Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde "Türkiye'nin Geleceği" konuşuldu

Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde "Türkiye'nin Geleceği" konuşuldu

Başbakanlık Hazine Müsteşarı Osman Çelik, "Şu anda üst fonlara kaynak aktarma, startup'ları destekleme, melek yatırımcılara yeni alan açma ve bunların ihtiyaç duyduğu mevzuat düzenlemeleri noktasında da hakikaten ciddi bir mevzuat altyapısı oluşmuş durumda. Artık biz firmalarımızın da bu alana girmesini, yatırımcılığı, startup'ları destekleme noktasında gayret göstermelerini bekliyoruz." dedi. 

2018.03.23 17:28 - Son Güncellenme: 2018.03.23 18:05 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde "Türkiye'nin Geleceği" konuşuldu

Çelik, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde, BNP Paribas Cardif Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Cemal Kişmir'in moderatörlüğünü yaptığı "Türkiye'nin Geleceği" konulu oturumda, Türkiye ekonomisinin 2000'li yılların başından itibaren gerçekleştirdiği reformlarla aslında önemli bir yol katettiğini söyledi. 

Türkiye'nin artık daha rekabetçi, yüksek katma değer oluşturan ve yenilikçi bir ekonomiye geçme ihtiyacı olduğunu vurgulayan Çelik, "Bunu yaparken de güçlü, sürdürülebilir ve istikrarlı bir zeminin tesis edilmesi çok çok önemli." diye konuştu. 

Çelik, söz konusu zeminin sağlanmasında Hazine olarak ilk 3 sıraya yerleştirdikleri hususların bulunduğunu anlatarak, bunların da tasarrufların artırılması, finansmana erişim ve girişimciliğin desteklenmesi olduğunu aktardı. 

-"Yeni istihdam alanları oluşturmamız lazım" 

Tasarrufların artırılması konusunda, Türkiye'nin genç bir nüfusa sahip olduğunun altını çizen Çelik, şunları kaydetti:

"Bunlara yeni istihdam alanları oluşturmamız lazım. Ancak iş tasarruflarımız yetersiz. Gelişmekte olan Asya ülkelerinde ortalama tasarruf oranı yüzde 40'lar civarında. Bizde 25'ler oranında ama hala çok yetersiz. Biz bu yeni istihdam alanlarını oluşturmak adına ister istemez yabancı kaynağa ihtiyaç duyuyoruz ama tasarruflarımızı artırmadan bu kalıcı, istikrarlı büyümeyi sürdürmemiz mümkün değil. Bu çerçevede Hazine Müsteşarlığı olarak bir dizi çalışmamız var. Bunlardan bir tanesi, sigortacılık sektörünü ilgilendiriyor. Birincisi, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES). Şu an biz BES ile beraber tasarrufları artırmayı ve emeklilik sistemini güçlendirmeyi planlıyoruz." 

Çelik, bugün itibarıyla BES'e katılımcı sayısının 7 milyon kişiye, fon büyüklüğünün de kamu payı, devlet katkısı dahil 80 milyara ulaşmış durumda olduğunu bildirdi.

Otomatik katılım sistemini geçen yıl devreye aldıklarını ve orada da ciddi bir hareketlenmenin bulunduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

"Bu, toplam tutarın yarısı kadar 3 milyonun üzerinde yeni katılımcı sisteme girdi. Bunun da kalıcı olarak devam etmesine yönelik olarak bu süre içinde gördüğümüz eksiklikleri gidermek üzere de yeni mevzuat değişikliklerimiz Mecliste. Onlar da sonuçlanacak. Bireysel katılım sisteminin, emeklilik sisteminin tasarruflarımızı artırmakta önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanı sıra yine sigortacılık sektörünü geliştirmeye yönelik olarak geçen yıl faiz hassasiyeti olan vatandaşlarımıza katılım sigortacılığının kapısını açtık. Bu yeni bir alan. Son 1 yıl içinde daha çok yeni olmasına rağmen çok hızlı bir gelişim sergilediğini görüyoruz. Beraberinde konut, çeyiz hesabı gibi tasarruflara destek verecek olan uygulamalarla da tasarruf sistemimizin gelişmesini önemsiyoruz." 

Çelik, tasarrufun gelişmesinin yanı sıra Hazinenin kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının da çok önemli olduğunu belirtti. 

- Tek Hazine hesabı uygulaması 

Bu kapsamda yakın zamanda Mecliste sonuçlanan tek Hazine hesabını uygulamaya aldıklarını bildiren Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Genel yapısı şudur; Hazine müsteşarlığı ve kamunun finansmanını sağlar, borçlanma ihtiyacını karşılar. Bunun yanı sıra genel bütçeli kuruluşlarla birlikte özel bütçeli kuruluşların da kaynakları var ve bunların bir kısmı atıl bir şekilde duruyor. Biz bu tek Hazine hesabıyla kamunun bütün borçlarını ve alacaklarını, ödemelerini bir hesapta toplayıp buradan gerçekleştirmeyi planladık. Burada da Hazinenin imkanlarını artırmak, önümüzdeki dönemde borçlanma ihtiyacını ve borçlanma maliyetlerini de aşağı çekmeyi hedefliyoruz. Borçlanmada araç çeşitliliğini artırarak yeni piyasalara girme ana hedefimiz. Bu borçlanmada araç çeşitliliğinde geçtiğimiz yıl ilk defa uygulamaya koyduğumuz altına dayalı kira sertifikası uygulamamız var. Önümüzdeki hafta ikinci ihraca başlıyoruz." 

- 2 bin 200 ton altın yastık altında 

Altına dayalı kira sertifikası uygulamasının dünyada bir örneğinin bulunmadığını kaydeden Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Çok yeni bir uygulama. Yastık altında farklı hesaplamalar var... Ama en muhafazakar hesaplama 2 bin 200 ton altının yastık altında olduğu. Bunun rakamsal değeri 100 milyar dolar. Bu tabii ki bir, iki ihraç ile gerçekleştirilebilecek bir süreç değil. Teknik olarak zaten mümkün değil. Dolayısıyla  bu altın tahvil ve altına dayalı kira sertifikası uygulamalarımızla da zaman içinde bu yastık altındaki altın kaynakları ekonomiye kazandırma noktasında çalışmalarımız mevcut. Borçlanma arayışlarının çeşitliliği ile ilgili söyleyebileceğim, bildiğiniz gibi biz Hazine müsteşarlığı olarak geçtiğimiz yıl yen cinsinden bir borçlanma gerçekleştirdik. Japon piyasalarına girdik. Bu sene panda piyasalarına Çin piyasasından Yuan cinsi borçlanma noktasında bir çalışmamız var. Burada da borçlanma araçlarımızı ve borçlanma piyasalarımızı çeşitlenmeyi hedefliyoruz." 

Hazine Müsteşarı Osman Çelik, finansmana erişim konusunun da kendileri için çok önemli bir husus olduğunu, bunda da önemli uygulamaları hayata geçirdiklerini dile getirdi. 

Çelik, Hazine olarak şu an yeni bir alacak sigortası uygulaması üzerinde çalıştıklarını, bunun da çok önemli olduğunu düşündüğünü aktardı. 

- Yeni yatırımcı ve girişimcilere desteğe devam 

Girişimcilik noktasında da gelecek dönemde yine yeni çalışmaların olacağının altını çizen Çelik, şöyle devam etti:

"Bizim şu anda üst fonlara kaynak aktarma, startup'ları destekleme, melek yatırımcılara yeni alan açma ve bunların ihtiyaç duyduğu mevzuat düzenlemeleri noktasında da hakikaten ciddi bir mevzuat altyapısı oluşmuş durumda.  Artık biz firmalarımızın da bu alana girmesini, yatırımcılığı, startup'ları destekleme noktasında gayret göstermelerini bekliyoruz. Biz Hazine olarak üst fonlara kaynak aktarabildiğimiz gibi artık alt fonlara da kaynak aktarma imkanımız var. Onun için somut öneriler, taleplere her zaman için açığız. Yeni yatırımcıları, girişimcilerimizi desteklemeye devam edeceğiz." 

Osman Çelik, "Lider kuruluşlarımızın bu heyecanını görünce bizde de heyecan oluşuyor. Benim özel sektörden, reel sektörden, finans sektöründen beklentim ve talebim şu; bizi zorlayın, kamuyu zorlayın. Talepte bulunun ve bu taleplerinizin de karşılığını, yerine getirilip getirilmediğini takip edin. Ben Hazine Müsteşarı olarak, Hazine Müsteşarlığını ilgilendiren her konudaki talebinizi sektörünüzü geliştirecek, büyütecek, genişletecek, dünyada rekabette önünüzü açacak her konuda yanınızda olduğumuzu söylemek istiyorum. Bu konuda her hangi bir tıkanma söz konusu olduğunda da çok rahatlıkla beni arayabilirsiniz." diyerek sözlerini tamamladı. 

Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, şirketin medya sektöründe faaliyet gösteren paylarının tamamının satışı ve devrine ilişkin, "Medya sektörü de artık zor günlerden geçiyor, dünyaya baktığınız zaman. Doğru zaman olduğuna karar verdik ve mutluyuz kararımızdan. Bundan sonra farklı sektörlere bakmaya, büyümeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz." dedi.

Faralyalı, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde, BNP Paribas Cardif Türkiye Üst Yöneticisi Cemal Kişmir moderatörlüğündeki "Türkiye'nin Geleceği" konulu panelde yaptığı konuşmada, Doğan Grubu'nun medya sektöründen çıkmasının önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Gelecek sene Doğan Grubu'nun 60. yılını kutlayacaklarını belirten Faralyalı, "Grubumuz, Türkiye ile büyüdü ve gelişti. Birçok farklı sektörde faaliyet gösterdik. Bankacılıktan sigortacılığa, turizmden perakendeye kadar birçok sektörde var olduk. Bunun önemli bir ayağı medyaydı." diye konuştu.

Neredeyse 40 senelik bir medya tecrübesi biriktirdiklerini aktaran Faralyalı, şunları kaydetti:

"Medya, sosyal sorumluluğu yüksek bir sektör. Biz, grup, çalışanlar, aile olarak her zaman bu sosyal sorumluluğun bilincinde ve farkında, sektörün evrensel standartlara uygun, her zaman ülke sevgisini her şeyin üstünde tutarak işimizi yapmaya devam ettik ve sektöre birçok öncülük getirdik. Medya sektörü de artık zor günlerden geçiyor, dünyaya baktığınız zaman. Doğru zaman olduğuna karar verdik ve mutluyuz kararımızdan. Bundan sonra farklı sektörlere bakmaya, büyümeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz."

Faralyalı, teknolojinin çok hızlı geliştiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Yapay zeka, robotlar, hayatımızı çok etkileyecek. 2030 yılında bugünkü iş gücünün yüzde 15'inin olmaması bekleniyor. Bu gelişme, Türkiye için de hem fırsat hem de tehditler getiriyor. Ekonomi ve ticaretin ağırlığının değişmesi de diğer önemli gelişme. Dünya nüfusunun üçte biri Çin ve Hindistan. Önümüzdeki dönemde dünya üretimin yüzde 45-50'si Japonya ve Kore'yi de koyduğumuzda buralardan gelecek. Bunu gören Çin, raylı bir tren sistemiyle Asya'yı Avrupa'ya bağlıyor. Aslında Amerika'nın denizlerde sahip olduğu kuvveti karada sağlamaya çalışıyor. Bu, Türkiye için önemli bir fırsat. Çünkü 21 trilyon dolarlık bir yatırım. Bunun 1 trilyon doları da Bakü-Kars-Tiflis yolundan geçecek. Bunun Türkiye'ye getireceği önemli şeyler olacak. Türkiye, jeopolitik pozisyonu, genç nüfusuyla önü açık ve çok önemli fırsatları var."

- "Saatte 11 milyar kilowatt üretim"

Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih, üretimlerinin Türkiye'deki kurulu gücün bin 620 megawattına tekabül ettiğini söyledi.

Bu rakamın ülkedeki toplam kurulu gücün 1,9'una tekabul ettiğini anlatan Garih, "Dağıtımda da çok yol aldık. Bu servisleri, Afrika'da, Ortadoğu'da da verebiliriz. Biz, Meram bölgesinin dağıtımını üstlendik. Bu bölge, 6 ilden oluşuyor ve Türkiye'nin yüzölçümü olarak yüzde 10'u. Burada enerji dağıtımını biz yapıyoruz ve 2 milyona yakın abonemiz var. Mühendislerimiz, çok üstün performansla bir metodoloji yakaladılar ve kayıp kaçak oranını 9'lardan 5,7'ye çektiler. Bu, gerçekten büyük bir başarı." yorumunu yaptı.

- "Türkiye'deki tekstil yan sanayi çok güçlü"

Tay Group Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Toprak, fason üretim gibi görünse de şu andaki tekstil ihracatçılarının kendi tasarımlarını yaptıklarını, lojistik sağladıklarını ve inovasyon teknolojilerini kullanarak ortaya çıkardıkları ürünü pazarladıklarını belirtti.

Tekstilin Türkiye'nin vazgeçemeyeceği önemli bir sektör olduğunu vurgulayan Toprak, "Türkiye'deki tekstil yan sanayi çok güçlü. Bir tasarımcı, bir mal üretmek istediğinde akşama kadar onun hammaddesini tedarik edebilir ve onu dikip tezgahına koyabilir. Bu, çok büyük bir güçtür. Böyle bir güç, Türkiye dışında hiçbir ülkede yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Toprak, 2010'da yurt dışında ilk yatırımı Mısır'da yaptıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bunun sebebi, Amerika ile Mısır arasında serbest ticaret anlaşmasının olması. Bizde Amerika'ya giden mal, yüzde 18-35 arasında bir gümrük vergisine tabi. Biz de Mısır'a gittik ve ihracata devam ettik. Mısır'da belli dalgalanmalar, siyasi olaylar oldu. Şu anda biraz daha stabil durumda. 2017 itibarıyla 50 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu yıl Türkiye'de yaptığımız ihracat da 100 milyon doların üstünde. Tekstilde 4-5 yıl önce Cezayir'de entegre bir yatırım yaptık. Hammadde geliyor bitmiş konfeksiyon olarak çıkıyor. Bu büyük bir projedir ve 360 bin metrekare kapalı alanda 10 bine yakın insanın çalıştığı büyük bir komplekstir."

Sırbistan'da da yatırım kararı aldıklarını aktaran Toprak, buradan Rusya kapısını vergisiz açmayı ve Avrupa pazarı içinde daha etkin yer almayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

- "Mağazada mobil ödeme dönemi"

Migros Üst Yöneticisi Özgür Tort, perakende sektörünün Gayri Safi Milli Hasılasının ikinci bölümünü oluşturan çok kıymetli bir sektör olduğunu söyledi.

Perakendenin istihdam konusunda tarım ve sanayiden sonra 3. sırada büyüklüğe sahip olduğunu kaydeden Tort, "Temel projeler anlamında temsil söz konusu değil ama büyüklük olarak ortaya çıkardığı iş hacmi önemli boyutta." dedi. 

Sektörde elektronik ve fiziki ticaretin iç içe olduğu modelin en doğrusu olduğuna değinen Tort, "Dünyanın her yerinde fiziki mağazalar, çok ciddi bir dijital transformasyondan geçiyor. Yaklaşık 8 senedir kasiyersiz kasayı hiçbir sorun yaşamadan çalıştırıyoruz. Çok yakın zamanda mobil ödemeyi mağaza içinde gerçekleştirmekten bahsedeceğiz. Şu anda bütün altyapısını tamamladık. İnternette zaten mobil ödeme, yeni bir şey değil. Mağazada, basit bir şekide kendi uygulamanızdan ödeme yapıp çıkmaktan bahsediyoruz." ifadesini kullandı.

"Büyüme trendini hiç kesmeden sürdürmeliyiz"

Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir de, dünya ekonomisinin iyi bir yere doğru gittiğini, Türkiye'nin de gerekli tedbirleri alarak buna ayak uydurabileceğini belirtti ve ekledi:

"Dünya büyüyor, biz de büyüyoruz. Bu büyüme trendini hiç kesmeden sürdürmeliyiz. 2016'da küçülmeyi beklerken bir baktık Türkiye ekonomisi yüzde 4 büyüdü. 2017'de yüzde 7 gibi bir büyüme oranı yakaladık. 2018'de de bu büyüme devam edecek ve tek rakamlı enflasyona düşebileceğimize inanıyorum. Birçok seçim olmasına rağmen, disiplini bırakmadan bugüne geldik bundan sonra da böyle devam etmeliyiz."

"Üretim kadar finansman da önemli"

Özdemir, dünyada havaalanı işletmeciliğinde yap işlet devret modelini dünyada en iyi uygulayan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, "Sabiha Gökçen Havalimanı'nı rekor sürede 18 ayda bitirdik. Üçüncü havalimanında beş Türk firma bir araya gelerek, altyapıda başarılı olmanın önemli olduğunu gördük. 1915 Çanakkale Köprüsü'nde de iki Türk firması ve iki Kore firması bir araya gelerek konsorsiyum kurduk, ihaleye girdik ve kazandık. Üç milyar Euro tutuyor projenin tamamı. Burada bunun yapılması kadar finansmanın nasıl çözüleceği de önemliydi. Kore'den, Kuveyt'ten, Çin'den, Hollanda'dan para getirdik, islami kuruluşlardan para topladık" diye ekledi.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2018.03.23 17:28 - Son Güncellenme: 2018.03.23 18:05 - HABER MERKEZİ
A