Bursa Tabip Odası'ndan 'Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Sağlık' paneli
Bursa Tabip Odası tarafından düzenlenen 'Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Sağlık' paneli, Bursa Akademik Odalar Birliğinde gerçekleştiriliyor.
2023.03.11 14:13 - Son Güncellenme: 2023.03.11 16:30 - Bursa Bölge - HÜSEYİN İZCİ
İLGİLİ VİDEO
Bursa Tabip Odası'ndan 'Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Sağlık' paneli
SİMLANUR İNCE - HÜSEYİN İZCİ / BURSADA BUGÜN
Bursa Tabip Odası tarafından düzenlenen, Bursa Akademik Odalar Birliğinde gerçekleştirilen 'Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Sağlık' konulu panele, Dr. Güzide Elitez'in oturum başkanlığıyla, Prof. Dr. Kayıhan Pala, Dr. Bayazıt İlhan ve Dr. Eriş Bilaloğlu konuşmacı olarak katılıyor.
Konuşmacılardan Prof. Dr. Kayıhan Pala, "Nasıl bir sağlık sistemi?" üzerine, Dr. Eriş Bilaloğlu, "Nasıl bir meslek örgütü?" , Dr. Bayazıt İlhan, "Şehir hastaneleri ne olacak" üzerine konuşacak.

"TÜRKİYE'DE NASIL BİR SAĞLIK SİSTEMİ OLMALI"
Türkiye'de nasıl bir sağlık sistemi olması gerektiğine ve sağlık sisteminin sorunlarına değinen Halk Sağlığı Uzmanı Kayıhan Pala, şu şekilde konuştu: "İç sorunlardan söz etmeyeceğim. Artık herkes sorunlarda üç aşağı beş yukarı aynı noktada. Ama nasıl bir sağlık sistemi olmalı konusunda bir çerçeve çizmeye çalışacağım. Katılmadığınız bölümler olabilir, zenginleştirmek istediğiniz ürünler olabilir. Şimdi ilk olarak şuradan başlayalım. 1920'lerde Mustafa Kemal'in meclisteki bir konuşmasında dile getirdiği sağlık sistemine ilişkin bir çerçeve var. Diyor ki biz öyle bir sağlık sistemine sahip olmalıyız ki daha yeni cumhuriyet kuruluyor. Sağlığı korumamız lazım. Bugün içinde bulunduğumuz en önemlisi şu andaki sistem, sağlığı korumaya değil. Sistem, bırakalım, hastalansın, hastalandıktan sonra da sağlık alanında bir sermaye birikimi ve kartimizasyonu alanı biçimine çevirelim. Bundan da para kazanalım meselesine dönüşmüş durumda. Temel açmazımız bu. Dolayısıyla belki de sağlık alanındaki temel perspektifin aslında sağlığı korumaya tekrar dönmek olduğunu buradan söylemek lazım. Dolayısıyla bir yeni sağlık sisteminden söz ediyorsak, Dünya Sağlık Örgütü bunun hangi bileşenlerden oluşması gerektiğini söylüyor. Bir kere bizim ihtiyaç duyduğumuz sağlık sisteminin kamu ağırlıklı bir sağlık sistemi olması lazım. Şimdi biz bunu konuşurken zaten sistem kamu ağırlıklı. Örneğin Türkiye'deki hastane yataklarının yüzde 80'i kamu hastanelerinde ancak yüzde 20'nin biraz üstünde özel sektörde. Niye böyle söylüyorsunuz? Denebilir. Bunu şunun için söylüyorum. Kamu ağırlığı dediğimiz zaman kamusal bir hizmet sunumundan söz etmemiz gerekir. Artık kamu yalnızca sahiplik üzerinden tanımlanan bir şey değil. Örneğin devlet hastanesi yatakları ve üniversite hastanesi yatakları, toplam yatakları içerisinde. Yüzde 80'e yakın ama orada sunulan hizmetlerin büyük bir bölümü halen kamu tarafından sunulabiliyor değil mi?"

"HER İKİ SEKTÖRDE VERİMLİ ÇALIŞABİLİR"
Devamında Pala şöyle devam etti, "İlk konuşmamız gereken şey öyle bir sistem kurmalıyız ki kamunun olduğu bir sistem olmalı. Ve bu sistemin şöyle bir özelliği olmalı. Kamu her basamakta etkili olmalı. Çünkü hepimizin şöyle tartışmalar var. Örneğin kamu birinci basamakta etkili olsun ama ikinci ve üçüncü basamağa özel sektöre bıraksın diye düşünenler de var. Buna bir miktar tırnak içinde Amerika da diyebiliriz. Amerikalılarda bu böyle çok yaygın bir yaklaşımdır. Sanki kamu iyi tedavi edici hizmet sunamazmış gibi. Oysa elimizdeki kanıtlar, merak edenler de bunu uzun uzun tartışabiliriz. Verimlilik tartışması söz konusu olduğunda kamuyla özel sektör arasında ciddi bir fark olmadığını her iki sektörün eğer istenirse verimli çalışabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla bir üçüncü özellik ise belge. En başta bunu söylemek gerekir ama bu iki nokta olmadan pek anlam taşınmıyor. Bir yurttaş sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunda önüne hiçbir engel çıkartılmadan o hizmete erişebilmek. 3 tür engel çıkartılıyor. Bir gücü yetmemek. Yani para olmaması, sigorta olmaması. İkincisi, ulaşacağı sağlık kuruluşunun fiziksel olarak uzakta olması. Üçüncüsü de bazı bekleme süreleri denilen bizde daha çok randevu almakla ilgili sorun olarak tanımlandığında daha iyi anlaşılan bu bir kamuda özellikle birikme olmasıdır."
"ÇOK FAZLA EŞİTSİZLİK VAR"
Sağlık alanındaki eşitsizliklere değinen Pala, "Gerçekten çok fazla eşitsizlik var. Hem sağlık alanına özgü göstergelerle, hem sağlık çıktılarında sınıflar arası, iller arası, mahalleler arası, cinsiyetler arası, çok fazla değişken var. O zaman bizim bu farklılıkları ortadan kaldıracak bir mekanizma üretmemiz lazım. Bursa'da yaşayanlar açısından söyleyeyim. Biliyorsunuz yaklaşık on beş yıldır, yirmi yıldır söylüyoruz. Örneğin Bursa. Türkiye'nin nüfus açısından dördüncü büyük kenti olmasına rağmen yoğun bakım yatakları söz konusu olduğunda en kötü performansa sahip illerinden bir tanesidir hâlâ. Örneğin ben bu hafta iki hasta için üç gün boyunca bir yol. yatağı bulmak için uğraşanlardan biriyim. Muhtemelen içimizde bütün meslektaşlarımızın böyle bir problemi var. Nüfusuna göre yoğun bakım yatağı söz konusu olduğunda hâlâ çok geride olan bir ilden söz ediyoruz. Peki niye böyle? Niye bu eşitsizlik. bunları tartışarak bu eşitsizlikleri giderecek bir perspektifle konuya bakmak lazım" dedi.
"EŞİT, ÜCRETSİZ, ERİŞEBİLİR BİR SAĞLIK SİSTEMİNDEN SÖZ EDECEĞİZ"
Pala, "Eğer nitelik yok ise siz ona sağlık hizmeti diyemezsiniz. Sağlık hizmetini nasıl velireceği bellidir. Hizmetin bir bölümünü vermiyorsanız, eksik veriyorsanız, yanlış veriyorsanız o aslında sağlık hizmeti değil. O zaman bunu hiçbir zaman birbirinden ayıramayız. Nitelikli olmak koşuluyla eşit, ücretsiz, erişilebilir bir sağlık sisteminden söz edeceğiz. Burada sağlık hakkı kavramından bakıyorsak o zaman sistemin temel hedeflerinin şurada buluşması lazım. Önce hastalıkları önlememiz lazım. Sonra sağlığı korumamız lazım. Sonra da sağlığı geliştirmemiz lazım. Burada biz tıbbiyenin birinci sınıfıntan itibaren öğrendiğimiz, bugün de öğrencilere öğrettiğimiz iki temel hedefimize odaklanalım" şeklinde konuştu.
"SAĞLIĞI KORUYACAĞIZ VE GELİŞTİRECEĞİZ"
Pala, "Bir, insanların tamamının daha uzun yaşamasını sağlamaya çalışıyoruz. Iki, bu uzun yaşam içerisinde sağlıklı geçen zaman dilimini de uzatmaya çalışıyoruz. Yani seksen yıl yaşamış ama son yirmi yıl yatağa bağlı kalmış birisi bizim için sistemlik bir hedef değil. Hem uzun yaşayacak hem de sağlıklı geçirdiği süre uzayacak. O zaman bırakalım hastalansın. Tedavi etmek yerine hastalığı önleyeceğiz, sağlığı koruyacağız ve sağlığı geliştireceğiz. Hedefleri yerine getirecek bir sağlık sistemi için uğraşmıyorsak o zaman sağlık hakkı konusunda da samimi olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Peki bunları nasıl yapacağız? Uzun uzun tartışmaya gerek yok. Bu artık kanıtlanmış. Sizin sağlık sisteminizin birinci basamak sağlık hizmetlerine odaklanmış olması gerekir" ifadelerini kullandı.
"ŞEHİR HASTANELERİ NE OLACAK?"
Göz hastalıkları uzmanı Dr. Bayazıt İlhan, mevcut şehir hastaneleri, ve yapılması planlanan şehir hastaneleri üzerine şu şekilde konuştu: "Şehir hastaneleri meselesi hepinizin aslında çok hakim olduğu bir mesele, bu noktaya nasıl gelindiğini Bursa Tabip Odası çok yakından biliyor. Bu işin arka planına uluslararası örneklerini defalarca çalıştık ve anlatmaya çalıştık. burada gördüğünüz slayt. eee Sağlık Bakanı'nın en son 2023 yılı görüşmelerinde 4 tane şehir hastanesi var. Bunların yatak kapasiteleri 475'ten Ankara'dakiler gibi 4 bin 50'ye kadar değişiyor. Devam eden ve ihalesi yapılmış yapımına başlanmış. Yapımı devam eden 4 tane daha şehir hastanesi var. Bunlar Gaziantep, İzmir, Kocaeli ve Kütahya. Şehir hastaneleri sizin de çok yakından takip ettiğiniz kamu özel işbirliği denilen finansman nedeniyle yapılan hastaneler. Son yıllarda bu şehir hastanesi kavramında biraz bulanıklığa da sebep olan bir de genel bütçeden finanse edilen şehir hastaneleri diye bir kavram da ortaya attılar. Şu ana kadar açılmış olan 6 tane hastaneye de şehir hastanesi diyorlar ama bunlar aslında devlet hastanesi. Benim hatırladığım Balıkesir Devlet Hastanesi'nin adını değiştirip şehir hastanesi yaparak başladılar bu sürece" diye konuştu.

Dr. Eriş Bellioğlu, "Nasıl bir meslek örgütü olmalı?"konusuna değinecek.
Ardından Dr. İlhan şu şekilde konuştu: "Aslında özel işbirliği modeliyle yapılması planlanan hastanelerde 2019 yılında genel bütçeden yapılmasına karar verildi. Neler bunlar? Işte Aydın, Samsun, Antalya, Denizli, Ordu, Sakarya ve Şanlıurfa şehir hastaneleri olarak sıralanmış. İhale ve projesi devam eden diye Bakanlığın tanıttığı 5 tane daha şehir hastanesi var. İçerisinde Trabzon, İstanbul Sancaktepe ve Diyarbakır Şehir Hastaneleri de benim hatırladığım. Kamu Özel İşbirliği diye yapılacak hastaneler içerisindeydi. Toplam 10 tane hastane 2019 yılında Kamu Özel İşbirliği modelinden alındı ve genel bütçeden yapılmasına karar verildi."
