemaatlerin tedrisatına "temel değerler eğitimi" adı altında terk edilecektir. Üstelik tüm bu işlemler Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında gerçekleştirilecektir.
ÇEDES kapsamında, ÇEDES Uygulama Mekanları'ndan; Diyanet vaizlerinden ve Değerler Kulüplerinden bahsedilmektedir.
Projeden beklenen amacın "Öğrencilerimizin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerimizi benimseyen koruyan ve geliştiren fertler olmalarına , bilime sevdalı , kültüre meraklı ve duyarlı bireyler olarak yetiştirilmesi" olduğunu söylüyorlar. Bu amaç, herkes tarafından bu proje olmadan önce de Milli eğitimden beklenen ve Kanunla da bu ifade edilmiştir.
Ne var ki uygulama yönergesine bakıldığında Diyanet İşleri Başkanlığını ve iktidar çevresinde kümelenen tarikatların Milli Eğitim aracılığı ile okul içerisine dahil edilmesi net görülmektedir.
Bugün 22 yılda toplumumuzun içerisinde bulunduğu yozlaşma sürecinde diyanetin ne yönde tavır aldığına ilişkin takdir kamuoyunundur. Büyük yolsuzluk dosyalarına, zenginleşen gayri meşru güç odaklarına, adaletsizliğe, emeğin değersizliğine, fakirliğe, mafyalaşmaya, uyuşturucu baronlarına ve tefeciliğe vb birçok milletin birliği ve varlığını ilgilendiren konuda sessiz kalan Diyanet Kurumu son 22 yılda yalnızca akıl ve toplumsal değerlerimiz dışındaki fetvalarla ve kadrolarla gündeme geliyor, bunların örneklerini hepimiz biliyoruz.
Halkımızın diyanete güveni ile ilgili Aksoy Araştırma'nın "Diyanet'e Güven Anketi"nde "hiç güvenmiyorum(42,2)" ve "güvenmiyorum(11,2)" cevabının toplamı %53,4'dür. Bunun sebebini çok uzaklarda aramaya gerek yok.

Rıfat Börekçi'nin ilk başkanı olduğu Diyanet Kurumu zamanının doğrulardan sapmış ve gerçeklikten kopmuştur. Diyanet'in akıl dışı bu fetvalarla ruhsal gelişimini tamamlamamış çocuklarımızla iletişime geçecek olmasını kabul etmek mümkün değildir. Bugün, "Kültürel Değerler" olarak çocuklarımıza verilmek istenen değerlerin kökeninin kişilerin tercihlerinden değil; milli eğitim müfredatından gelmesi; sevgi, hoşgörü ve barış coğrafyası anadolu mirasından olması gereken değerler olmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Hukuk Müşavirinin Avrupa Şampiyonu olmuş ve göğsümüzü kabartmış A Milli Voleybol Takımımız hakkındaki fikri "Bacağı baldırı açık, 18-20 yaşlarındaki kızları voleybol maçlarının milletin önünde seyrettirip, batının kültürüyle giydirip, milli takım diyeceksin, bilmem nerenin sultanı diyeceksin, ayıptır, günahtır." şeklindedir.
ÇEDES bünyesinde çocuklarımıza milli değerler anlatacağı iddia edilen Diyanet İşleri Başkanlığı, göğsümüzü kabartmış Kadın Milli Voleybol Takımımızı takdir edemeyecek kadar milli çizgiden uzaktır.
İşte Atatürk'ün kurduğu, boynuna padişahın idam fermanını asarak milli mücadeleye destek vermiş; samimi dindar ve vatansever Rıfat Börekçi'nin ilk başkanlığını yaptığı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın geldiği nokta budur.
Milli bayramları kutlarken dahi Atatürk ve silah arkadaşlarını anmaktan aciz kimseler tarafından; çocuklarımıza, öğretmenlerin veremediği hangi milli değer verilecektir?
Bizim milli değerlerimiz bellidir : milli değerlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıdır, milli değerlerimiz Kuvai Milliye değerleridir. Milli değerlerimiz cumhuriyet bayramıdır, milli değerlerimiz Gazi Meclisimizdir, milli değerlerimiz bayrağımız ve vatanımızın bölünmez bütünlüğüdür. Hudutlarımızda namusumuzu koruyan Mehmetçiğimiz ve kahraman ordumuz milli değerimizdir. Eğer çocuklarımızın milli değerlerini güçlendirmek ise amaç ; biz böyle 19 Mayıslarla, 30 Ağustoslar, 29 Ekimler 23 Nisanlar ile büyüdük. 1 ay süren bu hazırlıklar ile milli değerlerimizi benliğimize işledik. Bakın Cumhuriyetin 100 . yılını kutlayacağız. Bakın tüm valiliklerin iktidarın 100. yıl kutlama hazırlıklarına bu kadar sönük, bu kadar sıran mı kutlanır. Bir 100 yıl logosu, parası, pulu anısı dahi yaratmak istemeyen bir iktidar var. Sanki başkasının 100.yıl kutlaması gibi.
Dolayısıyla, Çedes kapsamında amaç bellidir. Amaç : okullarımızı AKPnin arka bahçesi yapmak ve çocuklarımızın maneviyatını dahi siyasi istismara maruz bırakarak "yandaş" yetiştirmektir.
Eğer iktidar çocuklarımızı düşünüyorsa;
-Sosyal devlet olmanın sorumluluğu olarak Sosyal Hizmet Uzmanı atasın çocuklarımıza
-Psikolojik Danışman Pedagog okullarımıza atasın. Her çocuk, fakirin çocuğunun da psikoloğa erişebilsin.
-Siz çocuklarımıza 1 öğün yemek veremezken, onları okullarda aç bırakırken, bu ÇEDES e bütçe nasıl buluyorsunuz.
- O kadar atanamamış öğretmeni atayarak, öğrenci başına düşen öğretmen sayısını normal seviyelere taşıyın.
22 yıldır bu nevi politikalarla dini duyguları istismar edilmek istenen toplumumuz tam aksi istikamete doğru yol almaktadır. İkiye bölünmüş halkımızın arasındaki temas noktaları giderek azalmakta; milli birlik ve beraberlik hissi yıpranmaktadır.

Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı'na çocuklarımızı emanet edeceğimiz bir örgün öğretim modeli kurulmak istenmektedir. Esası itibariyle tehlikeli gördüğümüz uygulamanın usulleri de hayli ilginç!
Uygulama kapsamındaki yöntemler akıllara geçmiş yıllarda tarifi imkansız mağduriyetler doğurmuş, Feto vari bir yapılanmayı hatırlatıyor.
Sizlere yönetmelikten kısımlar okuyacağım.
Uygulamanın yasal dayanağı olan yönetmelikte : "Temsilci öğretmen (kulüp rehber öğretmeni) ve Diyanet gençlik koordinatörleri tarafından, değerler kulübü öğrencilerinin süreç içerisindeki gelişimlerini izlemek amacıyla gözlem, görüşme, anket, ölçek gibi araçlardan yararlanılır." diyor.
Bu uygulama sizlere örgütün tuttuğu fişleme çetelelerini hatırlatmıyor mu? Bugünden yarınlarımızı fişliyorlar, daha Bugünden evlatlarımız fişleme ve siyasal baskıyla tanıştırılıyor.
"Ayda bir kez olmak üzere, temsilci öğretmen, diyanet görevlisi ve gençlik spor temsilcisi koordinesinde ÇEDES Projesi Uygulama Mekânlarında veli toplantıları yapılır" diyor. Velilerden beklenen nedir; bu toplantılara katılan ve katılmayan veliler arasında bir statü farkı oluşacağı açık değil mi? Bu durum sizlere Fetonun okullarda gerçekleştirdiği ve fişlemeler yaptığı veli toplantılarını hatırlatmıyor mu? Bu toplantıların içeriği belirsiz olmakla birlikte katılmayan devlet memuru velilerin ne ile karşılaşabileceğini tahmin etmek zor değil.
"Hafta sonu, yarı yıl tatili veya yaz tatilinde Değerler Kulübüne yönelik kamp, gezi, piknik, sinema, iftar programı gibi motivasyon artırıcı faaliyetleri düzenler." (Temsilci Öğretmenin (Kulüp Rehber Öğretmeni) Yükümlülükleri) diyor. Çocuklarını kampa göndermeyen veliler fişlenmiş olmayacak mı? Kamplardaki çocukların fiziksel dokunulmazlığını kim temin edecek? Evlatlarımızı kime emanet edeceğiz?
Yine yönetmelik kapsamında "Vaizlerin ÇEDES Protokolü kapsamında yapacakları çalışmaları, "Vaizlerin haftada beş defa müftülükçe belirlenen yerlerde yapması gereken görevleri" içerisinde değerlendirilmesini sağlar" denmektedir. Okullardaki "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni" yerine vaizin geçtiği bu etkinliğin amacı nedir? Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeninin veremediği hangi bilgi Diyanet İşleri Başkanlığı'na Bağlı vaiz tarafından verilecektir?
Her yanı aksak olan ve çocuklar üzerinde tahribata yol açacak bu projenin derinlemesine araştırılması ve üzerine düşünülmesi gerekmektedir. Uygulandığı illerde veli anketleri gerçekleştirilmemiş ve kimsenin tam olarak ne olduğunu bilmediği bu karanlık yoldan kötü kokular sızıyor. Biz CHPliler olarak bu kokuların bizi götüreceği noktalar konusunda sizleri daha önce uyarmıştık ve siz bizi dinlememiştiniz. Bu ülkenin ihtiyacı olan fikri hür ve vicdanı hür, liyakatli ve bilimsel donanımı yüksek, okullarından mezun olduğunda küresel iş pazarlarında rekabet edebilir gençlerdir.
Çedes ivedi olarak vazgeçilmelidir. Cumhuriyetimizin bir kuşağına yaptığınız gibi gelecek kuşaklarını da fişlemeyin ve kutuplaştırmayın.
AK Parti iktidarının 22 yıllık eğitim uygulamasının sonuçlarını bugün 30 yaş altı gençlerimize bakıp görebiliriz, gençlerde artan uyuşturucu kullanımı ve tavan yapmış suç oranı, en büyük hayali yurt dışına gitmek olan yüksek tahsilli gençler, tarikatlara peşkeş çekilmiş sınav soruları, matematikte eksi net yapan gençler, üniversite mezunu zincir market kariyerleri, okullarda artan cinsel suçlar...
Bizim istikbalimizi belirleyecek olan eğitim sistemimizin çıktıları işte bunlardır. Tüm bu uygulamaların mağduru gençlerimizi suçlayan iktidar çevreleri, sorunun kaynağının mimarı yarattığınız bu eğitim sistemidir.
Eğitim bu ülkenin geleceğini belirleyecek en hayati konudur. Eğitim kamusal bir görevdir. Çedes ile bu görevi yandaşlarınıza taşeron veremezsiniz. Devletin yapması gerekeni devlet yapmalıdır. Merdiven alti oluşumlari Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine sokarsanız gideceğimiz noktayı tahmin bile edemezsiniz.
Öğretmen Okulda, İmam Camide görevini anayasal çerçevede yapmalıdır.
İktidara ve tüm milletimize cumhuriyet aydını Falih Rıfkı Atay'ın şu sözlerini hatırlatmak istiyorum.
"Sekiz asırlık Endülüs'ü Afrika'dan akın akın gelen gerici medrese taassubu yıkmıştır. Yedi asırlık Osmanlı İmparatorluğu'nu, müspet ilimleri kapıdan sokmayan 17. asır sonrası medreseleri yıkmıştır."
Evlatlarımızın ihtiyaç duyduğu huzur, Güven, liyakat, barış ve kardeşlik Çedes ile sağlanamaz. Cumhuriyetin yeni yüzyılında eğitim pusulamız Anayasada da belirtildiği gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun ilkeleri olmalıdır.