Bursalı iş insanı Murat Bayizit'ten hükümete ''Bursa'' önerileri

Bursalı iş insanı Murat Bayizit'ten hükümete ''Bursa'' önerileri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bursa ziyareti öncesi iş insanı ve BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit, AK Parti Bursa milletvekillerine ve iktidar partisinin üst düzey yöneticilere ekonomik alanda bir takım önerilerde bulundu.

2022.07.01 21:10 - Son Güncellenme: 2022.07.01 21:18 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Bursalı iş insanı Murat Bayizit'ten hükümete ''Bursa'' önerileri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bursa ziyareti öncesi Bursalı iş insanı ve BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit sosyal medya hesabından ekonomik alanda birçok öneride bulundu.

Bayizit, önerilerini daha önce ülkeyi ve şehri yönetenlere sunduğunu, fakat dikkate alınmadığını da ifade ederek sitem etti.

İşte Bayizit'in sosyal medya hesabından yaptığı o paylaşım;

Bursa Siyasilerine Sesleniyorum!...

Bursa, yarın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı ağırlayacak. Bu vesile ile Bursa'nın iktidar partisi milletvekillerine ve parti yöneticilerine bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bir siyasi geçmişi olmayan ve güncel politika ile ilişkisi olmayan  Bursa'lı bir iş adamı kimliğim ile daha önce çok farklı mecralarda açıkladığım ve de ülkemizi/şehrimizi yönetenlere yazılı rapor olarak verdiğim ancak dikkate alınmayan/gözden kaçan bu önerimi bir de buradan açıklamayı uygun görüyorum. 

Bursa'nın toplam yüzölçümü 11.000 km2 dir. Bu alanın sadece %0,9 luk payı sanayi tarafından kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu oran %3-4 seviyelerindedir. Bunun yanısıra Bursa'nın 11.000 km2 lik yüzölçümünün yaklaşık %30 luk kısmı tarımsal üretim alanı olarak kullanılmaktadır. Miras yolu ile bölünmüş olan atıl arazilerle, mera statüsünde olup da kullanılmayan arazileri ve orman alanlarını da eklediğiniz de bu oran %50 yi geçmektedir. Binde 9 luk sanayi alanında yapılan üretimin ekonomiye katkısı %46 ilken, %30 luk tarım alanında yapılan üretimin ekonomiye katkısı ise sadece %7 dir. Yani Bursa bir tarım şehridir ama bu tarım şeklinin oluşturduğu ekonomi katma değeri yüksek bir ekonomi değildir. 

Dünya da ülkelerin olduğu gibi şehirlerin de bir kimliği vardır. Bursa özellikle 1950 li yıllardan itibaren sanayi kimliği kazanmış ve kimliğini son yıllarda daha baskın hale getirmiştir. Hatta biraz daha da ileri gidersek sanayi tarıma tercih edilmiştir. Rakamlara baktığınızda da bu konuda planlama yapanların rakamsal olarak haklı olduklarını görmekteyiz. Hal böyle iken tarıma tercih edilen sanayi, özellikle kırsal nüfusun tarım gibi emek yoğun ve düşük katma değerli işlerden ziyade sigortalı ve sabit maaşlı olması hasebiyle sanayii de işçi olarak çalışıp tarımı terketmesine sebep olmuştur. Terk edilen tarım arazileri de zaman içerisinde yine nispeten daha kolay ve daha çok getirisi olan ve ülkemizin maalesef makus kaderi haline gelmiş inşaat ekonomisine kurban gitmiştir çünkü büyüyen sanayi beraberinde getirdiği göç ile birlikte ihtiyacı olan konut açığını kapatması gerektiği gerçeği ile inşaat ekonomistlerinin ''haklı'' sebebi olmuştur. Yani kısacası son 60 yılda sanayileşme ile başlayan bu döngüsel ekonomi, tarımı kendi mecrasından uzaklaştırıp sadece zorunda olanlar tarafından yapılan bir iş olarak kalmasına sebep olmuştur. Sonuç olarak az alan kaplayarak yüksek kazanç getirdiği rakamlarla ortaya konan sanayi karşısında tarımın daha fazla alan kaplamasına rağmen getirisinin düşük olduğu gerçeği aslında bir sonuç değil mevcut durumun bir sebebidir. Bu durum, bugünlerde çok tartışılan sanayi bölgelerinin daha da büyümesi gerektiği konusunun 50 yıl önce başlatılan hesapsız planlamaların bize miras bıraktığı çok bilinmeyenli bir denklemdir. 

Bu saatten sonra Bursa'nın sanayi kimliğini tarıma çevirmek imkansızdır. Bunu yapmak hem çok zordur hem de iktisadi açıdan getirisi olmayacak bir çabadır. Zira kurulu alt ve üst yapı, iş gücü, sosyo-ekonomik göstergeler, mevcut sanayinin buradan itibaren daha planlı, daha çevre dostu, daha yeşil, daha orta-yüksek teknoloji ve daha katma değerli üretim öngören sanayi bölgeleri ile büyüyerek, şehrin içerisinde varolan karma karışık irili ufaklı küçük işletmelerin şehir dışında kurulacak bu bölgelere aktarılması ile şehrin daha ferah bir yapıya kavuşmasını sağlayacak mekansal bir planlamaya ihtiyacı olduğunu ortaya koymaktadır. 

Bu durum tespitinden sonra gelelim benim önerime... Öncelikle yapmamız birinci iş verimli 1.sınıf tarım arazilerini büyümesi olası bu sanayi bölgelerinden koruyarak mevcut %30-40 oranı en azından daha da azaltmamaktır. Buna ilaveten de tarımdaki üretim desenini düşük katma değerden orta ve yüksek katma değere çıkaracak ürün desenine geçmektir ki Bursa bu değişim ve dönüşüm için son derece uygun bir bölgedir. Zira mukayeseli üstünlükler teorisine göre bu evsafta siyah incir, kestane, deveci armudu, dağ çileği, kiraz, tıbbi aromatik bitki, üzümsü meyveler (ahududu,böğürtlen,yabanmersini) Bursa'nın karakter ürünleridir ve en yüksek tarımsal katma değere sahip ürünlerdir. Bizim %30 luk alanda ekonomiye sağladığımız % 7 lik katma değer aslında yapılacak birkaç değişiklik ile bir anda yüzde 15-20 kere çıkarılabilir. Bunun en iyi örneğini İzmir merkezli olarak Ege Bölgesinde görebilirsiniz. Yapılması gereken üretim miktarını, verimliliği arttırmak ve buna bağlı olarak birim başına düşen maliyeti azaltarak türev ürünlerle niteliği yükseltip ihracat odaklı gelire dönmektir. Şunu da hatırlatmak da fayda görüyorum ki %47 lik ekonomi katkısı olduğu söylenen sanayinin hammadde ithalatını, çevre tahribatını, kırsalın demografik yapısına verdiği zararı hesap ettiğimiz de %15 lik katkısı olacak tarım üretiminin sosyal çarpan etkisi ile ekonomiye hiç hesap edilmeyen çok fazla pozitif başka etkilerinin olduğu da bşr gerçektir. 

Buradan hareketle diyorum ki;

Uludağ bölgesi; başta kestane, dağ çileği, kiraz, ahududu, böğürtlen, maviyemiş-yabanmersini, tıbbi aromatik bitkiler üretimi için eşsiz nitelikte bir alandır. Bu alan sanayiye elverişsiz ama sanayi ve inşaat ekonomisinden kazananların tahribatına son derece ''elverişli'' bir alandır. 60 yıllarda yapılan ve bugün içinden çıkamadığınız bu bilmecenin farklı bir versiyonu ile bizim çocuklarımızın uğraşmasını istemiyorsak, bu şehrin ana karakteri olan yüksek katma değerli tarım üretimini sağlıklı bir yapıya ulaştırmak istiyorsak, sanayicinin biz sizden daha çok ekonomiye katkı sağlıyoruz gibi sadece rakamlar üzerinden materyalist konuşmalarına maruz kalmak istemiyorsak ULUDAĞ BÖLGESİNİ (eteklerindeki köyleri ile birlikte) Türkiye'de ilk defa olacak şekilde NİTELİKLİ TARIMSAL ÜRETİM ALANI ilan ediniz. Böylelikle;
 • 50.000 ton yüksek katma değerli tarımsal üretim hedefi ile direkt kırsal alanda 250 milyon dolar ilave tarımsal hasıla
 • Bu ürünlerin işlenmesi ile ortaya çıkacak yaklaşık 500 milyon dolar ilave ihracat 
 • Bütün bu hedeflere giden yolda oluşacak istihdam kapasitesi ile kırsala dönüş ve kırsalın refahını şehrin konforundan daha da yüksek bir seviyeye çıkartma 
 • 21. Yüzyılın mottosu ''GIDA EGEMENLİĞİ''  hedefinde sürdürülebilir başarı 
 • Toplum sağlığı çerçevesinden bakıldığında sanayi de ortaya çıkan tahribatın ülkenin sağlık giderlerine yükleyeceği ilave yükten kurtulma
 • Romantik tarım hevesi ile kurulan anlamsız hobi bahçeleri yerine toprağı ve havayı tüketen değil toplumu ölçekli üretime sevkederek kişi başı geliri arttırma
 • Toplumda son derece karşılığı olan tarımsal üretim hevesini daha organize ve sürdürülebilir kılmak amacıyla oluşturulabilecek girişim sermaye fonları ile atıl sermayenin tarımsal üretim döngüsüne sokulması
 • Hiç şüphesiz tarımsal üretimden nüfus problemleri ve iklim değişikliği  yüzünden hızla uzaklaşmakta olan Avrupa ülkelerine sadece ürün değil ortaya çıkacak fonlar üzerinden yapılacak yatırım ihracatı  
 • Ve son olarak payitaht şehri, tarihin en eski ziraat okuluna sahip, toprağından bereket fışkıran bu ata mirası topraklara hak ettiği değeri kirleterek değil bereketlendirerek verme şansına sahip olabiliriz. 

Bunun için yapılması gereken ise çok basit;  hiç değilse bu konuda siyaset üstü düşünüp, bu sefer liyakat ve ehliyet gözeterek, partilerin gençlik kollarında ve siyaset arenasında değil ama kendi işinde en iyisi olmak için aynı zamanı ve çabayı harcamış yerli ve milli insanların da bu şehre/ülkeye vereceği bir şeyleri olduğunu unutmamaktır. Şair ne güzel söylemiş;

Harabat ehlini hor görme zakir,
Defineye malik viraneler var.

Yukarıda yazılanların tamamı çok kısa bir sürede hayata geçirilebilecek hatta bir kısmının çalışması yapılmış ve başarılı olduğu görülmüş planlardır. Ortak akıl üslubu ile liyakat esasına göre yapılacak organizasyon ve siyasi otoritenin güven ve desteği ile Bursa 10 yılda bambaşka bir tarımsal başarı hikayesi yazabilir. Bu hikayenin yazılacağı yer ise ULUDAĞ ve etekleridir. 

Dünyanın hızla ulusallaşma ve emtia milliyetçiliği kimliğine büründüğü bu dönemde milli güvenliğimizi savunma sanayiimize yaptığımız gibi tarıma da yatırım yaparak güçlendirebiliriz. Unutmamalıyız ki TARIM

SADECE BİR ÜRETİM DEĞİL MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2022.07.01 21:10 - Son Güncellenme: 2022.07.01 21:18 - HABER MERKEZİ
A